şükela:  tümü | bugün
  • cinin nufusu her yil 18 milyon artarken, avustralyanin toplam nufusu 18 milyon. belki birsey ifade eder. bu nufus artisiyla, insan nereye kadar sorusunu sormadan edemiyor.
    malthusun dediklerini temel alirsak (aslinda hic bir bilimsel yonu olmasada), kaynaklarin aritmetik, nüfusun ise geometrik olarak arttigini varsayarsak yani, insanligin buyuk bir bolumunu ciddi bir problem bekliyor ilerde.
  • erkeklerin pipisi, kadinlarinsa kukusu vardir. kadin ve erkek bir araya gelip nufusa katki yapmaya karar verdiklerinde bu iki bile$en yardimiyla bir adet bebek meydana getirirler. eger erkek ve kadin zaman icerisinde iki tane bebek meydana getirirlerse, oldukleri vakit (+2) ve (-2) olacagindan, nufus arti$i sifir olur. ama eger kadin ve erkek, bu sure zarfinda ikiden fazla bebek meydana getirirlerse, nufus arti$i olur. sonra o bebekler de kendilerine yeni e$ler bulup yeni ve cok sayida bebek meydana getireceginden, nufus geometrik bir bicimde artar. bu sebeplerden dolayi nufus arti$i kontrol edilmesi guc bir olgudur.

    nufus arti$ini kontrol etmek icin uzerimize du$en $eyler vardir.

    erkekler a$k yaparken pipilerini ortebilirler ya da kadinlar a$k yapmadan once ya da yaptiktan sonra bebek olduren haplardan icebilirler. olen bebek de aslinda bebek degildir, oyle alelade bir hucre toplulugudur. sinir sistemi olmadigi icin aci hissetmez, hak ehliyeti yoktur; haklarina ise ancak tam ve sag olarak dogumu ile sahip olabilir. kadin ve erkek genellikle bebek isterler, ama cok da fazla istemezler. cunku bebekler ilgi, sevgi, zaman ve para tuketirler. sevmenin siniri yoktur derler, ancak ilgi zaman ister, zaman ise paradir; yani kisitlidir. eger cok fazla bebeginiz olursa, son bebeginizin marjinal maliyeti cogunlukla ilk bebeginizin ya da bebeklerinizinkinden kisilarak kar$ilanir, bu yanli$tir. cunku bebekler her $eyin en iyisine layiktir.

    lutfen, gerekli ilgiyi, sevgiyi, egitimi ve sihhati saglayamayacaginiz bebekler yapmayin. cunku hem kendileri mutsuz oluyorlar hem de ba$kalarini mutsuz ediyorlar. onlara ve dunyaya bunu yapmaya hakkiniz yok; unutmayin, ne kadar cok olurlarsa o kadar aziyla yetinmek zorunda kalacaklar. bunu hem mikro anlamda hem makro anlamda hesaba katin; cunku dunya bir tane.

    ...$imdi sevi$ebilirsiniz.
  • türkiye'de yaşananı için öne sürülebilecek sebepler;

    "alllah rızkını verir" anlayışının ve erkek çocuğu bulma ısrarının hâlâ devam etmesi,
    doğum kontrol yöntemlerinin uygulanmaması, bundan bihaber kişilerin çokluğu (bkz: eğitimsizlik),
    en az 3 çocuk doğurun diyen başbakanı dinleyen aklıevvellerin olması,
    dağıtılan kömürlerin ısınmada yetersiz kalışı ve doğalgazın da pahalı oluşu neticesinde,
    yatakta termoforla ısınmayı deneyeceğine hanım suyu ısıt anlayışının yaygınlığı.

    sonra da , "gdo olursa açlık biter". *
  • insanlık bu hızla üremeye devam edebilseydi, kaba bir hesapla 10.000 sene sonra evrenin her bir noktası insan etiyle dolu olurdu.
  • çok tehlikeli çok! o küfür ettiğimiz sistemlerin beslendiği yegane durum.
  • cumhuriyetin ilk yillarinda tesvik edilmis durum. 19 nisan 1930'da kabul edilen kanunla alti ve daha fazla cocugu olan aileler tesvik ediliyor, maddi yardimda bulunulacagi belirtiliyordu. maddi yardim istemeyip madalya isteyenlere de madalya verilmesi karari aliniyordu.
  • hükümetin 3 çocuk projesi ile yükselişe geçtiği bariz görülen artıştır.

    nasıl mı?

    son zamanlarda etrafımda pek çok kadının hamile olduğunu farkettim.
    gerçekten sıradışı idi. zira uzun uzun zaman çocuk yapmamış kadınlardı bunlar.
    millet o kadar şaşkındı ki;
    hatta esprisi bile yapılıyordu dairede bekar erkekler tarafından.
    "millet çatır çatır çalışıyor.." diye.

    peki bu çalışmalar yeni mi hızlandı?
    değil tabii ki. vatandan rutin çalışmalarında devam ediyordu. peki bu çoğalma olayı nereden çıktı?

    işte burası çok güzeldi:
    geçenlerde bu konuyu konuştuğum aile hekimi bir arkadaş anlatınca olay netleşti:

    şimdi efendim bu 3 çocuk projesinden midir, yoksa başka nedenlerden midir bilinmez artık devlet sağlık ocaklarında doğum kontrol haplarını ve kondom dağıtımını durdurmuş. yani buralara halka dağıtılması için gönderilen bu malzemeler gönderilmez olmuş.

    vatandaş talep ediyor ama elde mevcut değil.

    eczaneden almaya kalksa cepten para gidecek. ne de olsa bedava sirke baldan tatlı. onlar da azımsanmayacak fiyatlarda. (asgari ücreti falan düşünürsek)

    hasılı acemilikler falan da işin içine girince gebelik kaçınılmaz.

    yani diyorum ki ; evet nüfusumuz artıyor.
    hayırlı olsun.
  • bence dünyadaki tüm insanlar ölene kadar 1 çocuk doğurmalı. kesinlikle dünya ferahlar.
  • hızlı artışı yoksulluk yönünde baskı yaparken, azalması yapmaz. aşırı nüfustan kurtulmanın bilinen yolu savaştır ve gelişmiş ülkeler bunu yeterince kullanmıştır. tabi kaybeden tarafa getirdiği yıkım ve yoksulluğu cabasıdır.

    ama azalması sorun değildir. dış göç yoluyla süratle eksik kapatılır. hatta seçmece insan alındığından ihtiyaç göz önüne alınır ve yetişmiş insanın maliyeti sıfıra kadar iner -burada dil kültür geçişi maliyeti var-.

    hızlı artan nüfuslarda kaynakların önemli bir kısmı temel ihtiyaçların artan giderlerine aktarılırken, durağan hatta azalan nüfuslarda bu kaynaklar daha nitelikli eğitim ve sağlık hizmetlerine aktarılır. yaşlanmanın verimliliği göreli azaltması söz konusu olsa bile, verimlilik esas olarak daha karmaşık ve nitelikli iş örgütlerinin varlığına dayalıdır. bu meseleyi çözmeden yaşlanmayı dert etmek detayla uğraşmaktır. yani iş dönüp dolaşıp 1 kg ihracatın kaç dolar kazandırıyor hesabına gelir.

    yaşlanma sorun olsa, almanya ve japonya'nın ekonomik üstünlüğü süratle azalıyor olurdu. makineleşme ve otomasyon sayesinde genç iş gücü ihtiyacı azalıyor oysa ki. mesela, sen asgari ücretle bir adamı kahve dükkanına garson yapıyorsun, adam bunun yerine her yere kahve makinesi koyup geçiyor. elden ayaktan düşmüş yaşlısına bakması için de asya'nın ortasından birini getirip işi yaptırıyor. bu kadar basit. hizmet sektöründeki iş gücü daralmasını bir taraftan dış göç ile giderirken, diğer taraftan kendi işini kendin yap şeklinde bir politikayla bu problemi azaltıyor. yani mobilya siteleri daralırken, ıkea büyüyor.

    askeri uçakların bile insansız uçtuğu zamana geldik, senin göz bebeğin otomobil üretimi robotlarla çalışıyor, tüm siparişlerini internetten veriyorsun, paranı cep telefonu ile yönetiyorsun, e bu arada nüfus artsın diyorsun. ne yapacak bu bebeler? ha süper piyade sayılarına ulaşırsın, bir işe yararsa tabi.
  • iç açıcı değildir. 50 yıl içinde dünya nüfusu tam 2 katına çıkacak. yani bugün 7 milyar olan dünya nüfusu, bundan 50 yıl sonra 14 milyar olacak... "14.000.000.000"...

    i) böyle bir sayıyı, şu anki teknolojiyle, yapılanmayla, ekonomiyle kaldırabilecek hiçbir ülke yok. eğer böyle bir şey yaşanırsa, sadece 6 ay içinde abd'de geniş araziler ve vadiler binaya çevrilmek zorunda. manhattan gibi yeni yerleşimlere uygun olmayan yerler için ise yukarı doğru yükselmekten başka çare yok. abd ve çin gibi ülkelerde 200 katlı gökdelenler görmemiz kaçınılmaz. ayrıca ev bulamayan milyarlarca insanı da unutmamak gerek.

    ii) tek sorun insanlara ev bulmak değil, insanları beslemek de tabi. tarım alanları yetmeyeceğinden ormanları kaldırmaktan başka çare yok. ormanlar katledilmeye ve yeni çiftlik alanları inşa edilmeye başlanacak. ayrıca mısır gibi ülkeler yeni tarım alanları açmak için sahra çölüne su taşıyacak ülkelerden. dünyada 7 milyar insan yaşıyorken, ülkelerdeki toplam tahıl ve mısır stoku tüm dünyayı 3 ay boyunca besleyebilecek konumdaydı. fakat artık öyle değil. dünya nüfusu 14 milyar olduğundan beri, çin ve hindistan tüm stoklarını tüketti. ve 5 milyar insan aç halde.

    iii) başka bir sorun enflasyon, dünyada toplam 240 milyon süt ineği var. bir inek ancak 2 yaşından sonra süt vermekte. fakat dünya nüfusu 14 milyar olduğundan beri, süt üretimi yetersiz kaldı. ve yiyecek fiyatları hızla artmakta. bu duruma "hiperenflasyon" diyebiliriz. abd'de ortalama bir market alışverişi 700 dolara mal oluyor. abd'nin bir avantajı ise, senede 72 milyon ton tahıl ihraç etmesi. böyle bir nüfus artışında abd, ihracatı durdurup kendi insanını beslemeye başlayacak.

    çin ise halkını beslemek için balıkçılık sektörüne bel bağlamış durumda. denizin 1.5 kilometre altına kadar attıkları ağlarla, ayda 4 milyon ton balık avlanıyor.

    iv) ulaşım kötü etkileniyor. aç nüfusu doyurmak için kamyonlar ve tırlar oradan oraya yiyecek taşıyor. türkiye'de 24 saat yiyecek-içecek transfer etmek zorunda kalan kara yolu araçları, otoyollara zarar verecek ve tüm karayollarında hasarlar hatta çöküşler meydana gelecek. bir günde binlerce insan yolların, köprülerin, otobanların enkazında hayatını kaybedecek.

    1 yıl sonra 200.000 kişi abd'de central park'ta çadırlarda yaşayacak. toplu çadır kentler kurulacak. istanbul'da artık trenler, otobüsler, vapurlar neredeyse iki dakika bir insanları oradan oraya taşımak zorundalar.

    pekin'de süper gökdelenler inşa ediliyor. bu binaların zirvelerinde rüzgardan etkilenmemeleri amacıyla yapılmış olan rüzgarın geçişine izin veren boşluklar var. fakat binalar rüzgardan korunsa bile başka faktörlerden kaçamayacaklar. mesela bir fay hattının üzerine inşa edilmiş olan süper-gökdelenler o fayın kırılmasına ve depremlere sebep olabilirler. bu binalar, bildiğimiz gökdelenlerden çok daha ağır olacaklar. ve ölü sayıları, yüzlerle değil binlerle ifade edilecek...

    v) dünya nüfusu ikiye katlanınca istanbul'da çekilen sifonlar, alınan duşlar, kullanılan sular da iki katına çıkacak. ve kanalizasyon şebekeleri çökecek. insanların atıkları, yağmur sularına karışacak. ve kanalizasyonlar taşacak. dışkılar, pis sular evlere geri dönecek. tatlı su kaynakları da kirlenecek. temiz su sıkıntısı, bulaşıcı hastalıklara sebep olacak. istanbul gibi şehirler fareler tarafından işgal edilecek. menejit vakaları tavan yapacak. türkiye'nin dört yanında farelerin taşıdığı weil hastalığı salgını olacak. tifo ve kolera da grip gibi artık her insanda görülebilecek hastalıklardan.

    vi) yeni politikalarla, istanbulluların su kullanımı günde maksimum 55 litre olacak, yaz aylarında ise çok daha kısıtlanacak. halbuki dünyada nüfus 7 milyarken istanbul'da bir evde günde 870 litre su harcanmaktaydı. ayrıca belirli zaman aralıklarında su kesintileri de yapılacak.

    vii) aşırı sulama gerektirmeyen bitkiler yetiştirilmeye başlanacak. burada en büyük desteğimiz gen teknolojisi olacak. gen teknolojisi ile bitkilerin genlerini değiştirerek, daha az su gerektirmelerini sağlayacağız.

    viii) aşırı yüksek binalar yapımı ve artan elektrik ihtiyacı, elektrik şebekelerinin çökmesine sebep olacak. tüm türkiye'de her gün elektrik kesintileri yaşanacak. termik santral, nükleer santral inşası yanında kömür kullanımı da aşırı artacak. elektrik tasarrufu amacıyla gece yarısından sonra elektrik kullanımı kısıtlanacak.

    ix) şehirlerde anarşizm hüküm sürecek. işsizlik tavan yapacak. yemek ve su bulmak için cinayetler işlenecek. kömür gibi kaynaklarla enerji elde etmeye çalışırken atmosfer dumanla kaplanacak. ve istanbul'da güneşi görmek imkansız bir hal alacak. zehirli ve boğucu dumanlar yüzünden insanlar nefes alamamaya hatta ölmeye başlayacak. sıkıyönetimler ilan edilecek.

    x) susuzluk had safhaya ulaşınca insanlar çeşmelerden su bulabilmek için uzun kuyruklar oluşturacak. artık her eve birkaç saat kadar su verilebilecek. barajlar kuruyacak ve su ile üretilen, işlenen maddeler artık yapılamayacak. su olmadan çelik üretilemeyeceği için inşaatlar da duracak.

    abd ilk defa göçmen almayı durduracak.
    • tarımcılık çökecek.
    • birkaç yıl boyunca katlanarak artacak olan trafik, tamamen yasaklanacak. istanbul trafiği ilk defa engellenecek. toplu taşıma araçları kullanıma açılacak. caddelerde artık yayalar, bisikletler ve otobüsler olacak.
    • dünya nüfusu 7 milyarken teker teker kapatılan nükleer santraller, tüm dünyada hızla kullanıma açılacak. ve inşaları artacak. ancak bu kadar santrale rağmen, elektrik üretimi sadece ve sadece %25 artacak.
    • çöllerde güneş panelleri de kurulacak. yüzlerce kilometre güneş panelleri inşa edilip, güneş enerjisinden faydalanılacak.
    türkiye gibi bazı ülkeler hem nükleer, hem rüzgar enerjisinden faydalanma kararı aldı. türkiye'nin dört bir yanında rüzgar türbinleri inşa edilecek. bunlar yine de yetersiz kalacak. zira istanbul'da 10 milyon eve elektrik sağlamak için, 10 bin adet rüzgar türbini gerekiyor. ve güneşin olmadığı, rüzgarın esmediği zamanlar da sık sık yaşanıyor.
    • dünyada su sıkıntısı yüzünden göçler başlayacak. bazı şehirler yaşanmaz hale gelecek. istanbul'daki kirlilik ve su sıkıntısı da şehri yaşanmaz hale getirecek. yüksek katlı binalar bomboş kalacak, barajlar, nehirler kuruyor, tarım da yapılamayacak.
    • 1 litre su türkiye'de 22 liradan satılmaya başlanacak.
    • son çare olarak gücü olan ülkeler, kutuplardaki buzulları dinamitle patlatarak, buzul parçalarını taşıyıp su ihtiyacını karşılayacaklar.

    fakat bu kadar olaydan sonra iki katına çıkmış olan nüfus, azalmaya başlayacak. çin'in nüfusu 700 milyona düşecek, afrika'da bir milyardan fazla insan ölecek. tüm dünyada 14 milyar insandan geriye 4 milyar insan kalacak. insan nüfusu dengelendiğinde, doğa tekrar canlanacak. yağmur ve kar suları, tekrar nehirleri, gölleri, yeraltı kaynaklarını doldurmaya başlayacak. balık nüfusu tekrar artacak. ormanlar tekrar büyüyecek.