şükela:  tümü | bugün
  • odtu ormanını antreman amaçlı kullanan insanlar ve topluluklarla (bkz: dksk) aralarında orman için iktidar mücadelesi olan hayvan sürüsü.

    eskiden sınırlar belliydi, patikalar bizim dağlar onlarındı. efendi gibi gider koşardık, ne biz onları ne de onlar bizi rahatsız ederdi. neticede dağcıydık, bilumum mahlukata saygımız vardı yaradandan ötürü. ama bu şerefsizler yavaş yavaş ortamı ele geçirmeye başladı. önce akşamları yalnız koşamaz olduk; sonra antreman yapan insan sayısının azalmasını fırsat bilip gündüzleri de ormanda koşanları taciz etmeye başladılar. bir grup yiğit, koşulara ellerimizde sopalarla çıkmaya başladık, yeri geldi cenk ettik. ama onlar daha fazla, daha örgütlüydüler. zamanla hakimiyeti iyice ele aldılar.

    şimdi sadece kalabalık gruplar güvenle koşabiliyor ormanda. ama mücadele sürüyor, gün gelecek kaybedilen topraklar gene bizim olacak, halkım özgürce koşacak mavi gökyüzü altında.

    (bkz: kendini elf ranger sanan dagci modeli)
  • ciddi bir meseledir hakkaten. bisiklete binenleri de taciz ederler. ve de kedileri. lojmanda kalıyorsanız ve gece geç saatte (yani yurtlar kapandıktan ve ortalıkta insan kalmadıktan sonra) eve dönüyorsanız harbiden tedirgin olursunuz. bu işe en çok taxiciler seviniyordur herhalde: geç saatlere kadar fakültede çalışıp sonra lojmana dönenler bu tedirginlik yüzünden 10-15 dakkalık güzel bi gece yürüyüşü yerine taxiyi tercih ediyorlar çünkü.
  • ayrıca odtü'de faşist barınabilseydi onlara da odtülüler bu isimle hitabederdi!
  • potansiyel odtulu muzik grubu adi.
  • kapsamli bir kisirlastirma projesiyle halledilebilecek sorun. yeter ki zehirleyerek öldürme gibi geçici çözümlere başvurulmasın. bu tür günü kurtaran eylemlere odtülülerin duyarsız kalacağını sanmıyorum. ayrıca "ormanda vahşi hayatın ne işi var?" gibi bir sorunun da abesliğini görmek lazım.
  • itü maslak kampüsünde de benzer bir köpek topluluğu yaşam sürmekte. köpeklerin hepsi (ya da çoğu) aşılı fakat yine de bazen asabi davranışlar sergileyerek özellikle yurtlarda kalan insanlara akşamları gerilimli dakikalar yaşatabiliyorlar. bu köpeklerin de diğer kampüs köpekleri gibi, en büyük eğlencesi yavaş giden arabaların peşinden havlayarak koşmak.

    içlerinde çok sevimli olanları da var, kısa bacaklı uzun gövdeli sarı olan gibi. ama çok çirkin ve tehditkar olanları da var ve çoğunlukta, geniş göğüs kafesli, kabarık siyah tüylü, sırtlanımsı suratlı olanlar mesela.

    yalnız ilginçtir; bu hayvanların bakışları normal sokak köpeğinden daha zeki. kesin üniversite havasından etkileniyo bunlar. boğaziçinin kedileri de böyledir mesela.

    (bkz: itudeki kopekler)
  • daha öncesinde "a ne zavallı,ne çirkin yaratık" diye acıdığım fakat bugün başıma gelen olayla artık sinsi,pis,izole edilmesi gereken köpek türleri olarak nitelendirdiğim hayvanlar.
    olaya geçeyim:
    stadyumda gayet güzel antreman yaparken annemin "kızım,yemeğin altını açık bırakmışım,çabuk eve koş." demesiylen önce bir sinirlendim sonra da "neyse,beğendiğim botları aldırırım artık ona he he" diyerekten kkm'ye doğru yola koyuldum -yok aslında o kadar piç birisi değilim ve başıma gelenlerin de böyle düşünmemle alakalı olduğunu sanmıyorum-. akabininde hangi akla hizmetse koruluktan geçmemin yolu kısaltıcağı düşüncesiyle bir kulağımda kulaklık tempolu bir şekilde lay lay lom yürümeye devam ettim fakat ne göreyim? bir köpek korosu deli gibi havlayarak üzerime doğru koşuyorlar.kriz yönetimim iyidir.önce bismillah diye bağırdım -adrenalinle birlikte ilahi gücün desteğini yanıma almak için- sonra çığlıklar atarak -etraftan da destek toplamak için- depara başladım.çok kısa bir süre içerisinde kendimi yolda buldum ve saniyeler önce dayılık taslayan bu hayvanların, ağaçların arasından çıkmaya korktuklarını anladım -zannımca arabalardan dolayı,yoksa mm'in orda da fink atıyor zibidiler. şöyle bir karşılıklı birbirimize baktık sonra gene annem aradı,eve gittim mi diye,ben gene botun hangi rengini aldırsam diye düşündüm hayat normale döndü.
    ve fakat yetkililere sesleniyorum:
    ulan cebimizde akülü arabayla mı dolaşalım, halletsenize şu köpekleri, resmen can güvenliğimiz yok. çete bunlar çete, yakında artan yemekhane fiyatlarını da protesto ederler o zaman belki bakarsınız çarelerine.

    meraklısına:yemek yanmamış.
  • geçen yaz, orman içindeki koşu parkurunda tek başıma (maalesef depar halinde ve dolayısıyla arkadaşları tahrik edici bir şekilde) koşarken 5 tanesi 600 m mesafeden koşup gelip beni aralarına almış ısırmamakla beraber altıma sıçırtmışlardır. panik yapsam, saçmalasam veya bu hayvan arkadaşların vahşilik katsayısı, gece olması gibi parametreler farklı olsa sonuç olumsuz bir yönde değişirdi sanıyorum. odtü'de yaya hayatının özellikle kışın havanın erkenden kararmasıyla beraber içine eden fenomendir. isa demiraylardan bir öğrencinin gece çıkıp korunun içindeki yaya yolundan çarşı tarafına tek başına yürümesi tam bir maceracı gezgin ruhu gerektirir. genellikle arabasından inip, odtü'nün ıssız dönemlerinde gece vakti tek başına bir yerden bir yere gitme sorunu olmayan-olmamış naif ve basiretsiz öğretim görevlilerinin tepkisi sonucu rektörlük bir şey yapmaz.
    benim başıma gelen olayın bir benzeri yine ormanda koşu yapan bir kız öğrencinin başına bir kaç yıl önce gelmiş kızın bir parmağı kopmuş ve altı ay evinde yatmak zorunda kalmıştı. öyle bir şey.