şükela:  tümü | bugün
  • karanlık
  • ek$isurat insana denir.
    hatirlara hemen istanbul universitesi'nin ogrenci i$lerindeki canayakin mi canayakin, amman ben bu adamin i$ini nasil bi cirpida hallederim diyen memureleri getirir.
  • mantıku't-tayr'dan bir öykü:

    [bir deli vardı... çocuklar onu taşladıklarından gönlünden kan damlamakta idi.

    nihayet bir külhan bucağına sığındı. o bucakta külhanın bir penceresi vardı.

    o sırada dolu yağmaya başlamıştı. pencereden delinin başına bir dolu isabet etti.

    doluyla taşı fark edemediğinden beyhude yere dil uzattı.

    neden bana taş, kerpiç atmakta diye, atana kötü surette bir hayli sövdü, saydı.

    orası karanlıktı... bu taşı da çocuklar atıyor sanmıştı.

    o sırada yel esti, külhanın bir tarafı açıldı, içeriye aydınlık vurdu.

    meczup da başına gelenin taş olmayıp dolu olduğunu anladı; sövdüğüne canı sıkıldı.

    dedi ki: "yarabbi, bulunduğum şu külhan karanlıktı, yanıldım... ne dediysem, sözümü geri alıyorum*."

    bir meczup bu çeşit sözler söylerse, kınayıp onunla savaşa kalkışma.

    çünkü o, bu makamda sarhoştur, aklı başında değildir onun. kararı yoktur, kimsesizdir, gönlü de elinde değildir.

    ömrünü muratsızlıkla geçirir gider... her an ona yeniden yeniye bir kararsızlık gelir durur!

    sen kendine gel de, dilini tut; onun gibi söylenme... fakat meczup aşıkı da mazur gör.

    değil meczuplara, nursuz pirsiz adamlara bile baksan, hepsinin de mazur olduğunu görürsün.]

    feridüddin attar
    çev. abdülbaki gölpınarlı

    (bkz: nurlu), nurcu
    (bkz: yüzünde rabbiyasıl yok)
    (bkz: nasipsiz/@ibisile)