şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: hz. nuh)
  • başarılı çimento ve hazır beton üreticilerine örnek verilebilecek şirket. ayrıca istanbul-izmit arasında otobanın içinde kalan çimento fabrikası, ve buna bağlı bir limanı vardır..
  • muazzez ilmiye çığ'a göre etimoloji bakımdan hiçbir dile uymayan bir sözcük. "nu" sözcüğü sadece türk ve sümer dillerinde insan anlamına geliyor.

    bu ifadeyi nuh tufanı'nın orta asya'da gerçekleştiği iddiasını desteklemek için yazdığı bir makalede dile getirmiştir.
  • ihsan oktay anar ' ın karanlık atmosferli romanı amat ' ın esrarengiz marangozu. belirsiz bir yolculuğa çıkan lanetli bir geminin serüveninin anlatıldığı romanda nuh ; geminin gizemli kaptanı diyavol paşa ' nın yardımcılığını ve sırdaşlığını üstlenmiştir.
  • avustralya argosunda hayır.
  • mustafa kemal atatürk'ün milli mücadele yıllarında kullandığı takma isim. ülkesini kurtarma motivasyonu düşünülürse çok anlamlı bir seçim.
  • rahatlık anlamına gelen isim. şöyle ki;

    eski ahit
    yaratılış
    bap 5

    28- lemek 182 yaşındayken bir oğlu oldu.
    29- “rab'bin lanetlediği bu toprak yüzünden çektiğimiz eziyeti, harcadığımız emeği bu çocuk hafifletip bizi rahatlatacak” diyerek çocuğa nuh adını verdi.
    30- nuh'un doğumundan sonra lemek 595 yıl daha yaşadı. başka oğulları, kızları oldu.
    31- lemek toplam 777 yıl yaşadıktan sonra öldü.
    32- nuh 500 yıl yaşadıktan sonra sam, ham, yafet adlı oğulları doğdu.
  • aynı zamanda afyonkarahisar'ın sinanpaşa ilçesine bağlı bir köy.
  • 71-nuh

    mekke döneminde inmiştir. 28 âyettir. sûrede başlıca, nûh peygamberin mücadeleleri ve nûh tufanı konu edilmektedir. sûre, adını konusundan almıştır.

    1. şüphesiz biz nûh'u, kavmine, "kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar" diye peygamber olarak gönderdik.

    2. nûh şöyle dedi: "ey kavmim! şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

    3, 4. "allah'a ibadet edin. ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. şüphesiz, allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. keşke bilseydiniz."

    5. nûh şöyle dedi: "ey rabbim! gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim."

    6. "fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı."

    7. "kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler."

    8. "sonra ben onları açık açık davet ettim".

    9. "sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum."

    10. "dedim ki: ?rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü o çok bağışlayıcıdır.'

    11. (bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.'

    12. sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.'

    13. size ne oluyor da allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?'

    14. halbuki, o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.'

    15. görmediniz mi allah yedi göğü, tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?'

    16. onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?'

    17. allah, sizi (babanız adem'i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)'

    18. sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.'

    19, 20. allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.' "

    21. nûh dedi ki: "rabbim! gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular."

    22. "bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular."

    23. "şöyle dediler: sakın ilâhlarınızı bırakmayın. hele hele vedd'i, süvâ'ı, yeğus'u, ye'ûk'u ve nesr'i hiç bırakmayın."

    24. "onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (rabbim!) sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır."

    25. hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için allah'tan başka yardımcılar bulamadılar.

    26. nûh şöyle dedi: "ey rabbim! kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!"

    27. "çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kafir kimseler yetiştirirler."

    28. "rabbim! beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. zalimlerin de ancak helâkini arttır."
  • tevrat’daki hikaye doğruysa kendi tanrısına ibadet etmeyenlerin acılar içerisinde ölüp cehenneme gitmelerine göz yummuş bir zalimdir. milyonlarca türden canlıyı (küfüyle, böceğiyle, tuzlu suda yaşayamayacak bakterisiyle milyonlarca tonluk biyokütleden bahsediyoruz) taşıyabilecek fizik kurallarına aykırı gemiyi ilahi kudret yardımıyla inşa ettikten sonra, merhamet için gelen gemideki canlıların ağırlığının küçük bir kısmı kadar yer kaplayacak insanları gemisine almamış, onlara cennete gitmeleri için bir şans tanımayıp boğulup helak olmalarını gemisinden izlemiştir.

    bu davranış sadece modern ideolojiler sayesinde oluşmuş insan hakları fikriyle çelişmekle kalmaz, insanların kazığa bağlanıp yakıldığı, hırsızlık yapanın elinin kesildiği ortaçağ anlayışının bile gerisinde kalır. çünkü nuh allah adına davranıp ruhu olan varlıklara bir şans tanımamıştır. onları kurtarabilecekken cehenneme gitmelerine seyirci olmuştur ve bu vahşete yaratıcının emriyle ortak olmuştur. şüphesiz ki bu yapılanlar roma imparatorluğunun kurumsallaştığı, hukukun yaygınlaştığı dönemin sonrasında ortaya çıkmış dinlerle çelişir. bu dönemde rab bağışlayıcıdır, ilk dönemdeki çocuksu kindarlığından da iz kalmamıştır.

    nuh’un hikayesi bize tek tanrının sıfatlarının zamanla değişmesini gözleme imkanı tanır. sosyal anlayışımız geliştikçe; rasyonalizm ve hümanizm gibi felsefi düşünceler ağırlık kazandıkça tanrının bağışlayıcı ve sevgi dolu yanları ön plana çıkartılıyor. yaratıcı hikayesinin topluma ayak uyduramadığı yerde de insanlar tanrının yolundan ayrılmaya başlıyor (bkz: ateizm). elbette ki bu sonuç çağdan bağımsız bir evrensel ahlak anlayışının var olduğunu ve bu etiğin de sınırlarının din tarafından çizildiğini iddia eden dogmatik düşüncelerle çelişir. çelişirse de çelişsin zaten. fiziği, kimyası, biyolojisi, astronomisi komple bilimin çeliştiği 4000 yıllık düşünce sistematiği ile bırakın da modern ahlak anlayışımız da çelişiversin.