şükela:  tümü | bugün
19278 entry daha
  • 5 x 5 x 5 kuralını uyguladığınızda üzülmek yerine size kalan zamanda ufkunuzu artırabilirsiniz.

    nedir bu kural?

    sizi üzen veya kısaca hakkında kötü hissettiğiniz/kafanıza takılan herhangi bir durum karşısında kendinize şu 3 soruyu sorun:

    *5 gün sonra bu benim için değer arz edecek mi?

    *5 ay sonra bu benim için değer arz edecek mi?

    *5 yıl sonra bu benim için değer arz edecek mi?

    eğer bu 3 sorudan en az ikisine hayır diyorsanız bu konu hakkında vakit kaybetmeye devam etmeyin. hayata kaldığınız yerden devam edin.

    eğer en az ikisine hayır diyemiyorsanız, benzer soruları farklı konular için sorun ve onlara harcadığınız vakti kendinize hayır diyemediğiniz sorunu çözmek için ayırın.

    hayat başarısızlıklarınıza üzülmek için fazla kısa. o yüzden üzülmek için vaktiniz yok, yalnızca başarmak için var.
  • eğer bunları yapıyorsanız vaktinizi çok boşa harcıyorsunuz:

    1. düzenli olarak ve planlı şekilde mastürbasyon yapıyorsanız,
    2.sosyal medya hesaplarınızı her 5 dakikada bir kontrol ediyorsanız. whatsapp, instagram vs.
    3.bir şeyleri başarmak yerine, başarmayı planlıyorsanız ve harekete asla geçmiyorsanız
    4.sabahları 6dan sonra kalkıyorsanız, (evet, başarısız insanların çoğu 6'dan sonra kalkıyor.)
    5.gün içinde hiçbir şey okumuyorsanız.
    6.spor yapmıyorsanız.(spor yapacak vatki bulamıyorsanız, muhtemelen çöpe attığınız vakitleri kontrol etmeniz lazım)
    7.sağlıksız besleniyorsanız ve kontrolsüz para harcıyorsanız,
    8.düzenli olarak porno izliyorsanız, (enerjisiz,mutsuz ve ilgisiz yaşıyorsunuz)
    9.tembelliğinizden kahvaltıyı es geçiyorsanız,
    10.fırsatları yeterince hazırlıklı olmadığınız için tepiyorsanız,
    11. sorumluluk alacak modda hiçbir zaman değilseniz,
    12. bir işi yaparken başka işleri planlıyorsanız

    çok fazla vakit kaybediyorsunuz.

    (kaynak: https://www.quora.com/…g-your-life/answers/49792480 buradan çevirdim.)
  • arabaların şanzımanındaki dişli sisteminin aslında tahteravalliden bildiğimiz kaldıraç sisteminin sadece değişik bir tasarımı olduğunu öğrenmek.

    motorun bağlı olduğu kısa dişli küçük çark, uzun dişli büyük bir çarkı döndürdüğünde, aynı küçük bir çocuğun tahteravallinin uzun bölümüne oturduğunda bir adamı bile kaldırabilmesi gibi bir kuvvet uyguluyor.

    aslında arabanın motorunun gücü tek başına arabayı kaldırmaya bile yetmez, kalkış yapmak için kaldıraç yöntemi gerekli.

    yani şanzıman (ve diğer tüm dişli sistemleri, tahteravallinin tasarım değişikliği aslında)

    ben dişli sisteminin ve şanzımanların falan böyle olduğunu bilmiyordum.

    vay amk yaş 40 olmuş yeni jeton düşüyor.

    bana bunu ilkokulda böyle izah etselerdi keşke.
  • ben bugün sci-fi filmlerde gördüğümüz o ölümcül virüsün yanlışlıkla enfekte olduğu (genelde zombi filmlerinde) zavallı bilimadamlarının arkadaşları tarafından "do it, do it! kill me!" nidalarıyla izleyiciyi dramdan drama sürükleyen o sahnelerin zamanında gerçek olduğunu, bilim için nice yiğitlerin gözünü kırpmadan canını verdiğini gördüm. (öleceksem bilim adına öleyim zaten, toprak uğruna ölmeyi kim şanlı bir davaya dönüştürdüyse insanlık tarihinde onun ben mk)

    "... ın the late nineteenth century, louis pasteur's laboratory assistants made sure to always have a loaded gun on hand. their boss, who was already famous for his revolutionary work on food safety, had turned his attention to rabies. since the infectious agent—later identified as a virus—was too small to be isolated at the time, the only way to study the disease was to keep a steady of supply of infected animals in the basement of the parisian lab. as part of their research, pasteur and his assistants routinely pinned down rabid dogs and collected vials of their foamy saliva. the risk of losing control of these animals loomed large, but the bullets in the revolver weren't intended for the dogs. rather, if one of the assistants was bitten, his colleagues were under orders to shoot him in the head."

    çevirecek olursak deniyor ki sevgili okur;
    on dokuzuncu yüzyılın sonlarında, louis pasteur'un laboratuvar asistanları yanlarında her zaman dolu bir silah bulundurmaya özen göstermişlerdir. zaten gıda güvenliği konusundaki devrim niteliğindeki çalışmalarıyla meşhur olan pasteur, dikkatini bir süre sonra kuduz hastalığına çevirmiştir. daha sonra virüs olarak tanımlanan enfeksiyöz ajan, o zaman izole edilemeyecek kadar küçüktür. hastalığın incelenmesinin tek yolu, paristeki laboratuvarının bodrumunda, enfekte hayvanların düzenli bir şekilde beslenmesini sağlamaktır. araştırmalarının bir parçası olarak, pasteur ve yardımcıları düzenli olarak kuduz köpekleri tutup köpüklü tükürüklerini küçük şişelerde toplamaktadırlar. bu hayvanların kontrolünü kaybetme riski büyüktür, ancak tabancadaki kurşunlar köpekler için tasarlanmamıştır. aksine, asistanlardan birinin ısırılması halinde, meslektaşları onu kafasından vurmak üzere emir almışlardır.**
  • daha önce yazıldı mı bilmiyorum ama geçen günlerde asal sayılar üzerine düşünürken, asal sayılardan herhangi ikisini toplayarak 3. bir asal sayı elde edemiyorsunuz. örneğin 3+5= 8 gibi. tabi 2 hariç. bu ne işimize yarayacak bro? dediğinizi duyuyorum. aklıma ilk olarak bozuk paraların otomatlarda toplanması geldi mesela, büyük ihtimal kullanılıyordur zaten. karma bir sepetin içine atılan topların üzerindeki sayıları ayarlayıp olasılık hesaplarında hileli sonuç almak mesela. yani durup dururken neden böyle bir şey düşündüm bilmiyorum. ufkum iki karına çıkmadı ama olsun. sonuçta elimizde “ufku azıcık olsun artıran minik bilgiler” tarzı bir başlık yok.
  • atatürk havalimanında personel yemekhanesinde ucuza yemek yemek
4 entry daha