şükela:  tümü | bugün
  • 2004'ten sonra alınanların alayı fetocudur.

    2006daki sınavda 150 sorudan 140 net yapmıştım, 95 puan alabilmiştim. türkiye 1993.sü idim. ösym ataması ile tercih yaptım. zar zor emniyette hizmetli olabildim. fulleyen türkiye 5.si ve 13.sü inönü üniversitesi öğrenci işlerinde işe başladı.

    10 sene sonra gene kpssye girdim, 120 sorudan 83 net ile 88 puan aldım; türkiye 13 binincisi oldum. 90 net yapan ilk 7 bindeydi.

    oysa 2006daki sınavda 390 küsür kişi matematiği bile fullemişken (öss'de en düşük net sayısı bunda çıkar; 40 sorudan 2.5 net ortalaması olan bir ders) 2016daki kpss sınavda doğru düzgün net çıkaran olmadı.

    inanmayan istatistiklere bakabilir.

    insanlar mı 10 senede gerizekalılaştı yoksa zamanında bu fetoşcu orospu evladı şerefsiz piç münafıklar soruları mı dağıtıyordu zamanında?

    allah belanızı versin, 11 küsür yıldır anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. inandığınız allah'ın kurduğu mahkemede hakkımı sizlerden sike sike söke söke alacağım.
  • hayalimdeki iş
  • üniversiteler için konuşursak,
    adı öğrenci işleri olmasına rağmen ne öğrencilerin işlerine yardım etmeyen kişilerden oluşan birim.. niye yardım etmiyorsun diye sorarsanız da, benim bir sürü işim var derler.. lan amına koduğum, senin işin zaten öğrenciler, işimiz düştüğünde yardım etmeyeceksen orada ne işin var sikik..?
    gerçi bu birimlerin öğrenci işleri için oluşturulmadığını, tamamen memur istihdam etmek için oluşturulduğunu düşünüyorum.. bir çoğu angarya işler yaparlar..
    mezun olurken, mezuniyet işlerim bittikten sonra, rektörün yurtdışında olması üzerine diplomamı alamamış, bunun yerine de geçici mezuniyet belgesi almak istemiştim.. mezuniyet belgesinin de bölüm başkanı tarafından imzalanması ve damgalanması gerekiyordu.. ama o sırada mesai saati bitimine yakın bir saatte olduğu için bölüm başkanımız kısa süre önce okuldan ayrılmıştı ve bu malum öğrenci işleri memuru ertesi gün uğramamı, kendisinin kağıdı imzalatacağını ve ben geldiğimde alıp gideceğimi söyledi.. adamın sözüne güvendik mecbur..
    sonraki gün uğradığımda kendisinin unuttuğunu söyledi ve bu da yetmezmiş gibi yapacağı birşey olmadığını, sonraki gün gelip kendimin bizzat gidip imzalatmamı söyledi.. bana imzalatacağını söylediğini sürekli hatırlatmama rağmen bundan sorumlu olmadığını bir sürü işi olduğunu söyledi.. şehir dışında okuduğumu (gerçekten şehir dışında okudum, ikna etmek için söylemedim) bir gün daha bekleyemeyeceğimi, kendilerinin bana kargoyla bari göndermesini istedim, onu bile kabul etmedi şerefsiz..
    sen misin bunu söyleyen.. çıktım öğrenci işleri şube başkanlığına adamın yaptıklarını, verdiği sözü tutmadığını, beni nasıl mağdur ettiğini bir bir anlattım.. hadi sözünü tutmadı bari imzalatıp kargoyla gönderin dedim.. başkan adamı aradı, ondan da olayı dinledi, sonra da "imzalatıp kargoyla gönderin" dedi.. sonrasında geri adamın yanına indim belgeleri verdim, bana sırıtarak ulan naptın ettin bana gönderttiriyon dedi.. dedim "kurye çağır kendin gitmene gerek yok dedim.." vaktim yoktu, istediğimi de aldım, yoksa öğrenci işlerinin kelime anlamı üzerine tartışırdım o adamla ya..
    sonraki hafta sike sike gönderdi..
    demem o ki, ezdirmeyin kendinizi bunlara.. mağdur olduğunuzda hakkınızı arayın..
  • bu memurluğa intisap edebilmek için bir takım liyakate de sahip olmak elzemdir. bunlardan bazıları ise;
    1. telefonları asla açmamak,
    2. hiç bir zaman gülmemek ve hatta tebessüm dahi etmemek,
    3. çalışılan odada/büroda bulunan masanın birinde daima yiyecek bulundurmak, bunu diğer memur arkadaşlarla mesainin en yoğun zamanında paylaşmak,
    4. öğrenciye her daim "cahil" muamelesi yapmak,
    5. yapılacak her işin büyük külfet gerektirdiğini öğrenciye hatırlatmak,
    6. öğrenciye asla siz diye hitap etmemek,
    7. işi olan öğrencinin asla sizinle değil başka bir birimle işini halletmesi gerektiğini bildirmek,
    8. sabahın erken saatlerinde verilse dahi her türlü resmi evrakı mesai bitimine kadar masada kesinlikle dokunmadan bekletmek,
    9. memuriyet görevinin "zorla ve sevabına" yapıldığının öğrenci tarafından da bilinmesini sağlamak,
    10. mesai bitimine yarım saat kala tüm hazırlıkları tamamlayarak tam vaktinde (dakika, saniye ve salise bazında) odadan/bürodan ayrılmak.