şükela:  tümü | bugün soru sor
  • burda rusca konusulur. rusya'dan ayrildigi zaman rus abiler ülkeyi asimile etmek amaciyla bu sehri bosaltip ruslarla doldurmustur. secimlerde de rusya'ci olan devlet baskanina tek oy veren sehir burasi olmustur. burdaki 10 insandan 3ü rus, 2si ukraynali, 1i moldovan, 1i tatar, biri azerbayjan, biri bulgar digeri de cingenedir. cingene derken büyük bir cogunlugu kapliyoruz cünkü odessa'da parasi olan, ticaret yapan esmer tenliyi genelde cingene zannediyorlar.
    özellikle odessa'nin güneyinde -liman degil de denize girilebilen yani- hayat cok ilginctir. eger denize yakin bir yerde dükkaniniz varsa, -benim var ordan biliyorum- bu sehre ayak bastiginiz ilk gün sasirip kalacaginizi temin ederim. odessa'da süper mini etegi olmayan, poposunun loblarini göstermeyen sortu bulunmayan köylü-sehirli kesinlikle hicbir kadin yoktur. öyle ki, üretimini türkiye'de yapan ve bir türk markasi olan jeans markalari bile etekleri türkiye'de satamadiklarindan ukrayna ve rusya'ya satar.
    buranin kadinlari söylemeye gerek var mi bilmem ama dünyanin en güzel kadinlari sayilabilirler. dünyada herkesin bir ikizi vardir efsanesine katilirsak, ben burda oldy pornosundaki seks ögretmeni lezbiyen ablanin ikizini, annemin kuzeni asuman ablanin ikizini, cameron diaz ve halle berry'nin ikizine burda rastladim.
    dünyanin en güzel kadinlarinin yani sira, dünyanin en güzel bebeklerinin de burada dogduklarini söylemek gerek. nesilleri tükeniyor diye yapilan "üreyin, her cocuk basina 2bin dolar bayilacaz" duyurusundan sonra her 10 kadindan 6si cocuk sahibi olmus, kalan dördü de hamile. cocugu olmayan kadin sayisi odessa'da cok azdir. yalniz su bir gercek, bu kadinlar bir cocuk dogurunca götü basi dagitiyor. göbekleri patliyor ya da götleri büyüyor. fakat hala tas gibi olan anneler ise bir türkün görebilecegi en ilginc manzaralara imzasini atiyor. sahsen ben, süper mini etekli, dantelli bluzunun altindan secilen gögüsleri, göbegindeki piirsink, göt catalindaki dev dövmeyle yaninda gezdirdigi 4 yasindaki oglu olan kadini gördügümde kücük dilimi yutmustum. tabii daha sonra bu manzaralara 15 dakikada bir rastlayinca insan türk de olsa alisiyor. ha bir de bebeklerle ilgili paragrafima, bebeklerin kesinlikle aglamayan, etraftaki ablalarin teyzelerin krassiiva krassiva malçik deyislerine kahkahalar basan mükemmel bebekler oldugunu eklemeyi unutmayayim.
    odessa, maalesef üretimi olmayan, bu nedenle ilk sirada yahudilerin sonra da türklerin yiyip bitirdigi bir sehir olmustur. bu sehirde kullanilan yarabandi bile türkiye'den gelmistir. babam da sehrin -ülkenin- üretim acigindan yararlanip -hortum, bidon, plastik- parayi vuranlardan olmustur.
    odessa halki asiri ayyastir. bu adamlar dügün, cenaze, bayram, seyran, sabah, aksam her dakika her gün icerler. erkek nüfusunun yarisi da herhalde denizcidir. konustugum her erkek denizci ciktigi gibi, bu dünyanin yarisini gezmis adamlarin alkolik olup ac ve acikta kalmalari da bu sehrin kötü yanlarindandir.
    odessa'nin sehir yapilasmasi türkiye'ye göre cok gariptir. dev yapisik bloklardan olusan evler, komunizmden kalma paylastirmayla hala sahiplerindedir. bu büyük bloklar sayesinde hala sehir yemyesildir ve bizdeki gibi hadi surasi bos buraya bi bina dikelim olayi yoktur. büyük ev, odessa'da pek yoktur. evler genellikle minik, insan sayisina göre planlanmis yeterli evlerdir. bizdeki gibi at kosturulan ev cazibesi henüz bu sehirde yer bulamamistir.
    bu sehirde dudak ucuklatacak bir dondurma kültürü vardir. et reyonu büyüklügünde dondurma reyonlari süpermarketlerde yerlerini almislardir. 1 kiloluk dondurma 3-4 grivnadan baslar en fazla 10 grivna'ya kadar cikar. tadi da bizim süt kokan kartdora, götümüze kol gibi giren diger üc bes dondurma markasina bin basar. ayrica peynir kültürleri de cok gelismistir bunlarin. ucuz ucuz cesit cesit mükemmel peynirleri vardir bunlarin. ha bu arada kilosu 7 grivnadan(2 milyon yüzbin) cekirdek ici satiliyor bu sehirde. bu bok püsür paragrafimda da, bu sehirde kaliteli tuvalet kagidi olmadigini yazmaliyim. ucuz restoranlarda verilen pembe kagitlardan bile daha kalitesiz burdaki tuvalet kagitlari. götümü zimparaliyorum gibi hissediyorum her defasinda, igrenc. yıllar sonra bir ekleme daha yapacağım. buraya gidenler mutlaka ama mutlaka asitli ananas suyu ve bigbon marka lapşa yemeliler. yemezlerse ölsünler bence.
    ukrayna televizyonlari gayet igrenctir. dublaj konusunda isin bokunu cikarmislardir. neysinil cografi'deki gibi adam ingilizce konusurken üstünden bir ukraynali -evet bir ukraynali- mal gibi dublajini yapar. kadin karakteri de ayni kisi seslendirdigi gibi, efekt falan yoktur bu dublajlarda. kadin sasiriyordur ama bizim dallama dublör mal gibi okumaya devam ediyordur. fakar rus televizyonlarinda insanlar biraz daha kendilerini gelistirmis, en azindan kadini kadin, erkegi erkek seslendirmeye baslamistir. en sagliklisi türkiye'den bi dijitürk paketi alip onu izleyin, biz öyle yapiyoruz.
    bu sehirde internet cafe pek az. ya ben hic rastlayamadim ya da hicbir yer görmedim bilemiyorum fakat yok anacim yok. varsa da saati 6 grivna oldugu gelen duyumlarim arasinda. adsl hizmeti bu sehirde de var ama baglanti ücreti 500 dolar, her ay da 100 dolar aliyorlar 256 k baglanti icin. ulan sizin ülkenizde aylik 500 dolar kazanan kac adam var da sanki 2mbit baglanti veriyormussunuz gibi böyle fahis ücretler istiyorsunuz demek ister bu dimag fakat adam bulamaz.
    bu ülkede ve bu sehirde seks cok dogal bir vakadir. bekaret yasi zannedersem 11 ila 13 arasinda degisir. sokaklarda öpüsenler, yürürken yanindaki kadinin poposundan tutan erkekler falan gayet dogaldir. özellikle odessa-türkiye arasi gemi yolculuklarinda kamaranizin her iki tarafindan ciglik sesleri yükselecektir, bosverin.
    buranin kadinlari kiyafetin hakkini veren en özel insanlardir. öyle dantelli bluzun icinden siyah tisört giymek falan burda racona uymaz. dantelliyi aliyorsan memelerini göstereceksindir, o kadar. bizim uzun tisört olarak giydigimiz, aslinda elbise olan minicik kiyafetlerin hakki bu sehirde verilir. ülkeye döndügünüzde herkesin arkasindan baktigi sadece mini etekli bayan, sizin dikkatinizi bile cekmeyecektir. ayrica bu sehirde carpik bacakli tek insan göremedim ben.
    ülkede rüsvet almis basini gitmistir. ukrayna pasaportu 2000dolar, ehliyet 200 dolardir. her sey avantadir. polis olmak cok pahalidir. devlet memuru olmak zengin olmakla birdir. emekli maaslari cok azdir -100 dolar bile degil- bu nedenle yasli genc herkes calisir. 70 yasindaki kadinlar bile bakimlidir, kendini birakmak diye bir sey yoktur. 150 kiloluk kadinlar dahi mini etekten vazgecmez. utanmak, ayip diye bir sey kesinlikle yoktur.
    hergün kiyafet degistirmek suctur, en azindan 5gün ayni kiyafeti giyiyor bu sehrin insanlari. göbegini kapatmak suctur, uzun tisört bile giydiysen katlayip acmak zorundasin. ha bir de ic camasiri giymek de suctur -ahaha-.
    odessalilar köpegi cok sever. her insan evinde en azindan bir köpek besler. sokaklar köpek doludur ve o köpekleri kovalamak suc sayilir. bu arada en az halki kadar köpekleri de azgin. koca koca köpekler minnacik köpekleri beceriyor, gördüm.
    eklemeyi unuttum, ülkenin kadin basbakanini -simdi devrildi- görenler icin söylüyorum, evet o kadinin o beyaz elbisesinden baska hicbir elbisesi yok. evet o saci da balmumuyla yapilmis herhalde bozdugunu alem görmedi henüz
  • türk erkekleri ortada timsah gibi gezip kızlara yazarken, bir türk kadını olarak türkçe konuşup onları huzursuz ettiğim yer. ayrıca karısından gizli gelmiş tanıdığımı gördüğüm şehir.
  • yata kalka, geze toza, ice ice, ve tamamen beles olarak 2. gunumu gecirmekte oldugum guzel sehir. yalniz kizlariyla ilgili bir sey soylemek istiyorum, buradakiler de beni arkadas olarak gordugune gore sorun turk kizlarinda degil tamamiyle bendeymis.
  • gecen mart ayi, bu sehirde kraft mi? shaft mi adini hatirlayamadigim ama rusca anlaminin "dolab" oldugunu bildigim bir mekanda canli muzik esliginde guzel bir bira iciyorum. ıceride sigara icilmiyormus, sasirdim. disari ciktim. bu canli muzik yapan 3 genc disari cikti. yanima yanasti biri ates istedikten sonra ingilizce nerelesin dedi. ıstanbul turkiye dedim. oo harika sehir dedikten sonra yaptigimiz muzigi begendin mi diye sordu. evet dedim. ıste muzikten, sevdigimiz filmlerden bahsediyoruz grupla ayak ustu. ukrayna'da boyle entel tipler bulmak zor. cocuk ukrayna'li degil, turk olsa kesin eksi yazari olurdu. oyle bir imaji var. kievliymis bunlar, minibusleri var onla gelmisler. davet ettiler biramiz var arabada icelim dediler. ne birasi ya, o mekanin biraz arkasinda buyuk bi market var. gittim viski aldim. zaten sudan ucuz. sasirdilar. durumlari memleketce kotu oldugu icin kendilerine boyle jestler yapilinca sasiriyorlar. ıstanbul'da olsak almam zaten, onemli degil burada ucuz dedim. kafam beton olunca dedim siz ukrayna'lilar biz turklerin neden sevmiyorsunuz? hayir dedi ateslendi. niye sevmeyelim. ben bazen turk oldugumu soylemeye cekiniyorum biliyor musun dedim. hayir gercekten seviyoruz dedi sarildi bana. konser sonrasi oldugu icin herhalde pis pis ter kokuyordu. sonra bazi turklerin eglence mekanlarinda yaptiklari seylerden bahsederken durdu bana bakti. dedim bu beni opecek herhalde. sen dedi, boyle ol, icten ol, buraya gercekten eglenmeye gel insanlar senin nereli oldugunu umursamaz. sen de bizden birisin dedi. gulusler, oleyler havada uctu. hadi dediler kiev'e gidiyoruz. hayir dedim ben gelemem arkadaslar. ayrildik. vedalastik. parami corabima soktuktan sonra gecenin 5'i eve dogru yurururken sunu dustum; aslinda bu ukraynalilar turkleri sevmiyor degil, kisiyi sevmiyorlar. amerikalida olsa, fransiz'da olsa onlara kotu davranan insani sevmiyor, memleketini degil.

    bir de burada yasayan ve ogrenci olan bazi tripleri var. bunlardan benim en sinir bozucu olarak buldugum "gelmeyin lan" tribi. bunu ben orada bi kac turkten de duydum, eglence yerlerinde yedigim turk omuzlarindan da anladim. kardesim size o memleketin tapusunu mu verdiler? orasi senin ulken degil? seni orada sallayan yok? her gun dersine giren hocanin da salladigi yok. okulun bitince tipis tipis buraya donecen, baban alacak ucak biletini hopp "damsiz almiyoruz be kardesim" temali ulkeye hosgeldin. birak kekoda olsa gelsin adam eglensin. o memleketi o halde getirinler utansin sen degil. veya o keko burada yapamadigi rezillikleri orada yaparken utansin. sen gul gec. zaten ulkenin civisi cikmis, bakma sen onlarin " bize fahise gozuyle bakmayin lutfen yhaa" triplerine. en gozde meslek lan ukrayna'da bu. keko gider paladiuma'a, gider morgan'a bi haltlar yer, turkun adini kotuler eyvallah. ama sen yarin oraya gittiginde turk kimliginle, kendi kisisel kimliginde git. kendini tanit, o kizlara iyi davran, her tanistiginda biraz belini buk elini op zaten turk olmana bakmiyor artik.

    onun disinda guzel sehir mi? evet. yasanir mi? siksen yasanmaz. 2000 dolara adam oldurenler, 500 dolara sevmedigin kisiyi sinir disi ettirtmeler, devlet mevlet yok. sokaklarda devriye polis yok. hasta olsam doktora gitmem orada mesela. guvensiz bir sehir. tehlike bakimindan degil, ama bi guvensizlik hakim. nasil anlatayim bilemedim. bi kavram yok yani sehirde. ulkeyi birakmislar kendi haline, oyle devam ediyor gibi sanki.

    kizlarina gelirsek, dedigim gibi iyi yaklasirsan aliyorlar seni. sen alamazsin onlari zaten, onlar seni aliyor. 10 gun kaldim ben burada, 3 gunu zorunluydu, diger 7 gunu ise keyfimeydi. 3 kizla tanistim ama bunlar tabi google'a ukrayna kizlari yazinca ilk one dokulenler gibi degildi. ama tabi buraya gore oldukca guzeller. guzelliklerinin disinda cana yakinlar, sicaklar ve plansiz muhabbet ediyolar. otururken pat diye aklindakini soyler mesela, bizimkiler gibi plan yapip 2 adim sonrasini dusunmez. ılk gece iliskiye girmek zor. cok sarhos olmasi lazim, onun da mekandan bize dusme ihtimali yuzde 20 falan. ama benim, buyuk ihtimalle gidenlerinde karsilacagi bir olay geldi basima. ki en buyuk pismanligim budur. burada yo clup diye bir yer var. evde canim sikildi grey goose(evet orada bile en pahali bu amk. el yakar namussuz) ictikten sonra beton bir halde dolasirken bu yo club'a denk geldim. 150 grivnayi verdim girdim. millet dans ediyor, turkler yine barda duran hatunlara yaziyor, aralarindan gectim. bara egildim bira istedim iciyorum bir yandan bizim turklerin kizlara yazis seklime bakip guluyorum(gulmek gerek sadece. sinirlenmeye gerek yok) kizin biri gelip rusca bisiler soyledi. dedim uzgunum ben rusca bilmiyorum. ıngilizce olarak merhaba, nerelisin dedi. turkiye istanbul dedim. el sikismalar ve isimlerimizi verdikten sonra yalniz misin dedi. sapmisim gibi gorunmemek icin arkadasi bekliyorum dedim. bu arada kizi tarif etmek gerekirse guzeldi. google gorsellerdeki kadar degildi ama sahiden guzeldi lan. neyse, istersen bizim masamiz var 3 arkadasiz orada bekle isterseniz bizi katilirsiniz dedi. masalarina baktim anani avradini hepsi guzel. bardaki kizlara asilan turklere baktim, birama baktim ve tesekkur edip ben boyle iyiyim dedim. kiz da peki dedi gitti. ukrayna'da soyle bir durum var. guvenemiyorsunuz ama ertesi gun "ya" pismanligini yasiyorsun. simdi ben onlarin masasina otursam ve kizlar hayatlarinda daha once icmedikleri ickileri sirf ben orada oldugum icin soylese, daha sonrasinda da iyi aksamlar deyip gitse. onemli olan eve atmak degil, samimi davranmasi. ama bilemiyorsun iste. belki kiz gercekten tanismak istedi ama orada da tanisabilirdik, yoksa tanisamaz miydik lan? simdi bile sabah sabah kafami kurcaladi bak. namuzssuz kiz cok hostu ya etkilemisti beni.

    neyse, siz bakmayin bu oranin tapulularina. gidin eglenin emin olun cok guzel gecer. guzel sehir. ama herkese guvenmeyin... ya da guvenin lan? guvendiginizde abuk sabuk icicekler ile hesabi sisirmezlerse, o gozlerindeki samimiligi gorurseniz bana yazin eylul ayinda orada olacagim bu sefer soz ben de guvenecegim amk.

    * hee bu arada karsi cins ile hic yakinligim olmadi, samimi insanlarla tanismadigim zannedilmesin o da oldu. bizimde kendimize gore bi gizli silahimiz var. ama soylemem.
  • gezilecek yerler arasından bende odessa'yı çıkarttım, 7 gün kaldım, bugün geri döndüm, neler yaşadık, neler iyi, neler kötü biraz bahsedeyim.

    öncelikle eğer gezmek için gidiyorsanız, bir iki mekan gezeyim, bileyim diyorsanız 2 gün gayet yeterli bir süre, ama bir erkek size vay şöyle vay böle, şunla yattım bunla kalktım diyorsa kesinlikle buna inanarak gitmeyin, ya parası ile sex yapmıştır ya da sıkışın kralını yapıyordur, orda yaşamadığınız sürece böyle bir şey yok yekten söyleyeyim ve devamını da anlatacağım.

    eğer bir türk kızı olarak gezmeye gidiyorsanız, gitmeyin!, ya bütün öz güveninizi kaybedersiniz, ya da geri dönünce allah'ım beni nasıl yarattın sen diye söylenip intihar edersiniz, çünkü türkiye'de 1 yılda görebileceğiniz güzel kızları, sadece bir gecede görürsünüz ve gördüklerinizin her biri öyle ortalama güzellikte değil, baya bildiğiniz top-model kıvamında olur, hemen hemen şehrin %80 afet, %10 gayet güzel, %5 idare eder, kalan %5 de ortalama, o yüzden büyük sözü dinleyin kızlar, gitmeyin...

    gelelim erkeklere, 2. günden itibaren bir türk olduğum için yemin ediyorum inanılmaz utandım. cebine parasını koyan, eline ayağına yüzüne bakmadan, dünyayı ben yarattım öz güveni ile sokaklarda gezen türkleri gördükçe, ve hele hele bütün bir şehre kerhane muamelesi yapan türkleri gördükçe utandım, affedersiniz ama şehrin anasını bellemişsiniz, ondan sonrada vay niye hiç bir ülke türkleri sevmiyor oluyor, sevmezler tabi lan.. gittiğiniz her yeri bok ediyorsunuz, sokakta oturan kızlara cüzdanını göstererek yaklaşan mı ararsın, yekten telefonunu uzatıp numarasını isteyen mi ararsın, ne kadar pislik, itici davranış varsa hepsi bizim türklerde, kızlar türklerden o kadar bezmiş ki, o kadar nefret etmeye başlamışlar ki anlatamam, o derece ki, biz 3 kişiydik ve tanıştığımız tek bir kız bile türk olduğumuza inanmadı, öyle bir ön yargı edinmişler ki, yok ya siz türk olamazsınız, sizin gibi türk görmedik biz hiç diyip durdular ki, 7 günde toplam 26 tane kızla tanıştık, hepsiyle gayet oturduk şahane sohbetler ettik ve hepsinin tepkisi bu şekildeydi. halbuki insanları o kadar temiz ve iyi niyetli o kadar yardım severler ki anlatamam (taksiciler hariç), nereye girdiysek, kime ne sorduysak yardım etmek için ellerinden geleni yaptılar, tanıştığımız kızların çoğu ile de böyle tanıştık, yaklaştık, merhaba, burada yeniyiz, bir yer bilmiyoruz, şurayı arıyoruz, yardımcı olur musunuz dediğimiz her kız yardım etti, sohbetimizi muhabbetimizi görünce gitmedi, sevdi, davet ettik oturduk yedik içtik, ve tek bir kız bile bize hesap sokmaya ya da paramızı yemeye çalışmadı, kimi bir yere davet ettiysek geldi çay içti kahve içti, hepsiyle numaralarımızı alıp verdik, facebookdan şuradan buradan ekledik, oradan da kendimize arkadaşlar edindik, ben hayatım boyunca bu kadar sıcak kanlı insanlar görmedim, hele ki bu kızların top-model kıvamında olduklarını görünce daha da şaşırıyorsun, çünkü o güzellikteki bir kıza (öyle bir güzellikte bir türk kızı yokta neyse..) sokakta merhaba desen, ya ağız büker ya siktir git der, ama orda tanıştıklarımız geldi oturdu sohbet etti, kime merhaba desen sohbet muhabbet başlıyor, inanılmaz şahane bir şey belki bunda bizim giyimimizin, elimizin ayağımızın çok düzgün olmasının da payı olabilir zira çoğu baya hoşlandığını moşlandığınıda söyledi onun da altını çizeyim ama bu konulara girmiyorum. ve oraya gidip gelen biri size, ya bunlar hiç ingilizce bilmiyor diyorsa, kusura bakmayın da, bu, bunu diyenin öküzlüğü çünkü kızlar o kadar daralmış ki, direk tipe bakıp ne bok olduğunuzu anlayıp ingilizce bilmiyoruz diyor ama biz o kadar insanla tanıştık, hiç dert yaşamadık, tamam süper değil ingilizceleri ama gayet iletişim kurup, muhabbet edip, espri yapıp hoş bir ortam yaşıyorsun, ama rusça olsa tabii ki +20 katkısı olur o başka. ve bu ukrayna'da kadın muhabbetini burada bitiriyorum, zira harbiden o görüntüler aklıma geldikçe sinirden çıldırıyorum, türk olmama rağmen, gittiği her yeri boka çeviren bu türk insanını bir kaşık suda boğasım geliyor, hatta eminim, türk kızlarımızın bu kadar nazlı kaprisli, sokakta dünyayı sikine takmayış sebebi, bir merhaba dediğinizde, siktir git demesinin sebebi de sizsiniz, şimdi daha iyi anlıyorum, halbuki bizim türk kızlarımızın güzelide güzel, dünya tatlısı ama siz bok ediyorsunuz işte,

    gidenlere bir başka tavsiyem de, eğer evde filan kalacaksanız, bir markete girin bol bol et alın, zira kilosu 8tl ve ben bu kadar lezzetli bir et yemedim, ne eti olduğundan şüphe ediyorsanız ve rusça'nızda yoksa, üzerinde halal yazan etleri arayın, emin olun, yediğinizde bana teşekkür edeceksiniz bu tüyo için. bir diyer tavsiyem de, sakın ola yoldan taksi çevirip binmeyin, kenarda bekleyene gidip binmeyin, yol sormayın, götür demeyin, 10 grivnilik yolu 150 grivniye götürürler, onun yerine iki tercihiniz var, ya ortalama sınıf ve altındaki arabaları yol kenarında çevireceksiniz (biz hep öyle yaptık) sizi gayet uygun fiyata götürürler istediğiniz yere (herkes bu işi ek gelir olarak yapıyor emin olun), ya bir yerlerde mahsur kaldıysanız, bir dükkana girip yardım isteyin, gideceğiniz yeri tarif edin, onlar sizin için bir taksi çağırıp, doğru rakamla gitmenize yardımcı oluyor (iki kerede bunu yaptık)

    yazılacak çok şey olmasına rağmen, burada sınırlandırıyorum ve tekrar ve tekrar, sex için ukrayna'ya giden bütün türklere ana avrat küfür ediyorum, bok ettiğiniz her yer için lanet ediyorum, allah belanızı versin diyerek, noktalıyorum.
  • -odessa da ticaret bolum 1

    odessa`da sanildiginin aksine en zor musteriler kadinlar degil erkeklerdir. bu ogrenilmesi gereken en buyuk ticaret kuralidir. ikinci olarak turkiye`de sanildiginin aksine musteri velinimet falan degildir, musteri hakli falan da degildir. musteri olsa olsa orospu cocugudur. alsa da almasa da yavsaktir ve kovulmaya, azarlanmaya mahkumdur. odessa`da erkek ayakkabisi satmak deveye hendek atlatmak oldugu gibi, deri-kosele ayakkabi satmak enayiliktir, hiyarliktir. burda erkekler koyundur, kadin otur der oturur ayakkabiyi begenir giydirir, begenirse de alir. erkek aynaya bile bakmaz, zaten kendi de aynanin karisi oldugunu soyler. bu nedenle esiyle gelmis bir erkege ayakkabi satarken -zaten tek basina hayatta almaz bosuna satmaya ugrasmayin- erkek yerine ayakkabiyi kadina gostermek akillica olur.
    bunun disinda ticaret yaparken saticida aranan ozellikler cok onemlidir. bir kere satici kovmayi bilmelidir. 2 modeli begenmezse ucuncuyu gostermek yerine aliyorsan al almiyorsan siktir git deyiniz, yuzde yuz alacaktir. 1500 model bulunan dukkanda musteri yavsagi, eger yumusak satici bulursa bu modellerden hicbirini begenmeyecegi gibi bir ihtimal de satin almayacak sizi sinir edecektir.
    odessada ayakkabi tercihi turkiyeye gore coooooook cok farklidir. bir kere ici kurklu olmalidir ayakkabi, ici kurklu bok verirseniz onu da giyerler. ikincisi yazin bu adamlara delikli ayakkabidan, beyaz ayakkabidan baska hicbir sey giydiremezsiniz. turkiye`deki o zarif ayakkabilar ince burunlar burda bes para etmez. guzelim ayakkabilari 20 ila 30 dolardan satarken aglamakli olursunuz.
    ha bunun disinda bu gerizekalilar deri nedir bilmezler. cin pazari donlarina kadar girmistir ve bu okuzler parlak bakimli cin ayakkabisini deri sanarlar. o nedenle bu yavsaklara turk mali ayakkabi satmak pek akil kari bir ticaret olayi degildir.
    bir diger ticaret kurali, ozellikle giyim isi yapanlar icin kabindir. odessa`da kabine falan gerek yoktur, bu gotler kabin nedir bilmez cunku ortalik yerde soyunur giyinirler. ayakkabi saticilari icin de oyle ozel puflara aynalara falan gerek yoktur. yavsagin eline bir cekecek verirseniz o isini gorur, aksi takdirde onunla cok ilgilendiginizi gorup simaracaktir bu serefsizler.
  • yaklaşık iki haftadır ikamet ettiğim ve kısmetse bir on iki ay daha ikamet edeceğim şehir; kırım hanlarının hacıbey'i, osmanlıların hocabey'i. serdeki tatarlıktan olsa gerek, fazlaca güçlü olan teritoryal içgüdüm burada nakavt oluverdi. oldukça mutlu yaşıyorum.

    kent belli ki çok güzel ama akıl almaz derecede bakımsız kalmış. göz yaşartan güzellikte rokoko ve neo-klasik binalar resmen çürüyor. gerçi bir restorasyon ve centrifikasyon* faaliyeti var ama yavaş ilerliyor. şehir planı hayranlık verici bir düzgünlükte, kaybolmak imkansız. rasyonalizmin anıtı gibi adeta. merkezde büyük katerina meydanı* ve katerina caddesi* yer almakta. deribasov caddesi* ise gün boyu yaşamın aktığı ana arter. 1791 yılında rus imparatorluğu o zamana dek hocabey olarak bilinegelen bu şehri aldığında tabiidir ki ilk iş yerleşim alanını büyütmeye girişmişti. böyle olunca evimin hemen arkasında yer alan kırım hanının sarayı ve çevresindeki osmanlı mahallesi (kentin değişen adıyla beraber) eski odessa olarak anılmaya başlandı. yeni odessa ise az önce bahsettiğim bu iki cadde etrafında kuruldu.

    ulaşıma gelirsek; metro yok ama tramvay, troleybüs ve otobüs, hatta istanbuldaki gibi minibüs var. tek fark, minibüsler burada trafik katili değil. trafik çok düzgün, herkes kurallara riayet ediyor. yayaların önceliği asla tartışılmıyor. arabaların kalitesi iktisadi seviye hakkında net bir fikir veriyor. ortalıkta bol audi var, bunlar orta üstü kesimin. alt orta kesim sovyet külüstürlerini kullanmaya devam ediyor. bol bol sovyet ordusu eskisi kamyon görmek de mümkün. özellikle ural kamyonları tarif edilmez, mekanik anıt gibi bişey. tekerleğinin boyu benden uzun. kalburüstüler ve mafyozolar racona uygun olarak genelde ciple dolaşıyor.

    halkı gözlemlemek ayrı bir ilginçlik. karadeniz ticaretinin baş limanı olan odessa oldukça kozmopolit bir ahaliye sahip. kentin otokton nüfusunu oluşturan tatarlar stalin iblisi yüzünden artık yoklar. rus imparatorluğunun bakiyesi yunan, ermeni, italyan ama özellikle de yahudi ahali ise sayıları eskiye göre epey azalmış olmakla beraber varlığını koruyor. yaşayış tarzları %80 bizimkinin aynı diyebilirim. sokak satıcılığı kültürü, aşevinden yemek yeme kültürü, geniş aile yapısı ve hatta çekirdek çitlemek (hem kabak hem de çiğdem çekirdeği çitlemek burda milli hobi) vs. farkı yaratan bir %20'lik oran var ki o işte beşeri sermayeyi bizim 150 sene önümüze geçirmiş. ne var ki içki kullanımın abartılması görebildiğim önemli bir eksi. içki burada vergisiz olduğu için sabah sabah ellerinde 100lük biralarla dolaşan bıçkınlara sık sık rastlanıyor. bunlar iyice kafayı tütsülediklerinde saldırganlaştıkları için de hoş olmayan şeyler yaşanabiliyor. bana bişey olmadı ama ayyaş bıçkınların tartakladığı öğrencileri duydum. kentte bazı mahallelerden ise güneş battıktan sonra ne olursa olsun uzak durulmalı. bunların en ünlüsu moldovanka, "gangsterler okulu" diye anılıyor. benim mahallemde ise sorun yok, ne de olsa tam kent merkezi ve yakında büyük bir banka olduğu için 24 saat güvenlik mevcut. akşam 9-10'da sokakta oynayan küçük çocukları görmek mümkün.

    yemek kültürü hem zengin hem çok lezzetli hem de damak tadımızda yakın. malum bir çok yemek zaten ortak. başka bir başlıkta da (bkz: slav) belirtmiş olduğum üzere, sebze ve meyve isimlerinin çok ciddi kısmı türkçeden geçme. her yerde aşevi tarzı ucuza yemek veren yerler var. hayat genel olarak ucuz. ayda 500 dolara -ev kirası hariç- çok rahat yaşanabilir. araya kimi sokacağınızı bilirseniz, merkez rayonunda (rayon kentteki bölgelere verilen ad) üç oda mutfak ve banyolu; merkezi ısıtmalı evlerin aylık kirası 400 dolar. markler denilen cingöz emlakçılar bu işlerin ustası. yalnız burada çok süper bir de konsept buldum ki türkiyeye taşınsa çok tutar: işporta emlakçı. vallahi şaka değil. kiralık ev listesi yapan, ev sahiplerini tanıyan emekli ve öğrenci taifesi belli başlı bazı noktalarda bekliyor; gidip onlardan biriyle konuşmaya başladığınızda ise etrafınızı sarıveriyorlar ve açık arttırmamsı bir süreç başlıyor. siz evden neler beklediğinizi, fiyat limitinizi söylüyorsunuz; ellerinde uyumlu seçenekleri olanlarla da pazarlık ediyorsunuz, hesap tamam olunca da telefonunuzu veriyorsunuz o da sizi ertesi gün arıyor. böyle de yaratıcı bir sistem kurmuşlar.

    ukraynanın alametifarikası kızları başka bir entry konusu olsun, daha sağlıklı veri edinecek kadar yakın araştırma yapamadım üzerlerinde. şimilik bir bkz vermekle yetinelim:

    (bkz: ukraynalı kızlar)
  • artık seyyah olmuş bir amcamızın hakkında "dünyanın en güzel kadınları ukrayna'da, ukrayna'nın en güzel kadınları odessa'dadır" dediği şehir.

    görülüp onaylanmıştır.
  • pegasus'un ankara'dan uçmaya başlaması nedeni ile ucuzun da ucuzu fiyatlara satışa sunduğu biletleri denk getirmem ile gitmeye karar verdiğim ukrayna'nın turizm merkezi olan kenttir. gideceklere ufak yollu bir rehber olması açısından oradan, buradan ve kişisel gözlemlerimden derlediklerim;

    odessa ukrayna'nın güneybatısında yer alan aynı isimdeki odessa eyaletinin (oblast) yönetim merkezidir. ukrayna’nın kiev ve kharkiv’den sonra üçüncü büyük şehri olan kent karadeniz’in kuzey batı kıyısında yer alan önemli bir liman ve turizm kentidir. şehrin nüfusu 1 milyonun biraz üzerinde olup, odessa oblastı olarak ise nüfusu 2.390.000 civarındadır. denizden ortalama yüksekliği 40 metredir.

    1440 yılında kırım hanlığı hanı olan 1. hacı giray tarafından küçük bir tatar yerleşimi olarak hacıbey adı ile kurulmuştur. kurulduktan sonra bir süre litvanya tarafından kontrol edilen kent 1529'da osmanlı hakimiyetine geçmiş ve silistre eyaletinin bir parçası olarak yönetilmiştir. şehir osmanlı imparatorluğunun 1792 rus harbinde yenilmesi ile 1794’de rusların hakimiyetine geçmiş ve odessa ismini almıştır. şehrin adı büyük katerina’nın yunan planına uygun olarak antik yunan kenti odessos’tan esinlenerek odessa olarak değiştirilmiştir. sovyet döneminde sovyetler birliğinin en önemli limanlarından ve askeri üslerinden biri olmuştur.

    kentin tarihi mimarisi, fransız ve italyan stillerinden etkilenmiş ve bazı binalar art nouveau , rönesans ve klasikçi gibi farklı stillerin karışımıyla inşa edilmiştir. şehir aynı zamanda 19. yüzyılda yahudiler için önemli bir yerleşim merkezi haline gelmiş ve şehrin nüfusunun %37’sini oluşturdukları tahmin edilmektedir. nüfuslarının artması ile oluşan yahudi karşıtlığından pek çok yahudi 1882 yılından sonra osmanlı eyaleti olan filistin’e göç etmiştir. 1905 yılında odessa’da rus savaş gemisi potemkin mürettabatı ve lenin'in iskra (kıvılcım) gazetesi tarafından desteklenen bir işçi ayaklanması başlamıştır. sergei eisenstein'ın ünlü filmi the battleship potemkin (potemkin zırhlısı) bu ayaklanmayı anlatmaktadır. bu ayaklanmada gerçek katliam merdivenlerde yaşanmamış olmasına rağmen, filmdeki ünlü merdiven sahnesinden ötürü potemkin merdivenleri odessa’ya turistik bir cazibe kazandırmıştır.

    1917 yılındaki bolşevik devriminden sonra odessa iki kez bolşevik silahlı isyanı görmüştür. bu isyanların ikincisinde şehir bolşeviklerin kontrolüne geçmiş ve odessa sovyet cumhuriyetinin merkezi olmuştur. ıı. dünya savaşında rumen ve alman birlikleri tarafından yapılan saldırılarda gösterilen savunmadan ötürü odessa’ya sovyet yönetimi tarafından leningrad, stalingrad ve sevastopol ile birlikte “kahraman şehir” unvanı verilmiştir.

    gemi inşaatı, balıkçılık, petrokimya, metal işleme ve gıda işleme endüstrileri gelişmiş olup, kentte ukrayna donanma üssü de bulunmaktadır. 2014 yılında ülkede baş gösteren avrupa yanlıları-rusya yanlıları karışıklığı sonucunda kentte çıkan çatışmalarda 42 kişi ölmüştür.

    odessa, yarı kurak iklimi sınırlayan nemli bir subtropikal iklime sahiptir. çarlık döneminde şehrin ikliminin insan sağlığı açısından faydalı olduğu düşüncesi ile pek çok insan şehre dinlenmek ve tedavi olmak için gelmiştir.

    2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre nüfusun %68’i etnik olarak ukraynalı iken %25’i ise rus kökenlidir.

    şehrin resmi turistik web sayfası http*

    ağustos 2017 tarihi itibari ile 1 tl= 7.24 uah , 1 $= 25.79 uah, 1€=30.25 uah civarındadır. havalimanı da dahil olmak üzere döviz büroları arasında kurlarda çok aşırı fark bulunmuyordu. döviz bozdurduğum herhangi bir büfe de komisyon vb. bir uygulama ile de karşılaşmadım.

    hava alanı şehir merkezi ulaşımı: odessa hava limanı şehrin 7.5 km güney batısında yer alır. detaylı bilgi için http://www.odessa.aero/en
    117 nolu otobüs; otobüs terminalin sağ tarafındaki durağında 10 ila 30 dakikada bir hareket etmekte olup 1 saat kadar sürmektedir. otobüs bileti 5 grivna olup bileti şoförden almak mümkündür.
    14 nolu troleybüs: havalimanı tren istasyonu rotasında işleyen troleybüsün bir seferi yaklaşık 35 dakika sürmektedir. hafta içi havaalanından ilk sefer 6.47'de, son sefer ise 19.07'dedir. sefer aralıkları günün yoğun saatlerinde 16-17 dakikada bir iken yoğunluğun az olduğu zamanlarda 40 dakikada birdir. tren istasyonundan havaalanına doğru olan ilk tramvay 7.24 ve son sefer ise 19.44'tedir. hafta sonlarında ise daha sık sefer yapan troleybüs havalimanından tren istasyonun 7.02 ile 19.23 arasında çalışmaktadır. tren istasyonundan havaalanına ise 7.37 ila 19.58 arasında çalışmaktadır. havaalanında troleybüs durağı, terminal binasının hemen yanında, otobüs durağının arkasında bulunmaktadır. tramvay tabelası işareti altında sefer saatleri yazmaktadır. troleybüs ücret 3 grivnadır.
    taksi ile hava limanından şehir merkezine ulaşmak 25-30 dakika sürmektedir. normalde 80-150 (saat ve yoğunluğa göre) grivna tutması gereken ücret için taksiciler 600-700 grivna gibi uçuk rakamlar talep edebilir. bu nedenle açıkgöz olunmalı ve baştan pazarlık yapılmalıdır. bu anlamda ‘uber’ yada ukrayna’nın taksi uygulaması ‘uklon’ uygulamaları iyi bir çözüm olabilir.

    bir sorun olması halinde irtibat için başkonsolosluk bilgileri: lidersovskiy boulevard, 3 65014 odessa / ukraine adresinde yer alır. facebook/t.c.odessa başkonsolosluğu https://twitter.com/#!/tc_odesa_bk telefon: +380 48- 722 79 11 ve 7227939 faks: +380 48 722 1478 e-posta: consulate.odessa@mfa.gov.tr detaylı bilgi için; http://odessa.bk.mfa.gov.tr/

    şehirde toplu ulaşım: odessa’da metro hattı bulunmamakta şehir içi toplu ulaşım otobüs, tramvay, troleybüs ve marshrutkas denilen minibüslerle sağlanmaktadır. biletler otobüs-tramvay şoföründen yada içerde biletçiden alınabileceği gibi büfelerden de alınabilmektedir. tramvay-troleybüs biletleri 3 uah, minübüs ücretleri ise 5 uah’tır. ukraynanın tamamında olduğu gibi odessa'da da toplu ulaşım araçları çok eski, klimasız ve döküntü halde. bu anlamda özellikle yaz sıcağında toplu ulaşımı kullanmak sıkıntılı olabilir. toplu ulaşım haritaları için http://www.ez-rider.org/odessa-maps.html adresinden yararlanılabilir.

    şehirde gezilecek turistik yerler

    odessa opera ve bale tiyatrosu: odessa’nın en eski tiyatro binası olan yapı 1810'da açılmışsa da 1873'te yangınla yok olmuştur. bunun üzerine 1887'de kentin en tanınmış mimari eserlerinden biri olan opera binası tamamlanmıştır. opera binası neo-barok (viyana barok) tarzda, lüks salonu ise geç fransız rokoko tarzda fellner ve helmer tarafından at nalı şeklinde inşa edilmiştir. binanın dış cephesi italyan barok tarzında dekore edilmiştir. mikhail glinka, nikolai gogol, alexandr griboyedov ve alexander pushkin büstleri bulunmaktadırç benzersiz akustiği sayesinde koridorun herhangi bir yerinden bile sahnedeki fısıltı duyulabilmektedir. yangın çıkması durumunda insanların kaçabilmesi için fuaye alanında 24 adet çıkış konulmuştur. binanın en son yenilenmesi 2007'de tamamlanmıştır. tiyatroya şort, spor ayakkabı v.b. yazlık kıyafetlerle seyirci alınmıyor. buna göre tedbirli gitmekte fayda var. tiyatro programı ve webden bilet almak için http://opera.odessa.ua/en/tickets/?date=201708

    deribasovskaya caddesi : odessa’nın görülmesi gereken başlıca alanlarından biri olan bu caddede 19. yüzyılda inşa edilmiş ve günümüze kadar korunmuş pek çok bina, tarihi ve kültürel eserler bulunmaktadır. şehrin cazibe merkezi olan cadde trafiğe kapalı olup şehir sakinleri ve turistler için gezinti alanlarından biridir. genel şehir plancılığı esaslarına aykırı olarak denize dik olmadığı gibi çok geniş ve uzun bir cadde de değildir. cadde ilk önceleri gimnazskaya olarak adlandırılmışsa da 1836 yılında ismi şehrin ilk belediye başkanı olan ve rus-osmanlı savaşında rus donanmasına amirallik yapan ispanyol asıllı joseph de ribas’ın onuruna de-ribasovskaya olarak değiştirilmiştir. caddenin sonunda amiral ribas anıtı bulunmaktadır. sovyet döneminde caddeye lasalle ve chkalov isimleri verilmişse de sovyetlerin dağılmasında sonra caddeye bugünkü ismi deribasovskaya verilmiştir. cadde barındırdığı pek çok kafe, restoran, bar ve sokak sanatçısı ile şehrin ana eğlence ve kültür merkezlerinden biridir.

    potemkin merdivenleri : odessa’nın en önemli simgesi ise kuşkusuz kentle özdeşleşen potemkin merdivenleridir (primorsky merdivenleri). 1787-1792 osmanlı-rus savaşı sonunda bölgenin rusya imparatorluğunun eline geçmesini sağlayan yaş anlaşması sonrası, çariçe ıı. yekaterina’nın liman kenti inşa edilmesi emri doğrultusunda, 220 basamaktan oluşan ahşap bir merdiven yapılmıştır. bugün kullanılan merdivenler ise italyan mimar francesco boffo tarafından tasarlanmış ve 1837 ile 1841 yılları arasında inşa edilmiştir. ilk başta 200 basamak olarak inşa edilen merdivenin 8 basamağı, limanın genişletilmesi sırasında toprağa gömülmüştür. halihazırda 192 basamağı bulunan merdivenlerin inşasında optik illüzyon tekniği kullanılmıştır. merdivenler üstten sadece birkaç basamak sırasının görülebilmesi, alttan bakıldığında ise üst kısmının görülememesi ile göz yanılsamasına neden olmaktadır. merdivenler dünya çapındaki ünlenmesini ise sergei eisenstein’ın yönetmenliğini yaptığı the battleship potemkin (potemkin zırhlısı) filmindeki ünlü merdiven sahnesi ile kazanmıştır. merdivenlerin hemen başında şehrin ilk başkanı olan duke de richelieu’nun heykeli bulunmaktadır. odessa’da inşa edilmiş ilk anıt olma özelliğine sahiptir. heykelin bir eli havada ve elinde bir kese tutmaktadır. yanında da paralar vardır. bir batıl inanç olarak para ve bereket getirmesi için heykeli ziyaret edenler ellerini önce paralara, sonra da keseye sürerler.

    odessa limanı : potemkin merdivenlerinin inişinde odessa'nın simgelerinden biri olan liman bulunmaktadır. ukrayna'nın ticaret kalbi olan 54 rıhtımlı limanın, kıyı şeridi uzunluğu 7 km civarında olup 141 hektarlık bir alana kurulmuştur. liman ile ilgili detaylı bilgi için http://www.port.odessa.ua/en/ adresi incelenebilir.

    odessa katakompları : katakomp (italyanca ?atacomba, latince catacumba) yeraltında bulunan çoğunlukla ölülerin gömülmesine hizmet eden yeraltı şehri, yeraltı labirenti olarak da bilinen tonozlu yapılardır. birkaç kilometre genişliğine kadar ulaşabilen katakomplar erken hristiyan döneminde sıklıkla kullanılmışlardır.
    odessa’daki katakomplar belki de dünyanın en büyük katakomplarından biridir. 2500 km uzunluğunda oldukları tahmin edilmektedir. bu yeraltı geçitleri tahminen 1830’larda şehirde yapılan inşaatlarda kullanılmak üzere kireç taşı çıkarılmak üzere kazılmıştır. şehirde 19. yüzyılda yapılan yapıların çoğunda kullanılan kireç taşları nedeniyle açılan tüneller bugünkü devasa katakomp ağını oluşturmuştur. öncelikle şehrin altından çıkarılan kireç taşları madenleri zamanla şehir dışına çıkmıştır. katakomplar deniz seviyesinin 60 metre kadar altına inebilmektedir. katakomplar 2. dünya savaşında nazilere karşı direnen partizanlara uzun süre sığınak görevini görmüş, ölen partizanlara mezarlık olarak da kullanılmıştır. günümüzde bu katakomplar film platosu olarak da kullanılmaktadır.
    halihazırda bir çok yeri müze haline getirilen katakomplara turlar düzenlenmektedir. usotova ve nerubayske köylerine düzenlenen turlar 2.5 saat civarında sürmekte olup ücretleri kişi başı 300-400 grivna civarındadır. ayrıca katakomplarda bir gece konaklamalı turlar ise 600 grivna civarındadır. turlar dışında 84 veya 87 nolu otobüslerle de bu köylere gidilebilmektedir. turlar ile ilgili detaylı bilgi için http://move.in.ua/…tacombs-is-underground-city.html incelenebilir.

    `primorsky (sahil) bulvarı` : primorsky (sahil) bulvarı, yeşil ve mavinin bir arada olduğu odessa’da özellikle ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. sıra sıra kestane ağaçlarının yer aldığı, araç trafiğine kapalı, pek çok kafe ve restoranın yer aldığı bu kısa bulvar eski borsa binasının olduğu yerden başlar ve muhteşem bir mimariye sahip olna vorontsov palasın olduğu yerde sona erer. bu cadde şehirde yaşayanların ve turistlerin deniz manzarası için sıklıkla gezinti yaptıkları odessa’nın ilgi çeken popüler noktalarından biridir. bu caddenin uzantısında “mother-in-law” köprüsü karşınıza çıkar. söylentiye göre odessa komünist partisinin ilk başkanı bu köprüyü kayınvalidesinin muhteşem lezzetteki kreplerine daha çabuk bir şekilde ulaşabilmek için yaptırmıştır. bu köprünün bitiminde metalden kalp şeklinde bir anıt yapılmış olup daha önce köprüye aşklarının sonsuz olması için takılan kilitler bu anıta aktarılmıştır.

    şehir bahçesi : deribasovskaya caddesinin doğu ucunda bulunan etrafında kafelerin bulunduğu kent mobilyaları ve heykelleri ile süslenmiş park alanı. park içerisinde bulunan ve 12 rus çarına ithaf edilmiş 12 adet sandalye heykeli de modern sanat örneklerinden biridir. park bankı olarak pirinçten yapılmış olan ve insanların banktaki boşluğa oturarak resim çekildiği heykel ünlü 1895 yılında odessa’da doğan caz müzisyeni leonid utesov’a ( leonid utyosov) aittir.

    odessa pasajı : deribasovskaya caddesinin doğu ucunda şehir bahçesinin karşısında bulunan tarihi pasaj şehrin en güzel binalarından biri olarak kabul edilir. şık ve zengin bir şekilde dekore edilmiş yapı kentteki en ünlü turistik yerlerden biri olarak kabul edilmektedir. barok, modern ve klasik tarzı birleştiren bu lüks ve eklektik bina 19. yüzyılın sonlarında 2 yıl gibi rekor sürede inşa edilmiştir. dönemin en zengin iş adamlarından olan moisey mendelevich tarafından alışveriş merkezi ve otel olarak inşa ettirilmiştir. halihazırda yapının alt katlarında mağazalar bulunurken üst katlarında bir otel bulunmaktadır.

    `ıı. (büyük) katerina ve odessa’nın kurucuları anıtı` : potemkin merdivenlerinin güney batısında yer alan katerynyns'ka meydanında bulunan anıt heykeldir. odessa şehrinin yüzüncü yılı kutlamalarında şehre bir anıt yapılmasına karar verilince, 1900 yılında merkezinde şehre ismini veren ıı. katerina’nın, çevresinde ise şehir tarihinin önemli figürlerinden olan amiral de ribas, prens potyomkin, count zubov, mühendis de wollant’ın olduğu bir heykel yapılmıştır. heykel heykeltıraplar m.popov, b.eduards, l.menzione tarafından yapılmıştır. detaylı bilgi için http://www.odessaguide.net/…ttocityfounders.en.html

    sobornaya katedrali ve meydanı : sobornaya meydanı, şehrin merkezinde preobrazhenskaya, sadovaya ve deribasovskaya caddelerinin kesiştiği yerdedir. odessa'nın kuruluşundan beri "soborka" şehrin merkezi ve en canlı meydanlarından biri olmuştur. meydanda sürekli çeşitli festivaller düzenlenmiştir.
    meydanın ortasında 1795 yılında inşa edilen spaso-preobrazhensky katedrali yer alır. meydana adını veren kilise kentle aynı hızda gelişmiş ve kısa süre içinde küçük kiliseden rusya'nın en büyük katedrallerinden birine dönüşmüştür. 12bin kişiyi aynı anda alabilen bu katedral xx. yüzyılın başından itibaren ana kiliselerden biri olarak kabul edilmiştir. 1936’da tamamen yok tahrip edilen kilisenin olduğu yer çiçek bahçesine dönüştürülmüş ve bir heykel konmuşsa da yıllar sonra 1999’da restorasyonuna başlanmış ve tamamen yenilenmiştir. meydanın kuzey kesiminde kont vorontsov'un anıtı yer alır. anıt 8 kasım 1863'te açılmıştır. günümüzde sobornaya meydanı sadece kilise ile değil sanatsal eserlerin sergilendiği ve satıldığı “özel sanat borsası” ile sanatseverlerin de ilgisini çekmektedir.

    vorontsov sarayı ve belvederesi : saray primorsky bulvarındaki mimari yapıları bütünleyen bir yapıdır. kimi kaynaklara göre 1824-1827 kimi kaynaklara göre ise 1826-1828 yılları arasında yeni rusya valisi kont mihail vorontsov tarafından odessa’da 50 tane daha binanın tasarımını yapmış mimar f. boffo’ya yaptırılmıştır. saray türk kalelerinde bulunan imparatorluk sitilinde yapılmıştır. kırım savaşında 1854 yılında sırasında ingilizce ve fransız gemileri tarafından bombalanan odessa'da 200 kadar bomba saraya isabet etmiştir. 1917 kızıl devriminden sonra saray kamu binası haline dönüştürülmüş, 1936 yılından sonra ise saray, şarkı, dans, müzik gibi çocuklar etkinlikleri için kullanılmıştır. belvedere, vorontsov'un sarayı'nın bir parçası olarak 1826-1828'de inşa edilmiştir. belvedereden tüm odessa panaromik olarak izlenebilmektedir

    eski odessa köşesi : şehrin tarihi hakkında bilgi vermek için düzenlenmiş küçük bir açık hava müzesidir. küçük bir köprü, heykel süslemeleri, dökme demirden yapılmış xıx. yüzyıl sanat eserleri sergilenenler arasındadır.

    odessa bölgesel filarmoni topluluğu: filarmoni konserlerinin verildiği salon bunin caddesi 15 numarada bulunmaktadır. konserlerin verildiği tarihi bina 1899’da açılmıştır. italyan kökenli ünlü mimar mario bernardazzi tarafından tasarlanan salon, odessa'nın 19. yüzyıl mimari karakterinin ve venedik gotik stilinin güzel bir örneğidir. programlar ve yapı hakkında detaylı bilgi için http://www.odessaphilharmonic.org/index.php ve http://www.filarmonia.odessa.ua/ incelenebilir. binanın giriş katında ve avlusunda odessa’nın en iyi restoranlarından biri olararak gösterilen bernardazzi restoranı bulunmaktadır.

    `kutsal varsayım (sviato-uspenskyi) katedrali` : ilk olarak 1842’lerde ortaya çıkan topluluğun çabaları ile 5000 kişi kapasiteli, 56 metre çan kulesi yüksekliğine sahip olan ortodoks katedrali 1869’da bitirilmiştir. 1932’de sovyet yetkilileri tarafından tahrip edilen katedral ikinci dünya savaşında bombardımanlardan da ciddi hasarlar almışsa da katedralin alt kilisesi 1942’de yeniden hizmet vermeye başlamıştır. günümüzde katedral ortodoks hacıların sıklıkla ziyaret ettiği kiliselerden biridir.

    tek duvarlı ev (odessa’nın cadı evi) : 4, vorontsovsky lane adresinde bulunan ve mimarisinde kullanılan optik illüzyondan dolayı belli bir açıdan bakıldığında sadece bir duvardan ibaretmiş görünen ilginç mimarili yapı. bu ilginç görsel efektten kaynaklanan görüntü yanılsaması nedeniyle bina turistlerin ilgisini çeker. bu mimari özelliği nedeniyle binaya duvar ev ve cadı evi lakapları takılmıştır. mimarı ve yapım tarihi bilinmeyen binanın 19. yüzyılın sonunda inşa edildiği düşünülmektedir. özellikle gidilmesine gerek olmayan ancak geçilirken görülmesinde fayda olan bir yapıdır.
    çernomorets stadyumu : 34164 koltuk kapasiteli stadyum 1938 yılında inşa edilmiş olan eski stadyum 2008’de yıkılmış ve yerine 2012 avrupa futbol şampiyonası için inşa edilerek, 2011 yılında açılmıştır. odessa takımı çernomerets kulübü tarafından kullanılan stadyum hakkında detaylı bilgi için http://www.stadiumguide.com/chornomorets/

    karantina kemeri (barut kulesi) : çernomorets stadyumunun kuzey tarafında yer alır. 200 yıldan fazla bir zaman önce osmanlı kalesi olan hacıbey kalesinin içerisine inşa edilmiştir. odessa körfezine bakan dik bir yamaç üzerine kurulmuştur. yuvarlak küller ve bunları birbirine bağlayan yüksek duvarlar inşa edilmiştir. osmanlı-rus savaşında tamamen yıkılan kalenin yerine kraliçe ıı. katerina’nın emri ile kıyıları korumak ve denizden limana gelen gemileri kontrol etmek için yeni bir kale inşa edilmiştir. çevresi duvarlar ve hendeklerle çevrili olan kalede 2000 yakın asker ve subay bulunduruluyordu. günümüzde kalenin sadece bir duvarı aslına uygun olarak restore edilmiştir. (karantina duvarı, andrew burcu ve silah kulesi)

    atlantisli ev : gogolya caddesi 7 numara adresinde bulunan ev şehrin mimari açıdan en önemli, güzel ve seçkin yapılarından biridir. halihazırda özel konut olarak kullanılan ev xx. yüzyılın başında alman falz-fein ailesi tarafından inşa ettirilmiştir. ikinci dünya savaşında alman komutana da ev sahipliği yapmıştır. odessa pasajının ünlü mimarı lev vlodek'in tasarımına göre inşa edilen şık bina asimetrik şekil ve kompozisyon karmaşıklığına sahip olup sofistike balkon ve kornişlerle süslenmiş, uzun pencereleri masif çerçevelerle çevrili ve alttan rölyef ile dekore edilmiştir. bu evi ünlü yapan mimari detay ise büyük bir gökküreyi sırtlayan iki tane yunan titanı atlantis heykelleridir.

    a.s. puşkin müzesi : moskova’dan sürgüne gönderilen ünlü rus şair aleksandr sergeyevich puşkin sürgünde, 13 ay süresince (temmuz 1823- ağustos 1824) odessa’da kalmıştır. 13 aylık sürenin ilk bir ayını hotel du nord otelinde geçirmiştir. şairin konakladığı ve bugün pushkinskaya 13 adresinde bulunan bu otel 1999 yılında şairin doğum gününün 200. yılı anısına müze olarak düzenlenmiştir. müzede şairin el yazısı ile yazılmış yazıları, şiirleri, eşyaları sergilenmektedir. pushkinskaya caddesi, 13 adresinde bulunan müze pazartesi günleri kapalı olup, diğer günlerde 10:00-17:00 saatleri arasında ziyarete açıktır. giriş ücreti yetişkinler için 15 grivnadır. detaylı bilgi için http://www.odessatourism.org/…nyj_muzej_as_pushkina ve http://museum-literature.odessa.ua/…u/tb3/tp3/id75/ adresleri incelebilir.

    arkeoloji müzesi: lanzheronovskaya caddesi, 4 numara adresinde bulunan müze ukrayna’nın en eski müzelerinden biri olup 1825 yılında kurulmuştur. 160 000’den fazla parçanın sergilendiği müzede kuzey karadeniz bölgesinin tarihi hakkında önemli parçalar sergilenir. müzede ilkel ve klasik kültür arkeolojik kalıntılarının yanısıra eski mısır, antik yunan ve roma'nın kalıntıları da bulunmaktadır. ayrıca büyük ve değerli bir madalyon koleksiyonu, antika heykeller sergilenmektedir. salı ile pazar günleri saat 10:00-17:00 saatleri arasında ziyarete açık olan müze ile ilgili detaylı bilgi için http://archaeology.odessa.ua/eng/index

    odessa güzel sanatlar müzesi : sofievskaya caddesi, 5a adresinde bulunan müzede ülkenin en zengin ve ilginç koleksiyonları sergilenmektedir. odessa'nın merkezinde, şehrin en güzel binalarından biri olan antik naryshkins sarayında yer almaktadır. bu eşsiz mimari yapı, 1820'lerde rus klasisizminin en iyilerinden biri olarak inşa edilmiştir. yapı 1888'de tanınmış hayırsever ve koleksiyoncu olan gregory marazli tarafından satın alınmış güzel sanatlar müzesi olarak kullanılmak üzere şehre hediye edilmiştir. müzenin açılışı 24 ekim 1899'da gerçekleşmiştir. müzede halihazırda resim, heykel, simge boyama, sanat ve zanaat olmak üzere 10 000'den fazla güzel sanat objesi bulunmaktadır. sergi tarihi ve kronolojik sıralamaya göre oluşturulmuştur. müzede ıvan aivazovsky, ılya repin, ısaak levitan, vasily surikov, mikhail vrubel valentin serov nikolay roerich zinaida serebryakova konstantin somov natalia goncharova, wassily kandinsky v.b. x?x-xx yüzyılların önde gelen sanatçılarının eserleri sergilenmektedir. müze salı günleri hariç 10:00-17:00 saatleri arasında ziyarete açıktır. müze hakkında detaylı bilgi için http://ofam.od.ua/

    batı ve doğu sanat müzesi: pushkinskaya caddesi 9 numaralı adreste 1856 yılında inşa edilmiş bir konakta bulunan müzede tablolar, heykeller, porselenler ve mobilyalar sergilenmektedir. 2000’den fazla eserin sergilendiği 1920’de kurulmuş olan müzede batı avrupa ile doğuya ait sanat eserleri sergilenmektedir. rönesans dönemi dahil batı sanatıyla ilgili birçok heykele ve resme; doğu sanatıyla ilgili ise japon silahlarına, budist figürlere ve aksesuarlara ev sahipliği yapıyor. müzede, teniers, del piombe, mignard, michelangelo, rubens, pierre minjara gibi sanatçıların eserleri görülebilir.müze çarşamba haricindeki günlerde 10:30-18:00 saatleri arasında ziyarete açıktır. detaylı bilgi için http://oweamuseum.odessa.ua/museum_en.htm

    odessa tren garı : 19. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen tren garı ikinci dünya savaşı nedeniyle 1944 yılında tahrip olmuş, 1952’de yeniden yapılmıştır. potempkin zırhlısının ve lenin’in desteğiyle halk kızıl devrime destek için ayaklandıklarında ana merkez olarak kullanılan tren istasyonu sovyet mimarini anlamak açısından da ziyaret edilmesi gereken yerlerden biridir.

    şah sarayı : gogolya caddesi 2 numarada yer alan bu yapı neo-gotik tarzda yapılmış farklı mimarisi ve süslemeleri ile odessa’daki diğer konaklardan ve saray binalarına göre öne çıkmaktadır. ingiliz klasik ortaçağ kalesi olarak stilize edilmiştir. mimar v. gonsiorovsky, bu yeri polonya soylusu brzhozovsky için saray olarak 1851-1852 yıllarında inşa etmiştir. 1909 yılında, iran'da bir darbeyle devrilmesi nedeniyle odessa'ya kaçan şah muhammet ali 1909-1917 yılları arasında burada yaşamıştır. şah binayı oryantal tarzda kendisi için yeniden süslemiş ve yapı şah sarayı olarak anılmaya başlanmıştır.

    plajlar
    langeron plajı : tarihi şehir merkezine en yakın olan plajlardır. bir zamanlar şehrin ileri gelenlerinden olan kont langeron’dan ismini almaktadır. plajlar ücretsiz olup plajın kenarında bulunan büfe ve kafelerde de vakit geçirilebilmektedir. detaylı bilgi için http://odessabeaches.com/lanzheron.html

    arkadiya plajı : şehir merkezinin 8 kilometre güney doğusunda bulunan primorsky bölgesindekidir. plajları ve gece hayatı ile yaz aylarında odessa’nın en ünlü bölgelerinden biri durumundadır. bölgede bulunan ve gece kulübü olarak da kullanılan ibiza, itaka, bono klüplerin havuz ve plajlarına giriş ücretlidir. bölgedeki halk plajı ücretsiztir. ancak plajda duş, şezlong ve şemsiye imkanı yoktur.

    otrada plajları: odessa’nın en popüler plajlarından olan otrada plajı langeron ve arkadiya plajlarının ortasında kalmaktadır. fransız bulvarından sahile inen kablolu teleferik hattı plajın ilgi çeken yönlerinden biridir. ayrıca sağlık yolu denen 1970’lerde yapılmış yürüyüş ve bisiklet yolu üzerinden bu alandaki pek çok plaja, kamp alanına erişilmektedir. sahildeki bazı büfelerden bisiklet kiralayarak bu uzun yol üzerinde bulunan plajlara erişim mümkündür. plajlara giriş ücretsiz olup şezlong (50 grivna) şemsiye (30 grivna) ve diğer ihtiyaçlar ise ücret karşılığında karşılanmaktadır. ilgilenenler için iki küçük plaj çıplaklar plajı olarak kullanılmaktadır. detaylı bilgi için http://odessabeaches.com/otrada.html

    bolshogo fontona plajı : şehrin 13 kilometre güneyinde kalan plajlardır.

    luzanivka plajı : şehir merkezinin 11 kilometre kuzeyinde kalmakta olup otobüsle yarım saatte gitmek mümkündür. 1 mil uzunluğu ile odessa’nın en büyük plajlarından biridir. plaja giriş ücretsiz olup şezlong, yeme ve içme için ödeme yapmak gerekmektedir. detaylı bilgi için http://odessabeaches.com/luzanovka.html

    zolotoy bereh plajı: şehrin 12 km güneyinde yer alan ve genelde odessa’nın yerlilerince tercih edilen plajdır. isminin anlamı altın sahildir (gold coast) . isminin bu plaja yakın batan ve altın taşıdığına inanılan bir türk gemisinden aldığına inanılmaktadır. detaylı bilgi için http://odessabeaches.com/golden.html

    `dolphin (yunus) plajı`: odessa'nın plajları arasında özellikle en popüler olanlardan biridir. yaklaşık 1 km uzunluğunda olan plaj 1968'de kurulmuştur. arabalı yolcular için otoparkı ile en iyi seçeneklerden biridir. en iyi kumu olan plajlardan biridir. plaja giriş ücretsiz olup şezlong ve şemsiye için ücret ödemek gerekmektedir. detaylı bilgi için http://odessabeaches.com/dolphin.html

    restoranlar
    al mezze restoranı: şehir merkezinde yekaterininskaya cad., 10, odessa adresinde bulunan lübnan fas restoranı. restoranda her ne kadar lübnan, fas ve arap mutfağından yemekler sunuluyorsa da etler ve tavuk helal kesim değildir. menüde gördüğüm kadarı ile domuz ürünleri yoktu ama yine de hassas olanların garsonlardan yardım talep etmesinde fayda var. bir de su isterken marka belirtilmezse özellike fiyatı çok yüksek olan evian marka su getiriliyor. bu konuda uyanık olmakta fayda var. restoran ile ilgili detaylı bilgi için https://tr.foursquare.com/…e727ba373f2c4c6d9/photos

    kumanets restoranı: şehir merkezinde havanna cad. 7, odesa adresinde bulunan fiyatları ortalama olan ukrayna temalı ve ukrayna mutfağı ağırlıklı restoran. öğlen 12 ila gece 12 saatleri arasında açıktır. menü ve restoran hakkında detaylı bilgi için http://kumanets.com/

    pasta&pizza : şehir merkezinde preobrazhenskaya cad, 42., odessa adresinde yer alan italyan restoranı. detaylı bilgi için http://pastapizza.com.ua/

    tri tolstyaka kafe restoranarkadiya bölgesinde genuezskaya, 5, odessa adresinde bulunan fiyatları uygun kafe restoran.

    ararat restoran: arkadiya bölgesinde haharinske plateau, odessa adresinde bulunan ermeni restoranı. dışarıda ve içerde yerleri var. içerde deniz manzarası bulunuyor. web sayfası http://restoran-ararat.com.ua/

    gagarin food hub restoran: arkadiya bölgesinde ??????????, 5. ??? "gagarinn plaza" alışveriş merkezinin 3. katında bulunan restoran. servisi biraz ağırdır. fiyatlar ortalamadır. https://www.facebook.com/gagarinnfoodhub/menu/

    tavernetta restoran: şehir merkezinde yekaterininskaya caddesi, 45 adresinde bulunan italyan restoranı. sabah 09:00-24:00 saatleri arasında hizmet veriyor. kapalı ve açık alanı var. kahvaltı veriliyor. fiyatlar ortalamanın az üzeri. web sayfası http://www.tavernetta.ua/#home

    bernardazzi restoran: bunina cad., 15 ( filarmoni binası) adresinde bulunan italyan, fransa ve ukrayna mutfağından seçme yemekler sunan odessa fiyat ortalamasından daha pahalı olan restoran. menüsü biraz dar olmakla birlikte çok lezzetli ve değişik yemekleri vardır. parasına değer nadir yerlerden biridir. yemiş olduğum frambuaz soslu bulgur garnitürlü levrek ile dondurma, çikolata ve bisküvi parçacıklı tatlının tadı hala damaklarımda. detaylı bilgi için http://bernardazzi.com/en/

    genel notlar: burayı ziyaret edenlerin kendileri de türk iken neden özellikle türklerden rahatsız olduğunu ve onların gelmemesini sağlamak için özeli bir istek ve fırsat bulması halinde gayret sarf edeceği hususunu anlayamıyorum. bu anlamda gece hayatına girmediğim için oralardaki durumu bilmemekle birlikte şehirde genel bir türk yoğunluğu yok. türk turistler (çoğunluğu erkek), arap turistler ve diğer ülkelerden turistler de şehri ediyor. kharkiv ve lviv'e göre biraz daha pahalı kiev'le başa baş pahalı olan şehir. denizi bazı yerlerde aşırı yosunlu iken bazı yerlerde de sanki akdeniz gibiydi. plajları genelde ince kumlu ve çok güzel.
    yaz aylarında 5-7 gün, bahar ve kış aylarında ise 2-4 günlük bir seyahat şehri gezmek için yeterli olur diye düşünüyorum.
  • bolca türk öğrenci barındıran turistik ukrayna şehri, hatta burada türk öğrenciler dernek bile kurmuşlar,

    merkez derybasivska caddesi'nde sağlı sollu kafeler, restaurantlar var, ve bu bölge çoğunlukla öyle söylenildiği kadar ucuz değil.

    domuz yeyip mundar olmayalım mentalitesindeki canlarım ciğerlerim, yurdumun güzel insanlarına mc donalds'ta sabahtan akşama hamburger, çizburger kemirirken rast gelebilirsiniz.

    odessa opera, bale tiyatrosun yanında, katerininskaya caddesinde bourbon rock bar var. öyle aman aman bir rock müzik ortamı yok ama et yemekleri ve kokteylleri güzel, içeride dövmeci filan da var.

    gene merkezde, derybasivska civarında; sap giden kardeşler için bolca strip klub var, kalabalık gidiyorsanız veya doğum günü partisi, bekarlığa veda partisi filan yapacaksanız erken saatlerde (akşam 9 gibi) direk gidip administrasi, müdür her kimse konuşup komple mekanı kapatabilirsiniz. hafta içi ise 3-4 saatliğine daha da ucuz olur.

    sap gidiyorsanız kendinizi yitirecek kadar sarhoş olmayın, içtiğiniz her ne ise, garsondan rica edip yanınızda açtırın, ağzı açık sürahide gelen içkiyi içmeyin. mekandan çıkınca saat çok geçse gideceğiniz yer yakın bile olsa karanlık, ışıksız yerlerden geçecekseniz yürüyerek gitmeyin, taksi ucuz, taksi çağırıp onunla gidin.

    macera aramaya giden arkadaşlar buraya özellikle dikkat; mamba, samba, mail.ru filan gibi internet sitelerinden tanıştığınız, daha önceden görüşmediğiniz kimselere fazla güvenmeyin. sizi ısrarla belli bir eğlence mekanına götürmeye çalışıyorlarsa gitmeyiniz, başka bir yere gitmeyi teklif ediniz. 'yedir, içir, dobra veçir' olursunuz. bir diğeri, ukraynalılar mülayim adamlar ama adamlar mülayim diye kafayı bulup durduk yere kesinlikle hır, kavga çıkarmayınız!

    arcadia bölgesi yazın güzel, kışın bir numarası yok. namı te buralara kadar gelen ibiza klüb, devasa bir yer. türkiye standartlarına göre hala ucuz denilebilir. burada da yaz ayları boyunca şişe açtırıp ortalığı kesen istisnasız hepsi güneş gözlüklü ve parmak arası terlikli üçlü beşli gruplar halinde çok miktarda memleket evladı kardeşimizi görebilirsiniz.

    kışın gidiyorsanız kesinlikle spor ayakkabı ile gitmeyin, ocak, şubat ayında şehir donar, yollarda yürüyemezsiniz.

    şehirde hala hatırı sayılı bir rus nüfus olduğunu aklınızdan çıkarmayın. rusya'nın kırım'ı işgalinden sonra bir kısmı gitse de, çoğu kendini fazla deşifre etmeden yaşamını devam ettiriyor. tanımadığınız hiç kimseyle sert siyaset tartışmalarına girmeyin.

    lviv'de bir erkeğe beş kız düşüyormuş yok efendim odessa'da kızlar teklif ediyormuş, geçiniz bunları efendim. ayyıldız kolye takıp kıvanç tatlıtuğ ve kenan imirzalıoğlu'nu gönderelim odessa'ya, elleri ceplerinde sırıtarak geri dönerler. kızların öyle türk erkeklerinin üstüne atladığı filan yok. türk imajımız tüm avrupa'da nasılsa burada da aynı. türk olmasına rağmen, utanmadan italyan, ispanyol taklidi yapanları bile görebilirsiniz sahillerde.

    sahil demişken deniz soğuk arkadaşlar, bildiğiniz karadeniz. antalya'yı bırakın, çanakkale filan gibi bir şey bile beklemeyin. en sıcak hava temmuz ve ağustos'un ilk iki haftası, onda bile en çok 23-24 derece deniz suyu sıcaklığı var. bizim güney sahillerine alışıksanız temmuz ayı hariç mümkün değil giremezsiniz, kıçınız donar.

    tarihi&turistik zenginlik: 10 üzerinden 7
    gece hayatı& eğlence: 10 üzerinden 8
    ucuzluk: 10 üzerinden 7
    güvenlik: 10 üzerinden 8