şükela:  tümü | bugün
  • immanuel kant'a göre, mutlak bilgisi, şeyin kendisi anlamındaki felsefi nosyon..
  • (bkz: fenomen)
  • kant a göre iki çeşit bilgiden biridir. bu bilgiyi bilmek imkansızdır;ancak metafizikle numene ulaşmaya çalışabiliriz,fakat o bile tam olarak bilinemez.
  • kutsal
  • kavranılan şey, düşünce
  • elfçe - quenya : batı
  • latincedeki numen kavramı, yunandaki animizmi andırır.neyse bu ansiklopedik obsesif tanımı bir kenara atın dursun, zira salt bir tanımla entiriye başlama zorunluluğudur ifadedeki beli büken. şimdi biraz başlayayım bu kavramın canına okumaya;
    seninle buluştuk numen, ilk söyleyeceğim budur, şimdi efendim benim numen'im tabi yunan'ın animizm yaklaşımlarından biraz farklı mıdır bilmiyorum, ben roma'daki o agricola hissini içime çekerek, pragmatist bakıyorum, 'benim için iyi olan dünya için de iyidir' gibi veya daha tarihsel konuşmak gerekirse; "roma için iyi olan dünya için de iyidir." ya da daha modern; "amerika için iyi olan dünya için iyidir."

    efendim; numen latincede korkuyla karışık büyük bir saygıyla eğilme ya da huşuyla başın öne eğilmesi, istem, tanrısal istenç, güç, tanrısallık, tanrı manalarındadır. ama şimdi korku kavramını gördüğünüz zaman semavi dinlerdeki tanrı'dan cehennem azabından ötürü korkma, çekinmeyi düşünmeyiniz. pagan dünyasında; yunan ve roma'da karşılıklı anlaşma usulü, efendim hadi vitesi arttırıyorum; do ut des yani tanrıyla pazarlık söz konusudur. do ut des nedir? şudur; "vermen için veriyorum." yani bir ilkçağ insanı, daha doğrusu şöyle örneklerse kafalara daha iyi yerleşir; romalı bir çiftçi tanrı versin diye verir. ne verir?
    mesela kurban verir aynen semavi dinlerdeki ritüellerde olduğu gibi. buraya kadar pek anlaşılır bu durum fakat şimdi altını çizeceğim durumlar, modern çağın din ve tanrı algıları açısından biraz ilginçtir hatta yer yer anlaşılmazdır da denebilir. öyle ki; ilkçağ insanı için hareket eden her şeyde tanrısallık vardır. hareketten kastım asla ve asla paldır küldür bir kinetik durum değildir. örneğin; ağacın dalını kesen romalı çiftçi, dalı incitmemeye dikkat ederdi. zira onda tanrısallık vardı. aynı romalı çiftçi (bunu ısrarla tekrarlamamın sebebş; romalının asıl karakterinin çiftçi yani agricola ve asker yani miles olmasıdır.) tarlasını sürerken veya dostlarıyla şarap içerken ceres'i anar çünkü bereket için mahsüllerin bolluğu için bu kaçınılmazdır. burada boyun eğme durumu işte bu karşılıklı anlaşmayı açımlar. yani numen kavramından anladığımız ruh, tanrısallık, öz, insan ile doğadaki varlıklar arasındaki karşılıklı ilişkinin sebebidir. örneğin aşkın bile bir numeni olmak zorundadır, zira hareket durumu söz konusu, aşk insanları mahveder veya tam kıvama sokar, nereye sokarsa sokar, bu bizi ilgilendirmiyor, tek bilmemiz gereken şey aşkın insan üzerindeki etkisi, değiştirme gücü ondaki kutsiliğin kanıtıdır.

    numeni olmayan bir varlıkla ilişki içine giren romalı çiftçinin bir diğer karakteri de asker olmasıdır dedim ya. işte bunu şöyle değerlendirmeliyiz; roma devlet sistemi, hatta adını daha net koyalım; roma imparatorluğu'nun yukarıda bahsettiğim, dünyaya hükmetme ve kendi yararı için yeni dünya düzenlerni oluşturma girişimlerinin felsefi derinliğinde bu anlayışı do ut des 'i görmek mümkündür. roma'nın askerlerinin ulaştığı her yerde bu anlaşma söz konusudur. ilgili bölge roma'ya bağlanacaktır, roma onlara bir hayat verecektir. (belki roma vatandaşlığı) yani roma'nın kökenindeki doğayla, insanla, devletlerle kısacası herşeyle (rebus omnibus) anlaşma durumu, günümüz semavi din anlayışları açısından oldukça terstir. zira ağacın dalını keserken onu incitmemeye çalışan romalı çiftçinin duyduğu spiritüel heyecanı anlayabilmek için varlığa ilgili kutsiliği vermek lazım önce. eğer doğadaki her maddenin bir numeni olmazsa, o numeni yeri geldiğinde gücendirmeyecek, yeri geldiğinde onun karşısında huşu içinde boyun eğecek insana ait ve insandan çıkma mythos düşünme sistemi ortadan kalkarsa, arif'le nietzsche 'nin sokrates sorunu nda üzerinde durduğumuz sokrates'le başlayan aklın belirlediği çerçeve kadar kuşkucu o düşünce sistemi bu ikili anlaşma durumunun üstüne çökerse (çöktüyse) tabi ki doğaya duyulan saygı ve onunla uyum içinde, incitmeden, incinmeden paylaşılan yaşam da ortadan kalkar.

    o halde şöyle kapatayım entirimi; numensiz varlık, tıpkı bacon'ın 'egemen olmak için doğayı bilmek' düşüncesinde olduğu gibi; insanın baltasıyla incinir, aradaki uyum yok olur, meydana gelen insan ve doğa çatışmasını ne sokrates'in yerleştirdiği kuşku dolu sorular ne de semavi dinlerin ritüelleri durdurabilir.
  • bir "şeyin" gözlemci tamamen duygulardan arındıktan sonra duygular olmadan "aslında ne olduğunu" simgeler.

    "çilek kırmızı ve tatlıdır" önermesine "peki ya görme ve tatma duyumuzu aradan çıkarırsak, çilek nedir?" diye sorar. bu, bir yandan "bize göre çilek kırmızı ve tatlıdır, peki ya çileğe göre kendisi nedir?" sorusunu anımsatır.*

    (bkz: kendinde şey)
  • guano apes'in son albümü offline'ın en güzel şarkısı. albümde 2000'lerin başındaki guano apes'i en çok hatırlatan şarkı. scratch the pitch'in duygu ikizi. sözleri:

    ı'm trying to remember,
    what ı do and why ı'm here.
    and all your great defenders,
    defend yourself and disappear.
    so when the war is over,
    don't you tell me you just stop the fight.
    ı won't even remember you.
    oh, you were the one who said the lie.

    don't tell me when it's over,
    ı was trying to get sober.
    but ı'm human,
    not even numen.
    don't tell me when it's over,
    ı'm trying to be warmer,
    but ı'm cold.

    ı can show you the heaven,
    wanna see it in your eyes?
    we can be like demons,
    let the music get alive.
    so when the war is over,
    don't tell me you just stop the fight.
    ı won't even remember you.
    you were the one who said the lie.

    don't tell me when it's over,
    ı was trying to get sober.
    but ı'm human,
    not even numen.
    don't tell me when it's over,
    ı'm trying to be warmer,
    but ı'm cold.

    so many times,
    you thought ı've given all the best for you,
    but since you took that fruit the colors went to blue.
    and so many times we fade away without to trail the truth.
    ı come over you and gonna let it go

    you are afraid to fly,
    afraid to love...
  • duyuların ötesinde kendinde var olan şey.