şükela:  tümü | bugün
  • http://www.nurayulker.com/ adresinde konuşlanmış gibi görünen biri ya da değil.
    gerçekten böyle birisi var mıdır, bilmiyorum. bir resim var, onun mu bilmiyorum.
    mesele şu. nuray ülker adına düzenlenmiş siteden nuray ülker’in ‘you’ şarkısını (!) indiriyorsunuz. dinliyorsunuz. güya bu şarkı onunmuş, kaydetmiş, tıpkı irem yağcı’nın hayalet sevgilim’i gibi. bu “you” isimli şarkıyı şu ana kadar 2425 kere indirilmiş. adına düzenlenen http://www.nurayulker.com/ sitesi 12 mart 2006’da alınmış.
    şöyle bir not düşülmüş:
    “arkadaşlar;
    şu zamana kadar bana ve şarkıma gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ediyorum. fakat ülkemizde sansasyonel olmadıkça kimse iyi şarkı ve sarkıcıyla ilgilenmiyor maalesef üstelik ilgilenmediği gibi buna köstek olmaya çalışıyorlar. sırf bu yüzden (çünkü başka anlam veremiyorum) şarkımın çalıntı ve hatta sesin bana ait olmadığı gibi komik ithamlarda bulunuyorlar.fakat bunlar beni yıldıramadığı gibi engellemeyecektir.açılan davalar sonuçlanana dek çok fazla konuşmak istemediğimi belirtmek istiyorum.bana inanan insanlar bu habere oldukça üzüldüler. her türlü destek ve ilginize teşekkür ederim.
    nuray ülker”

    buraya kadar her şey normal gibi görünüyor, ama değil. neden?çünkü bu sitedeki you şarkısı groove coverage’ın ‘you’ isimli şarkısı (http://lyrics.lux-mundi.co.uk/…ance.php?lyric=10425). belli ki bu siteyi yapan şahıs, artık sazan avlamak için mi ya da arkadaşını meşhur etmek (?) için mi bilinmez, bir sebepten bu şarkıyı nuray ülker isimli şahsınmış gibi göstermiş. yazık. (bunun linkini bir yerde gördüm, aynı zamanda burada ukteymiş)
  • kendine kendi diyen, şarkıcıdır. 10 sene öncesinin hey girl lerinde kendisine sıkça rastlamak mümkün. insanın evrimini fotoğraflarına bakarak takip edebilirsiniz.
  • kendi'nin gerçek ismi.
  • ekşi sözlük yazarına dava açtığı iddia edilen şahıs.

    ek: (#43389774)
  • sahnede "kendi" ismini kullanıyormuş. candy mi yoksa kendi mi bilemedim. kendisini incelediğim zaman mükk-kemmel bir insan portresi ile karşılaştım. böyle insanlar nadiren yetişir, değerini bilmek gerekiyor.

    bir rivayete göre kendisi cern içerisinde aktif görev halindeymiş. boş zamanlarında büyük hodron çarpıştırıcısı kendisi tarafından incelenip, eksiklikleri gideriliyormuş. fakat gizli saklı yapıyormuş bu işi. sebebi ise isminin bu tarz konularda gizli kalmasını istemesiymiş. hatta cern ile sözleşme yapmış, ismini zikrederlerse mahkemeye verecekmiş. cern ise "peki abla, nasıl uygun görürsen" diyerek mecburen kabul etmiş.

    kendisi hakkında sürekli kulağıma bir şeyler geliyor.
    sanırım ortadoğu da barışı sağlamak adına amerika-israil-filistin-türkiye arasında arabuculuk yapıyormuş. bu konuda sona geldiği söyleniyor, ne kadar doğru bilemedim. fakat bununda afişe olması durumunda yasal haklarını kullanacağını obama ile paylaşmış. obama korktuğu ve çekindiği için hali ile konuyla ilgili geçtiğimiz günlerde "bunu ne red edebiliyor, ne de kabul edebiliyoruz" şeklinde kriptolu tivit attırmış cia'ye.

    kendisinin mükemmeldiği bu kadarla bitiyor mu? tabi ki hayır.
    kendisinin uzay bilim çalışmaları hakkında bilginiz var mı? bende şimdi öğrendim ve şoklar içerisindeyim.
    meğer plüton gezegeni kendisinin uluslararası astronomi birliği, ile yaptığı yoğun görüşmeler sonrasında bu kararı aldıkları söyleniyor. aksi halde "ben bunu ispatlarım, sizi de mahkemeye veririm. vallahi sizi sürüm sürüm süründürürüm" dediği gelen diğer duyumlar arasında.

    en bombası her zaman en sona kalır derler. ben de kendimce kulağıma gelen en değerli bilgiyi sizinle kendi ablamızın affına sığınarak paylaşmak istiyorum.
    olm sözlük, varya inanmayacaksınız ama kayıp malezya uçağının sırrını çözdüğü söyleniyor. haaa, detay var mı? var. fakat beni de mahkemeye verir korkusu ile paylaşamıyorum detayları.
  • diyalektik felsefe anlayışı, yalnızca siyasetçiler ve ideologlar için değil gençten yaşlısına tüm toplum için bir öğrenme aracıdır. bu bakımdan, ileride de bahsedeceğimiz gibi objektif, gözlemci, gerçekçi, olaylara bütüncül yaklaşabilen bir öğreti olmuştur.
    doğa olaylarına yaklaşımı, onları inceleme ve anlama yöntemleri diyalektik; doğa olaylarını yorumlayışı ve söylemi materyalist olduğundan bu öğreti diyalektik materyalizm adını almıştır. bu dünya görüşünü ilk geliştirenler karl marx ve friedrich engels olmuştur. diyalektik ve maddecilik, önceden de ayrı ayrı varlardı; fakat bunları bir araya getirip daha ileri bir aşamaya götürmek onlara mal olmuştur. diyalektik; o zamanlar daha çok hegel’in çalışmalarıyla tanınırdı, ancak hegel’in diyalektiği idealist, tutucu ve gizemciydi. engels ve marx, bu diyalektiğin akılcı özünü alıp geliştirdiler. bunun hakkında marx: “gizemcilikte diyalektiği çarpıtmasına rağmen hegel, yine de, diyalektiğin tüm hareketini açıklayan kimsedir. hegel’de diyalektik tepetaklak yürür ama akla yatkın bir görünüm kazanması için diyalektiği ayakları üzerinde oturtmak yeter. gizemci görünüşüyle diyalektik, almanya’da çok tutuldu. çünkü kurulu düzeni yüceltiyor gibiydi. oysa akılcı biçimiyle diyalektik, egemen sınıflar ve onları savunan ideologlar için bir rezalet ve nefret edilen bir şeydi çünkü kurulu düzenden yana çıkan görüşün içine bu düzenin kaçınılmaz biçimde olumsuzlanacağı ve zorunlu olarak yıkılacağı düşüncesini sokar. hiçbir şey diyalektiği zorla kısıtlayamaz ve diyalektik özü bakımından eleştirici ve devrimcidir.” der. [kapital]
    marks ve engels materyalizmi, toplumsal-felsefi alanda geliştirip üretim ilişkilerinde tarihsel bir rol oynamasını sağlamışlardır. mekanik materyalizmin (feuerbach materyalizmi) tutucu yönünü atarak ona yeni bir şekil vermişlerdir. engels:’feuerbach, materyalist temeline karşın geleneksel idealist zincirden kurtulmuş değildir. ondaki gerçek idealizm din ve ahlak felsefesine gelince açıkça kendini göstermektedir. [ludwin feuerbach ve klasik alman felsefesi’nin sonu]
    diyalektik yöntem doğadaki hiçbir olayı birbirinden ayrı ya da bağımsız olarak düşünmez. maddelerin ve olayların birbirleriyle ilişki içinde olduğunu, bir durumun başka burumu dolaylı veya dolaysız olarak etkileyeceğini söyler. yine aynı şekilde, metafizik düşünceye zıt olarak doğada hiçbir şeyin durağan, değişmez, hareketsiz olmadığını; her şeyin gelişme ve ilerleme içinde olduğunu vurgular. pencereden dışarı baktığınızda gördüğünüz tüm nesneler(veya olaylar) sürekli hareket halindedir. hareketsiz sandığınız ağaçlar bile her saniye büyümekte/yaşlanmakta, yere düşen her yaprak solup ölmekte, her çakıl taşı kimyasal ve fiziksel müdahaleyle ufalanmakta, canlı ve cansız varlıklar bir hareket içinde süregelmektedir. gelişme de bir harekettir. yani her şey akışkanlık ve sürerlik halindedir. kaldı ki, güneş’in etrafında dört dönen dünya’ya bakılırsa hareketsiz olan yerlerin bile uzayda hareket ettiği görülür. engels şöyle diyor:’tüm doğa, en küçüğünden en büyüğüne dek, küçük bir kum tanesinden güneşe, en ilkel canlı hücreden insana dek sürekli bir varoluş ve yokoluş, sürekli bir akış, sonsuz bir hareket ve değişme içerisindedir.’ [doğanın diyalektiği]
    ‘önemli olan, kalıcı gibi görünmese bile doğan ve gelişmekte olan şeydir. diyalektik yöntem, yeni doğan ve gelişmekte olan şeylerin yenilmez olduğunu kabul eder.’ bunu toplumlar tarihinde rahatlıkla görebiliriz. her yeni doğan üretim biçimi bir öncekini yenerek, onu ortadan kaldırarak kendi egemenliğini kurar. bu sebepledir ki ilerici, yenilikçi hareketler olması lazımdır. antikçağda köleci toplumda, ortaçağda feodalist toplumda, yeniçağda kapitalist toplumda bunları görürüz. miladını dolduran kapitalizmin sonu olan, er ya da geç iktidara gelecek sosyalizmin öngörüsünü de böyle yapabiliriz. aynı şekilde gelişme sürecini, sürekli ve ileri doğru bir hareket, eski bir nitel durumdan yeni bir nitel duruma geçen, basitten karmaşığa, alçaktan yükseğe doğru bir ilerleme olarak görebiliriz. ‘doğa, diyalektiğin denek taşıdır.’ der engels. tabiatın içinde tüm yönleriyle; fizikten kimyaya, botanikten felsefeye, ekonomiden sosyolojiye birçok diyalektik örneğe (gelişim/ilerleme) rastlarız. yine buradan yola çıkarak her şeyin içinde çelişki olduğunu ve çelişkilerin birbirleriyle savaşım içinde olduğunu söyleyebiliriz. lenin, felsefe defterleri’nde ‘diyalektik, şeylerin asıl özündeki gelişmenin incelenmesidir.’ der. başka bir eserinde şöyle ekler:’ gelişme, karşıtların savaşımıdır.’ [materyalizm ve ampirio-kritisizm] olayları birbirleriyle bağıntılı olarak ve sürekli ileri yol alan biçimde geliştiğini söylüyorsak şu söze katılabiliriz:’ dünya, sürekli bir hareket ve gelişme halindeyse, eskinin ölmesi ve yeninin büyümesi bir gelişme yasasıysa kapitalist düzenin yerini sosyalist düzen alabilir.’ stalin, burada ve bundan sonraki birkaç sayfada sınıf mücadelelerinden örnekler aktarıyor. sovyetlerin kuruluşundaki engelleri ve ortaya konulan mücadeleyi okura sunuyor. diyalektik bölümünü onun şu nokta sözüyle bitirelim:’politikada hata yapmamak için devrimci olmak gerekir, reformist değil!’
    materyalizm
    felsefi maddecilik, ruh-madde ikileminin bir sonucu olarak antikçağdaki doğa filozofları tarafından savunulmaya başlanmıştır. maddi gerçekliğin önceden beri var olduğunu, düşüncenin (ideanın) bundan hareketle olduğunu anlatır.
    marx ve engels maddeci felsefeyi savunsalar da onun nesnelci ve durağan yanlarını yadsıyarak pratik ve eleştirel bir maddeci düşünceye yöneldiler. marx, engels’le yazdığı alman ideolojisi’nde şunu söyler:’aslında pratik maddeci için, yani komünist için, mevcut dünyayı değiştirmek, kurulu düzene saldırmak ve onu dönüştürmek söz konusudur.’
    ‘madde, tüm duyuların, düşüncelerin ve bilincin kaynağı olduğundan ilk veridir. maddenin bir yansıması olan bilinçse ikinci veridir. düşünce, maddenin yani beynin bir ürünüdür.’ diyalektik materyalizme göre dünya ve onun yasaları tümüyle bilinebilir. bu sebepten ötürü ruhun kutsallığını savunan idealizmi de, her şeyin bilinemeyeceğini savunan ve utangaç idealizm olan agnostisizmi de bir kenara atar. evrendeki somut durumların somut tanılarla açıklanabileceğini savunur.
    diyalektik materyalizmin toplum bilimlerine uyarlanmış biçimi tarihsel materyalizm adını alır. dünya üzerindeki sınıf savaşımları, üretici güçler, egemen üretim ilişkileri araştırma-inceleme alanıdır. toplumsal ve ekonomik ilişkileri iyi anlamak marksist felsefenin özünü anlamaktır. ancak anlamak yetmez; edinilen bilgi ölçüsünde uygulamaya geçmek gerekir. bunun için de birey kendinden öncekilerin deneyimlerine gereksinim duyar. bu deneyimler diyalektik materyalizm öğretisinde bulunur. stalin şöyle der:’toplumsal düzenin niteliğini belirleyen ne coğrafi ortam ne de nüfus artışıdır. o, üretim biçimidir.’ çok açık olan bir şey vardır ki üretim sürdüğü ölçüde insanlar yaşamaya devam edebilirler. üretim gücü kimin elindeyse topluma egemen olur. burjuvazinin aristokrasiyi devirmesiyle üretim biçimini tekelinde almış ve iktidarını her kesimde kabul ettirmiştir. sonuçta liberalizm, bir ekonomi vahşeti olan kapitalizme evrilmiş ve hakim güç olarak karşımıza çıkmıştır. yine stalin şunu ekler:’ üretim güçleri, yalnızca üretimin en hareketli ve en devrimci öğesi değil, aynı zamanda üretimdeki gelişmenin belirleyici öğesidir.’ bu üretim ilişkilerini iyi bilen, iç ve dış politikaya, toplumsal dinamiğe uyum sağlayan siyasal bir güç veya siyasal parti; kısa vadede değil belki ancak uzun vadede egemenliğini sağlayabilir. işte diyalektik materyalist dünya görüşü, sınıf savaşımındaki en büyük teorik yardımcımızdır. proletaryanın siyasal partisi bu etkenleri göz önünde bulundurmak ve planını buna göre yapmak zorundadır. marx, komünist manifesto’da:’proletarya, burjuvaziyle olan savaşımında mutlaka kendini bir sınıf olarak örgütler. devrim yoluyla egemen sınıf durumuna gelir ve egemen sınıf olarak eski üretim koşullarını zorla söküp atar.’ der.
    sonuç olarak sınıf savaşımında bize düşen sorumluluklar; savaşa her iki cepheden ve ayrıntılı biçimde bakabilmek, artı ve eksilerimizi görebilmektir. bunun teorik yardımını bize diyalektik ve tarihsel materyalizm sunar. öğrenmek ve uygulamak bize kalmıştır. aslında yaptığımız tüm değerlendirmeyi kitabın ilk cümlesi özetler: ‘diyalektik materyalizm, marksist-leninist partinin dünya görüşüdür.’

    bu konularda düşüncelerini merak ettiğim kişi.
  • kendisi hakkında internette bir çok "dava açtı" haberi olan bir türkiye cumhuriyeti vatandaşı.
    şöyle
    böyle
  • kendisinin aşırı kıllı olduğunu duymuştum.

    fotoğraf çekimlerinde kıllarını photoshopla kapatmak için saatlerce uğraşmak gerekiyormuş.
  • ilk kez okan'ın programında görmüştüm. sonra da görmedim zaten ama aklımda şu kaldı: programdaki tek kadındı, iki saat üzerinden bolca dekolte espirisi yapıldı gülündü falan, programa seray sever gelince bu silindi gitti resmen erkek gibi hissettiğine eminim kendisini. içi içini yedi çok fena bozulmuştu. hahah. siz sanatçı olacaksınız biz de keyif alacağız he mi. pehey yavrum.