şükela:  tümü | bugün
  • 1996 yapımı mohsen makhmalbaf filmi * *.
  • en çarpıcı ve en unutulmaz son sahneye sahip filmlerdendir. öyle ki, filmin sakin sakin ilerleyişi, aslında o son kareye yönelik saygın bir hazırlık ritüelidir.
    oyunculuğa ve yönetmenliğe dair bir hikaye anlatırken, insanlık tarihinin en özel iki temasını, aşkı ve merhameti işliyor ve son saniyede de özetleyip meseleyi çözüveriyor...
  • yer yer doğallığı yakalasa da genel itibariyle bekleneni veremeyen film. belirli bir gidişatı olmadığı gibi, ne yapmaya çalıştığını anlamak da zor. film içinde film çekiliyor izlenimizi uyandırsa da, yer yer kafa karıştırıcı ve açıklanmasını beklediğiniz halde açıklanmayan sahneler var. diyaloglar zaman zaman saçma bir hal alıyor. en kötüsü ise son sahne. bu sahnede yönetmen herkesin filmden çıkarması gereken dersi zaten veriyor, izleyiciye ise yönetmenin sunduğu anafikri kabul etmek düşüyor.
  • - ben onu bıçaklamak istemiyorum. insanlığı kurtarmak için başka bir yol yok mu?
    - evet var, ekmek ve çiçekle. adalet ve sevgiyle. merhamet ve aşkla...
  • über makhmalbaf sinemasından bir başka örnek.

    film içindeki filmin oyunculukları çok iyi. ona diyecek yok. hatta sinema endüstrisinin perde arkası ilişkilerini de absürdleştirerek veriyor. yalnız benim en çok dikkatimi çeken şey oyunun beş ana karakterinden biri olan meryem'in konumu. gerçek hayat ile sinema arasındaki geçirgenliği en çok o veriyor. (bundan sonrası spoiler içerir) normal hayatında meryem, makhmalbaf'ın gençlik rolünü oynayacak çocuğun kuzenidir. oysa meryem filmde aynı makhmalbaf'ın kuzeni rolünü oynayacaktır. buraya kadar her şey gayet güzel, tastamam. halbuki, malum polis kendini çekilecek filme o kadar kaptırır ki kendi rolünü oynayacak çocukla sürekli rol çalışması yapar ve ona gençliğinde bir kızın sürekli kendisine saat sorup onun dikkatini dağıttığını söyler. tesadüfi de olsa çapraz bir şekilde rolünü yerine getirmeye çalışan kız bir süreden sonra polis için gençken aşık olduğu ve çiçek vermek istediği kız olarak meryem'i tasavvur eder. ve burada da polis meryem'e zamanında aşık olduğu kız rolünü yükler. daha öncesindeyse polis, kendi rolünü oynayacak çocuktan aynen kendisi gibi filme kendisini kaptırmasını ister ve genç kız geldiği sırada onu silahla vurmasını ister. işte burada dananın kuyruğu kıpar. son kısımda genç polis, rolünü oynadığı sırada meryem gelip ona saatin kaç olduğunu birkaç defa sorar. genç polis kızın güzelliğine kendisini o kadar kaptırır ki silaha davranacağı yerde çiçeği meryem'e uzatır. burada meryem aynı zamanda gerçek hayatta genç polisin aşık olduğu birisidir artık. kısacası burada meryem hem makhmalbaf rolünü alan çocuğun kuzeni, hem makhmalbaf'ın genç kuzeni, hem polisin zamanında aşık olduğu kızı hem de genç polisin aşık olduğu kız işlevini görür.
  • film içerisinde film konsepti bana abbas kiarostami'nin close up isimli filmini hatırlattı, güzeldi..
    (bkz: abbas kiarostami)
  • batı sineması izleye izleye gözlerimiz renk körü olmuş dedirten şahane film.
  • bir de biz de "ekmek ve çiçek" diye çevirmişler, ingilizceye a moment of innocence diye güzelce çevrilmiş. demek ki batılı en azından filmi izleyip çeviriyor ismini, bizimkiler afişe bakıp isim koyuyorlar!
  • film içinde film içinde film.

    --- spoiler ---

    filmin 38'inci dakikasında sinema tarihi'ndeki en yapı/gerçeklik/kurgu kırıcı sahnelerden biri görülüyor. filmi izlerken durdurup 5-6 kere izledim.

    --- spoiler ---

    ancak sonu bana kalırsa bu güzel yapıya yakışmıyor, çok "çiçek abbasvari" kalmış sondaki ajitasyona bağlayan sahne o yüzden diyorum bunu. yoksa tabii ki mahmelbaf 400 darbe'nin yarattığı etkiye benzer sertlikte bir tavır koyuyor biterken onu anladık. ancak o andaki ışığa, kompozisyon çok kitsch kaçmış diyeceğim artık, çünkü klasik örnek olarak bilardo oynayan köpekler resmine baktığınızdaki o garip hissiyatla dolduruyor insanı filmin sonu. yani 400 darbedeki gibi uygun bir estetik kompozisyon değil oradaki bence.

    gerçekten de, "gel abi iran'ı övüyoruz" deseler, "sağol canım yeni övdüm diyorum." diyemem. öyle kral adamlar çünkü. nema-ye nazdik'in adeta ruh ikizi gibi. hey maşallah muhsin agha.

hesabın var mı? giriş yap