şükela:  tümü | bugün
  • tam hali odtü pankartını basan matbaa çalışanının tutuklama istemi ile mahkemeye sevk edilmesi olan başlık ancak malum karakter sınırı.

    odtü mezuniyet töreninde açılan pankart nedeniyle pankartı basan matbaanın çalışanı da bugün 4 üniversiteli ile mahkemeye sevk edildi. ne yapmış bu eleman? silah mı kaçırmış? uyuşturucu mu satmış? insan mı öldürmüş? tek yaptığı kendisine getirilen bir pankartı basmak!
  • ibrahim muteferrika'yi da tutuklayalim oldu olacak dediğim durum.
  • sümerliler yaşasa, onları da tutuklamaya kalkar bu zihniyet.
  • anlatacağım fıkranın, bu konuyla bir ilgisi olup olmadığını okuyanın yorumuna bırakıyorum.
    zamanın birinde, karakuşi kadı namlı biri yaşarmış. adından da anlayacağınız üzere, kadılık mesleğini icra edermiş.
    soymak için bir eve girmek isterken, evin balkonundan düşüp bacağını kıran bir hırsızı karakuşi kadı'nın huzuruna çıkarırlar. kadı, 'anlat bakalım...' der. hırsız da, 'efendim, ben soymak için filanca evin balkonundan içeri girmeye çalışıyordum. ancak tutunduğum balkon korkulukları kırıldı, ben de düştüm ve bacağımı kırdım. ev sahibinden şikayetçiyim.' diye savunur kendini. karakuşi kadı, 'iyi de evladım. sen hırsızlık yapmak amacıyla girmişsin.' deyince, hırsız 'biliyorum efendim. ben hırsızlığın cezasını çekmeye hazırım. ancak ayağımın kırılması ayrı bir mesele. bunun suçlusu ev sahibi.' diye üsteler. adamın savunması karakuşi'nin aklına yatınca, ev sahibini çağırtır. adama, 'bak senin yüzünden adamın ayağı kırılmış. korkulukları sağlam yaptırtsaydın adamın ayağı kırılmazdı.' der. ev sahibi, 'aman efendim. benim ne suçum var? ben bir marangoz tuttum. korkulukları o yaptı. suçlu marangozdur.' diye şaşırır. bu cevap da karakuşi'nin aklına yatınca, marangozu bulup getirtir. durumu marangoza anlatınca, marangoz da 'efendim. ben tam o korkulukları yaparken, sokaktan yeşil feraceli bir kadın geçti. feracesi öylesine göz alıcıydı ki, dikkatim dağıldı. kadının feracesine bakarken, korkuluğun o kısmını kötü yapmışım.' şeklinde savunur kendini. bunun üzerine yeşil feraceli kadını bulup getirtirler. o da kendini, 'efendim ben feracemi boyatmıştım. boyacı çok dikkat çekici bir renge boyamış. suç onundur.' deyince, boyacıyı bulup getirtirler. boyacı, kendinden sonra suçlu bulamaz. 'olur mu öyle şey! bunun hırsızlıkla ne alakası var.' gibisinden bir şeyler geveler.
    bunun üzerine karakuşi kadı hükmü verir: 'boyacıyı asın.'
    görevliler boyacıyı asmak için giderler ancak bir süre sonra biri geri döner. 'efendim, boyacının boyu, idam sehpasına çok uzun geldi. ayakları yere değdiği için asamıyoruz.' deyince, karakuşi çözümü hemen bulur: 'o zaman kısa boylu bir boyacı bulup onu asın.'
  • dün 4 odtü'lü ile birlikte mahkemeye sevk edilen matbaa çalışanı serbest bırakılırken, üniversiteliler tutuklanmış.
  • makineyi de suç aleti olarak cezalandırmalı
    eyyyy matbaa makinası