şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
24029 entry daha
  • -mikroorganizmalar ve diğer gezegenlerde hayat ihtimali-

    -arsenik
    -civa
    -kükürt
    -karbonmonoksit
    -siyanür
    -radyasyon

    bu zehirli ve tehlikeli olan maddeler ile hayatta kalabilecek mikroorganizmalar olabilir mi?
    bu mümkünse, dünya dışında yaşanamaz dediğimiz gezegenlerde aslında bizim tahminlerimiz ve bilgimiz dışında bir şekilde yaşamın sürüyor olabileceğini de kabul etmemiz gerekmez mi? yoksa gittiğimiz her yerde protein bulamazsak ''yaşam yoktur '' kaşesi vurup geliyor muyuz ?

    evet bu maddeler ile yaşamını sürdüren canlılar mevcut.farklı şartlarda ve zehirli maddeler ile yaşayabilen canlılar

    öncelikle insana bakalım ve bünyesinde barındırdıklarını görelim,

    insan bedeni için geçerli olan senaryo bu;

    '' her birimiz, yani insan, hayvan, bitki dahil olmak üzere tüm çok hücreli canlılar, aslında bir bakteri ile bir arkeanın 1,6 ile 2,1 milyar yıl önce içe içe geçmesinden türeyen ve evrimleşen varlıklarız. bilim adamları evrimin en erken duraklarından biri olan bu ilk ökaryotun ortaya çıkış hikâyesinin, bir arkeonun içine yerleşen bir bakteri sayesinde olduğunu tahmin ediyorlar. arkeon bu birliktelikte taşıyıcı çerçeve görevini üstleniyor, bakteri de bu yeni mikroorganizma oluşumu içinde mitokondriye dönüşüyor.8 evrimsel perspektiften bakıldığında, bu bizim yaradılış hikâyemiz; her birimiz tek hücreli mikroorganizmaların simbiyotik ittifakından doğma varlıklarız.mikrobiyota ve insan vücudu

    '' vücudumuzun yaklaşık üçte ikisi sudan oluşur. neredeyse her 18 gram suyun içinde 16 gram oksijen atomu (o) bulunur. oksijen sadece vücudumuzdaki suda değil, proteinler gibi başka moleküllerin yapısında da var olduğu için vücudumuzda %65’lik oranıyla kütlece en çok oksijen bulunur. karbonhidrat, protein ve yağ moleküllerinin yapısında çokça rastlanılan karbon atomu (c) %18’lik oranıyla oksijenden sonra vücudumuzda kütlece en çok bulunan element. sıralamadaki üçüncü element ise vücut sıvılarının, proteinlerin, dokuların ve kemiklerin yapısında bulunan hidrojen (h). hidrojenin vücudumuzdaki kütlece oranı yaklaşık %10. daha çok dna ve proteinlerin yapısında görülen azot (n) dördüncü sırada. kemiklerimizde ve dişlerimizde bulunan kalsiyum (ca) ise vücudumuzda kütlece en çok bulunan beşinci element. dna ve kemiklerde bulunan fosfor (p) sıralamada altıncı. bu altı element vücut kütlemizin yaklaşık %99’unu oluşturur. geri kalan %1’lik kısımda ise içlerinde potasyum (k), kükürt (s) ve sodyumun (na) daha baskın olduğu 50’den fazla element bulunur. '' insan vücudu

    bedenimizde 39 trilyon mikroorganizma olduğunu ve birlikte yaşadığımız gördük. tüm bunlar yine bizim yaşam şeklimize uygun maddeler ile hayatta kalıyorlar veya bir şekilde bundan esinlenerek farklı bir zincirleme reaksiyona girerek devamlılık sağlıyorlar. tüm bunları yaşamın ön koşulu olarak kabul edebiliriz.
    fakat farklı şekiller de ve farklı koşullarda yaşamayı başaran başka mikroorganizmalar olduğu da bilinmektedir. bazısı dayanamayacağımız sıcaklıkta yaşayabilirken, bazısı dayanamayacağımız kadar soğukta yaşayabiliyorken, bazısı bize zehirli gelen siyanürle bile yaşamını sürdürebiliyor.

    ''bizim ölümcül kimyasal maddeler içeren ortamlar olarak gördüğümüz koşullar bazı canlılar için ideal yaşam alanları olabiliyor. bazı organizmalar arsenik, cıva gibi ağır metallere bağlı yaşarken bazıları da siyanürü tercih ediyor. rusya’nın kamçatka bölgesindeki kaplıcalarda bazı mikroorganizmaların insan için zehirli olan kükürt ve karbon monoksite bağlı yaşadığı görüldü''

    x gezegendeki radyasyon oranı veya oksijen oranından dem vurularak bir yaşamın kesinlikle olmayacağını kabul etmek doğru mudur? aşağıdaki örnekte görüleceği üzere, bizim dayanamayacağımız radyasyon miktarının kat ve katına dayanabilen mikroorganizmalar var.

    '' radyasyonlu ortamlarda da canlılara rastlamak mümkün. örneğin çernobil’deki nükleer santralin patlaması sonucu yayılan radyoaktif sızıntı ortamında ve radyoaktif atıkların bulunduğu konteynerlerde bile mikroorganizmalara rastlanıyor. deinococcus radiodurans adı verilen bu canlılar 15000 gray radyasyona dayanabiliyor. 5 gray radyasyon insanda ölümle sonuçlanıyor''

    peki bu noktada aşağıdaki soruları sorabilir miyiz;
    -yaşamımızı sürdürmeye yarayan temel maddelerin olmadığı gezegenlerde hayat var mı?
    -diğer gezegenlerde yaşam ararken, hangi elementlerin varlığını, '' burada hayat var'' kanıtı olarak kabul etmeliyiz?
    -sırf oksijen yok diye, diğer gezegenlerde yaşam yoktur demek doğru mudur? yoksa sadece bizim için mi uygun değil?
    -bizim için zehirli ve ölümü ifade eden bazı maddeler farklı canlılar için yaşam kaynağı olabilir mi?
    -hiç bilmediğimiz bir kaç madde, oradaki canlıların yaşam kaynağı olabilir mi?
    -yaşam sadece bize özgü bir süreç mi? yaşamı ararken sadece kendi varoluş mekanizmamızı mı baz alıyoruz?
    -zehirli sayılabilecek maddeler ile bir hayat mümkün mü?

    buraya kadar baktığımızda '' falanca gezegende x madde yok, orada hayatta yoktur'' demenin çokta mantıklı olamayacağını düşünebiliriz. yani x yerde yaşamın olması bizim alışık olduğumuz çevre koşullarından öte, oradaki canlıların kendisini nasıl hayatta tutabileceği ile alakalı bir senaryo üzerine kurulu olabilir. ki verilen örneklere göre de bu mümkün. zehirle yada radyasyona rağmen veya aşırı sıcak, aşırı soğuk bir iklimin olması, orada canlıların olmayacağı anlamına gelmiyor. şuan için bilmediğimiz tek şey, ancak farklı yerlerde ki canlıların evrim süreci olabilir. bunları tahmin etmek veya bilmek farklı şeyler ama 200 yıl sonra birileri size '' kediler konuşuyor '' dediğinde, bizde ona '' kediler zaten konuşuyordu, sen anlamıyordun '' diyeceğimizi unutmayın.

    hayatın sadece dünyada olması veya insanlığın sadece dünyada var olmasını kimi ilahi sebepler ile açıklasa da, big bang'ten sonra dünyamızın edindiği konum, güneşe uzaklığı, soğuma hızı, arta kalan maddelerin ve oluşan iklimin ortaya çıkardığı mikroorganizmalar ve sonrası malum bir hayat... tüm bunlar bizi bir senaryoya götürebilir. bunun dışında dünya ile aynı özelliklere yakın, güneşe uzaklığı yine varlığını stabil şekilde tutabilir düzeyde olan ve uygun sıcaklığı sağlayacak olan yeni yerlerin keşfi de biliniyor. bunlarda bir hayat olmadığını düşünmek çok bilinçli ve mantıklı olmaz. bizde varsa her yerde vardır. bilimsel olarak düşünülebilecek olan budur. sonuçta dünya'nın tanrı' dan torpilli olduğuna falan inanmıyorsunuz değil mi?

    ''belçikalı ve amerikan gökbilimciler hayatın olabileceği üç gezegen keşfettiler. gezegenlerin çevresinde döndükleri güneşle aralarındaki mesafenin suyun sıvı halini koruyabilmesine elverişli, yani ne çok sıcak, ne de çok soğuk olduğu tahmin ediliyor. gezegenlerin kütlesi de dünyanınkinden farklı değil. kütle, yüzeydeki yerçekimi açısından önem taşıyor.''
    big bang ve yeni yaşam şüphesi

    henüz çok fazlasını keşfetme imkanı olmasa bile, bir kaç ışık yılı uzaklıktaki bir gezegende bir yaşamın olabileceğini düşünmenin çok delice olmadığını kanısındayım. nihayetinde canlıların tek düze bir yaşam prensibi olmadığını artık biliyoruz. x gezegende uranyum ile beslenen bir canlı, magnezyum ile hayatını sürdüren bir canlı olma ihtimali, yukarı da bahsedilen '' siyanürle yaşamını sürdüren'' canlılar kadar imkansız değil. sanırım bu noktada bize düşen teknolojinin de gelişimi ile sadece oralara ulaşabilmek.
  • ev aktivitesi ve 1 saat içinde yakılan kalori.

    orta tempoda yürümek : 287
    elektrik süpürgesi : 193.7
    toz almak : 173.6
    boyama, iç mekan projeleri : 66
    bahçeyle uğraşma : 287,8
    yerleri silme : 193.7
    araba yıkama : 234
    cam silme : 176
    ütü : 113.1
    duvar kağıdı yapıştırma : 133.2
    merdiven çıkma : 516.3
    ovalama : 405
    çamaşır asmak : 116

    bu da diğer yapılan işlerle ilgili yakılan kalori hesabı.
  • kuranda bazılarının iddia ettiği gibi gün kelimesi 365 kez geçmemektedir.gün kelimesinin arapça karşılığı yewm dir ve kökü y-w-m dir. arapça y-w-m kökünden kuranda toplam 405 kelime bulunur. bunların 19 tanesi çoğuldur, 29 tanesi bugün anlamındadır, 2 tanesi dönem anlamındadır, 8 tanesi de period anlamındadır. geriye 347 kalır ki bu ne hicri ne de miladi takvim günleriyle uyuşmamaktadır. arada çıkarılabilecek başka anlamlarda olanlar da var ama uğraşamadım.
  • evde çok fazla telefon kaybediyorum. gariptir çok fazla kaybolur bu meret. dışarıda ise tam aksine cebime yapışır hiç çıkmaz aranmadığı sürece ya da oturduğum masada sigara paketinin üstünde durur kaybolmaz hiç.

    bir gün gene telefonumu ararken "sırf bu yüzden yeni bir tane daha telefon alıp, bu şerefsiz kaybolduğunda çağrı atıp bulucam" cümlesini kurduğumda geldi bu fikir aklıma.

    fikir şu:
    telefonu bulunca mesaj bildirim sesini normal uzun bir müzik yapmak, sonra hiç kaybolmayan bilgisayarımdan, telefonum kaybolunca üyelik sistemlerinde şifreyi cep telefonuna sms olarak gönderen sitelere giriş yapıp, sms göndermelerini beklemek ve yaklaşık 30sn sonra kaybolan telefonun çalması sonrasın da bulunması prensibine dayanır.

    yaklaşık 2-3 yıldır yapıyorum.

    not: "android cihazlar için şu uygulama var, daha kolay bulursun" veya "iphone için bu uygulama var daha kolay bulursun" diye lütfen önerilerle gelmeyin. çünkü iki sistemi de kullanmayan ve internette sadece whatsapp kullanabildiğim, arama yaptığım ve aranabildiğim, mesaj gönderip alabildiğim bir cep telefonum var ve inanılmaz mutluyum. ayrıca aradığım insanlar değişmediği müddetçe değiştirmeyi düşünmüyorum :)
  • ispanyolcada "senden hoşlanıyorum/seni seviyorum"* kelimesi kelimesine çevrildiğinde* "seni istiyorum" demek. ne kadar seksüel bir dil, değil mi?
  • amerika'yı yeniden keşfetmiyorum ve ufkunuz da 2 katına çıkmayacak ama:

    ingilizce press ve türkçe basın kelimeleri eş seslidir ve anlamları iki dilde de aynıdır.

    ingilizce: press the button.
    türkçesi: butona basın.

    diğer anlamda;

    ingilizce: don't let the press in.
    türkçe: basını içeri almayın.

    ha bunların etimolojik bi ilişkisi vardır orasını bilmem, bu benim 2 gram aklımla ayıktığım olay. herhangi bi bilimsel arkaplanım yok.
  • ruhun olmayabileceği gerçeği.
  • bazı cafeler; tek başına oturan müşteriler kendilerini yalnız hissetmesin diye, küçük masa olarak kare yerine yuvarlak modeli tercih ederlermiş.
    mesela starbucks bu mekanlardan biriymiş.
  • ufkunuzu genişletmek istiyorsanız, buyrun gerçek islam nedir izleyiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=51e3ckdtj3k

    not: hocanın konuşması yer yer tekbirlerle kesiliyor. onlara kulak asmayınız, bugün onlar ve çocukları re cep tay yip er doğan diye bağıran, dersten kaçan insanlar. ders almaktan nasibini almayarak sözde ders vermeye çalışan zavallılardır.
  • popüler ve her an gündemde yer alan bir başlık olması sebebiyle, dikkat çekme amaçlı buraya da yansıtma gereği duyduğum önemli bir durum: (bkz: 5 gündür haber alınamayan türk profesör/@minnoklokumcuk)
1 entry daha