şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kaçak elektrik kullanmak.
  • geceleri yatılı okulun yemekhanesinden yiyecek aşırmak.

    zevk olsun diye bardak, kaşık, tuzluk filan çalanlar da yok değildi.
  • alışveriş sonrası market arabasını çaktırmadan* eve kadar getirmek, evin önüne park edip geri götürmemek.
  • bütün master öğrencilerinin ortak kullanım alanı olan common room'daki kurabiye, şeker ve çay kutularını yarıya indirmek suretiyle, aylık çay ve kurabiye (ki bilen bilir uykusuz final gecelerinin en iyi dostudur bu ikili) ihtiyacını karşılamanın da içine girebileceği eylemler grubu.
  • fikir hırsızlığı...
  • bilgisayar sınıfından siyah perdeleri çalmak. eve sinema odası yapmıstık, gündüz vakti bile zifiri karanlıktı oda. kendi odama da diğer eşini asmıştım, gündüz bile harika uykusu vardı odamın.

    başka bir vakit halı saha kenarından belediyenin bankını çalmıştık, mutfaktaki masa da sandalye yoktu, 4 kişi kapasiteli bankımız oldu sonrasında.

    son hırsızlık adese marketten alışveriş arabası araklamak. sebze pazarına gittiğimizde çok işimize yarardı, evde tuvaletin yanında otopark bile yapmıştık kendisine.
  • bilgi hırsızlığı bunların başında gelir.
    (bkz: kopya)
  • lise hayatım boyunca gördüğüm güzel kalem ve silgileri çalmışımdır, mutluyum.
  • staj hükmündedir. okumak her şey değil zira. büyük yerlere gelmek için en önemli şeyin bilincindedir bu stajı yapanlar.

    orospuluk bi yerde.
  • bunu hayat amacı haline getiren insanlar da vardır.
    bir arkadaşım var evde 3 kişi kalıyorlardı. evlerine ilk girdiğimde resmen şok olmuştum. adamların hayattan tek beklentileri yeni bir yer açılsa da oradan bir şeyler yürütsek idi.
    adamların evinde abartmıyorum 100lerce çalıntı mal vardı. aklınıza ne gelirse ya da gelmezse*
    seçiciydiler bir de. sanki anı toplarmış ya da koleksiyon yaparmış gibi çalışırlardı. aynı şeyi 2 defa çalmazlardı ve eğer daha önce bir şey çaldıkları yer varsa bir daha oraya gitmezlerdi. sebebi de utanma ya da yakalanma korkusu değil oradan bir şey çalınmayacak olmasıydı.
    evde onlarca bardak, tabak, tuzluk, biberlik,peçetelik, polar vardı ki bunlar diğer şeylerin yanında çok masum kalıyordu.

    örneğin adamların salonunda bank vardı. üstelik belediye bunu çalarlar diye düşünmüş ayaklarına beton döküp sağlamlamış. ama bu hayvanlar nasıl becerdilerse onu yerinden sökmeyi başarmışlar. hatta bir ayağında hala bir beton parçası duruyordu. işin daha garibi bu adamlar asansörü olmayan bir binanın 5. katında oturuyordu. o demir bank ı nasıl üşenmeden 5 kat çıkardılar aklım almıyor.

    salondaki masa çok büyük bir yuvarlak trafik levhası idi. ayak uydurmuşlar 4 tane masa olarak onu kullanıyordu resmen adamlar. yuvarlak masa şövalyesi gibi takılıyordu fanteziciler. bunun yanında sepha olarak kullandıkları 3-4 tane daha ufak tabela vardı. evin duvarlarında ve kapılarda asılı 10 civarı daha tabela vardı. bunun yanında bir amaç uyduramadıkları bir kenarda duran sokak levhaları vardı bolca.

    bu hayvanlar ayrıca bir markette part time olarak çalışıyorlardı. buradan götürdükleri ile ise 2 aile doyardı.
    örneğin bir akşam yine bunlarda ders çalışıyoruz. arkadaşın birinin canı pastırmalı fasulye çekti. hemen işte olan adama mesaj attılar çıkarken pastırma al diye. adam bir geldi pastırmanın yarısını getirmiş, üzerindeki etiketi gösteriyor 60gr pastırma diye. 60gr pastırma etiketi yapıştırmış 3 kilo pastırmaya.

    ramazanda şirket insanlık yapmış bu hayvanlara erzak paketi vermişti, bunlar da erzak kutularını boşaltıp içine istediklerini doldurmuşlardı. erzak paketi içinden kutu kutu prezervatif, pilli diş fırçası, traş makinası gibi saçma sapan şey vardı