şükela:  tümü | bugün
  • nisan yagmuru yagdiginda basini denizden disari cikarip suya kavusmak isteyen baliklar gibidir.mezun olma istegiyle yanan insanlar grubudur.oysa baliktan ders almak gerekir,balik zaten denizin icinde,keske degerini bilse.
  • sinirsiz ozgurlugun son demlerini yasayan millettir. isyeri sahiplerinin gozunde az parayla kazanilacak dinanizmi temsil eder. marka ayakkabi giyerken yumurtayi en ucuza almak isteyen, yeni mekanlar gormeyi cok isterken, surekli takildiklari cafeden de vazgecemeyen tiplerden olusur. dunyayi kurtarmak isterler, kendilerini kurtarmak ancak okul bitince akillarina gelir.

    (bkz: bitmese bitmese bu ask oyunu)
    (bkz: gelmese ah gelmese hayatin sonu)
  • hem çok parası vardır hem de hiç yoktur.
  • bedava,beleş,promosyon kelimelerine beş duyu organlarıyla beraber duyarlıdırlar.

    (bkz: öğrenciyiz be abi)
  • %80'lik bir kısmı final haftasına girmek üzeredir.
  • tarihin pek çok devrinde özgürlüklerini elde etmek için çarpışsalar da, ebevyn imparatorluğu'nun çoğu zaman isyanlarını kansız bir biçimde bastırdığı tembel kavim.
  • koyun kaç bacaklıdır sorusuna 3 dese 100 puanlık sınavdan 75 isteyen. gidiş yoluna verseymişmiş. üç bacakla nereye gidiyosun?
  • hangi öğretmene ya da hocaya nasıl davranılması gerektiğini ölçüp biçen, ona göre taktik geliştiren oldukça uyanık bir millettir.
    bu durum, ilköğretimde, lisede veya üniversitede hiç değişmez. öğrenciler, gevşek bir öğretmen/hoca gördüler mi hemen şımarırlar.
    o yüzden, çoğu öğretmen ipi elinden kaçırdı mı bir daha yakalayamaz. ince bir ayar vardır orada çünkü. o ayarı iyi hesaplamalı...
  • tır. çok net!
  • içerisinde bulunduğum 4 yıl boyunca iğrendiğim, tiksindiğim, içlerinde bulunduğum için lanet okuduklarımdır.

    gece çıkmalarından geri kalmazlar, yer içer gezerler, konserdir, festivaldir kaçırmazlar. ondan sonra da param yok, param bitti diye ağlaşırlar. sınav zamanı notları fotokopi çektirecek para bulamazlar. kitap gibi materyallere ise hiç bulaşmazlar.

    sürekli gittikleri yerde 'abi öğrenciyiz yap bi kıyak, bak paramız yok diye ağladıklarından' herhangi bir şey almaya/yapmaya gittiğinizde öğrenci olduğunuzu duyduklarında sizi siklemezler. sikleyenleri ise acır, iyi madem sana şu fiyata olsun der. ve siz orada daha önceki yavşak meslektaşlarınız yüzünden ezilirsiniz.

    vize, özellikle de final zamanı kapanırlar iki hafta boyunca ve tüm dünyayla iletişimi keserler. bu süre boyunca dünyayı kurtaracakları deney üzerinde çalışıyor sanırsın pzevenkleri. hepi topu vereceği bir finaldir. haftalarca, aylarca derslere girmez, kitap yüzü açmaz vize, final zamanı ders çalışıyorum, başımı kaşımaya zamanım yok diyerek, sakal traşı bile olmaz.

    bu vize, final sırasında sınavda çıkacaklarını düşündükleri herhangi bir şeyi noktasına, virgülüne kadar ezberlerler. yararlı faydalı bir makaleye, bilgiye sınavda çıkmaz diyerekten dokunmazlar bile. hocanın önceki sınavlarda sormuş olduğu soruları gömü gibi araştırırlar. mezunlarla, üst sınıftakilerle sınav zamanı dirsek teması kurup, sınavdan sonra selam bile vermezler. hoca, sınav sorularını sakladım arayın bulun dese, saatlerce, günlerce kazma kürek ararlar. halbuki arama işine sarf ettikleri gayreti sınava çalışmaya harcasalar çok daha iyisini yapacaklarını fark etmezler.

    vize ve finalden puan getireceklerini bilseler, babalarını bile satarlar. iki puan yüksek gelsin diye kopya çekebilmek için her türlü rezilliği yaparlar. sınavlarını bitirmiş olmalarına rağmen, sınav sonuna kadar dururlar ki gözetmenlerin bir anlık dalgınlıklarından üç beş kelime kapayım. halbuki aslında o ana kadar yaptıkları geçer not almaya yeter de artar bile. derdi daha yüksek almaktır. yüksek lisans, akademik kariyer için değil, olsun işte transkript yüksek olsundur.

    sınavdan bekledikleri notu alamadıklarında soluğu hocanın odasında alırlar. hocam 'ben şurda şunu yazmıştım, neden puanımı kırdınız' diye bu kez de puan dilenirler. bir şekilde hocalarıyla aralarını iyi tutmaya kalkarlar ki yarın bugün bir iki nota ihtiyacı olduğundan hocasından rica edebilsin.

    öğrenciyle yüz göz olan, ne idüğü belirsiz, hangi halta yaradığı bilinmeyen asistanlarla kanka olurlar, bira ısmarlarlar ki sınav kağıdını okurlarken isimlerini görünce cömert davransınlar. asistan odasından çıkmazlar, sınıftaki dedikoduları, kim hangi asistana, hangi hocaya ne demiş, kim kiminle konuşmuyormuş gibi sınıfın tüm gündemini kendilerine aktarırlar. göstermelik kitap alışverişiyle de arayı daima sıcak tutarlar.

    eğer ki bir de çan eğrisi varsa üniversitenizde, aynı çorbaya kaşık attığı arkadaşlarını bile not ayağına satarlar. 'ders çalışmadım, zaten çalışacak ne var ki, aman kaç gelirse gelsin valla' şeklinde umursuz tavır takınmalarına rağmen için için kuruntu yaparlar.

    tüm bu keşmekeş bitip, bi dahaki vize ve finallere kadar üzerlerindeki yük kalkıp, kafaları rahat olduğundan yeme, içme, sıçma faaliyetlerine kaldıkları yerden devam ederler.