şükela:  tümü | bugün
  • türk ofis dili ve edebiyatı olarak isveçli sosyologlarca araştırılmasını istediğim konu... kız kıza 'canm ya ne güzel olmuşsun', 'saçını mı kestirdin sen, hımmm' şeklinde konuşmaların hangi psikolojiyle yapıldığını bilmek istiyorum. ayrıca 'topuklu ayakkabı' şartını da kim koyduysa onunla da görüşmek isterim. beynimin içinde yürüyorlar sanki.. bir de suratlara oturan aptal gülümseme neyin sonucu? ayrıca da bir insan kaç kere merhabalaşır ki gün içinde:

    - günaydın
    -slm
    -nasıl gidiyor
    - heeyyyy
    - adamım
    - el kol

    (bkz: aynı insana günde 7 kere selam vermek)
  • 'canım' kelimesinin bel kemiği işlevi gördüğü edebiyat. çıkar o kelimeyi, kimse iletişim kuramaz. 'tamam canım, canım sen iş bankasına mail gödermişmiydin, canım bir saniye bakarmısın, canım o öyle olmaz ki' gibi günlük kullanımları düşünün ve düşündükten sonra bunlar gibi kalıpların içinden canımı çıkartın. ne kadar soğuk geliyor kulağa değil mi?

    samimiyetsizlikten geberiyoruz.
  • bir arge şirketinde çalışıyorum. ceo abi mühendis abiye hesap soruyor:

    - yani sen şimdi sıfır mı diyorsun?
    - sıfır demeyelim de, sıfıra yakınsak diyelim...
    - yani sonsuz mu diyorsun?
    - sıfıra yakınsak diyorum.
    - yakınsak'ı ıraksak'ı bırak şimdi... non-negative bir sayıyı sıfıra bölunce sonsuz çıkar.
    - ?!?