şükela:  tümü | bugün
16755 entry daha
  • yürüme tarzı kişilikle ilgili ne anlatıyor?
    insanların yürüme şeklinden kişiliğini okuyabilir miyiz? bu tür inançların çoğu yanlış olsa da yürüyüşümüz saklamaya çalıştığımız şeyi ele veriyor olabilir?
    birinin kovboy filmlerinin ünlü aktörü john wayne gibi yürüdüğünü görsek onun sert bir adam olduğu sanısına kapılabiliriz. yani o insanı tanımasak da yürüyüşüne bakarak kişiliği hakkında sonuçlara varırız ister istemez.
    psikologların uzun yıllar incelediği veriler, gerçekten de yürüyüş tarzından ortak yargılara vardığımızı gösteriyor. peki bu yargılar gerçeği ne kadar yansıtıyor?
    yürüyüş ve kişilik konusunda yapılan araştırmalara bakalım. 1935’de alman psikolog werner wolff beş erkek ve üç kadınla bir deney yapmış, tulum giyerek katıldıkları bir halka fırlatma etkinliğinde onların haberi olmadan video görüntülerini çekmişti. daha sonra video montajlanarak kişilerin tanınması engellenmiş ve görüntüler izletilerek o insanların kişilikleri hakkında yorum yapmaları istenmişti.katılımcıların izledikleri kişilerin yürüyüşüne bakarak onların kişilikleri hakkında ortak yorumlar yaptıkları görüldü. örneğin deneklerden biri hakkında şunlar söylenmişti: “gösterişli, ama temeli yok”, “ne pahasına olursa olsun dikkat çekmek isteyen biri”, “hava atmak ve hayranlık uyandırmak isteyen biri”, “aslında özgüvenli değil, ama dışarıya tersini yansıtmak istiyor”, “sıkıcı, silik, güvensiz”.
    katılımcıların yürüyüşe bakarak bu kadar benzer sonuçlara varması şaşırtıcıydı. ancak bu deneye katılanlar birbirini tanıdığı için yürüyüşten başka ipuçlarını da esas alıyor olabilirdi. bu nedenle sorunluydu.
    modern deneyler daha güvenilir. dijital teknoloji insan yürüyüşünü siyah zemin üzerinde hareket eden ışıklı noktalara dönüştürüp diğer özelliklerin tümüyle göz ardı edilmesini sağlayabiliyor.
    amerikalı psikologlar, 1980’lerde bu yöntemi kullanarak yaptıkları deneylerde elde ettikleri verilerden hareketle yürüyüşleri iki genel kategoriye ayırdılar. 1) daha çok gençlere özgü ritimli, kalçalardan sallanan, kolların daha belirgin sallandığı ve daha sık adım atılarak yürüme, 2) daha az esnek ve yavaş, biraz daha öne doğru eğilerek yürümek. ancak bu sınıflama yaşa göre değil aslında. genç biri yaşlı gibi yürüyebileceği gibi tersi de oluyor. ayrıca gençler gibi yürüyenlerin daha mutlu ve güçlü olduğu farz ediliyor.
    bu tür araştırmalar insanların yürüyüşe bakarak kişilikle ilgili sonuç çıkarmasının yaygın olduğunu gösteriyor, ama varılan sonuçların doğruluğuna dair bir şey ifade etmiyor.bu amaçla birkaç yıl önce yapılan ingiltere-isviçre ortak çalışmasında insanların kendileriyle ilgili değerlendirmeler ile başkalarının kendi yürüyüşlerinin ekrandaki dijital yansımasına bakarak yaptığı değerlendirmeler karşılaştırıldı.
    burada da biraz daha farklı iki tür yürüme tarzından söz ediliyordu: 1) yayılan ve gevşek yürüme tarzı: bu tarz maceracılık, dışa dönüklük, güvenilirlik ve sıcaklık gibi kişilik özelliklerine özgüydü. 2) yavaş ve rahat tarz: duygusal istikrara işaret eden yürüyüş.
    ancak gözlemcilerin değerlendirmesinin yanlış olduğu görüldü. bu iki yürüme tarzı bu özellikleri yansıtmıyordu; en azından yürüyenlerin kendi değerlendirmeleri esas alındığında.
    bütün bu araştırmalar gösteriyor ki insanların yürüyüşlerini de yüzleri, giyimleri, aksanları gibi kişilik özelliklerine dair ipuçlarından biri olarak görüyoruz. yüzlere ilişkin değerlendirmelerimiz oldukça doğru sonuçlar verse de aynı şey yürüyüş konusunda söylenemez, en azından çoğu için.ama yürüyüş konusunda insanların hassas noktalarına dair varılan yargılarda daha fazla doğruluk payı olduğu görülüyor.
    örneğin, eski araştırmalarda elde edilen sonuçlar, kollarını daha az sallayan ve yavaş yürüyen insanların daha korunmaya muhtaç olduğunu gösteriyordu. 2006’da japonya’da yapılan bir araştırmada erkeklere, görüntüleri ekrana noktalı ışıklar halinde yansıtılan kız öğrencilerden hangilerine uygunsuz bir şekilde konuşmaya ya da dokunmaya yeltenecekleri sorulmuştu.
    bu öğrencilerin sadece yürüyüşüne bakarak yaptıkları kişilik değerlendirmelerine göre korunmaya muhtaç, içe kapanık ve duygusal dengesizlik gösterdiğine inandıkları kişilere bu şekilde yönelmeyi seçtikleri ortaya çıktı.
    cezaevlerinde psikopat özellikleri taşıyan mahkûmların da insanların yürüyüşüne bakarak hangilerinin daha önce saldırıya uğramış olduklarını kestirme konusunda başarılı olduklarını gösteriyordu. örneğin seri katil ted bundy de “kurbanını sokaktaki yürüyüşüne göre seçtiğini” söylüyordu. bu araştırmalar ayrıca yürüyüş tarzını değiştirerek farklı bir izlenim bırakmanın mümkün olup olmadığı sorusunu da gündeme getiriyor. bazıları daha özgüvenli bir kişilik mesajı vermek için hızlı ve kolları daha belirgin sallayacak şekilde yürümenin öğrenilebileceğine inanıyor. kadınların kendilerini güvende hissetmediği yerlerde içgüdüsel olarak bu şekilde yürümeyi seçtiği belirtiliyor.
    ancak psikologlar bu yürüme tarzlarının öğretilebileceğinden emin değil. bu nedenle farklı bir izlenim yaratmak için kendini fazla zorlamanın da yanlış anlamalara yol açabileceği belirtiliyor.
    kaynak
  • belki fark etmişsinizdir taksilerde 8.70 uygulaması başladığından bu yana kimi taksi hiç talep etmeyip 6-7 lira ne yazıyorsa onu alırken kimisiyse "artık 8.70 yalnız" diye hemen yapıştırıp 30 kuruşu verecekmiş gibi artistlik yapıyor. uygulama yeni başladığında her sabah taksi kullandığımdan ve gereksiz merakımdan taksicinin birine uygulamanın başladığını kendisinin neden benden böyle bi şey talep etmediğini sordum. taksici 100 yıllık yarası deşilmiş gibi başladı anlatmaya.

    bunu yapmaları için öncelikle taksimetre ayarı yaptırmaları gerekiyor. yani diyelim 7 lira tuttu "ödeme" butonuna basınca 8.70'i göstermesi gerekiyor. bu ayar her taksi için 400 lira civarı tutuyor ve bunu yapan yandaş bir şirket (rakamları tamamen atıyorum) ihaleyi 2 milyon liraya almış diyelim toplam taksilerden 7 milyon lira para kazanmış. bu sorduğum taksici abi de kendi çapında direniş gösteriyormuş. banane diyor o 400 lirayı onlara yedireceğime vatandaşa hibe ederim hem gönül kırmamış olurum.

    anlayacağınız devlet taksicileri ve kısa mesafede alınmayan yolcuları düşünür taklidi yapıp yine zengine kepçeyle vermiş. şaşırdık mı, hayır.

    p.s: ayarı yaptırmadığı halde yani ekranda o miktarı göstermeden sizden talep eden taksicilere vermekle yükümlü değilsiniz. hem 400 liradan kaçmış hem sizi yemeye çalışıyor. önce ayarınızı yaptırın hadi iyi akşamlar diyip inin mavi ekran versinler.
  • cahil bir halkın nasıl kolayca kandırılabileceğini anlatan şu sosyal deney.

    1983 yılında durand express adlı bir gazete 1 nisan sayısında yaptığı bir haberde şehrin su şebekesinde dihidrojen monoksit bulunduğunu ve bunun solunması halinde ölümcül olabileceğini ve şiddetli bir kabarcıklanmaya yol açabileceğini aktarıyor. daha sonra 1990 yılında kaliforniya üniversitesinde "dihidrojen monoksitin yasaklanması için koalisyon" adlı bir grup kuruluyor. en nihayetinde 1994 yılında nathan zohner adlı 14 yaşında bir çocuk okulunda bir sosyal deneye kalkışıyor. bilim projesinin bir parçası olarak "dihidrojen monoksitin" yasaklanması için dilekçe toplamaya başlıyor. bilim projesinin başlığı ise "ne kadar aptalız"

    daha sonra dihidrojen monoksitin zararları listeleniyor:

    -aynı zamanda hidroksil asit olarak bilinir ve asit yağmurlarının kaynağıdır.
    -"sera gazı etkisi" yapar
    -ciddi yanıklara sebep olabilir.
    -doğal bitki örtümüzde erozyona yol açar.
    -birçok metalin paslanmasını hızlandırır.
    -elektrik kesintilerine sebep olabilir ve otomobil frenlerinin etkinliğini azaltır.
    -son aşama kanser hastalarının tümörlerine bulunur.
    bütün bu tehlikelere karşın dihidrojen monoksit şu alanlarda kullanılmaktadır:
    -endüstriyel çözücü ve soğutucu olarak.
    -nükleer reaktörlerde.
    -strafor üretiminde.
    -yangın söndürücü olarak.
    -hayvanların kullanıldığı deneylerde.
    -böcek ilaçlarının dağıtımında. yıkandıktan sonra bile ürünlerin üzerinde bunun kalıntıları bulunur.
    -bazı hazır gıdalarda ve diğer gıda ürünlerinde katkı maddesi olarak.

    bu sosyal deneyin sonucunda deneye katılan 50 kişiden 43'ü bu maddenin yasaklanması için oy verir. nathan zohner'in projesi birinci seçilir ve daha sonra bir gazeteci "matematiksel ve bilimsel konularda cahil bir kamuoyunun doğru bilgiler kullanılarak nasıl bir yanlışa sürüklenebileceğini" anlatmak için "zohnerizm" terimini kullanmaya başlar.

    kaynak