şükela:  tümü | bugün
  • 2010 eylülünden beri bir yurt, iki ev değiştirilmiştir. girilen her yere "bu son olsun" diye heveslenilmişse de üçüncü sınfta nefes, üçüncü evde alınmıştır. maddi manevi zorluklar atlatılmış, odalar seçilmiş, ev "ev" olmuştur.
    iki erkek bir kız öğrenciden oluşan bu evde (2 turizm-seyahatçi, bir makina mühendisi) herkes alkol kullanmaktadır ancak sadece biri sigara içmektedir. makina mühendisi olacak olan. bu arkadaş eve yerleşildiği gün bir teklifle diğerlerinin yanına gelir. pencere kenarı hariç evde sigara içilmeyecek. evet, içlerinde tek sigara kullanıcısıdır bu kuralı koyan.
    tabi ki diğer ikisi buna çok sevinmiş, arkadaşlarını olgun davranışından dolayı tebrik etmişlerdir.
    odası balkona açılan tek oda olan bu sigara kullanıcısı arkadaş balkonundan pek haz etmemiş olacak, sigara içmek için mutfağı mesken bellemiştir. her sigarasının ardından su içen ve günün her anında atıştırmayı seven bu adam sigara içecekse muhakkak mutfağa gider olmuştur. tabi ki bu kural eve gelenlere de uygulatılmaktadır.
    "beni aranıza alırsanız mutfağa kimseyi sokmam" teklifiyle aklımızı başımızdan alan bayan ev arkadaşımız sözünü ilk günden itibaren yerine getirerek bizleri mutlu etmiş; eve alışveriş yapılan ilk günü karnıyarık-pilav ile, ilk hafta sonunu da börek-kısır-çay ile taçlandırmış, yavaş yavaş bir halk kahramanı olma yolunda ilerlemektedir. ondan feyiz alan makinacı arada meşhur böreğinden yapıp parmakları yalatmakta, keyfi yerinde olduğunda kahvaltı ritüelini kimseye bırakmamakta kararlı olan ve her gün bir-iki kez ev ahalisine türk kahvesi yapan bu turizmci suser ise varlığını unutturmamaktadır. kısacası mutfakta herkesin borusu ötmektedir ama tabi ki bu şirin hikayemizde bir küçük sıkıntı baş göstermektedir.
    tüp biter.
    bir ay olmadan tüp biter.
    hiç hesapta olmayan bu atraksiyon sonrasında "öyle her allahın günü üç beş çeşit yemek yaparsak işimiz var", "ama şimdi allah var yapıp yiyoruz, biter aabi", "her gün sınıfı buraya toplarsak olacağı budur", "ben kettle alalım demiştim abi çaya kahveye yaktığımızdan gidiyo böyle hayvan gibi" gibisinden sesler yükselmektedir.
    tabi ki takip eden aylarda öyle ilk zamanlarda olduğu gibi aşçılık maharetleri sergilenip harikalar yaratılmamıştır. öğrenci evinde olması gerektiği kadar yemek yapma politikası uygulanmış ancak tüp yine kısacık süre zarfında bitmiştir.
    artık maddi açıdan çok can sıkmaya başlayan bu olaya bir çözüm bulunması gerekmektedir.
    tüp siparişi verilir.
    tüpçüye dert anlatılır.
    tüpçü "bir bakalım" der.
    ve sonra o tüpün üzerindeki kocaman çatlağı, gaz kaçıran yeri gösterir.

    -abi inan bu evde sadece burda sigara içiliyor, nasıl patlamadık lan biz?
    +valla yeğenim, sizi allah korumuş.

    anlaşılacağı üzere mutfak penceresi, ocağın karşısındadır ancak pencerenin tavana yakın ve sol tarafta kalan yerinde, içeri taş atılmış da öyle oluşmuş gibi gözüken bir kırık mevcuttur.
    tahminimizce patlamayı engelleyen şey, oydu.

    tüpün ağzına takılan parça değiştirildi, tüpçü tarafından uzunca kontrol edildi.
    iskenderun'daki üçüncü evimizde hala sadece o lanet mutfağın pencere kenarında sigara içiliyor.
  • günlerdir hacetini gideremeyen arkadaşın günlerin acısını bizim evde çıkarması, akabinde diğer bir arkadaşın gırgırına aç ulan kapıyı, tıkama tuvaleti esprileri eşliğinde kapıya dayanması, kapı kilidinin bozuk olduğunun istemeden farkedilmesi, yaklaşık 5 kişinin tam kapının karşısında yarı çıplak klozette oturan arkadaşla göz göze gelmesi, cıvık bir arkadaşın kapının yanında zor günler için bulundurulan dolu damacanayı kucaklaması ve klozette çaresiz hareket edemeyen elemanın üstüne ileri geri hareketlerle su atması, damacana boşalana kadar yaklaşık 5 dakika bunu kahkahalarla izlememiz ve garibanın kıçı yıkamadan kalkamayacağı için koyun gibi yarı çıplak kıvranması buna bir örnektir.
  • ev sahibesi de aynı apartmanda oturmaktadır. annenin öğrenci evine ziyarete geldiği bir gün, ev sahibi teyze nezaketen akşam çayına davet eder. hem kirayı elden vermek hem de davete icabet etmek için gidilir. klişe muhabbet evresinin ardından bir müddet pandayavrusu'nu süzen ev sahibesi bombayı patlatır;

    - aaa ellere bak?!
    - neden?
    - ellerin zayıf, bileklerin ince, parmakların ince. ben böyle şişman eli görmedim. ayrıca onca şeyden iki lokma zar zor yedin. seninkisi de ne biçim bi şişmanlıkmış öyle ben anlamadım.
    - ... *
  • dersi asmiş cod oynuyorum. aksam olmuş karanlikla karisik loş bir ortam düşünün. oyunun da en heyecanli yeri rus tanklarini patlatıcaz. derken kapinin orada bir hareket farkettim. oda ne ? kamuflaj giymis bir rus faresi ! fare de degil bildigin splinter usta, hayvan baya baya evrim gecirmiş, kapinin eşiğinden beni gözetliyor. noluyor lan dememe kalmadi hayvan kaşla göz arasinda mutfağa atti kendini. hemen mutfagin kapisini kilitledim. ev arkadaslarimla birlikte aksam afet masasi toplandi, ve farenin ölùm fermani imzalandi. fare artik infaz edilmeliydi. 3 kişi sopalarla döner bıçaklariyla hayvana daldik. ve mutant misafirimizi etkisiz hale getirdik. saka degil fareyi ölçtük hayvan 30 cm cikti lan !
  • bulaşık yıkamak.
  • kışın zor durumda kalınca ısınmak için salon kapısını yakmak.

    (bkz: paralel kiracı)
  • bohr henuz tasinmadan ev arkadasi sevgilisine uzerinde ":)" olan kurabiyeler yapmistir. bohr eve geldiginde buzdolabinda bir tanesini bulur.
    10 ay sonra bohr evden ayrilirken kurabiye hala oradadir.
  • eve fare girer. fareyi yakalamak yerine herkes kendi odasinda yasamaya karar verir. odalarin kapilarinin altina carsaf sikistirilir ki fare odalara girmesin.
    gunler sonra birinin sevgilisi tuzak almayi akil eder. fare yakalanir.
  • bizim evde recep diye biri kaldiydi bi hafta. hala kim oldugunu bilmiyoruz. reco bak eger okuyorsan cik ortaya. hepimiz digerimizin kuzeni sandiydik seni. amacin neydi. neden bizim evde kaldin. neden bir sey demeden cektin gittin ve bir daha gelmedin? kimsin olm sen? olayin neydi amk. sorunlar var, cevaplaman gereken sorular var
  • çarşafta çocuk sallamak zorunda kalmak.

    not: "işin gücün yok muydu, manyak mıydın karşim?" dediğinizi duyar gibiyim. peki yardım isteğini reddettiğim ev arkadaşımın "öfff be senden de bir şey isteyende kabahat! ne var yani şu şirin yeğenimle biraz ilgilensen, bencilsin, duygusuzsun, ineksin, asosyalsin bla bla..." çemkirişini, aylar sürecek tribini ne yapacaktım, çuvalda mı sallayacaktım? yoksa yeni ev mi bakacaktım?