şükela:  tümü | bugün
  • cogu insanin disardan yemek almayi karsilayacak maddi gucu olmadigindan, nyc'de gayet normal olan davranis.
  • (bkz: sefer tasi)
  • iyidir güzeldir de sınıfta döneri bitip senin yemeğine göz diken insanlar olunca çekilmezdir. ucundan kopar lafı bu kadar mı hayır denilemeyecek bir laftır, vermesen direkt adama küfür etmişsin gibi muamele göreceksin, sanki kan ihtiyaci olan hastaya sırtını dönmüşsün gibi, kardeşim yemişsin dönerini daha ne ucundan kopar diyorsun bir yudum versene diyormuyum ben sana. lise günlerim geldi aklıma dellendim bu adamların yüzünden sınıfa iki ekmek arası getirirdim bir tanesini oratalığa atıp diğerini kendim yerdim. ama yine de güzeldi dellenmek felan yoktu gayet eğlenirdim sözüm geri
    (bkz: 4-l)
  • bir amerikan gelenegi. zengin, fakir, mudur, calisan farketmeden ogle yemeklerini insanlarin buyuk cogunlugu evden getirir. mikrodalgada isitir ve yer.
  • millet ne der lan diye iç sesimde yıllarca çekişip, karar verip daha da hiç uygulayamadığım eylem. umarım yakında savaşımı kazanırım, sağlık önemli aga getir evinden miis gibi
  • yurtdisina yerlestigimden beri uyguladigim, uygulamak zorunda kaldigim eylem. burda insanlar %90 evden getirip yiyiyor. en ufak bir bekci klubesinde bile mikrodalga firinlar var. hatta evden getiremeseniz bile supermarketlerin mikrodalga icin urettikleri hazir yemekler var ve gayet lezzetli oluyor. artik haftasonlari yemek pisirip kucuk paketler halinde dondurucuya atiyorum. her gun cikarken bi paket aliyorum kafama gore.

    bizim ulkemizde de kezbanlik (o da nedemekse) kiroluk belirtisi olarak gorulur.
  • bunu yapıp yemek yenebilecek bir yerde yemeğini edebinle yiyenlere sonsuz saygım var. yalnız işyerimde evden getirdiği bilumum bol sarımsaklı yemekleri 30 kişilik açık ofiste yiyenlere ettiğim küfürün haddi hesabı yok.

    ya hu hiç mi medeniyet görmediniz, hiç mi soktuğum kafanız basmıyor "acaba bu sarımsak kokusu kimseyi rahatsız eder mi?" diye. sizin ben olmayan saygınızı sikeyim, şen kardeşler aile lokantasına çevirdiniz lan milyar dolarlık şirketi. sonra kezban diyince kızıyorlar bu amına koduğum kezbanlarına.
  • bütçe dostu olmasının yanı sıra oldukça sağlıklı olan eylemdir.

    öğle yemeğini evden götürmeye karar verdikten sonra kırılma noktasını 'dolapta çantaya atmalık neler var' sorunsalı oluşturuyor.

    (bkz: refika'nın mutfağı) kanalında paylaşılan öğrenci evi tarifleri başta olmak üzere sebze salataları, termosta götürülen çorbalar ve zeytinyağlılar benim favorilerim.
  • gayet mantıklı olan hareket.

    elin amerikalısı yılda kaç bin dolar kazanıyor ama yine evinden, kendi elleriyle yaptığı sandviçini getiriyor ve yiyiyor. günün sonunda sağlıklı beslenen kişi oluyor.

    biz getirince varoş, durumu olmayan, ezik adam oluyoruz.(bizlerin deyimiyle) kendimizin zar zor kazandığı parayla dışardan yemek yemeyi tercih ediyoruz. günün sonunda milletçe göbekli ve fakir kişiler oluyoruz.