şükela:  tümü | bugün
  • aşırı demokratik ülkemizin kurbanlarından. eyleme katıldı diye, greve gitti diye başına gelmedik kalmamış, bakınız.

    berkin elvan eylemine giden akademisyene terfi cezası
    bir rektörlüğün araştırma görevlisiyle mücadelesi
  • evrensel gazetesinde yayınlanan mektubu:
    http://www.evrensel.net/…er/115172/adalet-istiyorum

    öyp'de imzalatılan senetlerin nasıl kullanıldığını, yandaş olmayanların akademide nasıl adice baskıya uğradığını not etmek için bütün metni de ekliyorum:

    --------
    iki yıl üç ay boyunca eskişehir osmangazi üniversitesi karşılaştırmalı edebiyat bölümünde araştırma görevlisi olarak çalıştım. 14 nisan’da çalıştığım kurumla ilişiğimin kesildiğine dair bir yazı teslim aldım. ilişiğimin kesilme sebebi üç yıl içinde öğrenimimi tamamlamamam olarak gösterildi. ben öyp (öğretim elemanı yetiştirme programı) kapsamında çalışmaktaydım.

    burada çalışmaya başlamamdan kısa bir süre sonra çeşitli baskı ve yıldırma politikalarına maruz kaldım. angarya tabir edilen işleri yapmadığım için tecrit edildim. gezi ayaklanması boyunca düzenlenen eylemlere katıldığım için üç kez soruşturma geçirdim. soruşturmalarımdan ilki görevden çıkarma istemiyle yürütüldü. gerekçeler, hükümet aleyhinde slogan atmak, basın açıklamasına katılmak, yürüyüşe katılmak olarak gösterildi. bu soruşturmam sonucunda kademe ilerlemesinin bir yıl süreyle durdurulması cezası aldım. ikinci soruşturmamı berkin elvan’ın polis tarafından katledilmesinden sonra yapılan yürüyüşten dolayı geçirdim. bundan da kademe ilerlemesinin iki yıl süreyle durdurulması cezası aldım. son olarak sendikam eğitim sen’in ve bağlı olduğu konfederasyon kesk’in aldığı karar doğrultusunda katıldığım iki günlük kobanê grevlerinden dolayı aylıktan kesme cezası aldım. ilk soruşturmaya açtığım iptal davası sonuçlandı. idare mahkemesi aldığım cezayı iptal etti.

    iki yıla yakın zamandır sürekli soruşturma geçirmekte ve demokratik haklarımı kullandığım için osmangazi üniversitesi rektörlüğü tarafından antidemokratik uygulamalarla cezalandırılmaktayım. bunların dışında, rektörlükle iş birliği halinde hareket eden karşılaştırmalı edebiyat bölüm başkanlığının sözleşmemi yenilememesi tehdidiyle karşı karşıya kaldım. bana bildirilmeksizin hakkımda tutulan tutanaklar sözleşmemin yenilenmemesi için gerekçe yapıldı. işe geliş gidiş saatlerim kontrol edilerek okulda bulunmadığım saatlerde tutanaklar düzenlenmiş, yapmayı reddettiğim işler tutanak altına alınmış, girdiğim bir derste öğrencileri “terörist” sözcüğünü kullanmak konusunda özenli olmaları yönünde uyardığım için örgüt propagandası yaptığıma dair öğrencilerden ifadeler alınmış, raporlu olduğum tarihte ali ismail korkmaz’ın kayseri’deki duruşmasına gittiğim facebook sayfamda paylaştığım bir fotoğraf delil gösterilerek iddia edilmiş. tutanaklardan haberdar olmamdan sonra başlatılan bir imza kampanyasıyla bu saldırı püskürtüldü ve sözleşmem yenilendi. ancak tezimi teslim etmeme az zaman kalmıştı ve tezden geçirilmeyerek süremin dolması bahanesiyle okuldan atılacağım yönünde uyarılar almaya başladım.

    tezi yazdığım son dört aylık süreçte tez danışmanımla yaptığım görüşmeler, yazdığım bölümler, savunma jürim bizzat bölüm başkanı tarafından takip edildi, hatta jürimi kendisinin belirleyeceği anlaşıldı. danışmanımın süre konusunda ve tezim konusundaki olumlu görüşleri birdenbire değişti ve bana vadettiği hiçbir şeyi yapmadı. aramızda geçen tartışmadan sonra bana hakaret etti, benimle görüşmeyi kesti. tezimi mezun olmam gereken süreden on beş gün önce bütünüyle danışmanıma teslim ettim. herkes için bir haftada tamamlanan prosedürler benim için elbette uygulanmadı, danışmanım tezi okumayı vadettiği sürede okumadı, kurula göndermedi ve süremin dolduğu iddia edildi.

    bundan kısa bir süre sonra öğrenciliğimin de sonlandırıldığı bildirildi. sadece tez savunmam kalmış durumdayken öğrencilikten de atılmış oldum. öğrenciliğimin bitirilmesine gerekçe olarak öyp yönetmeliğinde yapılan bir değişiklik gösteriliyor. birkaç ay önce yapılan değişiklikte öyp araştırma görevlilerinin işle ilişikleri kesildiği takdirde öğrenciliklerinin de bitirilmesi gerektiği ifade ediliyor. ancak benim kadroya yerleştiğim tarihte öğrenciliğin bitmesi söz konusu olmadığı için kazanılmış hakkım gasbedilmiş durumda. buna yönelik eğitim sen’in hem yönetmelikteki bu değişikliğin hukuksuz ve antidemokratik bir uygulama olmasından dolayı iptaline hem de kazanılmış hakkın iadesine yönelik açtığı genel bir dava var, öğrenciliğime devam edebilmem için bu davanın sonuçlanmasını beklemek durumundayım. bu süreçte geçimimi sağlamak için tübitak bursuna başvurmuş ve kazanmıştım ancak öğrenciliğim sonlandırıldığı için kazandığım bursu da alamıyorum.
    asıl önemli nokta şu ki, öğrenim süremin dolduğu iddiası da doğru değil. osmangazi üniversitesi karşılaştırmalı edebiyat bölümünde yüksek lisans öğrenimime başlamamdan üç ay sonra siyasi bir davadan tutuklandım ve 109 gün hapishanede kaldım. hapishaneden çıktıktan sonra osmangazi üniversitesinde öğrenimime devam etmem için bir dönem daha geçmesi gerekti. toplamda iki dönemlik bir kaybım oldu. yargılandığım bu davadan beraat etmiştim. tez savunmamın öngördüğüm sürede yaptırılmayacağını anladığımda, tutuklu kaldığım sürenin öğrenim süreme eklenmesi talebinde bulundum ancak rektörlük bu talebimi de kabul etmedi. haksız yere hapishanede tutuldum, bu sadece öğrenim hayatımı etkileyen bir şey olmadı, aile yaşantım, sosyal hayatım bütünüyle bu süreçten etkilendi.

    sonuç olarak iki kez soruşturma yoluyla, bir kez de sözleşmemin yenilenmemesi tehdidiyle bir buçuk yıl içinde üç kez işten atılmam gündeme geldi. savunmalarımda da dile getirdim, bu süreçler akademik hayatımı son derece olumsuz etkiledi, çalışma motivasyonumu düşürdü. sonuç olarak tezimi, her an işten atılma stresi ve arkamdan gizlice iş çeviren bir çeteye rağmen yazdım.
    sonuç olarak, işime son verildi. öyp’li olduğum için görevlendirildiğim üniversiteye gelirken geri döneceğimi taahhüt etmek için senet imzalamıştım. şimdi devlet, işimden atıldığım için benden aldığım bütün maaşları yüzde elli fazlası ve faiziyle geri istiyor. bu 100 bin lira civarında bir meblağ ediyor.

    son olarak, katıldığım hiçbir eylemden, yaptığım hiçbir fiilden pişmanlık duymadığımı belirtmek istiyorum. bana katıldığım üç eylemden soruşturma açıldı, oysa bunlar gibi onlarca eyleme katıldım, katılmaya devam ediyorum. görevim olmayan işleri yapmadım, yine olsa yapmayacağımdan emin olabilirsiniz. devrimci kimliğimden dolayı işten atıldım. şimdi devrimciliğin verdiği güçle ve haklılık bilinciyle direniyorum. ilişiğimin kesilmesi işlemine iptal davası açıyorum. bunun yanında fiili olarak hakkımı arayacağım ve işime iade edilene kadar mücadele edeceğim.

    kimseden hakkım olmayan bir şeyi istemiyorum; istediğim tek şey var: adalet. adaletsiz bırakılmış tüm türkiye halklarını, devrimci, demokrat, ilerici tüm kesimleri adalet mücadeleme destek vermeye çağırıyorum.

    içten sevgi ve saygılarımla
  • 23 aralık'ta ilk davası görülecek eski hocamın, arkadaşımın.

    hikayesini ilk ağızdan dinlemek isterseniz sizi bu linkte bekliyor olacak.
  • son zamanlarda kazanmanın ne demek olduğunu unutan yüreğimize su serpmiştir.

    şöyle bir açıklama geldi kendisinden;

    --- alıntı ---

    sevgili dostlar;

    geçen hafta duruşmasına girdiğimiz, 109 günlük süremin öğrenim süreme eklenmesi davası bugün sonuçlandı. davayı kazandık. mahkeme eskişehir osmangazi üniversitesinin öğrenim süremi uzatmama kararını hukuksuz bularak iptal etti.

    gerekçeli kararın yazılmasını bekliyoruz. durumu değerlendirdikten sonra tekrar bir açıklama yapacağım.

    desteğini esirgemeyen, yanımda olan herkese çok teşekkür ederim.

    --- alıntı ---
  • khk ile işten atılan akademisyenlerden birisi.

    bugün konur sokak'ta yapacağı basın açıklaması ve oturma eylemi engellenmiş, önce kendisi, sonrasında da kendisine desteğe gelenler gözaltına alınmış: https://www.facebook.com/…24613024/?hc_ref=newsfeed

    https://www.facebook.com/…/videos/1822961761278747/
  • "hakkımda verilen açığa alma kararını tanımıyorum. işimi istiyorum.
    selçuk üniveritesinin hakkımda verdiği açığa alma kararına karşı, bu karar geri çekilene, görevime dönene kadar sürecek bir oturma eylemine başlayacaktım bugün. ankara'da yüksel caddesinde oturma eylemine başlamak üzere basın açıklaması yapmak için toplandık. polislerin anıtın önünde beklememize bile tahammülleri yoktu. bir kadının tek başına yapacağı bir eylem için yüzden fazla çevik kuvvet polisi getirmişler. acizlik değil de ne bu? ne pankart açabildik ne açıklamayı okumaya başlayabildim. "açığa alınmış bir akademisyenim" dememle saldırmaları bir oldu. etrafta yaklaşık yirmi kişi vardı, beşimizi gözaltına aldılar. akşam emniyetten bırakıldık.
    yarın 13:30'da aynı yerde olacağım. hakkımı aramamı engelleyemeyecekler.
    işimi istiyorum! alacağım!
    emekçiyiz haklıyız kazanacağız!" nuriye gülmen
  • bugün bir kez daha, tek başına yaptığı eylem yerinde, yüksel caddesi'nde gözaltına alınmıştır.
  • kendisini gözaltına alanlardan daha inatçı, çünkü haklı.

    yeni bir çağrıda bulunmuş akademisyen:

    sevgili dostlarım,

    dün ilân etmiş olduğum gibi, yarın (cumartesi) saat 13:00’da yüksel caddesi’nde direniş alanım olan insan hakları anıtı’nın önünde olacağım. duyurur, yaygınlaştırırsanız çok mutlu olurum.

    bugün suç duyurusu ve işkence raporu işleriyle uğraştım. bir yıllık tedaviden sonra atlattığım sol kolumdaki kemik iliği ödemi dün tekrar oluştu. yaptıklarını yanlarına bırakmayacağım elbette ama şunu da biliyorum: “ayağında diken yarası olmayan, sinesine gül kokusu süremezmiş”. kazanacağız ama direnerek, hiç boyun eğmeden, irademizi teslim etmeden.

    gözaltındayken polisler yaptıkları her şeyi kabul edeyim istiyorlar. ben de onlara yaptıkları gözaltının meşru olmadığını, suç işlediklerini söylüyorum. bir kadının işine geri dönme talebiyle yaptığı bir eyleme hangi gerekçeyle saldırıyorlar? eylem yasağı varmış. onları rahatsız eden, direnişimin meşruiyeti, sürekliliği, taleplerimin yakıcılığı ve emekçilerde bulacağı karşılık. binlerce insanın emeğini, onurunu, mesleğini bir gecede harcamanın gayri meşruluğu, suçluluğuyla saldırıyorlar.

    saldırsınlar. onlar suçlarını örtmek için saldırıyor, ben de suçlarını yüzlerine çarpmaya devam edeceğim. her gün “işimi istiyorum!” demek için o anıtın önüne gideceğim.

    anadolu halkının öğretmenlerine, akademisyenlerine kemal özer’den bir selamla bitireyim. “kendi yangınımızın küllerinden doğma” iddiasını hiç kaybetmeyelim diye.

    kıyılan öğretmene

    bil ki kendi yazgın değil, bu kıyımlar,
    bu sürgünler, bu acıya dönüşmesi yaşamın
    güne açıyorsun ya sınıfın kapısını,
    işleyişini öğretiyorsun ya doğa’nın,
    doğru yargılasınlar diye bulundukları zamanı
    gösteriyorsun ya doğru bakmayı tarihe,
    geçmesin istiyorlar bu bilinç yalımı
    bir hızır gibi anadolu topraklarından;
    açmasın, bir kitap gibi dünyayı,
    gözleri önüne yurt çocuklarının.
    öyleyse bütün köprüleri atacaksın,
    yenilsen de yürüyeceksin, dönüş yok;
    doğacaksın kendi yangının küllerinden,
    değiştirinceye kadar bu yurdun yazgısını.
    [kemal özer]
  • "direniş güncesi (6. gün) ve çağrı

    aynı heyecanı her gün duyuyorum. gözaltına alınma anına kadar kalbim gümbür gümbür atıyor. gözaltı aracına binince soluk soluğa kalmış bir halde oluyorum, yavaş yavaş sakinleşiyorum.

    bugün ikinci dakikada alındım. anıtın önüne geçer geçmez oturdum. polisler hemen geldiler. toplantı ve gösteri yürüyüşlerine muhalefet ettiğimi, burada oturamayacağımı, oturmaya devam edersem gözaltına alınacağınımı söylediler.

    toplantı ya da gösteri yapmadığımı, sadece oturduğumu söyledim. sonra etraftaki insanlara anlatmaya başladım. yine küçük bir halka oluştu etrafta. insanların ilgisi üstümüzde toplandı. önceki günden ders çıkarmış polisler, hemen müdahale ettiler. hüseyin yine yanımdaydı. anıttan bulvara kadar olan mesafe polis eşliğinde zorla götürülmek için oldukça uzun sayılır. bir taraftan polislerin sürüklemelerine, çekiştirmelerine engel olmaya çalışıp, diğer taraftan insanlara derdimi anlatmayı denedim yine. soluk soluğa kaldığım için sesimi düzgün kullanamıyorum. kesik kesik, çatlak bir sesle, olanca öfkemle bağırdım: "hırsız değiliz, katil değiliz, darbeci değiliz, emekçiyiz. bizi işimizden atıyorlar, açığa alıyorlar. işimizi istediğimiz için gözaltına alıyorlar!" sonra yine bir hengame. hüseyin'e ters kelepçe yapmaya çalıştılar, bir taraftan avukatımıza saldırdılar. beni de hareketsiz duracak şekilde tuttular. bu kez daha büyük bir kalabalık toplandı. sahiplenenler, polise tepki gösterenler oldu. bir türlü hangi araca bindireceklerine karar veremedikleri için beş dakikadan uzun süre bulvarda kaldık.

    anlık fotoğraflar kalıyor zihnimde her günkü gözaltı deneyimimden. saliseyle ölçülebilecek, insanlarla göz göze gelme anları. avukatımızın polislerin saldırısına uğradığı an. hüseyin'e kelepçe takılırken polislerin üstüne atlamaya çalışmam. sonra arabaya bindiriliyoruz ve biliyoruz ki gazi hastanesine gideceğiz.

    ardından çankaya emniyeti, tekrar sağlık kontrolü ve salıverilme. iki buçuk saatte tüm işlemler bitti. ilk sağlık kontrolünde acun'la ve onunla birlikte gözaltına alınan kesk'li kamu emekçileriyle karşılaştık.arkadaşlarımızın gözaltı aracına gittik, hal hatır ettik. hepsi iyilerdi. acun'u ayrı bir araçta tutuyorlarmış. aracın kapısını da açmamışlar. birden "nuriye" diyen bir ses duydum. derinden geliyordu. kara camların ardından birbirimizle selamlaştık. asıl kucaklaşmamız hastane içinde oldu. sanki yıllardır görüşmemişiz gibi kucaklaştık. çok anlamlıydı. bugünün duygusu, o kucaklaşmanın bende bıraktığı iz. güç veren, aynı duygu ve düşüncelerle bir yola girmiş olan iki insanın kaderdaşça, yoldaşça, kardeşçe sarılması. "elimizdesiniz, suçlusunuz, canınıza okuyacağız" diyen düşmanca gözlere inat.

    bugün de para cezası kestiler. büyük bir nümayişle yapılan gözaltılardan sonra, kabahatler kanunundan para cezası kesmeleri komik oluyor tabii. orantısız bir durum. ama yapacak başka bir şeyleri de yok. 2911'e muhalefetten işlem yapamıyorlar "toplantı ya da gösteri yürüyüşü"nün koşulları oluşmadığı için. geçen gün polislerden biri itiraf etti. "sizi her gün niye getiriyorlar, anlamıyorum, dövizde suç unsuru yok, topanma yok, yürüyüş yok."

    orada oturursam, haksızlığa uğramış olan tüm kamu emekçilerinin cesaret bulacağını biliyorlar. oranın bir şölen yerine dönüşeceğini, bir direniş alanı olacağını biliyorlar. sesimizin çok gür çıkabileceğini, yaratıcılığımızla o alanda çok anlamlı şeyler yapabileceğimizi biliyorlar. oraya oturursam insanlara ne çok şey anlatabileceğimizi, halktan saklanan, yalanlarla üstü örtülen her şeyi bir bir ifşa edeceğimizi biliyorlar. oraya oturursam, artık kazanmış sayılacağımı biliyorlar. o yüzden böyle saçma, tutarsız işler yapıyorlar. yeter ki oturmayayım, gerisi teferruat.

    illa ki oturacağım. dünyanın en güzel manzaralı yerini verseler, ormanlar içinde, kuş cıvıltıları arasında otur deseler, yok, anıtımı isterim diyeceğim. o anıtın önünde oturacağım. bedeli ne olursa olsun.

    yarın saat 12:30'da oradayım. hiç olmazsa, uzaktan da olsa göz kırpmaya gelin."

    #nuriyegülmen

    http://inadinahaber.org/…un-ve-cagri-nuriye-gulmen/
  • bugün yüksel caddesi'nde kendisinin göreve iadesi icin pankart açan iki liseli kız ögrenci gözaltına alındı.
    hak iadesi talebine bile tahammül edilemiyor artık ülkemde. demokrasinin sadece isimden ibaret olduğunun göstergelerinden bir nuriye hoca.