şükela:  tümü | bugün
  • tum dunyakilerinin, dunyayı bilmem kach kere yok edebilecegi ve ellerinde bulunduranların; milli egemenliklerine karshı gormush oldukları tehdide cevap olarak verebilecekleri en acımasız yol oldugunu dushunmelerine yol achan, ama etkilerinden sadece bir neslin, ırkın ve milliyetin degil, sonraki nesillerin, bashka ırkların ve milliyetlerinde etkilenmesi sonucuna, 2. dunya savashı sırasında hiroshima ve nagazaki ye olanlara bakarak kolayca varılabilecegi dushunulen, insanlıgın elinde tuttugu en buyuk guchler butunu.
  • bir atomun parcalanmasi ya da iki atomun birlesmesi halinde aciga cikan enerjiden yararlanilarak gelistirilen silahlardir.

    etkileri: ahin pteel'a gore yaricapi degisen bir ates atomu meydana gelmektedir. butun etkiler etrafa bu ates topundan yayilmaktadir. bu silahlarin insanlar uzerinde ışık, ısı, basınc ve radyasyon etkileri vardir.
  • sovyetler birligi artik ortadan kalktigina, soguk savas bittigine gore nukleer silahlardan artik korkmamiza veya bunlari onemsememize bir sebep kalmadi, degil mi?

    yanlis. sovyetler birligi, dunyamiza yaklasik 40.000 tane nukleer baslikli silah miras birakmistir. bu silahlarin hepsi halen daha butun insanligin kokunu kurutabilecek derecede buyuk bir guce sahiptirler. 40.000 tane silah, tek bir canlinin hayatta kalmamasina sebebiyet verebilecek kadar gucludur. yani istersek her an kendimizi yok edebiliriz.

    rusya ise her zaman amerika’ya tekrar sirtini donebilir. ikinci korfez savasi’nda oldugu gibi rusya, buyuk olcude amerika’dan destegini cekmistir. ancak tabii ki bu buyuk bir savasa sebebiyet verecek boyutta degildir. yoksa pire icin yorgan yakmak olur ki hicbir mantikli devlet bunu yapmak istemez. yine de her an amerika’ya sirtini donme ihtimali mevcuttur. cin halk cumhuriyeti ve kuzey kore’yi ise saymak bile istemiyorum. fakat diplomasi trafigini artik buyuk bir olcude degistirdikleri bir gercektir.

    nukleer silahlar kendi caplarinda essizdirler. yokedici gucu o kadar fazladir ki, insan sadece adini soylerken urperebilir. bir el cantasina sigip butun sehri yok edebilecegi gibi, aninda yok etme kabiliyetleri nedeniyle de yaklasik 30 dakika icerisinde, gerek rusya gerekse abd’nin ellerinde bulunan icbmler ile butun dunya yok edilebilir.

    bu noktada da bir nukleer kis (fallout, apocalypse, ne derseniz diyin) insanin aklina gelmektedir. boyle bir durumda yer yuzunden kalkacak olan tonlarca toz, gunes isiginin dunyaya gelmesini engelleyecek, dunyadaki butun hayati yok edebilecek bir olaya sebep olacaktir. volkanik patlamalar ve benzeri olaylar da beraberinde gelebilecek seyler olarak belirtilmektedir. radyasyonu ise saymiyorum artik.

    oyle ki bu silahlar, hicbir zaman kullanilmayacaklari bilindigi icin yapilmaktadirlar. bu silahlara karsi hicbir sekilde bir savunma mevcut degildir. fiziksel olarak bir savunma dusunulemez. bir icbm’e karsi buyuk bir ordu ile yapilabilecek ne vardir ki?

    nukleer silahlar, tamamiylen savunma maksadi ile kullanilir hale gelmislerdir. amerika’ya saldiracak olan herhangi bir kimseye karsi rahatlikla kullanilabilecegi bas bas bagirilsa da, bu muammadir, fakat amerika’ya karsi nukleer silah kullanimi karsisinda, amerika’nin da bunu yapmasi an meselesidir.

    burda ise onem kazanan sey, silahlarin caydirici gucudur. caydiricilik (deterrence), bir kimseyi, birseyi yapmaktan, daha buyuk bir ceza verme gibi bir tehtid unsuru kullanarak alikoymaktir. vaktinde sscb, amerika tarafindan avrupa’ya saldirmamasi icin caydirilmistir.

    bu caydiricilik politikasinda onemli olan, verilmesi olasi olan cezanin gercekten bir sebebinin ve buyuk bir sonucunu olmasi, “vallahi pire icin yorgan yakarim” mesajini karsi tarafa iletecek kadar da suca oranla daha buyuk bir ceza olmasi gerekmektedir.

    karsi taraf, bu silahlarin kullanilma olasiligi hakkinda iyi bilgilendirilmelidir. bir sekilde daha guclu olundugu degil, ne kadar ciddi olundugu onemlidir. klasik hollywood filmlerindeki “bizim saka yapmadigimizi anlamalilar” tarzindaki cumleler edilmelidir; nukleer silahlarin maksadi hakikaten de budur. bir ulkenin dusmaninin, sizin hakkinizda ne dusundugu daha onemlidir, yani psikolojik bir oyun halini almistir.

    ancak caydirma politikalarinin ne kadar basarili oldugu her zaman bir muammadir. halen daha kimse sovyetler’in aslinda bu silahlari kullanmakta istekli olup olmadigini bilmemektedir. yani, sscb’nin avrupa’yi isgal etmeyisinin sebebi gercekten bu caydiricilik politikalarinin eseri midir, yoksa baska birseyin urunu mudur, bu hicbir zaman tam olarak bilinmeyecektir.

    burada olay artik mutually assured destruction halini almaktadir. kisaca, “sen beni yok edersen, yemin ederim ben de seni surundururum” mantigi vardir.

    nukleer silahlar, herhangi bir saldiri aninda kullanilabilir durumda da olmalidir. bir devletin en son isteyecegi sey, karsi tarafin nukleer silahlari ile kendi nukleer gucunu yok edip savasi daha baslamadan bitirmesidir. caydiricilik icin mutlaka silahlarin bir sekilde “yokedilemez” olmalari sarttir. oyle ki bir silahin, diger silahi yok etmek icin kullanilmasi, en ufak catismada bile caydiricilik icin cok kotu bir adim olacaktir. kulaga her ne kadar igrenc gelse bile, bir hastanenin veya bir ilkokulun hedef alinmasi, nukleer silahlarin hedef alinmasindan cok daha bariscil bir cozum olarak gorulmektedir.

    maksimum seviyede insan kaybi saglamak da aslinda onemli degildir. eger daha ilk bastan bir kimse sizi silahsiz birakiyorsa, gercekten de kotu bir durumdasinizdir; bundan cikmak icin silahlarinizi iyi kamufle etmeniz sarttir.

    gerek abd’nin, gerekse sscb’nin vaktinde ellerinde olan silahlar (ve gunumuzde halen daha rusya’nin ve abd’nin ellerinde olan silahlar) soyle siralanabilir:

    - b52, b1 ve b2 bombardiman ucaklari: halen daha gecerli bir atom bombasi tehtidi iken, bunlarin yok edilmesi de daha kolaydir.
    - icbm: inter continental ballistic missile adi verilen bu fuzelerin herhangi bir sekilde yok edilmesi imkansiz gibi gozukmektedir.
    - slbm: submarine launched ballistic missile adi verilen bu olay ise, denizaltilardan roket firlatmak icin tasarlanmis olup, herhalde en basarili kamuflaji sagladigi gibi, en “yokedilemez” silah olarak da varligini surdurmektedir.

    icbmler, bir “karsi koyma” silahi olarak gorulmektedirler. cok isabetli olduklari gibi, cok da iyi korunmaktadirlar. bir kere firlatildiklarinda once atmosferi terkeder, daha sonra da balistik fizigini kullanarak hedefe dogru dusmeye baslar. yerden birkac metre yuksekte patlayip en buyuk hasari vermeyi hedefler. fakat yine de bir sekilde hassastirlar, zira her iki taraf da “silo” adi verilen bu firlatma rampalarinin nerede olduklarini iyi bilmektedirler. bir silahin ateslenmesi icin iki gorevli bulunmaktadir ve bu gorevliler, iki anahtari ayni anda cevirmek sureti ile silahi ateslerler (bu gercektir, filmlerde gordugunuz gercektir evet)

    slbmler ise cok daha farklidirlar. bir denizalti, yaklasik olarak 24 tane tasiyabilmektedirler. en “yokedilmez” olarak gorulmelerinin sebebi ise, denizaltilarin nerede oldugunu bilmenin cok zor olmasinda yatmaktadir. her an yer degistirebilirler. oncelikle denizaltilar, su yuzeyine yaklasip, tam olarak suyun ustune cikmadan bu roketleri atesleyebilir, daha sonra da tekrardan suyun derinliklerinde kaybolabilirler.

    slbmlerdeki en buyuk problem ise iletisim eksikligidir. ya amerika’nin iletisim agi tamamen cokerse, bu nukleer silahlari tasiyan denizaltilara kim emir verecektir? iste bunun icinse ilginc bir cozum yontemi bulunmustur; belli araliklarlan bu denizaltilara “saldirma!” emri verilmektedir. eger bu emir kesilirse, bu iletisim aginin coktugune isaret olarak kabul edilir ve silahlar ateslenir. bir denizaltinin yaklasik dort personelinin ortak insiyatifi ile bu silahlar ateslenebilmektedir.

    bombardiman ucaklari ise, soyledigim gibi gayet savunmasizdirlar ve kolaylikla dusurulebilirler, o yuzden ikinci dunya savasi’nda kullanilanlar haricinde artik kullanilmamaktadirlar, fakat halen daha birer opsiyondurlar.

    cruise missile adi verilen fuzeler ise cok isabetli olmaklan birlikte cok kucuk ve asiri hizlidirlar. ancak bir icbm kadar hizli olmadiklari gibi, vurulma ve dusurulme imkanlari mevcuttur.

    soguk savas yillarinda abd’nin toplam 10.000 tane nukleer silahi bulunmaktaydi. gunumuzde bu rakam 5000’e dusmustur. sscb’de ise yaklasik 14.000 silah mevcuttu. gunumuzde rusya’nin sadece 4000 tane silahi vardir. amerika’nin avantaji, nukleer denizaltilarinda ve hava kuvvetlerinde yatmaktayken, sscb’de ise daha guclu icbmler bulunmaktaydi. ancak rusya’nin silahlarinin “daha iyi” olmasinin sebebi, daha buyuk olmalarinda yatmaktadir. bunun amerika’nin bakis acisina olan iliskisini de hemen freudyen kuramlarlan aciklayabiliriz sanirim.

    soguk savas yillarinin sonlarina dogru gelistirilen ve gunumuzde halen daha kullanimda olan mervs adi verilen de buyuk bir problem mevcuttur. problemdir, cunku her iki tarafta da bu sistem vardir. olay, bir icbm’e birden fazla nukleer baslik takilmasi ile ilgilidir. yani, bir tarafin ilk adimi atip savasi baslatmasi durumunda, diger tarafi 30 dakika icerisinde yok etmesi cok daha olasi hale gelmistir. savasi cok, cok, cok daha olasi kilan bu yeni sistemden dunyayi yine denizaltilara yerlestirilmis nukleer silahlar kurtarmistir.

    artik buyuk olcude nukleer silahlar, genel anlamda tartismalara neden olan unsurlar olarak mevcutturlar. oncelikle, en azindan bir devletin kendini koruyacak derecede nukleer silahlarin olmasi iyi olarak kabul gormektedir bazi cevrelerde. bir savasin cok buyuk kayiplara neden olacagi da goz onunde bulundurulacak olursa, aslinda katliamin varligi cok iyi birseydir; zira boylece nukleer silahlarin mantiksizligi anlasilir ve hicbir zaman kullanilmaz. yine de bir silahi, diger silaha yoneltmektense sivil halka yoneltmek, cok gaddarca gelse de, daha mantikli bir cozum olacaktir.

    fakat bazi insanlar, nukleer silahlarin o kadar da ulke iliskilerini degistirmedigini savunmaktadirlar. nukleer silahlarin, tipki savas olgusunun kendisi gibi tamamiylen manyaklik oldugu konusunda hemfikirdirler. bu yuzden nukleer silahlara karsi belli savunma mekanizmalarinin olusturulmasini bile ongorurler. fakat bu problemler yaratacaktir; eger silahlara karsi korunan bir sistem yaratirsaniz, caydiricilik politikasi da suya dusecektir. hicbir sekilde bu koruma sistemini gelistiren ulkeye guvenemezsiniz. ote yandan, nukleer silahlar ile bir devleti caydirmaktansa, konvensiyonel savas ile karsi tarafi caydirmanin daha mantikli oldugunu dusunenler de her zaman olacaktir.

    soguk savas sona erdigi halde bu silahlarin halen daha buyuk bir tehtid unsuru oldugu dogrudur. sscb artik gitmistir, ancak geride bir suru silah birakmistir. hicbir sekilde rahatlamaya olanak vermemektedir bu. herhangi bir saldiri, eskisine nazaran cok daha guclu olabilir. izinsiz saldirilar gerceklesebilecegi gibi, silahlar para karsiliginda teroristlere satilabilir, calinabilir, vs.

    butun bunlarin onune gecmek icin anti ballistic missile treaty adi verilen bir antlasmaya imza atilmistir. oyle ki, bu anltasmaya imza atan hicbir ulke, kendisine yoneltilen icbm saldirilarina karsi bir koruma sistemi kuramayacaktir. boylece “teknolojiye karsi teknoloji” problemi ortadan kaldirilacaktir. fakat bunu yapmak cok zordur, zira cok pahalidir. hatta karsi tarafi da daha fazla silahlandirma tehlikesi bile mevcuttur.

    silahsizlanma nicin dusunulmez? basit; cunku bir sekilde karsi tarafin da tamamen silahsizlanacagindan hicbir sekilde emin olunamamaktadir.

    asil soru ise, “eger nukleer silahlar barisi sagliyorlarsa, butun demokrasilere nukleer silah verilmesi, dunya barisini saglar mi” olmalidir. iste buna pek bir cevap verilememektedir. bir ulkenin nukleer silahinin olmasi, o ulkenin ufak bir ordusu olmasi nedeniyle olabilecegi gibi, guvenlik nedeniyle de olabilir, ancak en buyuk etken tabii ki de prestijdir. yine de butun ulkelere nukleer silah vermek pek akillica gozukmemektedir.
  • şehirleri ya da orduları topyekün yoketmek amacı güden klasik destrüktif nükleer silahlar dışında bir de taktik nükleer silahlar vardır ki bunlar caydırıcılık unsuru olmaktan çok direkt anlamda konvensiyonel silahlar gibi kullanılabilme özelliklerine haiz küçük çaplı bombalar, mayınlar, bitmiş uranyum kılıflı mermiler şeklinde çin ordusundan nato kuvvetlerine çeşitli orduların arsenallerinde yerlerini almışlardır. insanlığın geleceği için asıl tehlikeli olan bunlardır, zira kullanılması için ordular açısından fazla düşünüp taşınmaya gerek yoktur. konvansiyonel patlama etkisine hafif bir de nükleer serpinti aroması vererek yıkıcılığı arttırırlar. bir topyekün savaş durumunda megatonluk atom ve hidrojen bombaları kolay kolay kullanılmayacak olsa bile, bu taktik silahların bol miktarda kullanılması sonucu doğaya yayılacak olan nükleer radyasyon, yeterince üç gözlü balık ve kanserli insan ortaya çıkaracaktır.
  • (bkz: nbc/#220445)
    bu kısaltmanın saf güç açısından bakıldığında en güçlü, yarattıkları sonuçlar açısından bakıldığında belki de en masum silahları.
  • ilk olarak abd tarafından üretilen ve ilk testleri new mexico çöllerinde yapılan silahlar. bir çok ülke bu silahların yapımının bokunu çıkarttığından dünyanın sonunu getirecek olan silahlar.
  • amerikanın bakım maliyeti, depolama süresi gibi şartları bahane ederek yenilerini geliştirmeye çalıştığı silahlar. ah albert ah neler açtın başımıza istemeden.
  • amerika ülkesinin "yalnız bende olsun, başka kimsede olmasın, istediğimin tepesine indireyim" istediği patlangaçlar.