şükela:  tümü | bugün
18347 entry daha
  • zamanında bir deney yapılır. japon bıldırcın kuşları için bir düzenek hazırlanır.

    düzeneğe göre kimi zaman aydınlık ortam sağlanır, kimi zaman karanlık. her iki koşulda japon bıldırcın kuşlarının cinsel içerikli davranışları sayılır. bakılır ki karanlık ortamda kuşların cinsel içerikli davranış sayıları, aydınlık ortama göre daha azdır. nedir bu karanlıkla cinsellik arasındaki ilişki diye dert edinir araştırmacılar. bir sürü test, analiz derken sonuca ulaşırlar, karanlık, kuşlardaki testosteron hormonu seviyesinde düşüşe sebep olmaktadır. bu durum, doğal olarak cinsel içerikli davranış sayısının azalmasına yol açıyordur.

    araştırmacılar, burada durmaz. testosteron hormonuyla ilgili insanlar üzerinde de testler yapılır. evet, insanlardaki etki, kuşlardaki gibidir. o zaman derler, insanların biyolojiye tamamen aykırıyken karanlık ortamda sevişmeyi sevmelerinin sebebi tamamen öğrenilmiş bir durumdur. peki testosteron ve diğer biyolojik belirleyicilere göre erkekler için en iyi sevişme vakti ne zamandır? tekrar incelerler, kafa yorarlar, buldukları en ideal zamanın sabah saatleri olduğunu ilan ederler.

    araştırmaya dahil ettikleri bazı erkeklerin testosteron seviyesindeki değişimler dikkatlerinden kaçmaz. buldukları şudur, evli erkeklerin eşleri hamile kaldığında doğum sonrası lohusalık dönemi bitinceye kadar testosteron seviyeleri oldukça azalmaktadır. yani biyoloji erkeğe şöyle demektedir, 'bak karın hamile, senin cinsel isteklerini yerine getirmekte zorlanabilir, hem çocuğun da olacak, sen bunlara motive ol'. tabi anlayana. *

    çok eskilerde tasavvuf kültüründe yer alan, kişilerin karanlık bir ortama girip, aylarca orada kalıp 'çile' adını verdikleri ritüelle nefislerini terbiye ettiklerini belki duymuşsunuzdur. bu 'çile' ile kişiler az yer, az uyurmuş. dünya nimetlerinden kendilerini arındırırlarmış. aslında bilmeden, cinsel yönden, sürekli karanlıkta durarak testosteron hormonu seviyelerini düşürüp, cinsel istek ve davranışlarının da azalmasına sebep olmuşlar. ne diyelim, darısı zamanın tasavvuf insanıyım diyerek her türlü sapıklıkla adını duyuranların başına.

    kaynak : bu araştırmanın bizzat içerisinde yer alan bir hocamın deney sonuçları üzerine verdiği bilgilerden toparlanmıştır. deney, hocamın akademik çalışmalar için gittiği amerika birleşik devletlerinde bir üniversite'de yapılmıştır.
  • eski türklerde anneye “ög” denilmesi ve öksüz kelimesinin bu sebeple 'annesiz' manasına gelmesi.
  • atatürk döneminde istanbul’a kostantinapol denilmesin diye pop şarkı yaptırılıp tüm dünyaya dinlettirildiğini biliyor muydunuz?

    osmanlı döneminde istanbul’a kostantinapolis denilmeye devam ediliyordu. batıdan gelen mektup/evrakların üzerinde kostantinapol yazılıyor, resmî yazışmalarda bu isim kullanılıyordu.
    cumhuriyet yönetimi şehir adı istanbul yazılmayan mektup /evrakları avrupa’ya geri iade ettirdi. bu durum batı’yı rahatsız etti ama cumhuriyet yönetimi geri adım atmadı. şehrin adının istanbul olarak belletilmesi için abd’de dönemin ünlü bir grubuna pop müzik türü bir şarkı bile yaptırıldı:
    "istanbul not costantinapol"
    yani "istanbul kostantinapol değildir"
    1930'larda yapılan bu şarkı (daha sonra versiyonları da çıktı) dünyaya bütün dillerde duyuruldu.
    (6 ekim 1922 : istanbul'un kurtuluşu hatırasına)

    işte o şarkı
  • h&m, waikiki, zara vb. gibi mağazaların girişi geniş ve kapısız şekilde yapılır ki alıcıya "ben herkese hitap ediyorum" mesajı verilir.

    prada, d&g, hermes vb. markaların mağaza kapıları ise ağırdır, zor açılır ve kapalı tutulur ki sadece belli zümre beklenir.
  • özgül ağırlık ile ağırlığın aynı şey olduğunu düşünenlerin yazdığı başlık.
    bu fikre göre denizaltılar boşken sudan hafif dolu iken sudan daha ağır oluyorlarmış. ama suyun miktarı önemli değil sanırım. bu su bir damla mı yoksa denizin tamamını oluşturan su mu ifade etmeye gerek yok.

    halbuki birim hacime düşen ağırlık özgül ağırlık olarak adlandırılır. denizaltının birim hacmine düşen ağırlığı belli bir miktar suyun birim hacime düşen ağırlığından daha fazla olduğunda batar, az olduğunda yüzer.

    bilim aslında bunu söylüyor. ilginç gelecek hem de arşimedden beri.
  • youtube linkinin başına ss yazinca videoyu indiriyor.
    evet 1 yıl oldu fark edeli.
  • insanları genelleyin lan. bir de okuduklarınızı ve duyduklarınızı değil, yaşadıklarınızı baz alın.
  • yaklaşık 3 yıl sonunda ekşisözlük adlı oluşuma kabul olduğunu maillerini kontrol ederken öğrenmek. kesinlikle ufkum 2.1 katına çıktı. *
4 entry daha