şükela:  tümü | bugün
  • bi noktadan sonra insanda (bkz: genetik) degisimlere yol actigina inandigim yasam bicimi. hayir kirasim dokesim var icimde patliyo.
  • ilk girdiğinizde kendinizi yabancı hissedip, kısa sürede kaşarlık mertebesine ulaştığınız, kendine özgü bir dilin kullanıldığı hayat türü. (bkz: ofis dili)
  • iş türkçesinin kullanıldığı ve temel üretim araçlarının bilgisayar, kağıt, kalem ve ataç olduğu hayat tarzı
  • öğrenci hayatından ofis hayatına yeni terfi eden birisi için bs playerda oynatmaya çalıştığınız bozuk avi dosyalarına benzer.

    dosyayı sürükler bırakırsınız hani, film izlenir biraz sonra takılır. görüntü donar ama zaman geçer. sonra bozuk yer geçsin diye ileri almaya çalışırsın, sesler gelir ama görünü aynı kalır. sonra birden hepsini atlar ne olduğunu anlamazsın. sen filmin sadece 10 dakkasını izlersin ama bi film süresi geçer. öğrencilikten normal insan statüsüne geçerken bir de ofis ortamına düşerseniz hayatınız işte bu avi dosyası gibi olur. akşam yatağa girdiğinizde son bir ayı düşünürseniz; sabah servise yürüdüm, öğlen yemek vakti geldi mi diye saate baktım, akşam servisteydim, evde bilgisayar başında oturdum biraz, ben uyrken zaman daha hızlımı geçiyor acaba... hayatından bir ay gitmiştir. senin aklında en işe yaramaz bi kaç an kalmıştır. filmdeki gibi aynı.

    artısı yok mudur, vardır; oturmaktan düzleşmeye başlayan bi göt ve günde 10 saat bilgisayara bakmaktan sikilen gözler sonrası taksitle alınan ev sinema sistemi + limitsiz internet bağlantısı + warez-bb + bi tane de armut koltuk. iki tane film denedim ikisi de takıldı mına koyim ondan saçmalıyorum böyle.
  • bazen de siz delirmiş halde çalışırken, * odanıza giren gırnata, ud, keman, darbukalı amcalar ve dansözle feleğinizi şaşırtan hayattır.
  • tekdüze ve sıkıcıdır. her gün birbirinin aynıdır. ofis ne kadar serin olursa olsun etraftaki insanlardan olsa gerek havası hep bir parça ağırdır. ne zaman işe ara verip çalışan insanları izlesem içime fenalık gelir.
    oturduğun yerde bir koşuşturma bir telaş içinde yaşanan bir hayattır.
  • işsiz değilkene, yani normal insanlar kibin sabah kalkıp gidecek bir işyerim varkene, bir nevi stockholm sendromu mudur nedir, bayılırdım ben bu ofis hayatına. bööle nası desem, 'allaam allaam negzel bi işim var, bilgisayarım ve dahi pantone kataloğum bile var' diyerekten şükürler bile ederdim gerizekkalı* gibi... hatta sokağa bakıp, 'yazık kıız işsiz mi ki bunnar' diye de üzülürdüm. ne gerizekalısı, bitkisel hayattaymışım bi nevi...

    şimdi böyle neredeyse dört aylık işsizlik sonucu duhul olduğum sefahat, zabahlara kadar entri entrilemek, elde kumanda film neyin seyretmek, sonra akşamlara kadar uyumak, günün ortasında mahalle kahvesinde çaydır kahvedir kitap okumadır oh serin serin, sonra diğer işsiz eş, dost ve sevenlerle buluşmak, kuzguncuğa* gitmek, saçları rüzgara savurmak falan derkene, ulan benim, içinde patronu, sekreteri, höt zöt eden avanesi olan bir ofiste ne işim varmış, hatta kimin ne işi olabilir öyle beşeri tabiata aykırı, ruh çürüten ortamlarda diye düşünüyorum sevgili okur. evet yapıyorum bunu acımadan... hatta iş görüşmelerine gitmemek için türlü çeşit bahaneler yaratıyorum. camdan yine bakıyorum, bu sefer zebah ezanının akabinde yani yatmadan hemen önce, ve yine sokaktaki insanlara bakıyorum hüzünle, sonra kedim irma'ya seslenerekten diyorum ki 'ay işe mi gidiyo bunnar? yazık kııız!'.

    allaam allaam negzel işsizim ve lutfen bana bu entriyi yedirtme!*
  • canla başla yaptığınız doğru düzgün işlerin görülmediği ama sizden kaynaklanmayan, hiç ilginiz olmayan bir hata sonucunda oluşan boşluğun sizin yapmadığınız iş olarak hanenize yazıldığı, ömrünüzün "ömür törpüsü" kısmı. ofis hayatında 1 yanlış 4 doğruyu götürür. bu da benden insanlığa düşülmüş bir not olsun.
  • karnınızı doyurmanız için bir kart, geceleri yatacak bir yer bulabilmeniz için biraz para, balatayı yakmamanız için de yılda iki kere izin verir bu hayatın tanrıları..

    http://i.imgur.com/i5j91.jpg (bkz: osman turhan)