şükela:  tümü | bugün
  • ekimde gosterime girmesi gereken yapimciligini filma-cassin,mine varginin* ustlendigi, lale mansur ve luk piyesin(kirk yillik haluk piyesin neden luk piyes olarak adlandirildigini cozemedim) basrollerini paylastigi film. cekimler malatya da bol bol kebab yiyerek gerceklesmistir*
  • esma avare bir öğrencidir, karnesinde bir sürü kırık vardır, annesi ve babası olmayan ama kim olduğunu çözemediğimiz kimse tarafından köye akrabalarının yanına gönderilir. esma (sallamıyorum umarım ismi) köye vardığında onu büyük bir sevinçle karşılayan, gene kim olduklarından pek emin olamadığımız yaşlı kadınlar birliği, yarım saat sonra uyuzluk etmeye başlarlar, esra'ya (belki de buydu ismi) avlulu evi ve dahi tüm köyü dar ederler. esin bu sırada şehirden alıştığı gibi kendi başına orada burada gezmekte, traktörü ile yanlayan* hüseyin ile muhatap olmaktadır. edimsel, tüm köyde yüzüne bakılabilecek tek kişi olan hüseyin'e (bak bunun isminden eminim) aşık olur, bu hususta teyzesi saliha'nın başının etini yer, gelinliğini falan giyer, binbir zırvalık yapar. saliha "o da seni seviyor mu?", "gönlün bulandı mı?" gibi sorularda emine'yi gaza getirmektedir ama onun da sırları vardır. (bkz: agatha christie)
    olaylar çeşitli cem ayinleri, alevilik üzerine dersler, dut yeme ve benzer köy aktiviteleri çerçevesinde gelişir.

    alınacak ders: insan 13-14 yaşlarında iken herşeyi üzerine alınmaya ve göt olmaya meyilli bir yapıya sahiptir. bu film bizi 10 sene öncesine götürüp bunu hatırlatıyor (hatta gözümüze sokuyor). en azından veralynn ve ben hatırladık.
  • filmde kimin kimin nesi olduğunu 2 saat sonunda hala çözebilmiş değildim, bir şekilde köylük yerde herkesin birbirine "emmi", yahut "hala" dediğine kanaat getirdim, hatta veralynn ile beraber kanaat getirdik, demek ki salak değilim hey yaşasın diye sevindim. daha kötü deneyimlerim de olmuştu, ingiliz hasta'nın sonunda "kim ingiliz hastaydı?" sorusuna da muhatap olmuş bir insanım.

    neticede filmden bir sürü şahane kullanım öğrendik bunlardan sadece gönlü bulanmak aklımda kaldı, bakın şimdi siz de öğrendiniz.
  • samimi ve güzel bir film.müziklerin,güzel olsalarda,fazla kullanılması bence tek handikapı.keskin bir hikaye kalıbı,giriş-gelişme-sonuç aranılası bir film değil;yöredeki hayatı esma'nın gözünden yansıtma çabasında,ve bence muvaffak olunabilmiş.
    oyuncu seçimlerinde lale mansur'un pek yersiz olduğunu düşündüm,köylü kadını olur mu ondan hiç?fazla göze batmıyordu ama...
    sonuç olarak mayıs sıkıntısının senaryosu biraz daha belirginleştirilmiş,büyük bütçeli bir versiyonu gibi bu film.o kadar etkileyici olmasa da,kesinlikle vakit kaybı değil.
  • papatya falı baktıktan sora 'seviyo' çıkması üzerine verilen tepki
  • filmin yonetmeni baris pirhasan ve senaryo ortagi, oykunun yazari gul dirican birtakim roportajlarda filmdeki insan iliskilerinin, bazi olaylarin bu kadar karmasik ve belirsiz olmasinin sebebinin oykunun esma'nin gozunden anlatilmasi oldugunu, o ne biliyorsa seyircinin de o kadar bildigini soyluyorlardi. bunun ustune, esma'nin neden aile icinde donenlere bu kadar ilgisiz oldugu da kafalari kurcalayacak baska bir mesele olabilir tabii.
  • guzelim muziklerini mare nostrum ve ulas ozdemir'in beraber yaptiklari film. (bkz: bir ay dogar)
  • uluslararasi eskisehir sinema gunleri kitapçığında ingilizce adı summer love olarak geçen ,akrabalık ilişkilerini benim de pek anlamadığım,ama oyunculuğu,görüntüleri ve müziklerini pek beğendiğim ,esma rolünü oynayan ece ekşi'nin ilk filmi olmasına karşın güzel oyun çıkardığı güzel bir film.seyrederken,çekildiği mekana gidesim geldi.