şükela:  tümü | bugün
  • insanoglunun zaman icinde birtakim hayvanogluhayvanlara karsi olusturmak zorunda oldugu kabuk.

    bunun filmi de vardir ama pek iyi degildir (bkz: anger management)
  • öfkeyi doğru ifade etme becerisini kazanmaya “öfke kontrolü” denir. öfke kontrolünde temel amaç; saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen, kişinin kendisine ve çevresindekilere zarar vermeyecek şekilde duygusunu ifade etme becerisini kazanmasıdır.

    öfke kontrolünü öğreten pek çok yöntem vardır. doğru yöntem kişiden kişiye değişir. doğru yöntemi belirlerken; kişinin kendi kişiliğine, yaşam tarzına uygun olanı seçmesi ve seçtiği yöntemi uygularken günlük yaşamında fazladan sıkıntı hissetmemesi göz önüne alınması gereken temel faktörlerdir.

    genel olarak öfke kontrol yöntemleri; bilişsel, duyuşsal, iletişim, duygusal ve davranışsal boyutları içeri
  • volkan demirel'de hiç olmayan faktör..

    (bkz: türkiye çek cumhuriyeti maçı)
    (bkz: fenerbahçe galatasaray maçı)
  • sessiz kalabilme ve sebat etmeyi bilmenin ortanca kardeşi.
  • öldür allah beceremediğim, aslında becermek de istemediğim şeydir. güzeldir öfke... bence...

    ne yani, içime mi atayım?
    hasta mı olayım?
    kus rahatla...
    bence...
  • şunun kursunu falan ciddi ciddi veren bir yer bulup gitmem lazım hemen. dışı gandhi kaplı blanka gibiyim anasını satayım. uzaktan tanıyanlar yolda izde çevirip "ya sen evde falan da hep böyle sakin, huzurlu musun?" diye soruyorlar. o sırada aklıma sabah kombinin pilot alevini yakamadığım için öfkeden delirip, kızıl saçları kafasında dimdik böğürerek kombiyi pençeleyen blanka halim geliyor. sorana ağırbaşlı bir sükunetle gülümsemekle yetiniyorum.
  • bu durumda herhalde en yapılmayacak olan içine atmaktır. sen git küçücük bir sinirlenmeyi al zaman içinde onu kafanda kurarak kocaman bir öfkeye dönüştür ve bu öfke içine sığmadığı noktada karşındakine püskürt. hem kendine hem karşısındakine zarar verir bu kişi, kendinden soğutur, uzaklaştırır o püskürttüğü anlamsız öfkesiyle. atmayın içinize kardeşim, pek hayırlı bir yöntem değil işte, valla.
  • çoğu zaman gereksiz olandır. bırak gitsin, kalp mi kırıyorsun kafamı patlatıyorsun ne yapıyorsan yap... adam karşında saçma salak konuşup duruyorken kendini kasmana ne gerek var... ha içine attın, karşındakinin kalbini (aslen kafasını) kırmayayım diye birşey yapmadın, oturup konuştun anlamadı sonra olan sana oldu, içinde atıp kendi kendini yiyorsun... gir tekme tokat adama , hem sen rahatla hem o dallama akıllansın, mutlu mesut yaşayın beraber...
  • son dönem başıma bela olan bir sorun haline geldi bu, becerememem, eksikliği.. işini adam gibi yapmayan -trafik kurallarını hiçe sayan şöför, öğrenci işlerindeki aylak memur, bankada görevini adam gibi yapmayan görevli misal; kıt zekası ile sizin hakkınızda bir karara varıp bir yerden üstünüze bindirmeye-bişeyleri kakalamaya çalışan; ayrımcı, faşist, yobaz, böyle üçü beşi bir araya gelse köpekleşen her cinsten insana boyuma posuma bakmadan gayet yüksek sesle ve alenen çemkirme, küfür etme gibi bir alışkanlık halini aldı kontrolsüzlüğüm.. bence hepsi birer pislik, andaval, söylediklerim az bile.. ama sorun o değil.. şikayet mekanizmalarını doğru çalıştırabilecek, ve o her yaptıkları yanlış yüzünden canlarını işe yarayacak-en azından yeterince- sıkabilecek birisiyim aslında.. ama küfretmek ne be.. pek öyle dışarıdan-tipimden o cümlelerin benden çıkacağı da belli olmuyor; cicili bicili bişey modelim, bir şekilde.. genelde ilk dakika şaşkınlığından başıma bir maraz gelmiyorsa gelmiyor da gerçekten bir gün denyonun tekinden dayak yiyeceğim gibi.. bu sorunu çözmem gerek.. ama bence asıl sorun beş dakika sonra sakinleşip kedileşmem.. kendimden nefret ediyorum o sıralarda..

    hani yıllarca insanların öfke seansındaymışcasına bağırıp çağırmalarını, dövünmelerini, kırıp dökmelerini; ancak bunları yaptıktan sonra en başta gördükleri aksaklığın çözüme ulaşmasını artık umursamayacak kadar boşaldıklarını gözlemlemekten mutsuz oldum.. sorunların çözümünün hiçbir şekilde bu tür tükürükler, salyalar ve avazlar olmadığını; insanların bu tür "şov"larının, onları sorunların çözümüne yönelik adımlar atabilmekten uzaklaştırdığını iddia edip, insanları eleştirip durdum... ve şu an karşımdaki insana küfrettikten sonra, sinirleri alınmış dana kıyması gibi bir haleti ruhiyem oluyor.. eleştirdiğim şeye dönüştüm bir nevi.. (kapak oldu)

    öfke kontrolü kaybedildiğinde tedavi gerektirecek kadar çok çok önemli bir mefhumdur, bunu demeye çalışıyorum aslında.. özeti bu.. bir anda olmayı istediğinizi bildiğiniz ve aslında olduğunuz da insandan bambaşka bir canavara dönüşebiliyorsunuz eksikliğinde, bunu kendimde görüyorum.. benim cürmüm belki küfretmek kadar, ama aynı yitirimdeki bir başkası şiddet uygulayabilir, çok daha ciddi zararlar verebilir çevresine..

    toplanmak, bir kendine çeki düzen vermek gerek kaybında.. ne şekilde olursa olsun..
    :/
  • sağlanamadığında insanı rezil eden durumdur. oysa öfkenizi kontrol edebilseydiniz, varsayalım ki haklı bile olsanız, kabalık ve hakarete başvurduğunuz için komik duruma düşmeyecektiniz. yazık.

    (bkz: akut nezaket bozukluğu)