şükela:  tümü | bugün
  • bugun tennessee titans karsisinda kazandigi zaferle superbowl'da tampa bay buccaneers ile karsilasmaya hak kazanan takim
  • philadelphia eaglesin tampa bay buccaneersi yenmis oldugu bir hayal durumunda karsilacagi takim(di).
  • golden state warriors ile aynı $ehri payla$an takım.
  • ken park filminde, claude'un odasinda posterleri, sapkalari bulunan takim.
  • (bkz: space angel)
  • logolarinda tek gozu kapali ve kafasinda futbol kaski bulunan bir korsan mevcuttur.
    do you bleed silver & black gibi sloganlari vardir..
    (bkz: damarlarimi kesseniz gümüs siyah akar)
  • blackie lawless'ın takımıdır. steve harris için westham neyse bu takımda blackie için odur. blackie konserlere bazen bu takımın formasıyla çıkar ve gitarının üstünde de yine bu takımın logosu yer alır.
  • 1960'da lige katıldığında, herkes oakland raiders'ı patates takımı olacak zannediyordu. çünkü batı yakasında zaten san francisco 49ers ve los angeles chargers gibi iki takım vardı ve bu takım o zamanlar chargers'ın sahibi olan barron hilton'ın kodamanlığını kanıtlamak için elini masaya vurup "batı yakasında bir takımda daha olmalı, burada daha fazla rekabet istiyorum" diye ültimatomu patlatmasıyla eklenmişti.

    aslında takımın eklenişin böyle aceleye getirilmesinin sebebi o sıralar yeni kurulan minnesota vikings'in afl'e değil de nfl'e gitmesi ve afl'in de panikleyerek harıl harıl ekleyecek takım ve bu takımı kakalayacak enayi bulma çabalarıydı. barron hilton'ın büyük talebi ile bu takım oakland'a verildi.

    oakland belediyesi takımı satışa sunduğunda takıma en büyük talep bir grup emlakçıdan geldi. başta charles soda ve ed mcgah olmak üzere, aralarında afl'in kurucularından f wayne valley'in de bulunduğu bir grup iş adamı takımı paylaşarak sonraki adıma geçti; takıma isim bulmak. bu iş bile sancılı olacaktı, çünkü isim yarışmasında galip gelen isim oakland senors ile bütün millet alay edecek, zor durumda kalan yönetim de takımın adını oakland raiders olarak belirleyecekti. üzerinde kasklı bir korsanın bulunduğu takım amblemi de o sıralar belirlendi, rivayete göre korsanın çiziminde aktör randolph scott'dan esinlenilmişti.

    sezon başladığında işler daha da kötüye gitmeye başladı. oakland'daki stadyum kıtlığı nedeniyle berkeley üniversitesinin stadyumu kullanılmak istenmiş, fakat üniversite bu talebi reddederek raiders'ı oldukça zor bir durumda bırakmıştı. sonuç olarak raiders maçlarını 49ers'ın evinde oynamak zorunda kaldı.

    bütün bu fiyaskoların üstüne ilk sezonda alınan 8 mağlubiyet, kaybedilen yarım milyon dolar, son bir umutla buffalo bills'den alınan borçlar sonrası raiders'a yatırım yapanların başında gelen soda ortaklığını geri çekti, diğer ortaklar valley ve mcgah de gözü karartıp diğer hisseleri toplamaya başladı. zor da olmadı, çünkü herkes bu takımın kötü bi şaka olduğuna inanmaya başlamıştı. 500.000 dolarlık kayıp ve koca sezonda sahaya gelen yalnızca 50.000 kişi...

    bu sonuçlar üzerine yatırımcı soda yönetimden ayrıldı, valley de koçluk yapması için al davis'i çağırdı. takımın renkleri de davis geldikten hemen sonra siyah ve gri olarak değiştirildi. al davis, takımı adeta baş aşağı çevirerek 10-4'lük bir seriyle sezonu bitirdi ve yılın koçu seçildi. sonraki sezonda (1965) 5-7-1'e düşse de sonraki sezon tekrar 8-5-1'e çıkarıldı.

    1966 yılının nisan'ında, al davis'in müthiş girişimcilik yetenekleri sonuç verdi ve afl başkanlığına getirildi. fakat iki ay sonra afl ve nfl birleşme kararı alınca al davis'in başkanlığı da düşmüş oldu. al davis, bunun üzerine yeni bir çağ başlatacak bir hamlede bulundu. raiders'ın %10'luk hissesini sadece 18.000 dolara satın aldı.

    al davis'in hem yöneticilik, hem koçluk yapması, takımın her işine koşması ile raiders müthiş bir ivme yakaladı. 1967'de afl şampiyonu olan raiders, super bowl ii'de efsanevi vince lombardi'li green bay packers'a kaybetti. sonraki sezon da afl şampiyonluğunu sonradan sb şampiyonu olacak new york jets'e kaptırmasına rağmen güçlenmeye devam etti.

    1969'da koçluğa john madden getirildi ve raiders için yeni bir çağ başladı. karşı tarafın oyununu saniyeler içinde okuyup ona göre blok şeması ve hücum rotası ayarlayabilen bu adamın yönetimi altında raiders, 70'li yılların en güçlü takımlarından biri haline geldi. her ne kadar 73'ten 75'e kadar 3 sene üst üste konferans finalleri kaybedilse, super bowl şansları ucu ucuna kaçsa da, 76'daki müthiş takım oyunu, ken stabler'ın verimli pasörlüğü ve kaç kişi tarafından kapatılırsa kapatılsın yine de topu bulan fred biletnikoff'un performansı ile raiders'lılar altın çağlarını yaşadılar. sadece efsane bir qb-wr ikilisine değil, aynı zamanda tarihin en iyi secondary savunması olabilecek, suikastçi lakaplı jack tatum, sert oyunuyla ün yapan george atkinson ve skip thomas, "shutdown corner" kavramını nfl'e getirenlerden olan interception makinesi willie brown'ı ihtiva eden bir savunma takımına sahiptiler. savunmaları öyle sert ve acımasızdı ki, george atkinson'ın tackle'ından sonra lynn swannhastanede iki gün geçirmek zorunda kalmış, russ francis'in burnu kırılmış, oyuncular top tutmaya korkar olmuştu. maç bittikten sonra rakip takımın yöneticileri isyan ediyordu.

    super bowl'a yükseldiklerinde karşılarında buldukları takım, 3 kez kaybedilen super bowl'un acısını çıkarmak isteyen, nfc'de kimseye göz açtırmayan, playoff'larda karşılaştığı iki takımı da farklı yenen minnesota vikings'ti. buna rağmen super bowl'da müthiş bir savunmayla rakibi kilitleyen, ilk yarıda sayıya izin vermeyen raiders maçı domine etti ve 32-14 kazandı. 1976 sezonundaki raiders kadrosu halen tarihin en komple, en güçlü kadrolarından biri olarak bilinir.

    1979 senesi raiders ve amerikan futbolu için bir dönüm noktasıdır. 10 sene üst üste takımı başarılara sürükleyen john madden, takımdan ayrılıp televizyon yorumcusu olmayı seçmiştir ve 30 senelik başarılı bir kariyerin ilk adımını atmıştır. onun yerine de takımın eski quarterback'i tom flores geçmiş ve nfl'in ilk hispanik koçu olmuştur. sonraki sezon da değişikliklerle geçmeye devam etmiştir. ligin 5. haftasında ayağı kırılan dan pastorini yerine nfl'e büyük umutlarla gelip beklentileri karşılayamayan, draft bust olmaya adım adım yaklaşan oyuncu jim plunkett geçince sezonun kaderi tersine dönmüş, 11-5'lik skorla wildcard'a adım atan raiders, jim plunkett'in liderliğindeki müthiş oyunla super bowl'da philadephia eagles'ı mağlup ederek herkesi şaşırtmış ve şampiyonluk kazanan ilk wildcard takımı olmuştur.

    bu sıralarda oakland coliseum'u genişletme çabalarından sonuç alamayan al davis, 3 senedir takımı los angeles'a taşımaya çalışıyordu. yasal engellerle karşılaşmasına rağmen ısrarcı bir tavır sergileyen davis en sonunda davadan lehine bir sonuç aldı ve 82 sezonunun başında raiders'ın los angeles'a taşınmasının yolu açılmış oldu. aynı sene nfl'deki grevden dolayı kısaltılan sezonda 8-1'lik seri yakalayarak playoff'lara birinci olarak çıktılar fakat new york jets'e kaybettikleri maç yollarını kesti.

    sonraki sene, 1983 sezonu ise raiders'ın en iyi kadrolarından birini kurduğu sene olmuştur. 12-4 biten normal sezonda jim plunkett'in cliff branch ve todd christiensen ile müthiş uyumu, marcus allen'ın dominant koşu yeteneği ile müthiş bir hücum hattı kurulmuştu. yine de playoff'lardaki oyunun mimarı savunma olmuştu. defensive line'da lyle alzado ve howie long, linebacker'lar rod martin ve matt millen, arka bölgede cornerback'ler lester hayes (ki kendisi raiders'ın en fazla interception yapan oyuncusu ünvanını willie brown ile paylaşır) ve mike haynes'in oyunları ile daha önce kendilerini defalarca super bowl'dan eden pittsburgh steelers elenmişti. super bowl'da da maçın favorisi olan joe theissman liderliğindeki washington redskins büyük bir bozguna uğramış, geçit vermeyen savunmanın rakibi sahada kötü pozisyon almaya zorlaması, üstüne de marcus allen'ın savunmanın ayaklarına kara sular indirmesi ile maç 38-9 bitmişti. (bkz: silver and black attack)

    raiders'ın üçüncü şampiyonluğu aslında takıma pek de uğurlu gelmemiştir. raiders, sonraki sezon wildcard'da kaybederek sezonu kapatmıştır. bir sonraki sezon toparlanma belirtileri gösterse de playoff'ların ikinci turunda elenerek sert bir düşüş yaşamıştır. tecrübeli koç tom flores yönetime katılmış, yerine hücum koçu mike shanahan geçmiştir. 87 - 89 arası raiders'ın galibiyet sezonu alamadan geçirmesi üzerine mike shanahan kovulmuş, al davis ve mike shanahan arasında yıllarca sürecek bir çatışmanın başlangıcı gözükmüştür.

    bu kısa fakat ciddi düşüşü engellemesi için takımın başına getirilen hall of fame üyesi art shell'in dönemi, raiders'ın gerçek düşüşüne sahne olacaktı. takımın dibe vurmaya başlaması 1989'da jim kelly'nin buffalo bills'ine karşı 51-3* kaybedilen maçtan sonra başladı. 90'lı yıllar umut vaadeden halfback bo jackson'ın kariyerini bitiren sakatlığı, quarterback todd marinovich'in başarısız oluşu, howie long'un futbolu bırakması ve marcus allen'ın al davis'le yaşadığı büyük sorunlar üzerine takımdan gidip kansas city chiefs'le anlaşması gibi olaylar 90'lı yılların oakland açısından kabus gibi geçmesini sağladı. los angeles'daki stadın oldukça eskimesi ve tekin olmayan bir mekanda kurulu olması 1995'de raiders'ın oakland'a geri dönmesini sağladı.

    oakland'a dönüş sonrası da raiders'ın kötü talihi tersine dönmedi. afc west'de iki sezon üst üste sonuncu olduktan sonra köklü bir koç değişikliğine gidildi ve philadelphia eagles'ın genç hücum kordinatörü jon gruden ile anlaşmaya varıldı. gruden'la iki sene boyunca 8-8'lik bir lig skoru yakalandı, en azından division sonuncusu olmaktan kaçılmıştı. 1999 sezonunda takımın quarterback pozisyonuna gelen rich gannon, gruden'ın west coast hücumu anlayışına çok güzel uyum sağlayacak, kariyerinin son dönemlerinde olmasına rağmen ligin elit qb'lerinden biri haline gelecekti. onun liderliğinde takım geri dönüşünü gerçekleştirmiş duruyordu, sezon bittiğinde 12 galibiyet almayı başarmışlardı. fakat aynı sene baltimore ravens'ın şampiyon olan efsanevi savunma kadrosuna karşı etkisiz kaldılar ve 16-3'lük bir skorla sahadan ayrıldılar. yine de o sezon raiders'ın iktidara dönüşünün sinyallerini vermişti.

    2001 yılının başında unutulmaz wr jerry rice'ın takıma katılması takımın müthiş hücumuna bir seviye daha atlattı. ligi 10-6 bitiren raiders, playoff'lardan tartışmalı bir oyun sonucu (tuck rule game) elendi. maçın son drive'ında 3 sayı önde olan raiders, tom brady'nin topu elinden düşürmesi sonucu maçı kazanmış gözüküyordu. fakat hakemler oyunu tekrar inceleyip "tuck rule" kapsamına aldılar. tuck rule'a göre quarterback topu ileri doğru gönderirken elinden düşürürse oyun fumble değil, isabetsiz pas sayılmalıydı. bu oyundan sonra topu ileri taşıyan patriots, maçı uzatmaya götürerek kazandı. "that's bullshit call." - charles woodson.

    asıl şok edici haber sezonun sonunda geldi. koçlarıyla arası her zaman serin olan, ligin en düşüklü maaşlı koçlarını çalıştıran al davis, jon gruden'ı kovarak yerine buccaneers'dan para ve draft hakkı aldı. takımı çekip çeviren, daha önemlisi en güçlü hücumlardan birini kuran geleceği parlak bir koçun kovulması raiders camiasında büyük tepkiye yol açtı. gruden'dan boşalan koltuğa takımın hücum koordinatörü bill callahanaka iktidarsız bill oturdu.

    gruden'ın gidişine rağmen 2002 sezonu raiders tarihinin en fazla izleme zevki veren sezonlarından biri olarak kayıtlara geçti. sağda tim brown, solda jerry rice, pocket'ta rich gannon'ın önderliğindeki veteranlardan kurulu kadro sezonu ligin 1 numaralı hücumu, afc'nin 1 numaralı takımı olarak bitirdi. mvp ödülü rich gannon'a gitti ve kendisi marcus allen'dan sonra mvp ödülünü alan tek raider oldu.

    playoff'lar başladığında takım iyice dominant bir hücum gücu haline gelmişti, önüne geleni farklı yenerek evine gönderiyordu. ilk önce new york jets, 30-10'luk bir skorla evine yollandı. metallica başta olmak üzere birçok grubun ücretsiz tailgate konserleriyle başlayan efsanevi afc finali de raider partisi tadında geçti ve maç 41-24 sona erdi. bu skorla raiders, yıllar sonra ilk superbowl'una doğru yol aldı.

    superbowl 37'de karşılaştıkları kişi pek de yabancı değildi. evet, o isim raiders'dan sonra buccaneers'ın hücumuna da yapılandıran, takımın o dönemde sahip olduğu müthiş savunma kadrosunun üstüne bir de etkili bir hücum ekleyen ve afc'nin favorisi eagles'ı deviren jon gruden'dı. maç, california'da yapıldığı için binlerce raider daha sabahtan san diego yolunu tutup şarkılarla türkülerle qualcomm stadı'na dayanmıştı. sports illustrated'ın bir hafta önce attığı manşet durumu özetliyordu; "can anybody beat the raiders?" - http://i.cdn.turner.com/…s/images/2003/0120_mid.jpg

    california'da güneşli bir hava vardı ve havai fişeklerle maçın vuruşu yapıldı. raiders, ilk hücumdan zorlaya zorlaya bir field goal çıkarabildi. raiders maça çok da fena başlamamıştı. ilk bucs hücumunda brad johnson'ın yolunu iyi kapamışlardı fakat durum eşitlenmişti. zaten ne olduysa sonraki raiders hücumunda oldu. 3rd down'da dexter jackson, gannon'ı topunu kaparak topu ileri götürdü, bucs öne geçti. raiders'a tek bir boşluk bile verilmiyordu, gannon'ın ayakları yaşına rağmen pek de yavaş değildi, fakat ne zaman scramble edecek olsa ya blitz geliyor, ya da wide receiver'larının önünü kapalı buluyordu. dexter jackson'ın ikinci interception'ıyla halat incelmeye başladı. offensive line'ın kaptanı durumundaki barrett robbins, önceki gün ortadan kaybolmuş ve hastanede bulunmuştu. onun yerine oynayan adam treu ise warren sapp'le olan mücadelesinde öyle yılgın davranıyordu ki zaten anında sapp gannon'ın peşinden koşturuyordu. ilk yarı 20-3 buccanneers üstünlüğü ile bittiğinde tribündeki raiders üyelerinden homurtular çoktan yükselmeye başlamıştı.

    bilmiyorlardı ki üçüncü çeyrek çok daha kötü geçecek. rich gannon'a uygulanan baskı sürekli interception getiriyordu ve üçüncü çeyreğin sonunda 34-3 gibi korkunç bir skor vardı. yine de raiders, böyle bir skordan bile geri dönmeye çalışıyordu. maçın ilk touchdown'ından sonra savunma sıklaşmaya başladı, bucs'ın special teams kadrosu ise ilginç bir biçimde saçma sapan hatalar yaparak raiders'ın skoru 34-21'e getirmesine yardımcı oldu.

    bu skoru son periyotta çevirme hayalleri de iki pick 6 ile suya düştü, maç 48-21 sona erdi. maç bittiği gibi raiders taraftarları önce qualcomm stadı'ndaki koltukları hakladı, ardından san diego sokaklarında terör estirerek ana yurt oakland'a doğru yol aldı. oakland'da arabalar ateşe verildi, binaların camına kaldırım taşları atıldı. özellikle doğu oakland'a 400 tane polis gönderilmek zorunda kaldı.

    raiders, sonbahar rüzgarı, mükemmeliyete bağlılık, pride and poise... adını ne koyarsanız koyun, ölmüştü.

    sonraki sezonlarda 5 galibiyetin üstüne çıkamadıklarını sezon sayısı kadar koç değiştirdiklerini, yıllarca üst üste afc west sonuncusu olduklarını, 6 sene aralığında kaydedilmiş en kötü galibiyet-yenilgi oranına sahip olduklarını ve üst üste yapılan hatalı draft seçimlerini anlatmaya hiç mi hiç gerek yok.
  • taraftarları yüzünden kötü bi' şöhreti vardır. funkychild'dan alınmamasını rica ederek takım hakkındaki bi' fıkrayı yazıyorum;

    al davis 1998'de mükemmel bi' raiders ekibi yaratır. tek eksik olan iyi bi' quarterback'tir. tüm üniversiteleri araştırır, hatta liselere bile bakar, ama super bowl kazandıracak bi' quarterback bulamaz.

    bi' gece, cnn izlerken, bosna'daki savaşla ilgili bi' yayın görür. arka planda, göz ucuyla mükemmel bi' kola sahip bi' bosna askeri görür. asker 200 yard öteden 15 katlı bi' binanın penceresine bomba atar, boooom! askerlerle dolu başka bi' uzak bölgeye bi' bomba daha atar, ka-booom! 100 metre öteden geçen bi' arabaya bomba atar ve tam isabet! "bu çocuğu kesinlikle takıma katmalıyım" diye düşünür al davis, "mükemmel bi' kolu var."

    tahmin edebileceğiniz gibi, genç tüm nfl tamamlanmış pas rekorlarını kırar ve raiders'a super bowl'u kazandırır. genç bosnalı artık super bowl'un kahramanı olarak görülmektedir. al davis ona ne istediğini sorar ve genç de annesini aramak istediğini söyler ve annesini arar;

    "anne" der ahizeye, "az önce super bowl'u kazandım!".

    "seninle konuşmak istemiyorum" diye cevap verir yaşlı kadın. "bizi terkettin. artık benim oğlum değilsin.".

    -"anladığını sanmıyorum anne" diye yalvarırcasına konuşur genç. "az önce dünyadaki en büyük spor ödülünü kazandım. şu an bana tapan binlerce taraftarın arasındayım."

    -"hayır, bak ben sana ne diycem" diye burnundan soluyarak konuşur annesi, "şu an her tarafımızda kurşun sesleri duyuluyor. mahallemiz yıkıntılarla kaplandı. erkek kardeşlerin geçen hafta nerdeyse dayak yemekten ölüyorlardı ve bu hafta güpegündüz kız kardeşine tecavüz ettiler... bizi oakland'a getirdiğin için seni asla affetmeyeceğim..."
  • an itibariyle denver broncos'u amiyane tabirle maymun etmektedirler. bir devrede 38 sayı atmak ne demektir yahu?