şükela:  tümü | bugün
  • deniz'lerin arkadaşlarının jandarma kolluk kuvvetleri tarafından öldürüldükleri dağ..
    ayrıca bir türkü..
  • nurhak sana güneş doğmaz
    uçan kuşlar yuva kurmaz
  • "dokulen kan yerde kalmaz, soracagiz hesabini" diye devam eden siirdir.
  • sinan cemgil ve taylan özgüründe adlarının geçtiği "öldü sinan,doğdu taylan, omuzladı silahını" diye mücadelenin bitmeyeceğini de anlatan şiirdir.
  • maras'da bulunan daglardan bir tanesi.
    ayrica, hasan huseyinin nurhak'i anlattigi-yorumladigi destansi siirinin ismidir.
  • bir hasan huseyin korkmazgil siiri.

    dört bir yana haber salsam,
    öldü desem inanır mı?
    dağlar bana geri verin
    kadir'imi, sinan'ımı...

    jandarma kurşunu çaldı,
    canımı tenimden aldı
    nurhak'a abide kaldı
    dağlar aldı selamımı...

    nurhak sana güneş doğmaz,
    uçan kuşlar yuva kurmaz
    dökülen kan, yerde kalmaz
    soracağız hesabını...

    böyle kalır sanma devran,
    yola devam eder kervan
    öldü sinan, doğdu sinan
    omuzladı silahını...
  • efendim, elbistan elinden güneye doğru 40 km direksiyon salladıktan sonra insanın karşısına çıkan güzel ilçe. haritaya bakılırsa adıyaman'a kadar gitmek mümkün ordan, ama fiili durumda sadece elbistan üzerinden bağlantı var buraya. kış gelende bu bağlantı da ciddi anlamda kesintiye uğruyor sarp dağları yüzünden.

    neyse efendim, diyelim ki bu ilçeye yolu düştü bir yolcunun, ne yapabilir? öncelikle tam ilçenin girişinde bir tabela görecektir "sarmaşık lokantası"; sağdan girip 1.5 km gittikten sonra bu lokantaya varacaktır. ağaçlar içinde, hemen yanından ufak bir dere akan bir yer. yazları dışarıda, o sıcağa inat serin serin; kışın ise içeride, çıtırdayan bir sobanın etrafında yemek yenir. neler mi? öncelikle sütlü tavuk, ki buranın meşhur yemeği.. afşin elbistan termik santralinde çalışan japon, fransız, alman, çek ve diğer milliyetlerden adamları sırf sütlü tavuk yemek için buraya geldiğine bu satırların yazarı şahit olmuştur. yemek yanında rakı, bira vs içmek, antep fıstığını alevli antep fıstığı tabağında tüketmek mümkündür. hatta şansınız varsa lokanta sahibinin yeğeni gelir, bağlaması ile bir şeyler tıngırdatır, kapıdan çıkarken kulağınıza çeşmi siyahım çalınır, eve dönmek zorlaşır*...

    bir de alışageldik meyhanelerden uzak bir yer burası; insanların aileleriyle birlikte (sadece eşleri değil efendim, çocukları ile) geldikleri, yanyana masalarda oturdukları, isteyenin efendi efendi içtiği, kimsenin diğerine dokunmadığı bir lokanta. ve ne yalan olsun insan şaşırıyor ilk başta..

    ve yazmazsam çatlarım, bu ilçede bir tane çirkin genç kız göremedim..
  • yasar kemal'in ozellikle ince memed serisinde sayfalarca suren betimlemelerinden biri "mor daglardir" ya hani... "dag mor olur mu hic?" diye soranlarin aksamustu gunes batarken elbistanin sirtini dayadigi nurhak dagini gormesi gerekir. tepesinden baslar morarmaya, sonra eteklerine kadar iner o guzel kizil-mor renk. teyzemin evinin bahcesinde oturup izlerim nurhak'i. teyzem biz geldik diye icli kofteler, yuvalamalar, elbistan tava, vb. bilumum agir yemegi yapmistir. mutfaktan bahceye tasan koku az sonra sarar tum evi. yemekten sonra elinizde cay bardaginizla cikip nurhak'a bakmak ise korkutucudur. elbistan evlerinin eteklerinde kurulu oldugu, uzansaniz tutabilecekmissiniz kadar yakin duran nurhak, oyle uzak ve karanlik gelir ki. olsun, sabah olunca yine guzellesecektir nasil olsa...
  • genellikle alevilerde gorulen bir bayan ismidir.

    edit: her nurhak alevidir demiyorum ama alevilerde yaygin olarak kullanilmaktadir.
  • (bkz: oğul oğul)