şükela:  tümü | bugün
  • turkiye'de insanlar sadece sinirlendigi zaman 'aa bu biseye kizdi bak, ciddiye alalim' dedigi icin haliyle saygi duyulan tek duygulardan biri "ofke" oluyor.

    sonra duygusunu gosterme ihtiyaci duyan insan "ofke" gosterdiginde de "ay bu cok ofkeli, kontrol altina alinmasi lazim" oluyor.

    bence cok yanlis anlasilmis konulardan biri bu. yukarida bir yazar ben gelmeden cok guzel anlatmis aslinda. (bkz: #117049626)

    aynen oyle; duygu durumunu bilmemenin, fark etmemenin sonucu ihtiyaclarin giderilmiyor, gideremiyorsun. bunun sonucu olarak uzuluyorsun, inciniyorsun ya da bir korku duyuyorsun. bu incinmisligi veya korkuyu saglikli sekilde tanimayi ve ifade etmeyi ogrenmedigin, ogretilmedigi zaman da ikincil duygu olan ofkeye geciyorsun.

    hele ofkelendigin zaman ihtiyaclarin giderildiyse, al sana nur topu gibi "ofke kontrolu olmayan" biri aciga cikiyor. oysa ki bu kisinin beceriksizligi degil, yanlis davranis odullendirildiginden, ofkelendiginde 'neyin var' diye sorulup, konusmasi cesaretlendirilmediginden, cocuk yasinda ona donup 'haksiz oldu tabi, incindin' diye hissettigi duygu ona soylenip, duygulari 'aynalanmadigindan' o da ofkede sikisip kaldi.

    turkiye'de kadinli erkekli bu durumda sikisip kalip, ihtiyaclari giderilmeyen ve sonra da donup kendinden nefret eden 'benim sorunum ne' diyen cok insan var. ya da ayni sekilde etrafa ofkeyle sorunlu muamelesi yapip, kendi duygularinin farkinda olmayan ve icinde giderilmemis eksiklikleri baskalarinin eksiklikleri sanan insan cok.

    duygusal anlamda olabildigine gelismemis bir ulkeyiz.

    ozetle ofke kontrolu lafini kullanip, birini 'kontrolsuz' olmakla suclamak kolay. ama o ofkenin derininde yatani gormek icin cesaret etmek, soru sormak, merhametle ve merakla yaklasmak ve cani aciyan, korkan kisiyi orada gorup, yaninda olmak esas olan erdem. 'bende ofke kontrolu var onda yok' demekle 'daha iyi insan' olunmuyor yani.

    duygularinin farkinda isen ne ala, olmayanlar icin de ses olmak lazim ki herkes birbirinden ogrenebilsin. ne bileyim, psikolojik sorunlar stigmalastirildikca ve sorun yasayan insanlar 'sorunlu bu' diye dislandikca uzuluyorum. oyle degil oysa... 'grip bu' diye insanlari disliyor muyuz? 'midesinden hasta bu' diye insanlari hasta olmakla ve kendi basarisizligi diye itekliyor muyuz? neden psikolojik konularda da ayni sekilde anlayisli ve merakli degiliz ve birbirimizi anlayip, destek olmak icin yaklasmiyoruz?

    heh, kendi korkunu bilmediginden, o korkuya yenik dusup kendini korumak istiyorsun belki 'ofkeli' gorunen birinden, onu 'sorunlu' olarak suclamak, kendi icinde ofke duyabilecegin seyleri yok saymaya yarayip, anlik bir schadenfreude yasayabilirsin ama neyse iste...

    ofkelenen birine yaklasin bence, uzaklasip onu oculestirmektense. guvenli alan yaratabilirseniz, size guvenebilirse korkmayin yaklasin. ne var o ofkenin altinda, aciga ciksin. o zaman "kontrol altina alinacak" bir "karakter" sorunu olmadigini, acikca insani bir sekilde duyulmaya, gorulmeye, anlasilmaya, onaylanmaya ihtiyaci olan kucuk bir cocugun siluetini goreceksiniz aslinda.

    he bu demek degil ki ofkesi olan insanlar, rahat rahat etrafinin iyiligini istismar etsin? hayir. anlamak, anlamak icin cabalamak ve hak edene o sefkati gostermek hepimize dusen gorev. tek basina insanlari yaftalamak kolay cunku. iyilik, bunu da gerektirir gibime geliyor iste.
  • beceremediğim bir konudur kendisi. yapan insanlara saygım sonsuz.
  • eğer sorun, yani öfkeyi tetikleyen şey, duyguları bastırmak zorunda kalmak ise sonrasında oluşacak öfkeyi durdurmak da o derece zorlaşıyor; çünkü frenleyemiyorsunuz. başka bir duyguyu bastırmak ile başlayan süreç, öfkeyi bastırmaya çalışmaya dönüşüyor kaçınılmaz olarak ve etki devam ettikçe tepki de devam ediyor tabii.

    kısaca öfke kontrolü çelik gibi bir zihin istiyor, duygunun paralize etmesine izin vermemek için sadece kendini 'tutmak' değil baya kontrolü geri almak gerekiyor. bunun için de öfkeyi belki herhangi bir temsile dönüştürmek ve vücuttan dışarda bir noktada hayal etmek iyi bir taktik olabilir (en azından ben bazen öyle yapıyorum ve işe yaradığı oluyor) bu halde öfke, ne kadar yoğun olursa olsun, sadece bir duygu durumu haline küçülüyor. evet hala zorlayıcı ama kırıcı değil (ne sizi, ne çevrenizdekileri), sonrasında alınacak tedbirler belki konuşmak, belki susmak, belki uzaklaşmak, belki yakınlaşmaktır; duruma, kişiye ve şartlara göre değişir. ama öfke kontrolünde önemli olan veya ilk şart, kimseye zarar vermemektir; ne duygusal ne fiziksel anlamda.
  • bu kontrolü bir adım ileri taşıyıp da içimdeki öfke enerjisini bomba yapımında falan kullanabilirsem tüm dünyayı yok edecek kadar zehirli bir bomba elde edebilirim. bendeki nefret ve öfkeyi bu denli kontrol edebilen, dünyaya hükmeder. bilimcilli arkadaşlarla oturur şartları konuşuruz.
  • öfkesini kontrol edemeyen, hemen parlayan biri yaşı kaç olursa olsun, zavallıdır, zayıftır, eziktir. olgunluktan oldukça uzaktır. hangi konumda olursa olsun ciddiye alınmaz.
  • zamanla karşındakinin de öfkesini kontrol edebiliyorsun. tüm öfkeler kontrol altında, ne güzel. sonra hepsi hiç ummadığınız bir yerde tümöre dönüşüyor ama.
  • buss ve perry'nin 29 soruluk saldırganlık envanteri, fiziksel saldırganlık, sözel saldırganlık, öfke ve düşmanlık üzerinden ölçüyor.

    testin bir örneği için:
  • davranış düzenleme teknikleri rutin haline getirildiğinde oldukça faydalı.
    fakat bunca yıllık mesleki deneyimimde fark ettiğim nokta, öfkenin nelerden beslendiğini görmek yaratıcılığa ve anlamlı bir yaşama da alan açıyor.
    emdr gibi olumsuz inançlarımız temelinde deneyimlediğimiz anılarla terapiler bu anlamda oldukça faydalı.

    her seferinde, bilindışında konaklayan anıların alttan alta tetiklediği davranış örüntülerinden özgürleşen yaşamlara tanıklık etmek çok keyifli.
  • öfkelendiğimiz zaman beynin mantık kısmı (cortex) devreden çıkar ve duygu kısmı (limbic) devreye girer.

    kısacası öfkeli beyin artık mantıklı düşünemez.

    normalleşme için en az 20 dakika beklenmesi gerekir.

    bu sebeple siz veya başkası öfkeliyken en az 20 dakika karar vermeyin.