şükela:  tümü | bugün
  • edit: başlık başıma
    soner bastiat nickli yazar başlığı açmıştı, kaçmış. yazarı savunan diğer entryler de uçmuş ne hikmetse.
    flood da vardı ama diğer tweetleri silmiş ilk tweet ss

    -----

    entelektüel, vikipedi'ye göre: zekâsını ve analitik düşünme yetisini mesleği gereği ya da şahsî amaçlarına erişmekte kullanan kişiymiş,

    başlığı açan yazarın entrysindeki tanıma göre ise "entelektüel kişi; şartlar ne olursa olsun gerçeği dillendirmek, içinde yaşadığı toplumun problemlerinden kendini soyutla(ya)mamak, haksızlıklara uğrayan nice bireyden yana kendini taraf olmak zorunda hissetmek ve hatta aktivizmi de içine alan etik bir temelden kop(a)mamak gibi temel bazı özelliklere sahip olmalıdır." denmiş.

    adam sanatçı ve sanatı ile açık açık fikirlerini ortaya koyuyor. belli ilkeleri var mesela tüm eleştirilere rağmen filmlerine aynı çizgide devam ediyor, duruş ya da fikir değişikliği denilebilecek bir açıklamasına rastlamadım. ilk entry'den ise etik temelleri yokmuş gibi bir anlam çıkıyor.

    nuri bilge ceylan için kendini toplumdan soyutlamış demek imkansız. hatta içinde yaşadığı toplumu anlamış ama toplum onu anlamıyor. bunu da çoğunlukla filmlerini izlemeden yorum yapılmasına bağlıyorum. oysa o anladığı toplumu da sorunlarını da net bir şekilde perdeye aktarıyor.
    (bkz: bir zamanlar anadolu'da)
    (bkz: ahlat ağacı)
    (bkz: kış uykusu)

    gezi'ye gelmesi ya da politik görüşünü alenen belli etmesi entelektüel olmanın şartıymış o da ilginç hatta muhalif olma şartı eklenmiş. ne yani hükümet mükemmelse ve eleştirmiyorsa ya da fikirleri uyuyorsa kültür düzeyi mi düşüyor? (fikirleri hükümetle uyuyor ya da uymuyor demiyorum yukarıdaki argümana bir cevap sadece)

    içinde yaşadığı şartlar ne olursa olsun gerçeği dillendirmek kısmına gelince seçim öncesi ülkedeki adaletsizlikleri, siyasiler dahil eğitim kültür düzeyini eleştiren filmi vizyonda, üstelik ohal devam ediyor aynı filmle kültür bakanlığı'ndan destek alması da ayrı ironi.

    kültür bakanlığı'ndan fon almışmış bu adamın desteksiz yaptığı çalışmalar var kendi anne babasını oynattı zamanında. biten filme alması etik değilmiş kısmını anlamıyorum alanım değil ödenek şartları neler o ayrı bir konu zaten.

    edit: resmen edit ahlaksızlığı oldu başta kenara kaydetme yerine yolladım editlerken ortasında telefon çaldı bu kadar oldu.

    yazsam çok şey yazılır da şimdilik diyeceklerim bu kadar hakim bey.

    tanım: katılmadığım ve argümanları ile öznesi çelişen önerme

    edit 2: aslında çok eski bir röportajında neden ideolojik konulara mesafeli kaldığı sorusuna da cevap vermiş, dün arayıp bulamamıştım bugün bulabildim.

    --- spoiler ---

    aslı selçuk: filmlerinizde insanın yalnızlığındaki olguya yoğunlukla yer verdiğinizi söylemek olası…

    nuri bilge ceylan: bunlar beni zorlayan, ilk gençliğimden beri acısını çektiğim konular. gençliğim yalnızlığın karanlık zindanlarında geçti sayılır. ama insanın toplumdaki yalnızlığı kadar evrendeki yalnızlığı da beni ilgilendiriyor. bu nedenle insanın varoluşunu kozmik bir boyutla da ilişkilendirebilmeyi isterim. belki bu nedenle hayvanlarla insanların ortak bir kadere sahip olduğunu hissettirmeyi deneyen detaylar koymaya çalışıyorum biraz. sosyal meseleler doğrudan ilgimi çekmiyor. güncellik de öyle.. zamanın acımasız geçiciliği karşısında hissedilen bir tür eziklik duygusu kendisini dayatıyor. dünyaya uçaktan bakınca, bizi ezen, üzen bir sürü mesele ufalır da insanı garip bir duygu kaplar ya, sanki herşey başka bir bütüne bağlıymış gibi birşey. sanki tüm bunlardan, tüm yaşananlardan çok daha hayati, çok daha başat birşeyler varmış gibi. sanırım, bende bu tür duyguların normalden fazla oluşu, beni ideolojik, güncel ya da zamana bağlı meselelerden biraz uzak tutuyor.

    --- spoiler ---

    2004 cumhuriyet gazetesi röportajı
  • kisaca diyor ki arkadas, nbc sozde aydin gozukmek icin ulkesine, milletine sovmuyor, ulkesini gidip de her daim yaladigi avrupa'ya sikayet etmiyor, akp'ye sovmuyor, o yuzden de entelektuel degil. aynen. ayni boyle devam edin.

    ben sunu anladim ki turkiye'de bir insanin sadece isini iyi yaparak sevilmesi begenilmesi mumkun degil. illa bir yerlere monte etmesi lazim kendini.
  • entry'i giren yazarın sadece kendi siyasi düşüncelerini desteklemediği için, buram buram rus edebiyatı kokan diyaloglar yazmasına rağmen ki; gogol'dan, tolstoy'dan ziyade dostoyevski gibi daha buhranlı, cansız diyaloglar kurmasına, tarkovsky gibi herkesin sanat için sanat yaptığını kabullenen yönetmenden esinlenmesine rağmen, entelektüel olmadığını savunması tamamen saçmalığın daniskası.

    ilgi çekmek için böyle komik şeyler yazmayın arkadaşım. gören de iki cümle kuruyorsunuz, entelektüel kelimesini kullanıyorsunuz diye sizi ciddiye alacak. sanatın devlet tarafından desteklenmesi ne zaman kötü bir şey olmuş? tarih boyunca hep böyle olmuş, sadece sinema bazında da konuşmaya gerek yok. bilmediğiniz kişiler hakkında yorum yapmayı çok seviyorsunuz. herkes sizin gibi düşünmeli yoksa onu karalayabilirsiniz. işte bu geri kafalılıktır.

    zamanında tır şoföru diye insanların burun kıvırdığı bir ahmet uluçay vardı. romantikleşmeye gerek yok ancak bu ülkenin sinema kültürünü yapmak için didindi, durdu. aynı şekilde şimdi ne kadar kaliteli insan varsa, aynı siyasi düşünceye sahip değilsiniz diye saldırın. bakalım nereye kadar gidersiniz.

    nuri bilge, orhan pamuk gibi isimler bu zamandan bağımsız insanlardır. insanlar 100 yıl sonra sizi hatırlamaz ama bu isimlerin filmlerini izler, kitaplarını okurlar. bir dönemi incelerken biraz daha geriden durup, tarafgir olmadan bakmak insanlara "entelektüel olmamak" olarak geliyor demek ki. daha iyisini yapabiliyorsan seni kim tutuyor be? yürü aslanım, boyunun ölçüsünü bi görelim. gerçekten sinirlendim.

    başlığı görünce önce arkamla güldüm, sonra bunu yazdım. böyle snoblarla muhattap olmak istemiyorum bile ama mecburen. :)

    edit:imla.
  • biraz havada bir tespit. neden? çünkü bu tespitin doğru veya yanlış olduğunu net bir şekilde cevaplamak mümkün değil.

    öncelikle, son filmi ahlat ağacı'nı beğenmeyenler arasındayım (bkz: #77942889).

    yanlış hatırlamıyorsam, ahlat ağacı filminin en başında kültür bakanlığı'ndan maddi destek aldığı yazılıydı. hükumetin yönlendirdiği devlet kaynaklarından faydalanarak siyasi eleştiri yapmak kolay değil, kabul edelim; zira bu film şu an içinde bulunduğumuz dönemi anlattığından (öğretmen atama kurası, kpss, askerlik, iş bulamayan gencin polis / uzman asker olması vs), siyasi eleştiri doğrudan hükumet eleştirisi olarak algılanacaktır. doğrudan ve katı eleştirinin, zaten film endüstrisi pek gelişmemiş, eğlencelik olmayan filmlerin gişede yerlerde süründüğü tr gibi bir ülkede "bir sonraki filminde üçün birini alırsın" tavrı ile cezalandırılacağını da görmezden gelemeyiz. ne yapsın adam? ki, tüm bunlara rağmen, dönem içinde yaşanan sıkıntıları güzel bir şekilde aktardığını, filmin bir yerinde de tv'de binali yıldırım'ın konuşmasına yer vererek gereken yerlere gereken sorumluluğu yüklediğini düşünüyorum. lafın tamamı aptala söylenir. dahası, filmin mesajını mahsun kırmızıgül gibi açıktan, göstere göstere veya yılmaz güney gibi her seviyede insanın anlayacağı ajitasyon yüzeyinde verse zaten o nbc olmaz.

    filmlerinde, özellikle bir zamanlar anadolu'da ve kış uykusu'nda, vermek istediği mesajları ve sistem eleştirilerini çok da iyi bir şekilde ama elbette belli bir birikimi olan kitlenin anlayabileceği derinlikte verdiğini düşünüyorum. heyhat, eleştirileri belli bir entelektüel seviyeyi yakalasa da, bu durum ahlat ağacı'nın vasat bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

    diğer yandan, silmediyse eğer, yukarıda bir başka yazar "nbc, filmlerinde tr'yi eleştirmedi, tr'yi ab'ye şikayet etmedi diye beğenmiyorsunuz" anlamında bir şeyler zırvalamış. o yazar arkadaş hollywood filmlerini neresiyle izliyor, cidden merak ediyorum. zamanım olsa abd'yi eleştiren yüzlerce hollywood filmi yazabilirim buraya ama güncel olan three billboards outside ebbing missouri filminin adını yazarak geçiştireyim bu faslı.

    ekleme: hede, vs.
  • son zamanlarda okuduğum en saçma yazı.

    twitter flood'una denk gelmiştim, okuduğum 60 sn'ime acıdım o kadar.

    bu kadar gerizekalı olmak zor olsa gerek.

    "neden chp'li bir teyze değilsin" diye kızıp altın palmiye almış boğaziçi mezunu bir adamı gömelim evet.

    entelektüel değilmişmiş. hahaha.

    adam "bu neden bizim kadar sığ değil" diye kendini parçalamış resmen yazarken.
  • iyi ki değildir ve umarım ki hiçbir zaman olmayacaktır.

    nuri bilge ceylan’ı değerli yapan eşsiz şey gezi’ye ya da hak ihlallerine ses çıkarıp çıkarmaması değil, “hayvan gibi” filmler yapmasıdır.

    gezi’ye gidip hak ihllerine ses çıkardığı için barış atay gibi bir vasat oyuncunun bile kral ilan edildiği ülkede nuri bilge ceylan’ın sessizliği çok daha değerlidir.

    ülkesi savaşa giderken, imparatorluk her geçen gün toprak kaybederken kendi dünyasında yaşayan ahmet haşim gibi insanları suçlamak bizim entelektüel dünyamıza bir şey kazandırmaz, onları da suçlu yapmaz.
  • telefondan bakınırken şunu yazmak için bilgisayarı açtım sabah vakti.

    nuri bilge ceylan'ı savunmak için mahsun kırmızıgül ile yılmaz güney'i aynı kefeye koymak ve yılmaz güney'e ajitasyon yapıyor demek gerekmiyor. nuri bilge ceylan'ın entelektüel olması bir başka değerli yönetmenin yaptığı işlerin kötü olması veya niteliksiz olması* ile alakalı bir şey değil. bunu demek "hitchcock yönetmen değilse tarkovski lümpendir, ittir" demekten pek farklı değil. ne alakası var?

    yılmaz güney'in filmleri teknik yönden değerlendirilebilir, eksikleri ortaya konabilir, benim alanım sinema değil. ancak bu filmler duygu sömürüsü değildir. yılmaz güney'in aktif olarak sinema yaptığı dönemler ülkede ve dünyada devrim rüzgarlarının estiği, siyasal ve toplumsal olarak sancılı geçen bir dönemdir. bir sosyalist olarak yılmaz güney'in amacı insanları ağlatmak değildi; onu yapan arabesk sinemanın temsilcileriydi. yılmaz güney'in filmleri ise toplumsal ve sınıfsal tespitler barındırıyordu ve hedef kitlesi halktı.

    yılmaz güney sineması kusursuz değildir, özellikle belli bir seviyenin üzerindeki insanlar için bazı yerlerde aşırı didaktikleşir, ancak filmlerin hedef kitlesi de nihayetinde halktır.

    mahsun kırmızıgül ise yılmaz güney olmak niyetiyle film yapar, ancak film günün sonunda arabesk bir film olur ve seyircisine vermek istediği mesajlar gözyaşları arasında kaybolur. kendisini sevmem ve işlerini kötü bulurum ama piyasa filmleri yaparak kolaya kaçmadığı için de takdir ederim; filmlerinin derin olup olmaması bundan ayrı bir husus. zamanla gelişmemesi için bir sebep de yok sanırım.

    bahsedilen sinemaya ajitasyon demeden evvel dönüp bir okumakta fayda vardır:

    (bkz: neo realismo)

    ------------------------------------------

    nuri bilge ceylan'ın hedef kitlesi halk değildir, zaten belli bir seviyenin üstünde olan bir kitledir ve bu kitlenin sinema ile aydınlatılmaya ihtiyacı yoktur. bu insanların ekseriyeti sorgulayan insanlardır (en azından öyle görünürler) ve bir istatistik yapılsa çoğunun mevcut iktidara muhalif çıkacağına da eminim. kaldı ki nuri bilge ceylan veya başka bir sanatçı toplumu aydınlatmak, güncel sorunlara dikkat çekmek zorunda da değildir. bunu demek da vinci'ye "neden aç çocukları çizmiyorsun" demek gibi bir şey olur.

    başlık sahibinin entelektüel diye tanımladığını da ali şeriati aydın olarak tanımlar mesela, "entelektüel kimdir" sorusunun da tek bir cevabı yok gibi.

    http://www.sediyani.com/?p=11486

    çok temel, köklü ve evrensel iki soru çıkıyor burada:

    (bkz: sanat toplum için midir sanat sanat için midir)
    (bkz: aydın ile entelektüel arasındaki fark)
  • (bkz: zeki demirkubuz) sen misin? ( bu arada şaka bir yana hâlâ zeki demirkubuz'dan yeraltı seviyesinde bir film bekliyorum)

    izafi bir durum. nbc diyelim entelektüel değil; entelijansiya içerisinde olamayacağına dair de filmine yönelik eleştiride yapabiliriz. izleyenler (bkz: ahlat ağacı) filminin başlangıcındaki 'kültür bakanlığı..' ibaresini görmüştür. bu konuda yakın zamandan bir örnek vereceğim. (bkz: ilker canikligil) (bkz: tolga karaçelik)'i davet ettiği şu videoda tolga'ya bu konuda küçük bir sitem ediyor. (ilker canikligil'de farkında neden kültür bakanlığı desteğini almanın gerekliliğini, video için gerekli nüans) tolga'da özetle bu desteğe ihtiyaçları olduğunu ama almayıp, bağımsız şekilde yapmanın elbette güzel olduğundan da bahsediyor ve bu desteği almanın (ülkede kendi ideolojisini (?) empoze eden yöneticiler olsa da) uluslararası camialarda filmleri festivale gönderirken bu tür desteklere sahip olması, bir -iki tık filme daha görünürlük kazandırıyor.

    nbc'nin peki bu desteğe ihtiyacı var mıydı? film için yanlış hatırlamıyorsam iki milyon tl destek aldığından bahsediliyordu. nuri bilge bu desteği alıp, yine de içkin protest gösteri sunmuyor mu?

    aptalca bir örnek gelebilir ama (bkz: sergei eisenstein) sinema dünyası için entelektüel bir karakter/ yönetmen/ mühendis ise, nbc'de sinema dünyasında bu nitelikli/ aydın seviyeye gelmiş midir sorusu sorulabilir.
  • sana hiç kızmıyorum neden biliyor musun?
    çünkü seni bu fikre sokan +15 senedir bu ülkeyi karış karış siken adamlar. ya bendensin ya karşımda projesi. kimliğinin, kişiliğinin, ideolojinin, yeteneğinin, başarılarının hiç bir değeri yok.
    yıllardır halkın en büyük korkusu olan bölünme var ya tam olarak bu işte.
    bölündük, ayrıldık, dağıldık.
    bu akp yılan oluşum, koskoca bir ülkeyi 15 sene içerisinde zehirleyip, yok etti.

    biz düzeltmek istiyoruz arkadaşım. onlar gibi olma. dünyada sevgiden daha büyük bir güç yoktur. halkın bir suçu yok tıpkı senin gibi. anlayış, adalet, sevgi göstererek bütün halklarla yeni bir güne başlayacağız.
    bize bunu yapanları bu ülkeden atana kadar da durmayacagız.
  • bu tarz saçma tartışmalar seksen öncesinde çok yapılırdı.

    sosyalist olmanın entelektüel sayılmanın ön şartı sayıldığı bir dönemden bahsediyorum. sosyalist dogmalar o kadar yaygın kabul görmüştü ki, bir sanatçının toplum için varolması gerektiği iddia edilirdi.

    hatta günümüzde neyseki sayısı az kalmış o ham entelektüellerin hala güzel bir yer zannettiği stalin rusya'sında, toplum için yapılmayan sanat, burjuva sanatı sayılıp yasaklanırdı.

    tabi hangi sanatın toplum için olduğuna da yüce devletliler (sosyalist sansür) karar verirdi.

    diyebilirsiniz ki, bir sanatçı kendi ülkesinin gerçeklerine yabancı olmamalı. iyi güzel hoş. ama bu açıdan bakıldığında nbc en son eleştirilebilecek kişi. herhalde çağımız türkiyesinin halini, ondan daha güzel anlatan, özetleyen bir sanatçımız mevcut değil.

    diyeceksiniz ki, nbc politik fikirleri mevcut olsa bile bunları çıkıp açık açık söylemiyor. ki aslında bu da doğru değil, filmlerinin satır aralarında, röportajlarında bunları çok güzel, oldukça da açık bir biçimde aktarıyor. özellikle son dönem filmlerinde (üç maymun, bir zamanlar anadolu'da ve kış uykusu) bireyin sosyo-politik değişimlerden etkilenişi, toplumsal öfke , adalet gibi son derece politik tartışmalar ön planda.

    sözü anlayana saz, anlamayana davul zurna az misali.

    o halde asıl söylenmek istenen, neden aktif bir siyasi tavır takınmıyor?

    türkiye gibi son derece eğitimsiz, son derece politize ve öfkeli kitlelerin ve popülist politikacıların egemen oldugu bir ülkede aklı başında bir sanatçı politik duruşunu sergiler mi?

    bir batı ülkesinde olsak amenna. insanlar o da o sanatçının görüşü der geçerler.

    ama ülkemizde bir insan tüm ömrü boyunca harika kitaplar yazar, politika hakkında bir tek kelime söylemez, sonra ağzından çıkan bir cümle sebebiyle hala toplumun ciddi bir kısmı tarafından kötü bir yazar olmakla suçlanan olur ve rahat rahat gezemez sokaklarda.

    bakın toplumun ciddi bir kısmı tarafından yanlış politik fikirlere sahip bir yazar diye eleştirilmiyor ağzını bir kez açtığında, kötü bir yazar olmakla eleştiriliyor. yani sanatçının tüm ömrünü verdiği sanatı , kişiliği hakkında yorum yapma hakkını kolayca kendinde gören bir toplumdan bahsediyoruz. kusura bakmayın ama toplum ve sistem demokratikleşmedikçe, havuz medyası egemenliğini yitirmedikçe, sanatçılar haklı olarak mevcut ortamda seslerini yükseltemiyorlar.

    üstelik, bu ülkenin aydınları bir politik duruş sergilemeye kalkarlarsa, başlarına gelecek tehlikelerin ötesinde, mevcut politik ortamda bunun faydası değil zararı olacak. vatandaşa gerçekleri çarpıtılmış bir aynadan sunmayı kendine görev edinmiş bir medya varlığında, her şey olduğundan farklı aksettiriliyor sokaktaki insanımıza. çarpıtmalar, basit popülizmler ve sanki türkiye'de beyaz türk, kara türk ayrımı varmış gibi cahil olanın korkutularak, kışkırtılarak kandırılması rutin hale geldi ülkemizde. aydınlar bir ses çıkarsa, belki bunu bahane ederek seçim kazanır karşı taraf.