şükela:  tümü | bugün
22386 entry daha
  • timothy snyder'ın tiranlık üzerine isimli kitabında bulunan 18. öğüt kısmında anlatılanlar ufkunuzu iki katına mı çıkartır yoksa size ibret mi olur bilemiyorum. ancak bunu paylaşmayı çok istiyorum.

    kitap ve yazar hakkında kısa bir bilgi vereyim. snyder yale üniversitesi'nde tarih profesörü. çalışmalarını yoğunlaştırdığı alan doğu avrupa'nın politik tarihi. tiranlıklar üzerine isimli kitabında ise 20. yüzyıldaki tiranlıklardan yola çıkarak 21. yüzyılın potansiyel tiranlıklarıyla mücadele etmeye yönelik öğütler veriyor.

    kitaptaki 18. öğüt şu : hayal bile edilemeyen gerçekleştiğinde sakinliğinizi koruyun.

    bu öğüte ilişkin başlıkta snyder önce hitler'den örnek veriyor :

    27 şubat 1933 günü, akşam saat dokuz sıralarında, alman parlamento binası reichstag alev alev yanmaya başladı. o gece, berlin'deki bu yangını kim çıkartmış olabilirdi? bunu bilmiyoruz ama aslında çok da önemli sayılmaz. önemli olan, bu olağanüstü terör eyleminin acil durum ve olağanüstü hal politikalarını başlatmış olması. o geceki alevleri büyük bir memnuniyetle seyreden hitler, şöyle demişti : "bu yangın sadece bir başlangıç." yangını naziler çıkartmış olsalar da olmasalar da hitler bunu siyasi bir fırsata çevirmeyi bilmişti; "artık kimseye merhamet etmek yok. yolumuza kim çıkarsa çıksın ezip geçeceğiz." ertesi gün çıkartılan bir kararname ile alman vatandaşlarının bütün temel hakları askıya alınırken polis tarafından alıkonularak tutuklanmalarına izin verilmişti. hitler'in, bu yangının almanya'nın düşmanları tarafından çıkartılmış olduğuna yönelik güçlü iddiaları sayesinde de naziler, 5 mart'taki parlamento seçimlerinden büyük bir zaferle çıktılar. bunun üzerine polislerle paramiliterler, sol kanattaki siyasi partilerin üyelerini bir bir toplayarak birtakım derme çatma toplama kamplarına tıktılar. 23 mart'ta parlamentodan çıkan bir kararla da hitler'e kararname çıkartma yetkisi verildi.

    daha sonra snyder, günümüz otoriterlerinden putin'e, yani çağdaş bir tirana ilişkin değerlendirme yapmaya başlıyor. şöyle diyor snyder : "günümüz otoriteleri de birer terör yöneticisidir, fakat neyse ki artık biraz daha yaratıcı olabiliyorlar. örneğin, başkanın(trump'ı kastediyor) hayranlık duyduğu şu rus yönetimine bakalım. vladimir putin, yalnızca tıpatıp reichstag yangınına benzeyen bir olayla başa geçmekle kalmamış, rusya'daki toplam gücün önündeki engelleri kaldırmak ve demokratik komşularına saldırmak için - gerçek, tartışmalı ve sahte- bir dizi terör olayını da kendi lehine kullanmıştır. putin ağustos 1999'da, başarısız bir başkan olan boris yeltsin tarafından başbakanlığına getirildiğinde, hakkında hükümsüz bir onayla atanmış olduğundan başka bir şey bilinmiyordu. ancak bir sonraki ay, rus devletinin gizli polis teşkilatı aleni bir şekilde rus şehirlerindeki binaları bombalamaya başladı. polis memurları, aleyhlerinde kanıt üreten mesai arkadaşları tarafından tutuklandı; hatta başka bir olayda da rus parlamentosu, bir patlamayı daha meydana gelmeden birkaç gün öncesinden duyurdu. her şeye rağmen putin, rusya'nın çeçenistan bölgesindeki müslüman halktan intikam almak için onlara savaş ilan etti ve buradaki sözde failleri takip ederek onları kendi inlerine gömmeye söz verdi."

    peki tüm bu anlattıklarımızın 18. öğüt ile alakası ne ? bence snyder bunun cevabını bölümün sonunda vermeye çalışıyor : "tiranların reichstag yangınından çıkardıkları ders, bir anlık şokun ebedi bir teslimiyet sağladığıdır. bizim bundan çıkartacağımız ders ise kendi korkularımız ya da kayıplarımız yüzünden kurumlarımızı heba etmememiz gerektiğidir."

    güzel kitap...
  • dünyadaki tavuk sayısının insan sayısından fazla olması.
    benim anlamadığım şey; nerede bu tavuklar?
  • konumuz ceviz;
    ve neden abd'den gelen cevize ek vergi konulduğuna ilişkin bazı verileri paylaşmaktır.
    cevizi neden bu kadar yoğun kullanıyoruz diye sorarsanız, bisküvi ve şekerleme endüstrimiz çok ciddi miktarda ceviz kullanıyor ve ceviz kuruyemiş olarak da ülkemizde ciddi miktarda tüketilmektedir.
    neden ithal ediyoruz sorusunun cevabı basit, aslında bizde ceviz dikme atağı 2008 yılında başladı, fakat ceviz ağacı 15 yılda verime durmaktadır. bu nedenle ithalatı kesecek kadar ceviz ağacımız olmasına rağmen, ağaçlar tam verime durmadığı için yeterliliği sağlayamıyoruz.
    ithalatın bir diğer önemli sebebi ise bizim cevizlerimiz yağ ve protein açısından oldukça zengindir, dolayısıyla büskivi ve şekerleme üreticisi daga düşük fiyattan elde edebileceği ve maliyetini düşürebileceği cevizleri ithal etmektedir.

    aşağıda bazı veriler paylaştım.

    --- spoiler ---

    2016 yılı rakamlarına göre; çin %43’lük payı ile dünya’daki en büyük ceviz üreticisidir. çin’i; iran (%12), amerika birleşik devletleri (abd) (%10) ve türkiye (%7) izlemektedir. ülkemiz dünya ceviz ekili alanları bakımından 4. sırada yer almaktadır.

    çin dünya ceviz üretiminin yaklaşık yarısını gerçekleştirmektedir. abd’nin üretimdeki payı %15, iran’ınki %10, türkiye’ninki ise %6’dır. ülkemiz ceviz üretim miktarı bakımından da dünyada 4. sırada gelmektedir.

    abd dünya kabuklu ceviz ihracatının yarısını gerçekleştirmektedir.

    dünya kabuklu ceviz ihracatında lider olan abd’nin en önemli pazarı türkiye’dir. abd, yıllara göre değişmekle birlikte toplam kabuklu ceviz ithalatının değer olarak %15 – 30’unu türkiye almaktadır.

    abd’den sonra ikinci sırada gelen en ihracatçı ülke olan şili’nin de en önemli pazarı türkiye’dir. şili, geçtiğimiz son 5 yıl içerisinde kabuklu ceviz ihracatının değer olarak %45 – 70’ini türkiye ile gerçekleştirmiştir.

    ülkemizde 2017 yılı itibariyle 920 bin dekar alan üzerinde yaklaşık 17 milyon ceviz ağacı bulunmaktadır. bu ağaçların %53’ü meyve veren, %47’si ise meyve vermeyen ağaçlardan oluşmaktadır. 2017 yılı üretim miktarı 210 bin tondur. ülkemizde geçen son 14 yıl içerisinde ceviz ağaçlarının sayısı 2 kat artmıştır.
    --- spoiler ---