şükela:  tümü | bugün
  • dtp'li siyasetçi kardeşimiz, genel başkan yardımcısı, geçen haftaki operasyonlarda öldürülen 9 pkk'lı hakkında içinde "9 gencin üzerine 10 bin asker gönderiliyor", "direnin diyorlar başka yaşam hakkı tanımıyorlar. biz direneceğiz" şeklinde cümleler geçen bir konuşma yapmış. sabah hayvan gibi çarpıtmadıysa haber böyle:
    http://www.sabah.com.tr/…d4c6e9bbae35e640a94f3.html

    şimdi de konuyla ilgili kişisel ızdırabımı teşhir edeceğim kusura bakılmasın, wikipedianın nesnel dilini tutturamıyoruz her zaman sözlükte. kürt değilim, kendimi demokrat-sol tandanslı falan sanıyorum, son seçimde dtp ile emep'in ortak adayına verdim oyumu, öncesinde de (2002 seçimleri) kürtlere demokratik temsil imkanı olur diye oy dehap'a vermeye niyet etmiş biriyim, bunu savunmuş biriyim başkalarına tavsye etmiş biriyim, oy kullanamadım amma velakin. sözlükte'de kürt meselesi ile ilgili söylediklerim belli, ama bunlar dtp'nin pkk konusundaki saçmalamasına tahmmül etmem için bana bir izah getiremiyor. her yerde dtp'den pkk teröristtir demesini beklemek mümkün değil, pkk mahveder adamları, taban da bırakır, bu türkiye siyasetinin açmazı olarak kalsın deyip duruyorum.

    dtp'nin kürt milliyetçiliği propagandası yapmasının* ötesinde pkk propagandası yapması, 2007 yılı itibariyle eline silah almış adamların siyasi savunmasını yapmaya çalışması ne akılla ne de "kürt meselesini", "türk meselesini" müzakere, oturup konuşma, düşünüp taşınma öğrenme yoluyla, kürtler ve türkler olarak hiç kullanmadığımız için gıp gıcır duran beyinlerimizi kullanma yoluyla çözmek gibi bir amaçla alakası olmayan bir hareket. artık eline silah almanın izahı yok, kültürel-kimlik hakları, etnik siyaset (ki bir ülke siyasetnin merkezinin bu konular olması da baydı beni artık) için türkiye'de ayaklanmaya gerek yok. bence hiç bir siyasi konjonktürde bunlar için ölmeye öldürmeye değmezdi ama türkiye'de bir şeyler 2000 sonrasında, ab bahanesi, zarureti gibi samimiyetsiz bir şekilde de olsa değişti. çok partili hayata da abd'nin kastırmasıyla girdik ama 50 yıl sonra artık hükümetlerin seçimle gelip gitmesi konusu yarım asırlık gelenek oldu her şeye rağmen. kürt kardeşlerimizin içinde, "biz eline silah alma seçeneğini dışlamıyoruz, hatta alanları lazım olur duruma göre diye destekliyoruz " diyenler bağımsızlık isteriz de desinler kalan türkiye halkı da nerde duracağını bilsin. bence sorun yukardaki gibi konuşmayan aklı başında kürtlerin, dtp'den (dolayısyla pkk'dan) başka, kürt siyaseti yapan seçeneğinin olmaması.

    edit: link düzeltildi.
  • dtpnin yeni genel başkanı, kardeşi selahattin demirtaş da aynı partinin diyarbakır milletvekili. partinin daha radikal kolu, hatta leyla zananın parti yönetimindeki uzantısı olduğu söyleniyordu. parti içinde ahmet türk ve aysel tuğluk ikilisinin fazla ılımlı kaldığı epeydir konuşuluyordu, kongre sonrası daha sert bir politika izleyecekler gibi görünüyor.
  • dtp'nin başına getirilen genç kişi. kongre öncesi yaptığı kimi açıklamalara bakılırsa genel başkan olması pek hayırlı olmayacak. akılcı ve uzlaşmacı siyaseti ne kadar temsil edeceği kuşkuludur. başkan vekili olması genel başkanlığa gideceğinin de göstergesi gibiydi. siyaseten de deneyimli birine benzemiyor. başarılı olacağına ihtimal vermiyorum.
  • ulkeyi oradan gerdik olmadi, buradan gerdik yirtilmadi, oradan isirdik kanamadi buradan disledik kopmadi diyicilerin bulduklari yeni enstruman. bakalim, kavga ve savas beyinliler, bu arkadasin da icraatlarini yetersiz bulduklarinda yerine hangi dili ve fikri cirkin cigirtkani getirecekler. insallah bu kokusmusluklar sahnesinde perdenin dustugu ve arkada kuklalari oynatan ellerin apacik gorundugu gunleri goruruz. o eller ki dertleri "halklarinin" ozgurlugu, barisi ve refahi degil; "halklarin" kavgasindan, savasindan, acisindan ibaret bir dunyanin kargasasi icinde kazanacaklari dunyaliklari tum dertleri. dilerim tez elden kurusun o eller.
  • "- iddianamede, dtp genel başkanı nurettin demirtaş’ın da askerliğe elverişsiz raporu almak için “sahte resmi evrak düzenlediği ve kullandığı” iddiasıyla, türk ceza kanunu’nun (tck) 204/1. maddesi uyarınca 2 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi."

    http://www.ntvmsnbc.com/news/426009.asp
  • "silahları susturma, tek bir silahlı insanı kalmamasını sağlama iradesini ve insiyatifini gösterebilecek durumdayız. ama türkiye buna hazır mı?" açiklamasinda bulunmu$ $ahis.*
  • sahte curuk raporu aldigi iddiasiyla hakkında yakalama emri cikarilan dtp baskani.
  • uçağa binmeden önce yaptığı açıklamada tutuklanma hakkında düşüncelerini soran gazetecilere "böyle bi durum saçma olur." diyen uçağa bindikten sonra hakkında yakalama emri çıkarılan ve şu anda gözaltında olan dtp başkanı. gata ya veya başka bi askeri hastaneye götürülüp çürük raporunun aslı araştırılacak akabinde çıkan sonuca göre serbest bırakılıcak veya tutuklanıcakmış.
  • "sahte çürük raporu almak" suçlamasıyla göz altına alınan bir insan. ben hala bir insanın "sahte çürük raporu"nu nasıl alabildiğini anlayamıyorum. yani askeri doktorlar yapmıyorlar mı kontrolleri? eğer askerliğini yapmasına engel olan raporun sahte olduğu iddia ediliyorsa bu durumda suçlu doktor değil midir? suç da "sahte rapor yazmak" değil midir? acaba demirtaş, doktorun ve/veya askeri doktorun "askerliğe uygun değil" raporu yazmasına mı neden olmuştur? iyi de bu şüphe için önce, "sağlık" koşullarının tekrar incelenmesi gerekmiyor mu? bunun sonuçlanması gerekmiyor mu? hem bu dava ne kadar süredir devam ediyor, yakalama emri de neyin nesi? anlaşılan, bir "şiddet" olgusunu yaratan her iki taraf, iki suçlu, kedi ile fare oyunundan vazgeçmiyor. herhalde, böyle varolacaklarına inanıyorlar. biz de izleyip saf tutmalıyız.