şükela:  tümü | bugün
  • jeolog, çevirmen, yemek ustası kadın.
  • dunyalar guzeli bir insan. kocaman bir kalbi var. hayatin renkli taraflarinin fotograflarini cekiyor...
  • her daim gülümseyebilen, ulaşılabilir en dobra arkadaşlardan biri. hayatta sağlam bir duruşu olan yegane kadınlardan.
  • alom shaha'nın tanrının öldüğü gün kitabını enfes bir çeviriyle dilimize kazandırmış kişi.
  • çevirir, aşırır pişirir, yardımını esirgemez, akademiden emekli... akademik işleri ise hiç bırakmayan bol enerjili kadın.
  • "insan sakince yaşayabilir ve minik iyilikler yapmaya ve kimseye zarar vermemeye çalışabilir."

    the sea the sea* çevirisini okuduktan sonra "yapacak minik iyi bir şey" olarak ekşisözlük başlığına övgüler dizmeye karar verdiğim insan. bu denli ağır bir metin için harika bir iş çıkarmış. ellerine sağlık. bundan sonra çevirmen olarak adını altında gördüğüm bir kitabı okumakta tereddüt etmeyeceğim kesin.
  • iyi çevirmendir. ancak bence okura da yazara da biraz saygı duyması gerekiyor.

    the sea the sea çevirisinin 51. sayfasındaki uzun bir cümlede geçen "son tren seferi" ifadesinin türkçede bir karşılığı olmadığını iddia ediyor ve "son toplu taşıma seferi" olarak değiştirdiğini yazıyor.

    olabilir trenler hayatımızdan veya nuray önoğlu'nun hayatından çıkmış olabilir ama çevirmenler karşılığı yok diye uyarlama yapacaklarsa biz bir "çeviri" değil "uyarlama" okumuş olacağız.
  • emekli akademisyen, çevirmen ve bir de kitabevi sahibi!

    yerdeniz kitapçısı'na gittiğinizde sizi güler yüzle karşılar, sohbet eder, kitap zevkinizi anlamaya çalışır.

    sonra bir çok kitabı önünüze serer, "ben sizi rahat bırakayım" diyerek kendi işine döner. oradan çıkarken almayı aklınızdan pek de geçirmeyeceğiniz kitaplar almış olarak çıkarsınız ve o kitapları okuduğunuzda ufkunuzu açtığı, yeni bir zevke vesile olduğu için de bu tatlı kadına minnet duyarsınız.

    o yüzden buradan kitap almak alelade bir kitabevi deneyiminden farklıdır.
  • nedense sayfanın hiçbir yerinde adı geçmemiş ama şu sayfada kendisini anlatan çevirmen. ben de adını zikrettiği çevirilerinden bakıp buldum kim olduğunu. bu arada çeviriyi bırakmış. ama dönüp dolaşıp gelecektir bence. "çeviriye başlamamın nedeni okuduğum kötü çevirilerdir" demiş çünkü.

    çevirmenlik zor zanaat
    http://www.arkakapak.com/…l/cevirmenlik-zor-zanaat/

    çeviriye başlamamın nedeni okuduğum kötü çevirilerdir. görece erken bir yaşta emekli olunca, daha iyisi yapılabilir düşüncesiyle çeviri yapmaya karar verdim. akademide bol bol çeviri yapmış, bir de ingilizce doktora tezi yazmıştım ama çeviri deneyimim mesleki metinlerle sınırlıydı. o yüzden de kaygılıydım ama talihim yaver gitti. ilk çevirilerimi kuraldışı yayınları için yaptım ve oradaki editörüm seyfi öngider’in rehberliği acemi bir çevirmen için bulunmaz bir nimetti. kendisinden çok şey öğrendim, minnettarım.

    yayınlanmış otuza yakın çevirim var. çeviri yaptığım sürece ücretlere, ilişkilere ve koşullara dair deneyimlerim, çevirilerin birçoğunun neden kötü olduğunu anlamamı sağladı. anlaşılan iyi çeviri yapabilecek kimselerin çoğu benim de şahsen deneyimlediğim bu koşullara razı olmuyor, olanların bir bölümü de ancak okuyup şikâyetçi olduğumuz o çevirileri yapabiliyordu. ortada çok ciddi ve işverenlerin yaklaşımlarına bakılırsa yakın gelecekte çözülmesini pek bekleyemeyeceğimiz bir yığın sorun var gibi görünüyordu.

    kitap çevirisi söz konusu olduğunda gözlemlediğim başlıca sorunları da sıralamak isterim: çevirmen seçilirken konuya ilişkin uzmanlık vs. gözetilmez. sırf benim çevirdiğim kitapların yelpazesine bakarak bunu anlamak mümkündür; siyasetten psikolojiye, edebiyattan popüler bilime, kişisel gelişimden alternatif tıbba kadar çeşitli alanlarda kitap çevirdim. aynı yazarın aynı yayınevi tarafından yayınlanmış kitapları bile kimi zaman başka başka çevirmenlere çevirtilir. oysa bir yazarın “havasına” girmek zahmetli bir iştir ve bunu bir kez yapmış çevirmenden mümkün mertebe yararlanmak rasyonel olandır; bu tür çevirmenlerin çok iyi ve tanınmış örnekleri de vardır. çeviri ücretleri son derece düşüktür ve bu düşük ücretler bile çoğu kez birkaç taksitte ödenir; bir yayınevinin çevirmen sözleşmesindeki ödeme maddesini yorumsuz şuraya bırakayım:

    “… tutarı, kitap’ın satışa sunulmasını izleyen üç (3) ay içinde, üç (3) eşit taksitte… ödenecektir.”

    “ödeme tarihi … kitap’ın teslim tarihini çevirmen’in geçirdiği oranda uzatılacak, taksitler uzama bitiminden sonra başlayacaktır.”

    kitabın adı vb. konularda çevirmenin tercihlerine saygı gösterilmemesi hayli yaygın bir tutumdur; sırf adı değiştirildiği ve isabetsiz bir ad seçildiği için ilgi görmediğine inandığım kimi kitaplar var. çoğu yayınevi çevirmenin adını kitabın kapağına yazma ihtiyacı bile duymaz. neyse ki son yıllarda bilinçli okur arasında giderek artan bir “çevirmen takip etme” eğilimi var. bu durumun yayınevleri üzerindeki etkisini ise zaman gösterecek.

    birkaç ay önce çeviriyi bırakmaya karar verdim. niyetim artık kitap çevirmemek. son olarak okuyan us yayınları’ndan brain up (beyninizi yeniden yapılandırın) adlı çevirim yayınlandı. iki çevirim de yolda; kuraldışı yayınları ve sola yayınları’ndan birer çevirim çıkacak önümüzdeki günlerde. adlarını henüz ben de bilmiyorum.

    bir süre önce şair cihat duman’la birlikte iki şiir çevirdik. bundan böyle olanaklar elverdiğince birlikte şiir çevirmeye karar verdik. kendi başıma asla kalkışmayacağım bir işti şiir çevirisi. bir şairle birlikte çevirmek hem çok zevkli hem çok öğretici oldu. devam edebilirsek mutlu olacağım.

    öte yandan, hayli etkin kullandığım sosyal medya hesaplarımda, karşılaştığım ilginç metinleri, pasajları, özlü sözleri çevirip paylaşıyorum; bu tür metinlerden biri bir feminist klasik olan judy brady’nin bir karım olsun istiyorum adlı denemesidir. çokça ilgi görüp farklı mecralarda yeniden yayınlandı. bu tür eylemlerim sürecek.
  • sohbeti şahane, birikimi muazzam, tatlı bir insan. izmir'de yaşayan, izmir'e yolu düşen her kitap sever mutlaka mabedine* uğramalı.

    alsancak'ta, şirin bir dükkanda eşiyle beraber sizi en iyi şekilde ağırlar. aradığınızı bulur, kafanızda belli bir kitap yoksa çok güzel tavsiyelerde bulunur. hatta sırf o güzel tavsiyeleri ve sohbeti için kafanızda herhangi bir kitap olmadan gidin derim, öyle leziz.

    çay ikram etmeyi de ihmal etmez kendisi.
    kısacası, tatlı dilli, kitap sohbetine doyulmayan, ister beş dakika durun ister bir saat, sizinle dükkandan dışarı adım attığınız ana kadar ilgilenen, zincir kitap satış mağazalarında, online satış sitelerinde bulamayacağınız ilgiyi ve hoş sohbeti sunan bir insandır kendisi. selam olsun.

    evet, online kitap satış siteleri daha ucuza satıyor olabilir, daha çok kampanya sunuyor olabilir fakat bu tarz bağımsız, küçük kitapçıların onlarla rekabet edebilmeleri olanaksız. ayakta durmaları için de desteğe ihtiyaçları var.