şükela:  tümü | bugün
  • vermiş vermiş,
    vercek bişiyi kalmayınca da hani bana die ağlamış hede

    edit 1: başlığı açan sonra da tırsan arkadaşı esefle *** kınıyorum. merak etmesin aydınlık onu da mimlemez.
    edit 2: benim bildiklerimi sizler de bilseydiniz (az gülüp çok ağlamazdınız belki ama) şukelayı basardınız ama heyhat..
  • hikmet çetinkaya'nın 16 kasım 2004 tarihli cumhuriyet'teki köşesinden bir kısım:

    "fethullah gülen, öğrencilerini ve müritlerini dövermiş...

    nurettin veren anlatıyor:

    ’’ cevdet türkyolu ’nun kafasında kaç tane sandalye, sehpa kırıldığını gülen’e sormak gerekir...

    abdülkadir akşit ’in on iki yaşındaki oğlu mehmet akşit ’i hortumla öldüresiye kaç defa dövdü, onu da sormak gerekir...

    fem dershaneleri o zamanki genel müdürü, çamlıca camisi ve okulunu yaptıran ali katırcı ’nın damadı mehmet demircan ’ı üsküdar’da bir yere gönderdi. beklediğinden biraz geç geldiği için müthiş sinirlendi. evli barklı demircan’ı öldüresiye tekme tokat dövdü. biz araya girip kurtarmaya çalıştık. hırsını alamayıp alaattin pekmezci ’yle bana falakayı uzatıp bağlamamızı söyledi. biz de bağladık, yere yıkıp ayaklarını havaya kaldırdık. eline aldığı kalın sopayla yorulasıya kadar vurdu. demircan bir taraftan yalvarıyor ve ağlıyordu, bağırıp kıvrandı ve bayıldı. ayaklarını çözdük. ’hocam n’olur yeter, bir şey olmasın, bakın bayıldı’ deyince irkildi, ’ayağa kalk, numara yapma’ diye bağırdı ve sopayla koluna şiddetle bir kere daha vurdu ve ’çıkarın bunu’ dedi. biz demircan’ı sürükleyerek odasından çıkardık. daha sonra hocaefendi beni yanına çağırıp ’bunu hastaneye götürüp bir baktır’ dedi. hastanede film çekildiğinde demircan’ın kol kemiğinin çatlak olduğu görüldü.’’
  • cumhuriyet'te hikmet çetinkaya'ya verdiği mülakatın bugün yayımlanan kısmında kendisinin izmirli kapancılar ailesine mensup olduğunu söylemiştir ki aklıma sabetaist kapaniler geldi. şu sıralar fethullahçılar pek üzerinde durmayıp gündeme gelmemesi için yanıt filan da vermiyorlar. zaten medyada da sesini duyurma kanallarını tıkamışlar. ama sesi gün olur da daha yüksek çıkmaya başlarsa "sabetaist buuu" diye haykırıp komplo teorileri dillendirmeye başlayabilirler. adamın dediklerini, iddialarını bir tarafa bırakıp dikkatleri adamın kişiliği ve özel durumları üzerine odaklamaya çalışabilirler. biz buna buralarda ad hominem diyoruz. çoğu muadillerinin çok iyi yaptıkları bir şey. ama biz de buradan deriz ki, "söyleyene değil söylenene bak"
  • fetullah gülen hakkında "..bir mevlana ve yunus emre gibi takdim edilen bir insanın bugün irak'ta 400 bin müslümanın ölümüne yol açan amerika'da ne işi var? siz hiç 137 dönümlük arazide 8 villa içinde 100 hizmetkârla yaşayan bir yunus emre gördünüz mü.." demiş kişidir
  • her cumartesi aksami saat 20de ulusal kanalda programi olan kisidir...
  • http://www.nurettinveren.com/ domaininin sızıntı dergisinden yasin tarafından hack edildiğini açıklamış kişidir.. (şurada http://www.blogcu.com/ahmetdursun374/753939) sayfayı hack eden sızıntı dergisinden yasin siteyi toplumun yeni afyonu seks linkleriyle doldurmuş ehehehe dedirtmiştir. yani şuradan buradan bilgi kırıntılarıyla bir hafiye edasıyla nurettinveren.com a ulaşınca herşeyi unutup "..hö russian woman", "..hmm lesbians" diye kendinizi kaybedip konunuzu unutup sitelere dalmanız ve araştırmacı ruhunuzun kırılması amaçlanmıştır.. ama gelin görün ki:
    (bkz: masturbasyon sonrası ortaya çıkan aydınlanmacı ruh)
  • bülbül gibi şakımasına,katıldığı programlarda cumhuriyet savcılarına ihbar niteliğinde konuşmalar yapmasına rağmenhanefi avcı kadar ilgi çekememesi çok enteresandır.
  • " veren, eğitim için beraber yola çıktıktan sonra cemaat üzerinde tek başına
    hâkimiyet kuran ve kendisini mehdi zannettiğini söylediği gülen’in büyük bir para
    gücüne hükmettiğini belirtiyordu. veren, başta işçi partisi’nin (ip) aydınlık dergisi
    ve ulusal kanal’ı olmak üzere yazılı ve görsel çeşitli yayın organlarındaki
    ifşaatlarında fethullah gülen’i cia ile ortaklık ve türkiye’nin aleyhinde çeşitli
    faaliyetlerde bulunmakla da suçlayacaktı. veren, bir de web sitesi kurup iddiaları
    oradan da sürdürdü. ama hem bu site hem de sonradan yerine kurdukları sabote
    edilerek çalışamaz hale getirildi. gülen karşıtı çevrelerde de tanınmasını sağlayan
    bu olaydan sonra veren, 1 kasım 2005 tarihinde yapılan bir törenle, ergenekon
    sanığı doğu perinçek’in liderliğini yaptığı ip’ye üye oldu. fethullah gülen
    cemaatinin ilk kurulduğu günden sonra 35 yıl boyunca içinde olan nurettin veren,
    cemaatle bağlantılı zaman gazetesinde genel müdürlük ve genel koordinatörlük
    görevini yürüttü. samanyolu tv’nin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olan
    veren, cemaatin farklı düşünce çevrelerinde de açılması için kullanılan gazeteciler
    ve yazarlar vakfı’nın kurucusu ve mütevelli heyeti başkanıydı. azerbaycan,
    kırgızistan, gürcistan, türkmenistan, özbekistan, kazakistan, arnavutluk,
    romanya, bulgaristan, ispanya’daki fethullah okulları ile istanbul fatih
    üniversitesi kurucusu ve başkanıydı. konunun medyada tartışılıdığı günlerde
    zaman gazetesi tarafından yapılan açıklamada ise “nurettin veren hiçbir dönemde
    zaman gazetesi’nin kurucu üyesi veya ortaklarından olmamıştır. bu şahıs, bir
    dönem gazetemizde çalışmış olmakla beraber, görülen lüzum üzerine işine son
    verilmiştir” denilerek yöneticilik yaptığı yalanlandı. veren’in iddaları ve
    anlattıklarından bazıları şöyleydi:
    • fethullah gülen, amerika’da bulunmasını önce hastalık, sonra
    “hicret”e bağladı. buna kendisi de inanmıyor.
    • cemil çiçek, abdülkadir aksu, ali coşkun, şehabettin harput gibi devlet
    bakanları ile yüzlerce kez görüştü. bu bakanlar gülen’in her isteğini yerine
    getirirler.
    • fethullah gülen, cemaatine atatürk`ü yıllardır din düşmanı ve deccal olarak
    göstermiştir.
    • gazeteci ve yazarlar vakfi ile samanyolu tv’de sahte imzalarla yönetim
    kurulu kararları alınıyor, hisseler el değiştiriliyor.
    • 1990 öncesi halktan toplanan himmet ve talebe bursu adı altında her
    vilayetten, her ay, kayıtsız ve makbuzsuz olarak toplanan paraların yüzde
    15’i ‘kutsal hoca’nın hakkı olarak’ örtülü ödenek tahsisiyle kendisine bölge
    imamları aracılığıyla gidiyordu. abd’deki çiftlik de bu paralarla alındı.
    • orduda fethullahçılar vardır. yüksek askeri şura (yaş) kararıyla kurmay
    binbaşı seviyesinde atılan pek çok asker arkadaşların isimleri ilgili
    makamlarda mevcuttur. bu kişilerle fethullah gülen’in kaldığı her yerde
    görüşmeler oluyordu. ben de tanığıyım. bu isimleri öğrenciliğimden bu yana
    tanıyorum.
    • emniyet teşkilatındaki örgütlenme de k.ö.20 hoca yürütüyor.
    • 1990 öncesinde bir gün gülen beni odasına çağırdı, elinde 100 sayfalık kağıt
    ve dört beş tane teyp kaseti vardı. bunları bana gösterdi. ‘bak nurettin bey,
    bunlar sizin ve pek çok kimsenin telefon dinleme kasetleri ve raporları’ dedi.
    aldım, baktım. dinlenen telefonlar, başta benim, ilhan işbilen’in ve
    kendisiyle beraber hareket eden bizim arkadaşlarımızın telefonlarıydı. ben
    de kendisine ‘bu dinlediklerinizin içinde ne gibi mahsurlu bir şey var ki...
    bunu bize sorabilirsiniz. fakat müslümanlıkta, değil telefon dinlemek,
    birisinin penceresinden içeriye bakmak bile günahtır. bunu siz anlatmıştınız’
    dedim. sözlerim üzerine gülen, şu karşılığı verdi; ‘ben sizin cüzdanlarınıza
    bile baktırırım. bu benim hakkım.’ işte gülen, eskiden bu yana çok büyük
    bir istihbarat ağını kurmuştu. fakat biz çok geç anlamıştık. bu durumu ilhan
    işbilen’e gidip, anlattım. telefonlarımızı dinlettiğini söyledim. o da 35
    senedir, gülen’le beraber aynı binada, altunizade’de ve bornova’da kalan
    ilk arkadaşlardandır. dedi ki ‘odalarımıza bile dinleme cihazı konulmuş.
    ben buldum’ dedi ve bunu bana gösterdi. ben o zaman anladım ki, fethullah
    gülen korkunç bir istihbaratçı ve teşkilatçıydı. "