• hurufilik inancına göre evrenin 3 temel döneminden birinin adlandırılmasıdır. diğerleri imamet(imamlık) ve uluhiyet(tanrılık) dönemleridir. hurufilik'e göre nubuvvet(peygamberlik) dönemi adem ile başlamış muhammed ile sona ermiştir.
    (bkz: hurufilik)
  • beser iliskilerinin sistemin gerek ve dogrularina gore duzenlenmesi kavramidir. bu duzenlemeleri bildiren kisiye nebi denir.
  • bir ağlak adam eseri.
  • (bkz: risalet)
  • akıl sahibi kulların, üzerlerindeki dünya ve ahiret işleri hakkında, allah ile kulları arasında yapılan elçilik.

    ragıb-müfredatül kur'an s.482
  • (bkz: nebî)
  • allah’a giden makamların sonu yoktur. allah sonsuz kere ötelerin ötesindedir. işte bu yolu katetmek velayettir. elde edilen hep “gölge”dir. çünkü erilen bir hakikatın hemen bir kademe yukarısında daha yüksek bir hakikat vardır.

    ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz,
    yollar bir yumaktır uzun ve dolaşık.

    yine aynı sebepten dolayı allah bize bizden daha yakındır. çünkü asıl gölgesine, gölgenin kendinden daha yakındır. çünkü gölgenin mahiyeti yoktur, gölgenin mahiyeti aslın mahiyetidir.

    nübüvvet yolunda kulun allah’a gitmesi değil, allah’ın kula gelmesi söz konusudur. yani allah kuluna tenezzül eder.

    dehşeti düşünün!

    velayet, nübüvvete nispetle denizden bir katre bile değildir.

    nübüvvet çok basit görünür ama o basitlikte sonsuzluk saklıdır.

    nübüvvet yolu tasavvuf ilminden başkadır.

    ---------------------

    not: yazdıklarım çok icmali ve fazlaca tasavvufi ıstılaha bulanmış olduğu için sanırım anlaşılmamış. o zaman elimden geldiğince tafsile çıkarmaya çalışayım.

    ---------------------

    allah ile insan arasında sonsuz makamlar vardır yani sonsuza doğru yükselen bir merdiven düşünün! çık çık bitmiyor. o zaman allah'a kavuşmak imkansız değil mi? ama bir çok evliya, "biz allah'a kavuştuk, erdik" diyorlar. bunu nasıl izah edeceğiz?

    mesela, sarayına gidip cumhurbaşkanını ziyaret etmek ve onunla yüzyüze konuşmak, tokalaşmak, ona ermektir. "asıl" a kavuşmaktır. buna imkan bulamayıp cumhurbaşkanını tv'de görmek ise "asıl"a değil, gölgeye kavuşmaktır.

    işte velayet yolunda yani evliyaların yolunda, "asıl"a değil gölgeye kavuşulur. allah'a değil ama onun kalp aynasında veya televizyonundaki bir suretine kavuşulur. makamlarda yükseldikçe görüntünün kaltesi artar. bir çok evliya, "asıl" ile "gölge" arasındaki farktan haberdar olamadan geçip gitmiştir. imam-ı rabbani hazretleri ise, islam dünyasında ilk defa, bu farkı teşhis ve ilan etmiştir.

    evet biz allah'a sonsuz uzağız. ama allah bize, bizden daha yakındır.

    "andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. ve biz ona şah damarından daha yakınız."(kaf 16)

    bizim ona sonsuz uzak olmamız, onun bize, bizden daha yakın olmasına sebebiyet vermiştir. asıl ile gölge arasındaki ilişki bu şekildedir.(burada daha fazla izah yapmak isterdim ama örnek bulamıyorum)

    nübüvvet yani peygamberlik yolu ise çok farklıdır. peygamberler allah'a doğru gitmezler bilakis allah onlara gelir, tenezzül eder. dolayısıyla çalışarak elde edilebilecek bir şey değildir. bu yolda "gölge" söz konusu değildir. kavuşulan direkt "asıl"dır. ancak bu kavuşmanın keyfiyeti/niteliği meçhuldür. akılla anlaşılamaz, dile gelmez, anlatılamaz.

    nübüvvete nispetle velayetin bir hükmü ve kıymeti yoktur.
  • peygamberlik demektir.