şükela:  tümü | bugün
  • onurlu kelimesinin ilk harfi.
  • herkesin bir osu vardir, belki itiraf edilemeyen, belki saklanmak istenen, belki de paylasilmak istenmeyen.
  • milyon tane saçmasapan adam ve kadın arasından, sözcüklerden, kelimelerden, cümlelerden ve kafalardan seçiyorsun. sen mi seçiyorsun o mu seni seçiyor gerçi tam bilmiyorum da. bir şekilde çarpıyorsun, sana çarpıyor. bu sikim gibi sanal alemde en güzel, en şahsına münhasır, en çılgın, en güzel kafalı, en güzel cümle kuran, en güzel ağlayan, en güzel rakı içen, en güzel yazar, en güzel kara, en güzel devlet dairesi çalışanı, en güzel anarşist, en görkemli kaybeden, en esaslı, en yürekli, en ateist, zihni en güzel parlayan, kafası ve gözleri en güzel ışıldayan/dı o. çok yakından baktım. sarıldım, kimi zaman güldüm kimi zaman ağladım.
    çok dertlendim, çok paylaştım. birlikte uyudum. şarkı dinledim. kadeh kaldırdım. hüzünlendim, mutlu oldum. ara ara deli gibi özledim, gittim bin yıl önce yazdıklarını okudum.
    iyi ki çarpışmışız dedim. iyi ki bu kadar çöp insanın arasında birbirimize değip, dokunabilmişiz dedim. az önce yine dedim.
    sevgimden pınarlar fışkırıyor.
    seviyorum!
  • genelde sevgili için, insanın hayatındaki en önemli kişi için kullanılan kelime/harf. çok net ve kesin bir şekilde hedefi gösterir. o. muhattabı tektir. bir başkası olamaz.

    öte yandan, 0 ile de inanılmaz bir benzerliği vardır o'nun. ulan! yoksa?
  • coldplay'in bugüne kadar yazdığı en iyi şarkılardan biri. gece saatler ilerlediğinde kimse yokken ışıkları ve gözleri kapatıp uçuruyor. ghost stories'in en iyi hikayesi.

    a flock of birds
    hovering above
    just a flock of birds
    that's how you think of love

    and i always
    look up to the sky
    pray before the dawn
    'cause they fly always
    sometimes they arrive
    sometimes they are gone
    they fly on

    a flock of birds
    hovering above
    into smoke i'm turned
    and rise following them up

    still i always
    look up to the sky
    pray before the dawn
    'cause they fly away
    one minute they arrive,
    next you know they're gone
    they fly on
    fly on

    so fly on
    ride through
    maybe one day i'll fly next to you

    they fly on
    ride through
    maybe one day i come fly with you
    fly on
    fly on
    fly on
  • o senden uzaktadır hep..ya evde yoktur ya da telefonlarına cevap vermez..o bazen aglatır bazen güldürür..o verdigi sözleri tutmaz bekletir seni gecenin yarısında gecenin karanlıgında..o giderken hep kendini götürür seni almaz yanına..o na hiç bi zaman sen diyemezsin..çünkü o hiç bi zaman yanında olmaz.. o çıglıkların yosun tuttugu çılgın gecelerde onlarla dolanırken sen sadece o şimdi ne yapıyor acaba demekle yetinirsin..ona soramazsında dün gece nerdeydin diye..çünkü onu bu sabahta görememişsindir...keşke o da sadece kalın,yuvarlak bi geniş ünlü olsaydı...
  • kalbin kimselerin gormediği, asla da göremiyeceği, görsede giremiyeceği, girse de dokunamayacağı kısmına salıncağı kurulmuş olandır, huzurla sallanandır, esintisiyle huzur bulunandır, sallanır salıncak, arada durur, esinti kesilir, hatırlanır, koşulur hemen, arkasından itilir, sallanmaya devam eder salıncak..
  • kendi olarak, sana gelen-
    sana gereksinimi olmadan, seni isteyen-
    sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen-
    kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan-
    o, işte...

    oruç aruoba
  • bu "o"nun zamir haline yüklenen anlam kadar da hiçbir şey irrite edemedi beni sanırım. "o"nun, "o"na, "o", "o"nda, "oooo"... ne lan bu?

    "o"nun ben amına koyayım.
  • 10 temmuz cuma günü 10:15'te kadıköy'den beşiktaş'a hareket eden vaporda üst katta, cam kenarında oturuyordu.