şükela:  tümü | bugün
  • bazi önemsiz ateşleri tutuşturabilecek bükeylikte bir cevherin varoluşa saygisi..
    (ara: konsantre*)
  • (bkz: fokus)*
  • herşeyi bir kenara bırakıp, tek bir düşüncenin peşinden gitmek.
  • çalışırken fiilinin yanında yenilmesi gereken bir meze çeşidi.*
    çalışırken yapılması gereken çalışlar** sol yanınızda birikmeye devam ederken, ortada duran bilgisayarın sağ tarafına da bi kap odak koymak odaklanabilmek için gereken tüm enerjiyi sağlar ve böylece çalışmak için geldiğiniz ofiste çay kahve içip bağıra bağıra kalp yarası söylemek durumunda kalmazsınız. *''öyle olmuuuyooorrrrr, böyleeee de olmuyorr''.*sermiyan midyat'ın sözlerini yazmış olduğu bu şarkı mükemmele yakın bu arada. bu vesileyle şeyedelim.
    diyorduk ki, odaklanmak: çalışırken fiilinin yanında yenilmesi gereken bir meze çeşidi. peki akşam içerken ne içeceğiz? bugün cumartesi, şölenimsi bir girişle rakı sofrası mı kursak, biraya mı dadansak yine. gerçi bira göbek yapıyor belli yaştan sonra diyorlar ama, daha gideri var gibi de gelmiyo değil. ya da ne zamandır votka limon yapmadık ya la. gerçi o da mide ekşitir şimdi. pazar günü alık olmayalım. alık olmayalım. alık olmayalım da napalım peki, onu da düşünmek lazım, balığa falan mı gitsek? ama dilekçelerin bitmesi lazım. oha dilekçeler. iş.
    ne diyorduk, odaklanmak: önemli ve gerekli bir şey. gerek dedim de iki bira kapıp gelsem de öyle mi başlasam lan çalışmaya? gerek deyince aklıma kurbağa değil bira gelmesi odaklanmak fiilini nasıl başarıyla algıladığımın da esaslı bir göstergesi.
    of allahım. bi el atın.
  • insanoğlunun belki de hayatta en çok değer vermesi gereken kelime, eylem.
    öyle içi dolu, öyle önemli bir kelimedir ki odaklanmak...

    öyle kuru kuruya odaklanamaz insan. istese de olmaz zaten.
    önce bi kaybedecek. önce bir güzel yenilecek. ilk deneyişte de olmayacak haa.
    vazgeçsem mi diye de düşünecek hatta.
    vazgeçmeyecek tabi. vazgeçer mi hiç ? vazgeçerse bilecek çünkü kaybedenlerden olacağını.
    kalkacak ayağa bir daha deneyecek.
    bi daha olmayacak.
    sonra bir daha...

    gücünü toplayacak, şöyle bir arkasına bakacak.
    '' ne yaptım ben? '' diyecek.
    hatalarını görecek, zaferden ne kadar uzak olduğunu anlayacak.
    öyle bir çözüm bulacak ki, o çözümün doğruluğundan dünya vazgeçse o vazgeçmeyecek.
    rotası belli, gözü kara kaptan!
    bakma bundan gayrı arkana, doğru yoldasın. yolun açık ola.
  • odaklanmak size mevcut koşullarda birçok noktada iyi şeyler sunacaktır zamana dayalı soru başına bir dk denk gelen sınavlarda mesela
  • "birşey üzerine odaklandığımız anda başka şeylere karşı körleşir ve zihin açıklığını kaybederek kendi beklentilerimizi ve eğilimlerimizi izlemeye başlarız. bunun sonucu olarak, önceden beri bildiklerimiz, zaten hep orada olan şeyler dışında yeni birşey bulamama tehlikesiyle karşı karşıya kalırız."

    alıntıladığım kısa paragrafı analistler için tavsiyeler adlı bir yazısında kullanmıştı freud. ben bu birkaç cümlenin analiz için geçerliliğinin genişletilerek yaşama uyarlanabileceği ve eğer uygulanabilirse yaşamı zenginleştirebileceği kanısındayım.

    diyelim ki bir film izliyorum. ışıkları kapattım, rahat koltuğuma yayıldım ve filmi izlemeye koyuldum. iki saatlik bir film olsun bu. dakikalar ilerledikçe filmin içine giriyorum giderek. film beni sarıyor. bir filmden beklediğim pek çok şeyi alıyorum. herşey yolunda. yaklaşık kırkıncı dakikada falan bir karaktere diğerlerinden daha fazla önem atfetmeye başlıyorum. sanki o karakterde birşey var ve adını koyamadığım bu fazlalık beni cezbetmeye başlıyor. o andan sonra dikkatimi giderek o karaktere yöneltiyorum. filmin bir öyküsü var ve filmin içindeki o karakter de öyküyü oluşturan yapıtaşlarından biri. başka karekterler, olayların geçtiği mekanlar, renkler.. bir sürü başka şey olsa da dikkatimi o karekterden koparıp da olan biten tüm o diğer şeylere odaklanamıyorum bir türlü.

    filmin sonuna doğru filmin öyküsüyle takıldığım karekterin öyküsü eşitlenmiş hale geliyor. o karekteri filmden çekip aldığımda geriye filme dair birşey kalmamış oluyor benim için. o yoksa film de yok adeta. starlar üzerine filmler çektikleri için eleştirdiğim hollywood film yapımcıları gibi davranıyor takıntılı kafam; filme adil davranmıyor, demokratik bir işleyişi yok, adeta kapalı başka şeylere.

    böyle yaparak yönetmenin, senaristin, oyuncuların.. yani filmin zenginliğine körleşiyorum. ne diye yapıyorum bunu? bir karekterin filmde anlatılan hikayesini kendime yakın bulduğum için. shame filmindeki brandon mesela; onu takip edeceğim derken kızkardeşini ve aralarındaki ilişkiyi görememiştim. böyle çok film var benim için. bana yakın gelen bir karekter olmadığında filmlerden keyif almadığım uzun bir zaman dilimi olmuştu. her filmi karekter filmi olarak görüyordum ve bilincim bir karekteri seçip alamadığında film de bayağılaşıyordu.

    mesela sırf bu yüzden karekterlere adil davranarak öyküyü zenginleştiren tarantino'yu ya da coenleri sevememiştim uzun bir süre. kafamda süprize yer yoktu, asıl adam ya da kadın dışında birşey düşünmüyordum filmi izlerken. haliyle, süprizlerle iş gören tarantino ya da scorsese, p.t. anderson gibi yönetmenler bana hitap etmiyordu. yıllar önce "synecdoche newyork"u izlediğimde "bu ne sikim bir film böyle" dediğimi hatırlıyorum. son zamanlarda izledikten sonra en fazla keyif aldığım filmin magnolia oluşu kafamın işleyişinin biraz olsun değişim gösterdiğinin işareti gibi.

    film izlerken bir karektere niye takıldığım benimle ilgili bir semptoma işaret ediyor. onda beni çekenin ne olduğunu bulduğumda o da önemini yitirip filme karışacak. önemli olan, ulaşmaya çalıştığım tam da bu; odaklanmamak, o an uğraşılan şey üzerinde zihnin serbestçe gezinmesine engel olan takıntılardan kurtulabilmek. bunu başarabildiğimde hep aynı türde filmlerden zevk almayı geride bırakarak şimdi bile çok sevdiğim sinemayı daha da seveceğimi tahmin ediyorum.

    freud'un analistler için olan önerisini yaşamın genelliğine yayma taraftarıyım. ve zaten analiz yaşamın içinde değilse ne işe yarar ki?
  • iş hayatında, hatta özel hayatınızda bile başarıyı getiren tek unsur.

    diğer unsurlar, odaklanamadığınız takdirde fazla bir önem arz etmeyecektir.
  • bugünlerde başımın belası. yapamıyorum, odaklanamıyorum. bir sunu hazırlamam gerek. belki endişelerim her şeyin önüne geçiyor ve o yüzden erteliyorum. * kendimi sabote ediyorum.

    odaklan sto odaklan..