şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
32456 entry daha
  • zeigarnik etkisi,
    adını kendisini bulan rus psikolog bluma zeigarnik’ten alan zeigarnik etkisi;

    1920’li yıllarda, aralarında kurt lewin(1890-1947) ve bluma zeigarnik’in(1901-1988) de bulunduğu bir grup, berlin üniversitesi’nin restoranında yemek yemek üzere toplanır.

    siparişleri alan garsonun herhangi bir kayıt tutmadığı fakat hiçbir siparişi unutmadığını fark eden lewin, bu durumun nedenini garsona sorduğunda: “siparişleri aklıma yazıyorum, yemekleri müşterilere vermeyi tamamladıktan sonra aklımdakileri siliyorum.” yanıtını alır.

    bunun üzerine çeşitli çalışma ve deneyler yapan zeigarnik, bulgularını “bitmiş ve bitmemiş görevler” de yayınladı.

    bitirilmemiş işlerin zihni meşgul ve rahatsız ettiği, zihnin bu meşguliyet ve rahatsızlıktan kurtulmak için işin bitirilmesini beklediği sonucuna ulaştı.

    yani bilinçaltı tüm bu süreç boyunca, bilince işi bitirmesi gerektiğini fısıldayıp duruyordu.

    zeigarnik’in yaptığı deneylerden çok sonraki zamanlarda kenneth mcgraw bir yapboz deneyi hazırlar. katılımcılara zor bir yapbozu tamamlamaları karşılığında ödül vereceğini söyler ve bir süre sonra yapbozu tamamlamamalarına rağmen araştırmanın sona erdiğini söyleyerek ödüllerini verir.

    yine de katılımcıların çoğunun yerinde kalarak yapbozu tamamlamaya devam ettiği görülür. deneyin esas ölçmek istediği de budur zaten.

    zeigarnik etkisi
    zeigarnik etkisi bize temelde şunu gösterir:
    “tamamlanmamış yaşantıları tamamlayarak algılama eğiliminin yanı sıra insanlar, tamamlanmamış yaşantılarını tamamlanmış olanlardan daha iyi ve daha uzun süre hatırlama eğilimindedirler.”

    yani, yapmamız gereken bir şeyi yapmayı bıraktığımızda ya da ara verdiğimizde bilincimizin ve bilinçaltımızın olanı bütüne tamamlama mekanizması bizi bu görevi tamamlamaya zorlayacaktır. böylelikle zihin, tamamlanmamış döngüleri tamamlamaya yönelik çalışacaktır.

    • dizilerin en heyecanlı yerde kesilmesi ve bir sonraki bölümü merakla beklememiz,

    • fragmanını izlediğimiz bir filmi, sadece broşürünü gördüğümüz bir filme kıyasla daha çok tercih etmemiz,

    • yarım bıraktığımız bir kitabı, bitirdiğimiz kitaba kıyasla daha iyi hatırlıyor olmamız,

    • tam anlamıyla sonlandırmadığımız ilişkilerimizin aklımızı meşgul etmeyi bırakmaması,

    • zor bir soruyla uğraşmayı bir süreliğine bıraktığımızda aklımızın hâlâ ona çözüm arayışı içinde olması ve çoğunlukla bıraktığımız andan sonra çözümün bulunması,

    • sınav sonrasında boş bıraktığımız soruları, yaptıklarımıza kıyasla daha net hatırlamamız,

    • okullarda ve bireysel çalışmalarda teneffüs ve molaların verimi artırıyor olması,

    • “yakında…” “devamı gelecek…” gibi ifadelerin “son!” ifadesinden daha çok dikkat çekmesi,

    • haberlerde, magazinde merakla beklenen haberin tanıtımını en başta verip o haberin en sona konması, bunu yapacaklarını tahmin etmemize rağmen onu izlemek için tüm haberleri sonuna kadar izlememiz

    gibi durumlar zeigarnik etkisinin günlük hayatta karşımıza çıkan en bilindik sonuçlarıdır.

    annemizin “o tabak bitecek!” diye sitem eden sesi kulağımızda dursun, yapmakta zorlandığımız şeylere biraz ara verip tekrar dönelim.

    aslında bu cümlenin doğrusu, “zihnimiz orada oyalanmaya devam ederken biz şöyle bir bakıp geleceğiz!”

    kaynakça:

    pegem akademi yay./öğrenme psikolojisi 2015

    psychologist world/the zeigarnik effect explained
  • ikinci dünya savaşında yok edilen uçak sayısı, bugün dünyada var olan uçak sayısından fazladır.
  • 9 mayıs 1987 pol havayolları 5055 sefer sayılı uçağının kaza yapması...

    9 mayıs 1987 cumartesi sabahı varşova'dan yola çıkan ılyushin ıl-62 sovyet modeli uçak, new york'a gidecekti. fakat yaklaşık 18 bin ft'te sol kanattaki motorlardan birisi arıza yapıyor. diğer motorların türbini itiş gücü ve güvenli iniş sağlayabilecekken uçak irtifa kaybediyor ve diğer motor 1,000 °c sıcaklığa ulaşıyor. bu yüzden türbinin içindeki dönen disk olağanüstü bir hıza ulaşıyor ve uçağın mekanik dişlilerinden bağımsız olarak yanmaya başlıyor.

    mürettebat sıkıntıyı fark ediyor tabii fakat kule ile konuşmalarında da neden olduğunu anlayamadıklarını söylüyorlar. ana motorların ikisi yandığı ve kullanılamaz hale geldiği için, yalnızca elevator (kanatlardaki uçuş aksını ayarlama perdesi) sistemini kullanabiliyorlar. bu aralıkta pilot acil inişe geçmek için 13 bin ft'e iniyor. en yakın hava alanı gdansk'a inmek için rotayı ayarlıyor. ama işler umdukları gibi gitmiyor. o gün uçağın aldığı yük miktarı 167 ton (yolcular ve bagaj ağırlığı). uçağın herhangi bir iniş yapması için maksimum 107 ton olması gerekiyor. yani uçak acil iniş yapabilse bile piste çakılacağı için bu fikirden vazgeçiyorlar ve onun yerine alternatif olarak okecie'ye inmeyi kararlaştırıyorlar. uçağın elektronik aksamı ve kontrol paneli sürekli hata vermeye başlıyor ve yakıt pompalama mekanizması olabilecek en kötü senaryoyu beraberinde getiriyor. 4 ve 6 numaralı bagaj kabinlerine yakıt sıçrıyor ve aşağısı yanmaya başlıyor. buradaki alev çemberi de, kazanın son anlarında yukarıya yani yolcuların oturduğu yere kadar geliyor.

    en son okecie'ye inmekten de vazgeçiyorlar. daha güvenli ve 'hafif iniş' yapabilecekleri, yolcu tahliyesini kolaylaştıracağını düşündükleri modlin askeri havaalanına inmeyi kararlaştırıyorlar. fakat iddiaya göre oradaki yetkililer söz konusu uçağın bir yolcu uçağı olduğunu ve bunun güvenli bir iniş olmayacağını söyleyerek, iniş için gerekli izni vermiyorlar. tabii bu denilenler kanıtlanmamış iddialardan birisi olarak görülüyor. motorların yanması, elektronik panelin kullanılamaz hale gelmesi ve kokpitte yangın çıkması bu talihsiz hava taşıtının kabaty ormanlarına düşmesine sebep oluyor. kulenin son talimatından 4 dakika geçmeden mürettebattan elveda mesajı geliyor: "iyi geceler görüşmek üzere, hoşçakalın biz ölüyoruz".

    172 yolcu ve 11 mürettebat olmak üzere toplam 183 kişiden kurtulan olmuyor.

    kazadan sonra 62 bedenin kimliği tespit edilemiyor. neredeyse hiçbir kişisel eşya, yazılı metin bulunamıyor. yalnızca, halina domeracka isimli bir yolcunun, kazadan önce üzerine veda notu olarak "tanrım, şimdi ne olacak!" yazdığı incili, pasaportu, aile fotoğrafları ve okuma gözlüğü bulunuyor. yolcuların hayatını kaybettiği ormanlık bölge ise yangın çıktığı ve araştırmalar sürdüğü için kapatılıyor. şimdi ise yolcuların anısına isimlerinin yazdığı bir alan haline getirilmiş durumda.

    görsel
  • dikkat edecek olursanız antik yunan heykellerinin penisleri genelde ufak ve sarkıktır. bunun nedeni ise antik roma'daki felsefe anlayışına göre penisin aptallık, uçkura düşkünlük ve çirkinlik gibi üç özelliği temsil etmesiydi.

    zaten eski yunan'da cazip olan özellikler zeka, saygı ve entelektüellikti. sanat uzmanı andrew lear'a göre, bir erkeğin gücü, çocuğuna bakabilme ve soyunun devamlılığını sağlama gibi sorumlulukları penisten değil, akıldan geliyordu.

    peki büyük penisli heykeller yok muydu? vardı, ancak onlar aptallığı ve tembelliği sembolize ediyordu. mitolojiye göre bu canlılar yarı insan, yarı hayvandı ve iradeden tamamen yoksunlardı. çünkü, “büyük penisler kaba ve kültürel normlardan uzak, zevk düşkünü barbarlara ait bir şey olarak görülüyordu.” hatta bu nedenle soytarılar ya da düşmanlar büyük penislerle resmedilmişti. örnek 1 örnek 2

    kaynakta paylaşacağım yazıya göre tarihçi paul chrystal da bu antik ideale ilişkin araştırmalar yapmış. 'in bed with ancient greeks' adlı kitabında, “küçük penis, yunanlılar’ın ideal erkek güzelliğiyle uyumluydu.” demiş. “yüksek kültürün bir göstergesi ve medeniyetin en mükemmel örneğiydi.”

    kaynak 1: https://www.learnreligions.com/…d-fertility-2561994
    kaynak 2: https://gaiadergi.com/…erdeki-penisler-neden-kucuk/
  • mutlak suretle kaynak paylaşılması gereken bilgilerdir.
  • her ne kadar arap kültürüne uzak olsam da, kına gecelerinin oynak mezdeke parçası boshret kheir’in aslında mısır seçim şarkısı olması.

    zaten sözlerini çevirince kafamdaki göbek atıp oynayan kız figürleri bir anda uçtu gitti :

    bu kolay bir mesele sen bunu yapabilirsin,
    dünyaya sesini duyuracaksın,
    daha iyisi için ant iç,
    çoktandır suskunsun.

    mısır ne kazandı sessizliğinden,
    sesini küçümseme,
    yarın kendi şartlarını yazacaksın,
    bu iyi bir haber.

    çağır saidileri,
    port said’den yeğenlerini,
    iskenderiye gençlerini,
    çünkü bu erkeklerin buluşmasıdır.

    ve ben de geleceğim sevhecli, kinalı, sinalılarla,
    en iyilerin en iyisi mahallelilerle,
    ve de güzel nubiyalılarla,
    süveyş insanını söylemeye gerek yok,
    şimdi herkes bir bütün,
    ve düşmanı süren ismailiye halkı,
    şarkiyelilerden bahset bana,
    birlikte daha güçlüyüz,
    birlikte daha güçlüyüz,
    umudumuz büyük.
  • manchester united'in ve futbol tarihinin efsane menajeri alex ferguson, united'in başında geçirdiği ilk 6 sezonda lig şampiyonluğu kazanamamış; ilk 3 sezonu ise kupasız geçirmiştir.

    ilk lig şampiyonluğundan sonraki 21 sezonda ise 13'ü lig şampiyonluğu olmak üzere toplamda 33 kupa kazanarak futbol tarihinin en çok kupa kaldıran menajeri olmuştur.
  • uzay yolu dizisinde kaptan kirk’i seslendiren oytun şanal’ın dallas dizisindeki jr’ıda seslendirmesi.
    mr spock’ı seslendiren erol amaç’ın ayrıca turist ömer uzay yolunda adlı filmde mr spock’ı canlandırması.
    turist ömer uzay yolunda’nın dünyada ilk çekilen uzay yolu filmi olması, uzay yolu filmini ti’ye alan çok komik bir film olması ve tabi ki telif hakkı ödenmemiş olması!
  • hiç bedevî usulü kahve içtiniz mi?
    diyeceksiniz ki;
    bedevî usulü kahve de nedir?
    bedevî usulü kahve:
    ürdün vadi rum'da yaşayan bedevilere ait olan bir kahve usulüdür.
    fakat bu usuldeki kahveye hatay'da rastlamak ise türkiye'nin ne kadar farklı medeniyetlerin ve kültürlerin beşiği olduğunun en büyük göstergesidir.

    bu usuldeki kahve nasıl hazırlanır? nasıl pişirilir? nasıl servis edilir? hataylılar kahveyi neden çay bardağında içerler?
    daha fazlasını öğrenmek ve okumak isteyenler için:

    (bkz: hataylıların türk kahvesini çay bardağında içmesi/@bu alemi bilmeyen imparator olamaz)
  • kaplumbağaların yol hikayeleri tavşanlarınkinden çoktur.
2 entry daha