şükela:  tümü | bugün
  • nûredîn zaza, elazığ'ın maden ilçesinde 1919 yılında doğmuştur.kürt edebiyatı ve politikası konusunda çok önemli işlere imza atmış,siyasal kimliğinin yanında edebi kimliğini de her zaman ön planda tutmuştur.kürtlerin çehov'u olarak adlandırılır.küçük yaşlardan itibaren hawar dergisinde öyküleri yayımlanmıştır.ülkemizdeki yasaklardan,zorbalıklardan,zulümlerden dolayı yurtsuzluğu bir tercihe dönüştürmek zorunda kalmıştır.eserlerinde işlediği konular genellikle doğduğu topraklara özlemi anlatmaktadır.kimi öyküleri biyografik özellikler taşırken kimi öyküleri kürtlerin gündelik yaşamlarında karşılaştıkları zorlukları, özlemi, karşılıksız aşkları, törelerin acımasızlığını anlatır.romantik başkaldırışlar ise bütün öykülerinde kendini gösterir.zaza,1988 yılında doğduğu toprakları bir daha göremeden ölmüştür.

    derketi adlı denemesinde,sürgünlüğün acısını, özlemini,kırgınlığını vurgular.bu denemenin anahtar cümlesi ise “sürgün,her yerde yalnızdır.”

    sürgün
    ülkesini terk etti ve dünyaya açıldı. tanrı sürgünlere rehberlik etsin!
    insanların arasından geçtim, bana baktılar, ben de onlara; ama birbirimizi tanımıyorduk.
    sürgün her yerde yalnızdır!
    güneş batarken ve vadi yarıklarından dumanlar yükselirken, kendi kendime soruyordum:
    “akşamları evine dönen, ailesiyle birlikte olan kişi ne kadar mutludur”
    sürgün her yerde yalnızdır!
    rüzgarın önüne kattığı bu akşamlar nereye gidiyor? rüzgar beni de önüne katıp savuruyor habersiz, keyfince beni de alıp götürüyor.
    sürgün her yerde yalnızdır!
    bu gövermiş ağaçlar ve yeni açılmış çiçekler çok güzel; fakat bunlar ülkemin ağaçları ve çiçekleri değil: bana hiçbir şey anlatmıyorlar.
    sürgün her yerde yalnızdır!
    bu ırmak kırık bir kalple ovada akmakta; fakat şırıltısı çocukluğumda duyduğum ülkemin ırmaklarını andırmıyor. irmak bana hiçbir şey anlatmıyor.
    sürgün her yerde yalnızdır.
    (kürtçeden çeviri: abidin parıltı)
  • (1919-7.10.1988) aristokrat bir kürt ailenin çocuğu. nitekim daha 15 yaşındayken, ailecek sürgünde bulundukları şam'da bir fransız okulunda okuyor, kürt ileri gelenleriyle, ağaları ve prensleriyle oturup kalkıyor, öyküler yazıyor, almanya'da yayımlanan hewiya welat dergisine de yazı gönderiyor. öyle ki celadet ali bedirxan'dan, cegerxwin'den övgüler alıyor.
    sadece edebî açıdan değil politik açıdan da hayli faal biri. dersim'in bombalanmasına karşı avrupa elçilikleri nezdinde girişimlerde buluyor, kürt halkının demokratik haklarını savunmak için dernekler (hêvî, kürt öğrenci derneği) ve hatta osman sebriile birlikte 1957'de kürd demokrat partisi'ni (kdp) kuruyor, gazete (dengê kurdistan) çıkarıyor.
    dahası entelektüel açıdan da dolu biri. personalist (kişiselcilik) akımının kurucusu emmanuel mounier hakkında (ki ne akım ne de filozofu hakkında en ufak bir fikrim yok) doktora tezi yazıyor (zaten o yüzden dr. nuredin zaza diye biliniyor), makaleler (arapça, fransızca, kürtçe) kaleme alıyor, fransızca kitaplar (contes et legendes du kurdistan; ma vie de kurd) çıkarıyor. hatta fırat ceweri'nin evrensel'de (ekim 2015) söylediğine göre meme alan destanı'nın önsözüne yazdığı felsefi analizde ehmede xani ile marx-engels'i karşılaştırıp xani'nin marx ve engels'ten daha önce diyalektikten haberdar olduğunu söylüyor (yav gerçi diyalektik zaten marx ve engels'le başlamadı, taa antik yunan'dan beri biliniyor; ha diyalektik materyalizm dese anlayabilirim ama ahmede xani'nin idealizminin buna cevaz vermeyeceği de çok açık).

    şu nureddin zaza örneği, sadece yüz yıllık kürt tarihinin bile aslında ne kadar renkli simalardan oluştuğunu ve onlar hakkındaki bilgilerimizin (kürtler tarafından bile) ne kadar yetersiz olduğunu gösteriyor. neyse dr.zaza, mounier ve marx/engels aşkına dengbejlerin kralı cemil horo'dan biri memê alan destanı dinleyelim, hâk aşkına.