şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: serotonin)
  • herşeyde mükemmelliyetçiligi arayan bir tür kişilik bozuklugu!
  • turkçesi saplanti-zorlanti bozuklugudur. saptanlı (bkz: obsession) kisiyi tedirgin eden, irade disi gelisen ve engellenemeyen, yinelenen dusuncelerdir. zorlanti (compulsion) ise bu saplantili dusunceleri yok etmek adina girisilen irade disi hareketlerdir. ornegin kisinin, dokundugu herseyin kirli oldugunu devamli ve engellenemez bi sekilde dusunmesi saplanti, dokundugu herseyden elinin kirlenmesi sonucu devamli ellerini yikamasi zorlantidir.
  • herkesin sahip olduğu ama hayatınızı etkiliycek dereceye geldiiniz zaman da tedavi olmanız gereken psikolojik sorun..küçükken daha fazla belirgin olduğunu ve büyüdükce yenildiğine inanmaktayım
  • şizofreniye kadar gidebilen psikolojik bozukluk
  • şu örnek klasiktir: bir sürücü 25 kez aynı kavşaktan geçtikten sonra durdurulur. sorgulama sonucu anlaşılır ki adam kavşaktan geçerken bir yayayla karşılaşmış, daha sonra dikiz aynasından baktığında bu yayayı görememiştir. yayayı ezdiğini sanan arkadaş köpek balığı misali yolun ortasında yatan cesedi aramaktadır.
  • bi dergide aşkın tanımı olarak verilmiş sözcük öbeği.
  • 'as good as it gets' filminde jack nicholson'un muzdarip olduğu hastalık.
  • tam turkce karsiligi ana britannica'da da belirtildigi gibi "saplantili zorlanma nevrozu" olan bu tanimin, karsiligi her dilde olmasina ragmen ingilizce kullanimiyla dunya literaturune girmis olmasinin nedeni, kendisinden once akademik kullanim aliskanliklarina girmis bulunan kisaltmasidir. "ocd" seklindeki bu kisaltma, her ulkede bu nevrotik* davranis tipini aciklamak icin kullanildigindan, acilimi olan ingilizcesi de ozellikle tercih edilmektedir. unutulmamalidir ki, bir tip teriminin hangi dilde oldugu, doktorlar icin pek onem tasimayacaktir. zira onlar zaten bunu anlayacak linguistik (hadi bakalim) donanima sahiptir. tersi dusunuldugunde ise, halk icin zaten bir anlam tasimasi gerekmeyen bu sozcukler, turkceye cevrildiginde, yasanilan anlam kaymasi yok sayilsa bile pek bir anlam ifade etmeyecektir. buna ragmen, ozturkce koruma adina hakli olarak dilimize (kismen de olsa) cevrilmis olan bu tanim, elbette ki gerek literaturde, gerek gunluk kullanimda ingilizce karsiligiyla kullanilmaktadir. turkcesini kullanmaya calismak, olusturacagi anlam kaymasi bir yana, sozluk ruhuna da ters dusecektir; butunluk* bozulacaktir. ayrica sozlukte, her biri "ocd"nin turkce karsiligi oldugu iddia edilerek acilmis suruyle basligin komik ve celiskili varligi, bize turkce karsiligi kullanilmayan terimlerin orijinal yazilislarini kullanmamiz gerektigini gosterir.

    hele ingilizcesinin cesitli(!) turkce okunuslariyla acil(maya calisil)mis basliklar vardir ki akillara ziyandir:
    (bkz: obsesif kompalsif)
    (bkz: obsesif kompulsif)
    (bkz: obsesif kompulsif bozukluk)
    (bkz: obsessif kompalsif bozukluk)
    aramaya inanmayanlarin hangi nedenle turkce dostu gecindikleri konusunda insani supheye dusuren basliklardir bunlar... ayrica aramaya inanmayanin turkce'ye yarari olur mu diye dusundururler...

    ingilizce'nin uluslararasiligi uzerine eklemek gerekirse:
    suphesiz ki, kaybedilen bir savasta bayrak acmak komik olacaktir...

    ayrica;
    (bkz: to enter entries in the sozluk in foreign langs)

    bu arada uzun bir sure gectikten sonra editleyerek eklemeyi uygun gordugum bir nokta var ki; o da bu entrynin baslibasina durumu ozetleyen bir ruh hastaligi icinde titizlikle yazilmis olmasidir.*
  • kesinlikle bazi yonlerden sahip olduguma inandigim bi nevi hastalik.biseyleri elde etme ve edememezlik durumunda surekli huzursuzluk, inanilmaz bas agrisi ve mide kramplari ve self-destructive davranislarda bulunma..bazi kisiler bunu azim yada hirs olarak adlandirabilir..