şükela:  tümü | bugün
  • oturma odasındaki üçlü koltukla ikili koltuğun birbirlerine bitiştirilmesiyle oluşturulmuş yatakta uyuyan çocuklardır***
  • "hic" odasi olmayan cocuklar, tek goz odada yasayan ailelerin cocuklaridir. ailede kimsenin odasi olmadigindan, bu durum cocukluklarinda pek aci vermez onlara. ancak buyuyup, herkesin kendine ait bir odasi oldugu ortamlara akillari erdiginde eksiklik hissederler.

    bir de eski usul turk evlerinde yasayan "kendine ait bir odasi" olmayan cocuklar vardir. uc oda bir salon konseptinde, bir oda anne-babanin yatak odasi, bir oda oturma odasi olarak duzenlenmistir. evde birden fazla cocuk varsa, bunlar ayni odada kalirlar. eger ki cinsiyetleri farkliysa, "belli" bir yastan sonra oturma odasi devreden cikarilir ve her cinsiyete ayri bir oda verilir.
  • lise döneminde rehberlik servisi tarafından yapılan anketlerin tespit etmekten en hoşlandığı durumdur. her ankette "kendinize ait bir odanız var mı?" "çalışma masanız var mı?", "ampülünüzün etrafında kaç tane sinek uçuşuyo?" gibi sorular sorularak buz dolabındaki zeytin sayısı konusunda tahminler yapılmaya çalışılır. bundan sonra en çok tespit edilmeye çalışılan çocuklar ayrı yaşan anne-babanın çocuklarıdır.
  • yurdumun endüstriyel tasarımcıları.
    (bkz: etmk)

    oysa mimarlar öyle mi, ya da şehir plancıları:
    (bkz: mimarlar odasi)
    (bkz: ic mimarlar odasi)
  • odasını kardesi veya abla, abisiyle paylasan cocuklar da olabilir. belli bir yastan sonra cekilmez olur. hele de cocuklardan biri kız digeri erkek olursa...
  • bu cocuklar soguk kis geceleri usumezler cunku evin soba yanan tek odasinda* kardesi ile sirtsirta ayni cekyatta yatiyorlardir. onlar kardeslerine doya doya sarildiklari icin ayni zamanda cok sanslidirlar.
  • (bkz: ozan kozan)
    bu isimle de biraz zor zaten..
  • yerde kıvrılıp 6 kişi (dayımın 5 oğlu vardı, bir de ben altı) uzanıp yatarken yer döşeğimize hiç aklımıza gelmezdi aslında ayrı odalarda büyümemiz gerektiği, osura osura ısttığımız yorganlarımızın sıcaklığıyla birbirimize sarılıp yatar uyurduk odun sobasının yanında. taki bir gün benim büyük kuzenin asortik bir arkadaşı ki "kıvanç "derdik şahs-ı mütecessislerine(meraklılarına) sabahın er vaktinde kapımıza dayanıp bizi uyandırana kadar bu değişmedi. hepimiz uyanmış tavandaki mertekleri sayarken, en küçük kuzen koşup hemen kapıyı açmış ve içeri giren asortikten bizim kulaklarımıza şu sual aksetmişti, "abinin odası nerde?". sahi odası nerdeydi abisinin! ilk o güldü tüm haşarılığıyla ve ardından biz de başladık döşeklerin üzerinde kıvrana kıvrana gülmeye, biz ayrı odalarda hiç uyumadık ki diye düşündük bir anda ve ardından kapı açıldı, tabi bizim karınlarımızda gülmekten yarıldı...
  • 2 oda 1 salondan oluşan evde yaşayan çocuklardır.odalardan biri yatak odası;digeri misafir odasıdır. (ki herzaman derli toplu ve soguk olurlar).salon büyük oldugu için çocuklarında rahat edebilmeleri için aile büyükleri kışın sobayı buraya kurmayı tercih etmişlerdir.yatılan odanın sıcak olması tek tesellidir.kendine kıyafet dolaplarıda yoktur.ertesi gün giyilecek kıyafetler bir gece önceden hazırlanır.sabah uyanıldıgında farklı bi şey giyilmek istendiginde anne ve babayı rahatsız etmemek adına bu istek bastırılır.tutulan günlüğü başucundaki çekmeceye koyma gibi bir şansları yoktur.misafir geldiğinde yatak odasında uyurlar ve misafir gittikden sonra salondaki yataklarına geçerler.belkide fazla şansları olmadıklarından,bu durumdan şikayet etmek yerine ellerinde olanlarla yetinmeyi,katık etmenin nedemek oldugunu bilirler.çogunlukla büyüdüklerinde küçük şeylerle mutlu olabilen kişilerdir.