şükela:  tümü | bugün
  • aslen osmanlica olup, kopya anlamina gelir.
  • süreli yayınların 'sayı'ları.
  • denize nüsha düşse,
    müjgan çağıldar,
    oysa ki çare olamaz,
    nüshalar, yaşatılmazlar.
    hadi birisi nüshaları sakladı diyelim,
    onlar aslını yaşatırlar,

    herkeste bir nüshalık seziyorum,
    kim bilir bana kimi yaşatıyorlar?

    denize nüsha düşsem,
    boğulur, ölürüm.
    nasıl olsa,
    hiç bir değerim yok,
    kendimden ayırmışlar beni,
    sadece, aslımı yaşatıyorum.
  • üzerine yazı yazılmış bir nesne örneği, anlamındaki arapça kelime.
  • benim için yakarım geceleri ile özdeşleşmiş kelimedir. ne zaman duysam aklıma yüzün bende solacak şiiri ve yakarım geceleri gelir.
  • "murat, yazdığı hikayenin bazı yerlerinde düşünmek için duraklayınca, sükûtu şiddetle duyuyordu. müdüriyet odasının yüz mumluk çıplak ampulü küçük odayı beyaz bir ışıkla doldurmuştu. murat makineyle çalışmaya bir türlü alışamadığına kızıyordu. elyazısında düşünmeye pek benzeyen tanıdık, rahat bir hal vardı. buna karşı daktilo, bir aletle uğraşmaya, fikri bir işten ziyade, bedeni bir iş yapmaya benziyordu. galiba duhamel* müsveddelerini böyle yazı makinesiyle üç nüsha çıkarır, mevzuu kendi kendine bir müddet unutturup sonra her nüshayı ayrı ayrı zamanlarda tashih** edip, sonra bu üç ayrı nüshanın tashihini karşılaştırarak en güzel şekli tespit edermiş." kemal tahir - karılar koğuşu

    (bkz: muska)