şükela:  tümü | bugün
  • the new adventures of old christine uyarlamasıdır.

    kaynak: götüm.
  • tam bir tayfun güneyer dizisi lan.

    - yapıyom, ediyom, gidiyom, sıçıyom.
    - davetiye bastırcam.
    - ne, davetiye mi bastırcan? *
    - burda kalcaz biz
    - ne, burda mı kalcaanız? *
  • her duyduğumda gülmeme sebep olan isim. neden mi ?

    sene:2002
    yer: istanbul
    mekan: stüdyo x
    meslek: fotoğrafçılık

    üniversitede okuduğum yıllardı. ergenliğin verdiği enerjiyle bir işe girmiş, kah çalışıyor kah para kazanamıyordum. elimin yatkın olmasından mütevellid fotoğrafçılık yapıyordum. işin mutfak kısmındaydım. çekilen fotoğrafları montajlıyor, sivilceleri yok ediyordum. ne büyük nimet şu fotoşort.
    o zamanlar her stüdyo bu işi yapamazdı şimdiki gibi her dükkanda bir fotoşortçu yoktu. fotoğrafçılar çektikleri pozları gönderirdi bizim gibi büyük stüdyolara, bizde onları montajlardık. rutuş renklendirme gelin damat fotoğrafları gibi digital denilen olay yani. neyse,
    kalabalık pozlar gelirdi bazen sağdan soldan başka şehirlerden, bir karede 15 kişi olurdu, fotocu da üstüne not düşerdi "en sağdaki adamı çıkarın 12 tane vs'lık yapın" gibi.
    ya da "en uzunu çıkarın renklendirin, soldan 4.kişiyi çıkarın resmini büyütün" diye.
    sanırım bu gibi kişilerin başka fotoğrafları olmadığından böyle şeyler istiyorlardı müşteriler.
    bizim için çocuk oyuncağıydı.2 dekupeye bakardı. çat çat hemen yapardık, basıp gönderirdik artık nereden geldiyse o resim. sonra günlerden bir gün olmuştu, günlük rutin işlerimi yapıyordum, vs'lık yapıyor rutuş yapıyor resimleri büyütüyor baskıya gönderiyordum.
    neyse elime yeni bir zarf aldım. iş yani.
    üzerinde " foto rüya konya " yazıyordu. çıkardım resmi içinde bir tane kalabalık poz.
    üzerine de not düşülmüş "resimden nuriyi çıkarın" sadşlkfjasdfjasdkf
    hatırladıkça gülüyorum hala. nuri kim lan ? ben nereden bileyim manyak adam.
    aldım elime resmi geziyorum dükkanda " nuriyi tanıyor musunuz ?" diye soruyorum mesai arkadaşlarıma, herhalde bilinen biri dedim bu nuri, neyse onlarda soruyorlar nuri kim ne bilelim ? diye. sevilmeyen biri ki o pozdan çıkarılması istenmiş. muhtemelen gönderen fotoğrafçıda tanıyor belirtmeye ihtiyaç duymadan doğrudan yazdığına göre "resimden nuriyi çıkarın "
    dükkanın bir telefonu olmadığından bende not düştüm üzerine "ne istiyorsunuz lan nuriden" şkjfdsakfsa şaka şaka "nuriyi belirtin" yazdım ve tekrar kargoya verdim.
  • alaçatı'ya tatile gitmiş ama ayağında ugg olan bir kız gördüğüm dizi.
  • severek izleyenlerden, ve hatta oturup izleyenlerden özür dileyerek:

    - kumru yemeden olmaz buraya kadar geldik. ( gülme efekti)

    - ben şu elbiseyi deniyim. ( gülme efekti)

    - kumru yapan adamın ipek tuzcuoğlu kılıklı karısı adamın yanına gelip napıyorsun der. ( gülme efekti)

    - eline sağlık... ( gülme efekti)

    test, bildiğin sabır testi.

    bu nedir ya bu nedir.

    edit: izleyenler özür dilemeli, vazgeçtim.
  • yakında köşesinde 'final' yazısı belirecek bir havada giden dizi.
  • bu ''dizinin?'' senaristi şöyle demiş
    :
    https://twitter.com/…ayfun/status/97415660853923840

    ''keske nuri'deki erkekleri biyikli, kadınları varoş, alacati'yi mardin, komediyi de gırgıriye kıvamında yapsaydim, o zaman tutardi kesin''

    ahaha allah'ım bir de diyor ki yayından kaldırıyorlar, arkadaşım o dizinin yayında olması bile mucize. bir de şekilli sözler ederek kendini şekilli dizilerin yanına çekmeye çalışmış, sanki dizisi onlardan biriymiş gibi takılıyor. yazık ahah. ya insanlar bu kadar saflar mı hakikaten. böyle bir tiviti nasıl atabiliyor bu adam anlamadım. üsküdar'a giderken bile kaldırılıyor senin dizinin 1 bölüm yayınlanmış olmasına şükret. bir de levent kırca tarzı eleştirel mizah yapmış arada. insanın, kendini ve ne yaptığını bilmesi lazım
  • hiçbir ahlaki değer sisteminde kendisine yer bulamadığından, iğrenç bilinçaltını sosyal medyada açıp rahatlayan ruh hastası sözlük yazarı.

    troll listeme ekleyip geçecektim lakin öncesinde mesaj atayım dedim; bir de baktım mesaj da yollanmıyor bu ruh hastasına. kendisi isterse bana mesaj atabilir ve ona bulunduğu ilde bir psikolog ya da psikiyatr önerebilirim.
  • tanıtımlarına bakıp da, bu kadar dangalakça, bu kadar saçma sapan bir dizi olacağını düşündüğüm başka bir dizi olmamıştı daha önce. tanıtımları ile, gıdım komiklik hissi vermeyen, laçka, saçma sapan diyaloglara sahip bir dizi olduğunu son derece açık belli etmesi nedeni ile ise aslında tebrik de edilebilir. oktay kaynarca'yı zaten sevmem, kurtlar vadisi'ndeki çakır rolünden sonra, kendini küçük mafya modlarına sokmuş, başarısız bir oyuncudur nazarımda. kişi olarak da sevmem zaten. meltem cumbul ise, al oktay kaynarca'yı vur buna diyebileceğim kadar aynı derecede sevimsiz ve yine bir o kadar başarısız bir oyuncudur. onun da aklımda kalan saçma sapan rollerinden biri, yılan hikayesi dizisindeki zeyno rolüdür.

    uzun lafın kısası, bizzat oturup izlemediğim, ancak tanıtımlarını gördükten sonra asla izlemeyi düşünmeyeceğim bir dizi de olabilir elbette.
  • yeni diziymiş. tayfun güneyer'i duyar duymaz ''ieeyk kalsın.'' dediğim. muhtemelen şu tarz diyaloglar olacak senaryoda:

    -hayatım ben bu akşam nurilerle barda takılıcam biraz. geç gelebilirim
    +tamam.
    -teşekkürler hayatım. çok anlayışlısın.

    beş saniyelik bir süre zarfı sonrası:

    +ne? nuri mi? bar mı? allah seni kahretmesin muhittin. gel buraya hiçbir yere gitmiyorsun. -altına sıçarak gülen kahkaha efekti, altı saniyelik neşeli jenerik müziği daha sonra da benzer diyalogların yaşandığı diğer sahne-

    izlemeyin bence.