şükela:  tümü | bugün
  • birkaç kez aynı ortamda bulunup muhabbet ettiğim, kafamdaki dövmeleri anlattığımda, " yardımcı oluruz sen takma kafana " diyebilen, dünya tatlısı bir insandı. vefat ettiğini ortak arkadaşımızdan duydum ve üstüste üstüste sordum : " bizim nurdan mı, hani dövmeci? "

    gerçekten çok üzücü bir durum, allah ailesine sabır versin..
  • dünyanın en güzel insanlarının gitmek için hepimizden daha aceleci olma durumu nedir? vardır herhalde bi bildikleri. vardır bunun da bi olayı, bi ince ayarı. kocaman bi 'hayat' deyip susabiliriz. kolay ve zor sürekli yer değiştiriyor, düşündüğün her şey mefhumunu yitiriyor. ama duyuyorsun beni, konuşuyorum seninle:

    yapmak istediğini yaptın, daha yapacakların vardı ama ha burası ha başka yer sana fark eder mi nurdan ya. hepimiz gidicez de sen önden gidiyosun. sanırım keşif ekibindensin. hep öyleydin. sonluluk da sonsuzluk da bu evrendeki her şey gibi kafamızda. şimdi kim cüret edebilir 'bitti' demeye? bitmek?

    seni seviyorum.
  • lisede alt devremdi. hatırladığım kadarıyla muhabbetimiz yoktu ama hergün gördüğüm yüzlerdendi, hep oradaydı. çok kıymetli kardeşim iridgette fardot'nun sevdiği arkadaşlarındandı; dolayısıyla hiç tanımadığın bir insana karşı nötr olmaktan ziyade, hafif pozitif duygular beslediğimi hatırlıyorum. başına gelenleri duyunca dua edenler arasındaydım. yetmemiş dualarımız; gitmiş.. defnedileceği gün de londra yatıdaydım. her saniyem cenaze törenini düşünerek geçti. ailesi ve arkadaşlarının ne çok acı çektiğini düşündüm hep. ben de babamı kaybetmiştim, tahmin edebiliyordum çekilen acının büyüklüğünü, giden kişiye bir daha asla sarılamayacak olmanın verdiği iğrenç ve ne kadar ağlarsan ağla dışarıya vuramadığın hissi. tahminim, defnedildiği saatlerde piccadily metro istasyonundaydım; metroya giden merdivenlerden inince, gözleri görmeyen bir adam kendi çapında edindiği teçhizatla gitar çalıp, şarkı söylüyordu. çok da güzel söylüyordu.. ekipçe durduk, biraz dinleyelim dedik.
    metro istasyonlarında arada esen bir hava akımı olur ya; cereyan.. şarkının bitimine yakın, öyle bir rüzgar esti. tüylerimin diken diken olduğunu, gözlerimin yaşardığını hissettim. ekip arkadaşlarım da şaşırdı ve sebebini sordular ama söyleyemedim hiç tanımadığım gencecik bir kız için hissettiklerimi. üzerinden 1 yıl geçti ve hala aklıma geliyor. çok üzülüyorum, enerjimin çekildiğini hissediyorum.. ve gencecik yaşta verdiğimiz kayıplardan nefret ediyorum.
    umarım yattığı yerde huzurludur.

    (bkz: iridgette fardot)
  • aklıma çok geliyorsun da ara ara seni anlattığım da oluyor insanlara. nasıl güzel bir insandın sen. -di’li geçmiş zamanda kalmasaydın da hayallerini gerçekleştirdiğini, mutluluğunu hep beraber görseydik keşke. son konuşmamızda nasıl da mutluluk doluydu sesin. nasıl umutluydun. doğum günümdü benim o gün, her doğum günümde hüzünlü bir gülümsemesin şimdi. iyi ki tanıdım ben seni benim güzel arkadaşım. yıllar sonra neden yazıyorum, bilmiyorum; çok anlamsız, ama özledim seni nurdan bee.