şükela:  tümü | bugün
  • içinde bulunduğum insan grubu. imkanı olanın kaçırmaması gereken bir fırsat. iş hayatınızın öğleden sonraki kısmının nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile.
  • malesef ki herkesin böyle bir fırsatı yok. insanın öğle tatilinde spor yapma şansı olması büyük bir lüks. lüks diyorum çünkü öğle araları çok da verimli geçen zaman dilimleri değil. zaten sporu külfet gören, spor yapmayı sevmeyen bir toplumuz. aksam iş çıkışı spor salonuna gitsen ah şimdi evde tv izlemek vardı veya dinlenmek vardı veya arkadaşlarla buluşup laflamak vardı diye hayıflanabilirsin. ama öğle arası spora gittiğinde aklının kalabileceği, hayıflanabileceğin hiçbir şey yok.

    ben de sonunda titredim ve kendime geldim. artık bu şansı değerlendirmeye karar verdim. uzun süredir en azından haftanın üç dört günü, öğle tatillerimi spor yapıp duş alarak geçiriyorum ve müthiş bir yenilenmişlik hissiyle işe dönüyorum. hem günümden çalmıyorum hem spor yapıyorum. herkesin böyle bir şansı malesef ki yok ama öğle arasında spor yapma fırsatı varken yapmayan miskin arkadaşlarımızı popolarını kaldırmaya davet ediyorum !! lütfen öğle tatilinde duş alınır mı tarzı bahaneler üretmeyin bal gibi spor da yapılıyor duş da alınıyor.
  • spora gidebilmemin tek yolu bu. önceki denemelerimde hibe yaptığım paralar çok. şimdi öğlenleri gidiyorum.

    edit: spor salonu ofisin alt katında kıhkıh.
  • spor salonunun iş yerinin dibinde olduğunu düşünürsek bile maksimum 20 dk falan spor yapabilecektir.

    yürüyerek spor salonuna gidecek- en iyi ihtimalle 5 dk
    iş kıyafetlerini çıkarak spor kıyafetlerini giyecek - en iyi ihtimalle 10 dk
    spor yapacak- 20 dk
    duş alacak- 10 dk (saçlarını yıkayamaz- saçları terli terli dönecektir iş yerine)
    kurulanacak ve giyinecek- 10 dk
    yürüyerek iş yerine dönecek- 5 dk

    1 saat doldu.

    sonuç: 20 dk spor yapmak için spor salonuna ciddi para bayılacak, zira iş yeri kıyıda köşede kalmış bir yerde değilse spor salonu mutlaka pahalıdır.

    20 dk spor yapmak için hergün giyin, soyun, terli saçla işe dön, makyajını yenile
    hergün evden işe, işten eve spor kıyafet taşı.

    bana mantıklı gelmiyor. akşam iş yerinden çıkıp spora gitmek çok daha az işkenceli olurdu.

    hem koştura koştura değil, keyfini alarak, yavaş yavaş giyinir soyunur, istediğin kadar yapardın sporunu.

    denedim biliyorum, öğlen spora gitme göründüğü kadar mantıklı değil, üstüne üstlük 3 aydan fazla sürdürenini de görmedim.

    şimdi nisan ayı malum herkesin spor ve diyet mevsimi geldi.

    6 ay sonra görüşelim.
  • kendi deneyimimime göre 1 saat kadar spor yapılabiliyor. öğle molası 1,5 saat ve biraz da esneme şartı ve salonun iş yerine çok yakın olması şartı ile. bir de erkek olmanın ve saç-makyaj derdi olmamasının getirdiği büyük rahatlık da olmazsa olmazdır.

    ankara'da yaşayan biri için konuşursak program şöyle:

    12.00 iş yerinden çıkış

    12.05 salona varış ve giyinme

    12.10 spora başlama

    13.10 sporu sonlandırma ve duşa girme

    13.20 duştan çıkma ve giyinme

    13.30 salondan çıkma

    ve 13.35 de tekrar işyerindesin. işin özü yeterki spor yapmak isteyin, sabah-öğlen-akşam farketmez zaman elbette bulunur.

    tek problem spor sonrası mutlaka yemek yenmeli. bunu da işyerinde çalışırken evden getirdiğiniz yemeği yiyerek ya da ofise siparişle halledebilirsiniz. çalışırken yemek yiyebilek bir işiniz varsa tabii.
  • çalıştığınız iş yerinin altında, çalışanlar için hazırlanmış bir salon varsa gayet mümkün olan aktivitedir. bu şekilde, aylarca kesintisiz sporunuza gidebilirsiniz.
  • normal insandır. sporu seviyordur. mesafe yakın ise çok rahatlıkla bu eylemi gerçekleştirebilir. kimine göre manyaklık olsa bile bazı insanlar için yaşam tarzıdır bu. öğle arası ayakta dikilerek dakikalarını sigara içmeye harcayacağına git spor yap gayet mantıklı. ayrıca bu kişiler öğünlerini iş yerine götürür sağlıklı beslenir diyetini uygular.
  • en güzeli. akşamları metrobüsten farksız oluyor salon. yaptığınız spordan bişey anlamıyorsunuz. sabah veya öğlen gitmek daha iyi. ortam daha kaliteli, sıra yok, beklemek yok. eğer biraz esnetebiliyorsanız arayı öğlen bi saat sporla ardından da duşla tazelenerek çıkıyorsunuz. öğlenleri de grup dersleri veren biçok salon var, onlara katılırsınız. spinning için akşamları yer bulmak imkansızken öğle arası gayet rahatça yapabiliyorsunuz. böyle bi şans varsa değerlendirmek lazım. hem akşam da size kalır, istediğinizi yaparsınız.
  • spor ayakkabıları işyerinde bırakarak (ya da işyerine spor ayakkabı ile gelerek, artık hangisi daha kolaysa), her sabah hazirladigi spor cantasinin ebadini kucuk tutabilecek insan. duş almayınca yemek yemeye de daha çok zaman kalabiliyor ama kendini deodoranta bulaman gerekiyor.

    (bkz: işe varınca ayakkabı değiştirmek)
  • izmir'de çalışırken, öğle aralarında yaz ya da kış fark etmeksizin yan taraftaki kafeye bilardo oynamaya giderdik. bazı arkadaşlar dama, tavla ya da satranç oynarlardı. okey oynayan da vardı elbette. bunu hemen hemen 2 yıl, belki daha fazla sürdürmüşüzdür. tabii eğlencesine oynadığımızdan pek geliştiremedim kendimi bilardo konusunda, lakin o da spor mu spor neticede. ıstakayı tutmayı biliyorum en azından.

    okey ve tavla oynamaya henüz spor demiyorlar; ama dama ve satranç da bu gruba dahil edilmeli diye düşünüyorum.