şükela:  tümü | bugün
  • kutlu 6 yaşındadır, s ve z harflerini söyleyememektedir ve bu harfleri d ve t olarak telaffuz etmektedir. ders esnasında birden dehanbaz a döner
    kutlu: götüm çok acıyo
    dehanbaz:pardon!! anlayamadım!?
    kutlu iki elinin işaret parmağı ile gözlerini göstererek ve sırıtarak "götüme bak götümeee götüm çok acıyoo diyolum".
    dehanbaz:!? haa tamam biraz dinlenelim o zaman!?
  • çiçeği burnunda 1 haftalık ingilizce kursunda çalışan bir öğretmen olarak benim de yaşadığım , komik değil ilginç gerçi *

    baştan belirtmek gerekirse emirhan ve ömerhan ikizler , işbu entry ikizlerin ne kadar da algıda seçici olduğu yönünde .

    emirhan : örrtmenim siz kaç yaşındasınız ?

    e.g : 20 yaşındayım.

    emirhan : hadi ya ben sizi 16 yaşında gibi duruyorsunuz örtmenim .

    e.g ( asdfgh bu iyi bir şey mi yoksa kötü mü acep :s )

    ömerhan : aaa ben sizi 24 yaşında sanmıştımm..

    e.g ( bu kötü iştee bu kötü kesin. )
  • resim öğretmenliği mezunuyum. sene 2009 güzel sanatlar lisesinde staja başladım.
    natürmort çizdiriyorum. "hocam meyveler uzak kaldı elimize alıp çizip yanımızdakine versek?" dediler. "peki" dedim. göremediklerini idda ettiler. ama bi yerden sonra meyve değil kabukları dolaşmaya başladı etrafta. gittim buldum kaynağını. çocuğa soruyorum

    -oğlum neden yiyorsun bunları? arkadaşların çizmedi henüz
    -e bu da sanat!! bunu çizsinler bakalım
  • bugün 8. sınıf erkek bi öğrencim okula minik bi akvaryumda balık getirmiş bi proje kapsamında.

    -(ben) oo ne güzel balıklar, isimleri ne bunların ?

    -(piç öğrencim) hocam şu johny diğeri de sins.

    - ehi ne güzel isimlermiş diye eki eki diye kaçtım ortamdan çaktırmadan.

    tamam pek bi komik diyalog olmadı ama orda kahkayı bassam benim açımsan pek hoş olmazdı ahahha

    (bkz: johnny sins)
  • bu benim sahit oldugum bir diyalog. 4. sinif bir tip ogrencisi, kendi universitesine gelip amerika'da uzmanlik egitimi hakkinda bir konferans vermekte olan harvard'da klinik ve arastirma fellow'u bir doktora sunu sordu:

    - biz internette bloglara, forumlara yazdigimiz yazilar da makale yerine gecer mi? bloglara tipla ilgili seyler yazsak resmi makale sayilir mi, cv'mizde gosterebilir miyiz?

    sen 4. sinif tip ogrencisisin ya.. sordugu adam da harvard'da doktor.. adamin agzi acik kalmisti... tabi bizim de...
  • 10. sınıf;
    tahtada ders anlatıyorum,arkada sürekli bir gülme ve acayip gürültü var.sınava iki gün kalmış konuyu yetiştirme çabası bir taraftan.
    -oğlum ne bu gürültü?neden dersi dinlemiyorsunuz?
    -görkem !bayağı eğleniyorsun,bize de söyle biz de gülelim(bu klişeye düştüm ve gülmemek için zor tuttum kendimi)
    -hocaaaamm!vallaaaa size gülmüyoruz,eren'nin dedesi hurma getirmiş hacıdan bize dağıtıyordu ,sizin payınızı da ayırdık merak etmeyin.
    -görkem,ahmet,eren devam edin oğlum hurma yemeğe,bıldır yediğin hurmalar...
    -hahaha !eeee hocaaammm,noluuuur devamını da getirin.
    -devamını iki gün sonra sınavda alırsınız.ben de o esnada bana ayırdığınız hurmaları yerim.
  • hiçbir zaman altta kalmamanız gereken diyaloglardır.
  • bugün kendi kendime güldüğüm diyalog. dantel yakalı bir gömlek ve kırmızı çerçeveli gözlüğümle görünce beni

    öğrenci: hocam ingiliz öğretmenlere benzemişsiniz, dedi.
    ben: because i'm an english teacher, dedim.
    öğrenci boş boş bakınca da "i played on words" dedim ama nafile. ay lav "bigaynırs" :p.
  • ben: ezberliyceksiniz arkadaşlar, başka yolu yok.
    write-wrote-written
    ride-rode-ridden
    .
    .

    öğrenci (metin): meet- met- meten
  • ö1: öğretmenim, ben bu kekleri sınıfta arkadaşlarıma dağıtabilir miyim?
    ben: tabi ki de muzaffer ama neden dağıtıyorsun oğlum, hayırdır?
    ö1: osman'ın dedesi ölmüş o yüzden.
    ö2: hayır öğretmenim, benim dedem ölmedi.
    ö1: ölmüş öğretmenim, bunları babam verdi bana dağıtayım diye.
    ben: osman deden hasta mıydı?
    ö2: değildi öğretmenim.
    ö1: değildi öğretmenim ama ölmüş.
    ö2: ölmedi!
    ö1: öldü.
    ö2: ölmedi!
    ben: of tamam yeter, muzaffer hadi dağıt kekleri.

    sonradan anlaşıldı ki ö1'e babası kekleri kandil diye verip hayır dağıtmak istemiş. ö1 yani muzaffer her nedense kafasından böyle bir şey uydurmuş.