şükela:  tümü | bugün
  • marmara üniversitesi tarih profesörü.belgelerle uluslararasi rekabette ermeni sorunu'nun kökeni,abd'nin güney kafkasya politikasi olarak ermenistan sorunu 1919-1921 ve bir de celal bayar adinda 3 kitabi var.ermeni sorunu ile ilgili olarak tehcir yasasindan ittihatçilarin bile haberinin olmadigini,talat pasa'nin bir gün elinde bir yaziyla geldigini ve bu sekilde kanunun çiktigini söylüyor.talat pasa'nin anilarinda da bu rahatsizligini dile getirdigini ve tehcir kanunun almanlarin baskisi sonucu çikarilmis olabilecegini söylüyor.ve hakli olarak da türklerden su kadar ermenilerden su kadar kisi öldürülmüs çekismesi yerine olayin perde arkasina,emperyal güçlerin planlarina dikkat çekiyor.
  • der yayinlari'ndan çıkan iki çalışması vardır:
    1 - belgelerle uluslararası rekabette ermeni sorunu'nun kökeni 1878 - 1918
    (edit: aynı kitabın nisan 2005 baskısını pozitif yayınları çıkarmıştır)
    2 - celal bayar / başbakanlık dönemi 1937-1939
  • iflah olmaz laiklik savunucusu. sosyal bilimci olmasına rağmen, prof olmasına rağmen düz mantık kullanma kabiliyeti ile insanı şaşırtır. hoş ama hoş kadın. süslü profesör
  • bu kadini dinlerken ben turk akademyasi adina utanc duydum. siyaset bilim profesoru olan bir akademisyenin yarginin yurutmeye kanunlardan degil bir takim sanrilardan hareketle bu denli mudahale etmesini, ordunun cani sikildikca meclise aba altindan sopa gostermesini yanlislayamamasi turk akademisi adina utanc verici. hele bir de bu insan siyaset bilimciyse iki kere utanmali. siz siyasetci olabilirsiniz... siyaset, siyaset arenasinda yapilabilir. o takdirde siyasetiniz geregi gercekleri gormezsiniz, yalan soylersiniz, ne isterseniz onu yaparsiniz. beni ilgilendirmez. ama akademik kimliginizle konusuyorsaniz, o yukarida dedigim seylerden hic birini yapamazsiniz. bilimin ve icerisinde bulundugunuz pozisyonun size yukledigi bir takim sorumluluklar vardir, bunlari carpitarak konusamazsiniz. carpitmak istiyorsaniz bir seyleri, cubbenizi cikarir siyaset sahnesine cikarsiniz. fakat cubbesi uzerinde oldugu halde hanimefendi at gozluguyle goren gozleri ve prangali dimagi siyasetin sahasini genisletmek yerine daraltmaya yonelik bir caba icerisinde gorunuyor. bu haliyle halk firkasi icerisinde olsa siritmaz belki ama universitede olunca siritiyor.
  • kendisi-evli mi bilmiyorum- soyimi ile müsemma biri belli ki. tarihci olunmaz dogulur gibi gibi..
  • sayın cumhurbaskanının kendisini arayıp ermenistana ziyareti hakkında fikrini aldığını iddia eden ayrıca ınkılap kelimesine takmış durumda olan tarihci profesör
  • nurşen mazıcı kendisine yöneltilen, taraf gazetesi ile genel kurmay başkanı ilker başbuğ arasındaki karşılıklı yazılı ve sözlü düelloya ne diyorsunuz sorusuna taraf gazetesinin yanlış haber yaptığını ve ayrıca "bir çift güzel kadın göğsünü vatana tercih ederim" diyen bir yayın yönetmeniyle vatana dair hiçbir şey tartışmayacağını ifade etmiştir.
  • habertürkteki bir programda ece temelkuranın sorusuna "valla bana boyle sorular soruyorsunuz sonra ekşi sözlük tuzlu sözlük gibi yerlerde bana darbeci diyolar" şeklinde yanıt veren kişidir.
  • az önce 'türkiye'nin nabzı' programında, ekşi sözlük'le ilgili; "ekşi sözlük mü, tuzlu sözlük mü ne? benim için "darbeci kadın, nasıl profesör bu?" diyorlar" demiştir. böyle bir heyecanlı, telaşlı konuşmalar. takip etmesi zor.
  • ruhat mengi'nin programında tayyip erdoğan ve davos meselesi üzerine mükemmel yorumlarda bulunmuş, davos'ta yaşananların bana düşündürdüklerini siyaset bilimci gözüyle aktarmış kişi. marmara üniversitesi siyaset bilimi öğretim görevlisiymiş kendisi, öğrencisi olmak istedim programı izlerken. programda söylediği, dikkat çekici noktalardan bazılarını özetlemek gerekirse;

    - "davos'ta yaşananlar bir kurmaca gibi geliyor. gecenin o saatinde binlerce kişinin elindeki matbaadan çıkmış pankartlar, bu kişilerin -akp'nin değil, büyükşehir belediyesi'nin- geç saatlere kadar çalıştırdığı metrolarıyla havaalanına gitmesi bir anda organize edilmiş bir şey olamaz."
    - "gazze'de yaşananlara ben de üzüldüm, protestolara ben de katıldım. (bu bağlamda tayyip erdoğan'ın tepkisi yanlış değil yani) fakat, bu tepki niçin ırak'ta binlerce asker öldürülürken verilemedi?"
    - "israil'e bu biçimde tepki verilmesi türkiye'nin çıkarlarına aykırı olacaktır. çünkü israil türkiye'ye önemli konularda, abdullah öcalan ve pkk üyelerinin yakalanmasında yardımcı olmuş, hatta bu yüzden pkk'dan tehditler almış, buna rağmen pkk'nın bir terör örgütü olduğunu kabul etmiştir. halbuki bundan sonra bunun böyle olacağından emin olamayız. çünkü diplomaside iki çeşit gülüş vardır. biri içten, diğeri yalnızca dişlerini göstererek. peres 'ben yanlış anlaşıldım, sesim gelmiyor diye sesimi yükselttim' derken aslında ikinci tip gülüşü sergiliyordu. gülümsemesinin ardında 'ben size bunu bir şekilde ödeteceğim' mesajı gizli. tayyip erdoğan yerel seçimlerde oy kazanabilmek, iç politikada sivrilmek uğruna, dış politikanın dengelerini bozuyor."
    - "tayyip erdoğan peres'e 'sesini yükseltiyorsun, bunun nedeni sendeki suçluluk psikolojisidir' diyor. (bu arada 'sen' diye hitap etmesi çok çirkin. allah'tan ingilizce'de sen/siz ayrımı yok da, peres'e çevrilirken hepsi 'siz' olarak tercüme edildi) kendisi daha önce de 'öfke bir hitabet sanatıdır' demişti. kendi her zaman sesini yükselterek yaptığı öfkeli söylemleriyle aslında birtakım suçlarını mı bastırmaya çalışıyor?" *
    - "emine erdoğan peres için 'yalan söylüyor' dedi. bu konuşmaların hepsi tercüme edilip peres'e aktarılmayacak mı? 'diplomasi ile ilgili hiçbir donanımı ve yetkisi olmayan, ortaokul mezunu bu kadın niçin bu konularda yorum yapıyor' demezler mi kendisi için?"

    ve bir de, ahmet hakan'ın yaşar nuri öztürk için söylediği "çık karşıma yaşar nuri!" sözleri üzerine programa gelip bu gibi söylemlerin çirkin olduğunu belirten yaşar nuri öztürk'ün bu sözlerini siyasal iletişim ile ilişkilendirerek;
    - "maalesef son zamanlarda ülkemizde başbakan ve bakanlarımız tarafından 'geçirdim', 'giydirdim', 'çık karşıma' gibi söylemler kullanılıyor. bu saatten sonra bu sözlerin herkes tarafından kullanılması normaldir, bundan sonra da iyiye gideceğini sanmıyorum."

    not: her ne kadar mazıcı'nın sözlerini tırnak içinde ifade etmiş olsam da, bu sözlere kendi yorumlarımı da katarak yazmış olmam yüksek bir ihtimaldir, kusuruma bakmayınız.