şükela:  tümü | bugün
  • fransızca...bizim müziğimiz
  • dante'nin inferno'undan esinlenerek filmi üç bölüme ayirmis godard: cehennem, araf ve cennet. savas görüntüleri montajlarindan, otobiyografik arsiv görüntülerine kadar birçok farkli seyi harmanlayarak, fiction ve non-fiction karisimi enteresan bir filme imza atmis sonra da.
  • bi o kadar eskisi kadar godard ve bir o kadar da eskisi kadar godard olmayan bir film, cennet bolumunu inceleyisi cok guzel. bir kac gun pesinizi birakmayip dusundurtecek bir film...

    --- spoiler ---
    oyuncu kizlardan birinin soyledigine gore basta senaryoya gore 2. kiz intihar ediyormus, oldurulmuyormus.
    --- spoiler ---
  • yirmidördüncü uluslararası istanbul film festivali'nde mayınlı bölge kuşağında izleyiciyle buluşacak godard'ın yenisi.

    "dante’nin ilahi komedya’sina öykünerek cehennem (savaşa dair imgeler), araf (günümüz saraybosna’si) ve cennet (amerikan askerlerinin koruduğu bir sahil) adlarinda üç “krallik” bölümünden oluşan müziğimiz, insanlığın topyekûn yok olma ve yeniden iyileşme döngüsünü sorgulayan godard'ın sinema, edebiyat, felsefe ve ahlâk yoluyla çağdaşlığı itham eden bir makale-şiiri."

    ---- iksv ----
  • her bir sözcüğünün kaydedilmesi,hatta mümkünse kağıt kalemle izlenmesi gereken film.
    ayrıca iki noktası ayrı bir his vermiştir. ilki 'bir türk başbakanı minareleri süngüye benzetmişti.' deyişi ropörtajcı kızın, ikincisiyse yol kenarındaki afişteki mustafa sandal adı. bu olay mustafa sandalın hayatı boyunca alabileceği en büyük ödül olmuştur. ama muhtemelen kendisi farkında bile değildir. ayrıca çok da büyük alay tepkilerine maruz kalmıştır en azından onu bilen izleyicilerin zihninde.
  • ''hayat vardır.ölümse yok''
  • film çıkışı çok yaşlı bir kadın cep telefonuyla tanrıyı arıyor:
    "tanrım, bu büyük yönetmenler yaşlandıklarında kendilerini tanrı zannediyorlar"
  • uc bolumden olusan godard filmi. filmi izlerken kalem kagit alip replikleri not etme istegi uyandiriyor. festivalde "weekend" filminden sonra gosterilince arkadaslar arasi konusmalarda "seneler gecmis ama godard durusundan hic bir sey kaybetmemis." dedirten film.
  • (bkz: ecinniler)
    (bkz: başkaldıran insan)
    ` :camus`
  • insan yedisinde neyse yetmişinde de odur ya, bu adam gençliğinde de kadrajmış, kesmeymiş, devamlılıkmış; dinlemez dinamitlerdi. bu yaşa gelmiş ve hala bildiğinden vaz geçmemiş, hala en temel (bilinen) sinema kurallarını eğip büküyor. ve evet, şimdi de tıpkı gençliğindeki gibi hayatla çok derdi var, ununu eleyip eleğini asmamış büyük usta. galiba bu bazılarını diğerlerinden ayıran şeylerden birisi.

    ilk bölüm son derece sert bir belgesel, ikinci bölüm sözün görüntünün ötesine geçtiği, filmden çok metin, varoluşa değgin. üçüncü bölüm ise, godard'a göre şimdimiz. belki de yanılsamamız. gerçeği görmek için biraz, sadece biraz durup bakmamız gerek. biraz zor belki ama benzersiz bir yapıt. çıktığınız anda ya "ikinci defa izlemeliyim" diyeceksiniz, ya da "öf püf".. ortası yok.