şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
22196 entry daha
  • ahmet kayanın " o mahur beste çalar müjganla ben ağlaşırız " adlı şarkı sözündeki müjganı yıllarca kadın zannederdim kirpikmiş
    edit : imla

    edit 2 : etinden korkanın kemiğini sikiyim sırayla gelin ben belki geç öğrendim
  • 10 yıl önce 1.88m olarak ölçülen boyumun az önce yine aynı hastanede 1.91m olarak ölçülmesi..
    hayır yani yaşım da genç değil.
    anlaşılan bi taraflarım kalkmış bu aralar..
  • bir şeyleri iki katına çıkarmak için harcadığınız çaba gittikçe, sayılar büyüdükçe artar. çizgisel olarak da artmaz. üssel artar. 1 2 4 8 diye artar. ilginçtir ki ufkunuzu her seferinde 3 katına çıkaracak olsaydınız da 1 3 9 27... olacaktı yani yine üssel artacaktı.

    "ufkunuz ne kadar küçükmüş ki buradan bir şey okuyunca iki katına çıktı" diyenler bir şekilde haklılar. başka imalar da gizli tabii burada. belli bir noktadan sonra ufkumuzu genişletmek çok zorlaşıyor bu denkleme göre. 2 katına çıkarmak işin geyiği ancak 1.1 katına bile çıkarmak çok zorlaşıyor. çünkü yeni gelen şeylerin marjinalliği kayboluyor. sadece 1 şey bildiğinizde 2. şeyi öğrenmek yüzde yüz artış demektir. ancak kafanızda 1000 şey varsa 1 şey daha bilmek faidesizdir adeta.

    bunu nasıl aşıyoruz peki? nasıl oluyor da sürekli yeni bir şey öğrenebiliyoruz? birinci olarak, aslında sandığımız kadar yeni şey öğrenmiyoruz. ortalama insanlar 25 yaş civarı ne biliyorlarsa o şekilde geçiriyorlar hayatlarının kalanını. yeni bir zanaat edinen kaç kişi var etrafımızda? yeni bir alanda kendini geliştiren? yeni bir hareket veya kelime bile öğrenmiyor olabiliriz.

    yine de öğrendiğimizde nasıl öğreniyoruz? işte orada başka bir numara çekiyoruz. sürekli dallanmak yerine ki az önce gördük marjinal faydası gittikçe düşüyor, aradaki dalların bazılarını buduyoruz. bu başta anlamsız görünebilir. bir şeylerden feragat edip nasıl daha çok bilebiliriz ki?

    camımın önünde bir bitki var, sürekli güneşte, haftada bir suluyorum, bitki ölmek üzere. ne yapmam lazım? bitkiyi, camı, şehri vs bilmeden anlıyorsunuz ki bitki susuz kalmış. bir sürü bilgiden feragat ediyorsunuz ki algı veya daha üst seviyeden bilgi yakalansın.

    böyle düzenlilikleri yakaladıktan sonra da aslında bir sürü gereksiz dalı buduyoruz. mesela ingilizce'deki çoğul ekini bir kere öğrendikten sonra ne gelirse yapıştırıyoruz. fishes yapıyoruz çok da doğru geliyor. her kelimeyi tek tek ezberlemek yerine bir tane kural, bir tane ortak yapı ezberledik. bilgiden feragat ettik ama daha derin bir bilgi kazandık. işin ilginci ingiliz bebekler öğrenirken de bu böyle. önce her şeyin sonuna çoğul için -s veya geçmiş zaman için -ed (speaked, runned) getirmeye başlıyorlar. sonra bunların yanlış olduğunu fark ettiklerinde birden öğrenmeleri yavaşlıyor. işte o dönemde, en azından bu konuda, ufukları iki katına çıkıyor.

    bebek öğrenirken tam da anlattığımız yollardan geçiyor. önce hepsini tek tek öğreniyor, sonra -s ortaklığını görüp hepsine uyguluyor, -s ortaklığının tutmadığı yerler çıktıkça "lan noluyor" diyor ve son halini alıyor. eminim ki ingilizlerin yüzde 90'ının bilmediği düzensiz isim ve fiiller vardır bir sürü hala. çünkü o kadar incelikli çalışmıyor bu sistem. neleri ne kadar duyduysan gördüysen o kadar derin.

    özetle, ufkumuzu genişletmenin bir yolu sürekli yeni şeyler öğrenmekken bir yolu da bazı noktalarda, özellikle aynı konuda çok fazla içeriğe maruz kaldıktan sonra, bu öğrenilenleri budayacak, özütünü çıkaracak düşünceler geliştirmektir. bu da aslında doğal bir mekanizmadır meraklı zihinlerde.

    özetin özeti, ilber ortaylı'nın zihninde kocaman sağlıklı bir ağaç var mesela bazı konularda. dalı gövdesiyle, budanmış, iyi bakılmış, doğru yerlere uzamış. sadece okuyarak olmaz bu. sadece düşünerek de olmaz. sadece konuşarak da olmaz. her türlü sistem sağlıklı ve bir arada yürümeli. bunun en önemli parçalarından biri de budamadır işte. ne tarafa uzayacağını belirlemek.
  • malta’da arapcaya cok yakın olan maltaca dilinin konusuluyor olması. oysa ki ben maltaca’yı hep italyancaya yakın bir dil olarak düşünüyordum.
  • maltacanın aslında arapça italyanca karışımı olması.

    lakin konuşma tarzları arapçaya yakındır.

    izlediğim belgeselin yalancısıyım.
1845 entry daha