şükela:  tümü | bugün
  • otomatik araç tanıma sistemi ve elektronik bariyerler sayesinde(!);
    öğrenci sticker'ı ile bu kapıdan giremezsiniz,
    mezun sticker'ı ile şu kapıdan çıkamazsınız,
    odtü teknokent'te çalışıyorsanız ve teknokent sticker'ı ile giriş yapmak istiyorsanız, 5 km daha yol yapıp, arka kapıdan girersiniz ama nereden çıkarsınız bilinmez!(bkz: #19768150)

    hangi sticker'ın hangi kapıyı açacağını öğrenmek meşakkatli bir iştir.

    bir bakın isterseniz;
    http://www.ihm.odtu.edu.tr/tasitpullari.pdf
  • bir gün bilkent öğrencisi profiliyle karşılaştırılabilecek bir öğrenci kitlesine sahip olacağını öngörememiştir zamanında bu üniversite. o yüzden park sorunu vardır. dolayısıyla bir zahmet götünüzü biraz kaldırıp yürüyeceksiniz. hiç "ben kilometlerce yoldan geliyorum ama yeaa" demeyin. dışarıya parkedin, sonra da insan gibi girin en kötü.

    bir zamanların makam arabalarından sonra; şimdi öğrencilerin kendi arabaları... koca bir siktir çekesim var da, kime çeksem bilemiyorum.
  • bi kere sorunsal lafından ölesiye tiksindiğim için bu satırları yazarken de hafif bi mide bulantısı içerisindeyim.

    "bu mu lan derdin" diyerek elemana dalıp zamanının ötesine postalayabilirsiniz. yalnız gerçekten böyle bir sorun var. yiğidi öldür yoğurdunu yeme. benim arabası olan arkadaşlarım da var. o açıdan..

    odtü öğrencisine, personeline, teknokent çalışanına farklı farklı süpersonik sticker'lar/geçiş kartları çıkarmış. her istediğin geçiş kartını alamıyosun. bazıları pahalı bazıları ucuz. yine de parasını bastırayım da en güzelini alayım olayı yok. bir de kartların hepsi farklı farklı giriş ve park yeri haklarına sahip. misal, bi kart alıyosun, sadece a4'ten ve bilkent kapısından girebiliyosun. eskişehir yolundan geçiş yassah!. başka bir kart alıyosun "sadece şuralara park edebilirsin" diyo. fakat şurdaki bariyerlerden de geçemezsin bıdı bıdı vik vik.
    "oraya park etme, bu kapıdan girme, çek arabanı lan it" tarzında istekleri var okulun. gerçekten akademisyen olmayıp da arabası olanın derdi var. haa varsa var, zerre skimde değil afedersin. arabanla tiril tiril gezerken öğrencilere su sıçratmayı biliyosun ama.

    bence "otostopçu almak zorunludur" kuralı da koysunlar stickerlara..
  • mezunlar için geçerli olmayan sorunsaldır. zira 10 tl karşılığında alınan mezun kartını gösterek misafir giriş kartı alınır ve otomobil istenilen otoparka park edilir.

    öğrenciler için ise kurunun yanında yaş da yanar mantığı işler. baba parası yiyenler arasında son model arabaları altına çekenlerin yanısıra babasının emekli maaşının neredeyse tamamıyla alınan mütevazi arabalı öğrenciler de az değil. çalışıp kendi paralarıyla aldıkları vosvos ve muadili araba sahiplerini de unutmamak lazım.
  • öğrenciliğim zamanında hakkaten önemli dertlerden birisiydi. bir kere geçerli bir sebebi olan herhangi bir vatandaş kapıya kimlik bırakıp arabasını misafir araç olarak içeri sokabilirken, öğrenciler misafir kartıyla hiçbir şekilde içeri alınmaz, ısrarla "öğrenci değilsiniz di mi hocam!!!" tacizlerine maruz kalırdı. sanki kabahat öğrenci olmak, zihniyetini ziktimin hıyarı! öğrenciysen kucağa alınma faslı bununla da bitmez, o cüzi parayı (2000 yılında 100 milyon* verdiğimi hatırlıyorum) her sene zam yaparak alırlardı.

    bitti mi, bitmedi. sarı öğrenci stickerını o zamanlar öyle herkes alamazdı, özellikle otopark alanı/öğrenci sayısı oranı yerlerde sürünen bölümlerde** insanlar günler öncesinden sıraya isim yazar,heyecanla sonucunu beklerdi sanki başka derdi yokmuş gibi. ha o sarı stickerı alamazsan ne olur, yine hayvan gibi ama diğerine göre daha ucuz bir paraya siktiriboktan kahverengi sticker alırdın. bu stickerla ortak alanlar** dışında hiçbir yere parkedemez, stickera bir sürü para verip, arabanla okula gelip, yine o sabahın soğuğunda derse-sınava bir dünya yol yürürdün.

    bitti mi,bitmez! sonra aceleyle sınava yetişmeye çalıştığın bir sabah, ulan kkm'ye park etsem hayatta yetişemem sınava diyip bölüm otoparkına parkedersen, sınav çıkışı arabanın lastiğinde kafam kadar kilidi görür (bkz: kafam kadar gülşah) onu açtırmak için de bir sürü park cezası öderdin. sınav vardı bilmem ne dediğinde kesmezlerdi sağolsunlar. şaka lan şaka, kesmez olurlar mı "erken kalksaydın hocam" diye ayar verirlerdi bir de empati yoksunu herifler, sanki o sınava sabaha kadar çalışıp değil de yataktan kalkıp gelmişsin gibi.

    bir de bu "ulan arabası var, hala ağlıyor, bir sürü o arabayı alacak parası olmayan adam var" diye düşünen arkadaşlardan o zamanlar da vardı. araba diyince akıllarına ne geliyor bilmiyorum ama benim mercedeslere lamborghinilere binen bir arkadaşım yoktu çevremde, genellikle dandik arabalar kullanıyorduk ve 2 depo benzin parasını haraç gibi okula verecek kadar zengin gönüllerimiz de ceplerimiz de yoktu.
  • zamanında odtü'lünün hali diye bir video dolanırdı. chop suey eşliğinde headbang yapan gençleri görüp, vay be hale bak derdik. "bu mudur yani odtülünün hali" diye kendimize tripler atardık.

    neyse, sene 2010. odtü maalesef dünkü odtü değil. "babasının parasıyla araba alan orospu çocukları" falan da demiyorum kimseye, haddim asla değil. gözümüz de yok, güle güle kullanın arabayı da sticker'ı da. ne derler, daha iyileri benim olsun hatta. sarı sarı stickerlarımı asayım ön cama. (9 8lik)

    mevzu sticker sorunsalının odtü için bir sorunsal olarak yansıtılmasında. yurtlara konulan turnikeleri pas geçip buna gelmekte problem var biraz bence. yakında okulda yüzlerce güvenlik görevlisinin geleceğini, sivil polisin derslere kadar gireceğini atlayıp bunu sorun bellemek, bencillik değil tabi de, bütünü görememek.

    odtü'nün bugün mutlaka bir park sorunu vardır. bunun çözümü elbette vardır, rektörlük boş, ağaçsız arazilerden birinde ekstra park alanı açma yetkisine sahiptir mutlaka. ancak, odtülü'yü böyle bir gündemle meşgul etmek belki daha caziptir bugün.

    bir de şu var hocam, sticker sorunsalına karşı /sticker alan bir kaç bin kişi, size sesleniyorum/ çözüm bulmak niyetindeyseniz gerçekten, o stickerı da alıp yapıştırdıysanız, bir de yanınıza otostopçu alın.

    bir gün okula o kadar az araba gelsin, ama o kadar az insan yürümek zorunda kalsın ki, rektörlük artık arabaları kampüse sokmamak için bir servet isteyemesin.

    odtülü'nün arabaya, paraya, pula değil, dostluğa, yardımlaşmaya dayanışmaya ihtiyacı olduğunu bir kez daha gösterin. bunu yapın, çünkü siz büyük bir ailenin çocuklarısınız, büyük düşünün.

    son not:
    stickerlı ve stickersızlar için, otostopçu al otostopçu ol kampanyası, geçmişte bir gün dksk'dan bugüne:
  • vosvosa bile sticker istediler, vosvos ya, zaten lisans dönemi boyunca ödenecek stickerların ücreti, vosvosumun ederi idi.
  • bu çıkartmaların ucuzlatılması istenmiyor çünkü odtü öğrencisine kelle başı üzerinden rant diye bakan yer*, mesela: hafta içi günler geçerli olmak üzere, ayın tek günleri çift günleri şeklinde bir uygulamaya gidilmesi bunun karşılığında da fiyatların kırılması istenmişti bi zamanlar dilekçeynen. reddedildi. yani carpool özendirilsine yatıldı, giriş ücreti olsun içeriye arabada 3 kişi girenden alınmasın mesela dendi ı ıh olmadı!

    burada bilmeyene laf anlatmak zor. odtü altında arabası olana yurt bursu verebilen bir yer. yani odtü'nün burs dağıtımı bile abuktur. ayrıca insanlara orantısız fiyat çekiliyor. bölümlerde otopark sorunu var ama çözülmesi için hiçbir çaba gösterilmiyor. çünkü personele ucuz ve sınırsız verilen çıkartmalar yüzünden bölümlerde insanlar birbirinin üzerine parkediyor araçları. hatta bazı bölümlerin otoparklarında yeni laboratuvar kompleksleri dikilmesi planlanıyor. yani odtü plansız büyüyor. içine bir sürü enstitü ve araştırma kurumları dikiliyor kampüse para akıyor, ne kampüsle ve kampüs içi ulaşımı rahatlatacak adımlar atılıyor ne de içeri araba sokuluyor.

    ben bu okulda okuyup yurtta kaldığımda, araba sağolsun kampüs dışında ucuza getirdiğim gıda harcamam sayesinde benzin parasının farkı çıkıyordu, düşün pahalılığı! asistanlık zamanında bir ara benim bu okula evden arabayla gidip gelmem, dolmuşla gidip gelmenin yarı parasına patlıyordu. arabayla 10 dakka dolmuşla 35 dakika tutuyordu! arabayla gelebilecek kadar uzak yerde ödediğim kira, okula yakın çok kötü bir eve ödeyeceğimden 175 lira daha düşüktü.

    bu ülke her şeyin rant yüzünden böyle garip bir çelişkiye düştüğü yerdir. ben kampüse günlük bağımlıyken yaşlı ve bakımsız bir arabaya verdiğim para sayesinde yıllarca ayda kaç yüz para daha az harcadım! hatta yarım sene asgari ücretle yaşadım öğrenci olarak çalışırken! komik di mi? ulan araba alcak durumdaysam zaten benden fakirden daha fazla harcayacak param olmalıydı di mi? ama yok işte arabasızlar daha fazla para harcamak zorunda kalabiliyordu! işte düşünün öyle pinti biriyim ki yemek yemeye 10 lira vermek bana koyarken araba masrafını kaldırabiliyorum!

    *(odtü içinde yemek yenilecek yerlerde fiyatlar kolum gibi. niye kiraları yüksek, kime gidiyor bu para, okula! sonra dışardan yemek sipariş ediyorsun, kampüse girmesini yasaklıyor, niye? çünkü kiraların ödenememesinden korkuyor! ulan öğrenciyi yürüyen banknot olarak mı görüyorsun da kampüs içerisinde fiyatların şiştiği bir pazar oluşturuyorsun? tekno kentte çalışıp öğrenciye göre fersah fersah daha katlı para kazanan mühendis arkadaşlarla öğrenciler aynı çarşıda yemek yemeye para yetiştiremiyor şu bu.. her tür emek sömürüsü teknokentte de bölümlerde de sürüyor. mobbing, taciz ve süründürme devam ediyor iş yerlerinde. ama yurtlarda hala namus bekçiliği ve güvenlik kameralarına akıtılıyor para. odtü bu ülkenin tüm çürümüşlüklerinden fazlasıyla nasibini almıştır. sorunu bitmez zaten. )
  • çözümü çok basit olan sorunsal: arabayı satıp at almak. çünkü bildiğim kadarıyla bu konuda yasalarda bir boşluk var. hep merak ederdim a1 kapısına fırtına gibi esen doru atım üzerinde gelsem ne olur diye. yaptım, olacak! yok henüz yapmadım ama en büyük hayalim bu. "hocam öğrenci misiniz? yalnız sticker yoksa alamıyoruz." diyemezler çünkü kedi köpeklerin sticker'sız girip çıktığını biliyorum. atımı da dört nala bölüme sürdükten sonra dekanlık kapısı önünde şaha kaldırıp kişneterek en yakın iğde ağacına park edeceğim. trafik kilit takmaya gelirse taktırmaz, basar çifteyi. otostopçu da alırım gerekirse oturturum arkama. bir kişi bir kişidir. yaparım bilirsin.