şükela:  tümü | bugün
  • merak ettiğim ocd hastalığını araştırırken bulduğum, bu hastalığa sahip olan neil hilborn'un ayrıldığı sevgilisine yazdığı, ürkütücülüğünün yanı sıra kalbi de eriten bir şiir.

    --- spoiler ---

    "ona dokunduktan sonra ellerimi yıkama gereği duymamam nasıl bir hata?"

    --- spoiler ---
  • siir degil de sahane bir konusma bu. insanin ici parcalaniyor. nasil bir tutku degil mi?
    onun mukemmel olmadigini dusunuyo ya kizin yeni sevgilisi. cok aci. zaten insanlar niye kendine deger verenlerden ziyade onemsemeyenlere yonelirler, ah cozulebilse bu...
  • müthiş...
    uzun zamandır bu kadar samimi bir konuşma duymamıştım.

    beni, sabundan sonra en çok duygulandıran kısmı;

    --- spoiler ---

    aşk bir hata değil.
    onun bundan kaçabilmesi ve benim kaçamam beni öldürüyor.

    ve

    artık kapımı kilitlemiyorum

    --- spoiler ---

    bunun benzeri bir ilişkiyi anlatan bir film izlemek isterseniz.
    şahane bir film var.

    (bkz: as good as it gets)
  • bence arkadaşta ocd yok ama aşkın o anlamsız mantıksız yapısını o kadar güzel anlatıyor ki.
    insan dinlerken bir şey diyemiyor. hangimiz aşık olduğumuzda bu tür obsesif davranışlar göstermedik ki.

    bence arkadaş saf masum aşkı anlatıyor

    sonrası daha acı
    insanın aşık olurken yaşadığı o obsesif durumun zaman içinde normalleşmesini ve en sonunda bir tarafın bırakıp giderken geride kalanın sürdüğü hayatı normalleştirme çabasını anlatıyor.

    fakat hiç bir zaman eski sen olamayışını geçmişte yaşadığın o bağın koparken senden alıp gittiklerini çok güzel anlatmış.

    takdir ettim.
  • adam obsesif kompulsif falan değil. adı neil hilborn ve bu bir sahne performansı.

    sizin dezenformasyonunuz yüzünden bu videoyu izleyenlerin çoğu okb hastalarının böyle takıntılı psikopatlar olduğunu düşünüp onlara vebalı muamelesi yapacak. ve böyle bir tavır zaten çok hassas olan okb hastalarından birinin intihar etmesine rahatlıkla sebep olabilir. iki üç orospu çocuğu beğeni alacak diye yanlış bilgi verip insanları hayatıyla oynamayın.
  • "adam obsesif kompulsif falan değil performans sanatçısı yanlış bilgi verme" diyenlere az biraz google araştırması yapmalarını tavsiye ederim. adamın yıllardır bu hastalığın mücadelesi için terapi gördügü, bu ve bu dahil diğer bütün yabancı kaynaklardaki röportajlarında bizzat kendi tarafından söyleniyor.

    kimsenin de okb'lilere vebalı muamelesi yaptığı yok aksine yapılan iş, cevabın muhatabı muhalif entry dışında diğer bütün entrylerde takdir edilmiştir.

    tanım: aşkı belki de en güzel anlatmış şiir.

    edit: hazır yazmışken sanatçının, hastalığından bahsettiği ted konuşmasını da buraya bırakayım.
  • adama çok üzüldüm gerçekten. normal bir insan bile terk edildiği zaman ne kadar üzülüyor, acı çekiyor. bu arkadaşın yaşadığı üzüntüyü tahmin bile edemiyorum.

    hanım arkadaşa büyük ihtimal başta farklı çekici geldi daha sonra sıkıldı ve bıraktı. çünkü çoğu kadın sadece kendilerinin düşünülmesini ister, iş karşı tarafı düşünmeye gelince pek umurlarında olmaz.
  • çok muntazam, insana dokunan bir konuşma.

    kadının gidişini de mantıklı buluyorum. hormonal dengesi tekrardan olması gereken dengeye döndüğü zaman birçok tatlı gelen davranış ağır gelmeye başlar. bolca takıntısı olan bir insanla hayat çok zor. değmeyeceğini düşünmüş olabilir. ilişkiler zaten böyledir. birini seversin, yeterince vakit geçirirsin. sonra da onun kusurlarına katlanmaya değip değmeyeceğine bakarsın. değeceğini düşünürsen işler güzel. düşünmüyorsan soğumaya başlarsın. aşkı, ilişkiyi kutsallaştırmadan baktık mı olaya kızın yaptığı şeyi mantılı görüyorum.
    benim üzüldüğüm nokta, çocuk zaten takıntıya takmış durumda ve takıntı olarak bu sefer kendisinden uzaklaşan bir kadın seçiyor. kurtulabilse zaten kurtulur, ama kurtuşması da çok zor bu duygudan belli. üzüldüm çocuğa.
  • biz de okb idik. ama terk edilince, ertesi sabah kalktık efendi gibi işimize gittik.
    (bkz: lütfen gereksiz duyar kasmayınız) v.2