şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
32346 entry daha
  • latince 'familia' deyimi günümüzdeki 'aile' kelimesinden içerik olarak daha kapsamlı bir anlama sahipti; çünkü roma familiası günümüzdeki anlamı ile sadece dar bir çevredeki bireylerden oluşan aileyi göstermekle kalmaz, aynı zamanda onun mülkünü ve kölelerini de içine alırdı. bizim bugün ' aile' olarak işaret ettiğimiz varlığı, romalılar 'domus' olarak adlandırırlardı. (aynı zamanda ev, hane)

    roma ailesinin karakteristik özelliği aile reisinin (pater familias) otoriter gücü (patria potestas) elinde bulundurmasıydı. patria potestas, dar anlamda babaya ait olan güç, babadan gelen iktidar ve yönetim hakkını; geniş anlamda ise aile reisi olan pater familias’ın ailesindeki bütün çocuklar, torunlar, aileye dahil diğer kişiler ve köleler üzerindeki hakimiyetini ifade ediyordu. hiç kimsenin otoritesi altında olmayan pater familias aile fertleri üzerinde mutlak bir iktidara sahipti. patria potestas’ın böylesine mutlak oluşu, roma ailesine sağlam bir merkezi düzen vermiştir.

    patria potestas ne yurttaşlar hukukunca ne de ceza hukukunca sınırlandırılmıştı;
    çocuk yetiştirme hakkı, yeni doğan çocukları kabul etmeme hakkı, her yaştaki çocukları satma veya rehine koyma ve hatta öldürme hakkı (ius vitae necisque) onun elindeydi. pater familias aile fertlerini açıkta bırakabilir, evlenmelerine engel olabilir, boşayabilir, onları satabilir veya öldürebilirdi.

    pater familiasın yeni doğan bir çocuğun kabul edilmemesi gibi zor kararlarda, akrabalarından ve komşulardan oluşan bir ' ev mahkemesinin ' ( consilium) görüşünü alması genelde başvurulan olağan bir yöntemdi. doğumdan hemen sonra çocuğun yaşamı için önemli bir olay yer alırdı : pater familias tarafından tanınması; bu, çocuğun yere bırakılması, daha sonra pater familias tarafından yerden kaldırılması gibi simgesel bir sahneyle başlardı.

    yeni doğan çocukların boğazlanması, suda boğulması ya da çöle bırakılması sık görülen olaylardı. ölüme terk etme ya da mirastan men etme sadece babanın yetkisindeydi. pek çok yazıt ve antik kaynak, babası tarafından öldürülen çocuklar için annelerinin ne kadar üzüldüğünden bahseder. hatta roma’da bazı kadınlar kızlarının ölüme terkedilmesini önlemek için onları erkek çocuğu gibi yetiştiriyordu.

    'patria potestas' ayrıca şu hakkı da elinde tutardı: pater familiasa bağımlı olanlar ne zaman bir servet, mülk vb. edinseler bu edinilen şey, pater familiasa giderdi, öyle ki ona bağımlı olanlar kendi malları diye bir şeye sahip olamazlardı. yine de bu bireylere (ki aralarında, duruma göre, köleler de olabilirdi) istediklerince kullanabilmeleri için az çok bir özel mal varlığı bırakılması adettendi, ancak bu servet, yasal olarak, pater familiasın üzerindeydi.

    patria potestas altındaki kişilerin en başında filius familias (erkek çocuklar) ve filia familias (kız çocukları) gelir. mater familias ise aile annesi anlamına gelirdi. mater familias, pater familias’ın karısı olsun olmasın, patria potestas altındaki tüm kadınlara verilen genel bir isimdi.

    ailenin çocukları olan filius familias(erkek)ve filia familias(kız) ile pater familias’ın yaşadığı eve dahil olan herkese 'liberi in potestate' denirdi. köleler bu grupta yer almazdı. çünkü roma hukukuna göre köleler insandı fakat şahıs değildi. mal hükmündeydiler.

    patria potestas ancak pater familiasın ölümü ile sona ererdi. bu durumla birlikte erkek ve kız çocukları (sui iuris) bağımsız olurlardı, torunlar ise, eğer babaları yaşıyorsa onun patria potestasının altına girerlerdi, yaşamıyorsa onlar da özgür olurlardı.ölen bir pater familias, eğer arkasında reşit olmayan çocuklar bırakmışsa, bunlar bir tutorun vesayeti altına girerlerdi. bu vasi yani 'tutor' pater familiasın vasiyetinde belirlenmemişse genelde babanın erkek kardeşi olurdu.

    o dönemin yaşam beklentisi günümüzdekinden çok düşüktü. yani insanlar bugünkünden çok daha az yaşarlardı ve bir pater familiasın, çocuklarının evlenmesinden ve kendilerine ait bir ev kurmalarından sonra uzun yıllar yaşaması, şüphesiz çok ender görülen bir şeydi.

    bundan dolayı, bir roma ailesi genelde küçük bir aileydi ve herhalde anne ve özellikle baba ile çocuklardan meydana geliyordu. kadınlarda, doğum esnasında ve doğumdan sonraki ölüm oranının yüksek olmasından ve çoğu zaman erkeğin yeniden evlenmesinden ötürü, çocuklar aile içinde genelde üvey kardeş durumundaydılar.

    patria potestas’ı sona erdiren sebepler ölüm, capitis deminutio ve emancipatio idi. ölüm halinde patria potestas kendiliğinden sona ererdi. capitis deminutio ise aile reisi olan pater familias’ın savaşta esir düşmesi veya sürgün cezasına çarptırılması ile ortaya çıkan bir durumdu. nitekim hür olmayan ve hakimiyet ehliyeti bulunmayan bir kişi patria potestas’a sahip olamazdı. hakimiyetten çıkarma anlamına gelen 'emancipatio' ise pater familias’ın kendi iradesi ile patria potestas’ı sona erdirmesi demektir.

    kaynak

    (bkz: #107447847)

    okumak isteyenler görebilsin diye buraya yazdım. asıl entry yukarıda. bu entry, vazifesini tamamlayınca kendini imha edecektir.
  • şarabı içerken, kadehinizi hafifçe sallayın.salladiktan sonra kadehte çıkan hafif görünen izler olacaktır.o izlere bacak veya göz yaşı denilebilinir. bu görünen izler, şarabınızın tahmini alkol oranını ölçer.misal kadehi salladınız, kadehde görünen bacaklar ne kadar çok ve hemen kaybolmuyor akmıyor ise o şarabın alkol oranı yüksektir.eğer tam aksi kadehi salladığınizda,kadehde ki bacaklar az ve hemen kaybolup akıp gidiyorsa şarabınız az alkollüdür.
  • iyice teyzeler whatsapp grubuna dönmüş başlık.

    debe'ye giren entrideki benzen ile ilgili bilgi külliyen yanlıştır. sonuna doktor ismi yazınca güvenilirlik artmıyor.

    söz konusu entry için (bkz: #107531417)

    benzen gerçekten de zehirlidir. kanserojen bir maddedir. uzak durulmalıdır. sigarada vardır mesela. egzoz gazında da.

    sıcakta beklemiş arabanın içinde de bir miktar bulunur ama bulunan miktarlar tehlike yaratabilecek miktarın çok çok altındadır.

    klima çalıştırılmadan önce pencerelerin açılması önerilir, doğrudur. fakat bunun benzen ile uzaktan yakından alakası yoktur. güneşin altında bekleyen arabanın içerisi dışarıya göre daha sıcak olabilir. camları açtığınızda dışarının havası içeri dolar ve sıcaklık bir miktar düşer. bu sayede klima, içeriyi daha kısa sürede serinletir.

    söz konusu safsata 2009 yılı civarında amerika'da toplu mail olarak dolaşmıştır. toplu maillerin yüzde 99'u uydurmadır. günümüzde toplu mailler yerini whatsapp gruplarına ve ekşi sözlük başlıklarına bırakmış olsa da güvenilirlikleri aynı seviyede kalmıştır.
  • cehalet üzerine;
    cehalet her devirde her toplumda her insanda farklı şekilde belli bir süre mutlaka kendisini var eden bir olgudur. bunun üzerine söylenen sözler belki hiç bir konu için söylenmemiştir. işte bazıları;

    " cehalet yenilmesi gereken en büyük düşmandır. " mustafa kemal atatürk

    " cehalet gönüllü talihsizliktir. " de segur

    " cahil olan zengin, altın koyun gibidir. " diyojen

    " herkes cahildir ama farklı konularda. " will rogers

    " cehalet korkunun anasıdır. "henry holmes

    " angut ile cahili ikna pek güçtür. " i. hakkı bıçakçızade

    " cehalet mutluluk değil kayboluştur. " philip wylie

    " cahil kral, taç giydirilmiş eşektir. " ingiliz atasözü

    " cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol. " mevlana

    " cahil insan gül ise de koklama. " aşık veysel şatıroğlu

    " savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cahillik güçtür.” george orwell

    " cahilin kalbi ağzında akıllının lisanı kalbindedir. " ahmet rıfai söz

    " cehalet ateşinin yakmadığı orman yoktur. " r. necdet evrimer

    " en büyük cezaevi cahil bir insanın kafasının içidir. " montaigne

    " rızık ilimle artsaydı cahilden zor geçinen olmazdı. " sadi şirazi

    " öğrenmek pahalıdır ama cehalet çok daha pahalı. " henry clausen

    " hiçbir şey eyleme geçen cahillik kadar korkutucu olamaz. " konfüçyus

    " cahil insanlar davul gibidir. sesi çok çıkar ama içi boştur. " sadi şirazi

    " cahil zamanı öldürür zaman da cahili öldürür. " l. annaeus seneca

    " cahillerle yaptığım bütün tartışmaları kaybettim . " imam-ı azam

    " dünyada her türlü kötülük hemen her zaman cehaletten gelir. " albert camus

    " cehalet her zaman kendisine hayran olmaya hazırdır. " sache guitry

    " büyük cinayetler ancak büyük cahiller tarafından işlenmiştir. " voltaire

    " cahillik yıkamakla arınmayan bir kirdir. " edib ahmet bin mahmud yükneki

    " cahil ile sohbet etmek güçtür bilene çünkü cahil ne gelirse söyler diline. " la edri

    " en koyu cehalet hakkında hiçbir şey bilmediğin bir şeyi reddetmektir. " j. brown

    " cahil ile sakın latife etme. dili zehirli olduğundan gönlünü yaralar. " hz.ali

    " cahil insan gülün güzelliğini görmez gider dikenine takılır. " mevlana

    " cahil; yaşlı dahi olsa küçüktür; alim, küçük de olsa büyüktür. " o. şaik gökyay

    " cahillik bir çeşit hastalıktır. cahil kişiye cahillik sıfatı yeterli bir hakarettir. " yusuf has hacip

    " asla her şeyi bildiğini sanma. gerçekten çok bilgili olsan da, kendi kendine “ben cahilim’’ diyebilecek cesaretin daima olmalı. " ivan pavlov

    " cehalet öyle bir binektir ki üzerine binen zelil olur arkadaşlık yapan yolunu kaybeder. " hz. osman

    " eskiden cahillik fazlaydı; şimdi daha fazla. gittikçe de artıyor. bu nedenle bize yeni kitaplar gerekir. " fakir baykurt

    " cehaletle deha arasındaki gerçek fark nedir biliyor musunuz? dehanın sınırları var, cehaletinse hiçbir sınırı yoktur. " whoopi goldberg

    " cahillik hiçliğin beşiği, hiçlik de kaygısızlığın yatağıdır denir ya…bu yeryüzünde ancak ölü bedenler için doğrudur.cahillik, gerçek ve sağlam bir duyarlıkla birlikte olduğunda, ölümden de acı olur. " halil cibran

    " cahillik neden sevilmez? c¸u¨nku¨ cahil kimseler gu¨zellikten, iyilikten ve akıldan mahrumken, kendilerini bilgeler bilgesi sanırlar. bo¨ylelikle de bilgi ic¸in emek vermeye yakın durmazlar.” alev alatlı

    " cahildim. bir defa düşün! kapkaranlık büyük bir evin içinde dolaşıyorsun. yüzlerce odanın içinde, türlü türlü şeyler var. fakat bir gram ışık yok. el yordamıyla gidiyorsun. elbette bir şeyler kırılır. hem başkasının değerli eşyasını parçalar, hem de kendini yaralarsın. " grigory petro

    " “cahillik karanlığında kabahat işleyenler suçsuz. asıl suçlu olanlar cehalet karanlığını muhafazaya sebep olanlardır. madem cehalet karanlığı, kabahatin işlenmesini icabettiriyor. ilim ve terbiyesini halka bedava vermeyenler büyük bir kabahat işliyorlar demektir.” victor hugo

    " cahillik bir ölümdür; ilim ise bir diriliştir. allah bu konuda şöyle buyurmaktadır: ölü iken kendisini dirilttiğimiz, yani ilimle dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkmayan kimse gibi olur mu? (6/122) " muhyiddin-arabi
  • okuyunca ufkum 2 katına çıkmadı ama insanlığımdan utandım. ne kadar çok kötüymüşüz be sözlük.

    dünyada asılarak öldürülen ilk fil
    link

    dünyanın asılarak idam edilen ilk fili mary 20. yüzyılın başlarında tüm ülkeye yayılan bir idam haberiyle yankılandı amerika birleşik devletleri. ancak idam edilen bir insan değil, belki de tarihte bir ilk olarak hayvandı.
    mary isimli dişi asya fili henüz yavru iken canlı hayvan ticareti yapanlar tarafından amerika’ya getirilmiş ve 1903 yolunda tennessee eyaletinde bir sirke satılmıştı. filler, 20. yüzyılın başlarında sirklerde en fazla rağbet gören hayvanlardı.
    gösteri öncesi günlerce, belki haftalarca aç ve susuz bırakılan filler, gösteri sonrası yemek ve su verilmek üzere yetiştiriliyorlardı. böylece başarılı geçen bir gösteri sonrası ‘ödüllendirilecekleri’ içgüdüsüyle tüm bitkinlikleriyle izleyenleri eğlendirmeye çalışıyorlardı.
    1916 yılında yapılan talihsiz gösteri de yine bu şekilde planlanmıştı. çok uzun süredir aç ve susuz bırakılan mary, daha fazla dayanamayarak sahnenin kenarına atılan, izleyicilerin yediği karpuz dilimlerinin kabuklarına yöneldi ve bunları yemeye başladı. izleyicilerin şaşkın bakışları arasında mary’i sahneye çekmeye çalışan üstündeki bakıcısı önce sopayla vurmaya başladı, sopa fayda etmeyince de bir kanca sapladı o’na. mary, yanan canının acısıyla bakıcısını hortumuyla kavrayıp fırlattı, ardından da üzerine basarak öldürdü.
    bu facia 2000’den fazla izleyicinin bulunduğu sirkte şok etkisi yarattı. kapılara yığılarak kaçmaya çalışan izleyicileri sakinleştirmek için ise yapılması gereken tek şey vardı; mary’i öldürmek.
    mary, bakıcısını öldürdükten sonra sahnenin ortasına çökmüş ve adeta utanç duyar gibi başını kaldıramaz haldeydi. bu halde 10’a yakın kurşun sıkıldı mary’e, ancak kalın derisini delmeyi başaramadı kurşunlar. olayın ardından sirkin bulunduğu erwin kasabasında büyük bir infial yaşandı. kasaba halkı mary’nin derhal öldürülmesi için ayaklandı, öldürülmemesi halinde sirkin içindeki herşeyle birlikte yakılacağı duyuruldu.
    sirkin sahibi kendisinin de linçe kurban gideceğini anladı ve mary’nin öldürülmesini kabul etti. bu haber kasaba halkını biraz olsun sakinleştirse de 6 tonluk dev bir canlının nasıl öldürüleceği bilinmiyordu. kasaba halkı, mary’nin bir lokomotifin önüne bağlanarak başka bir trenle çarpıştırılmasını önerecek kadar kendini kaybetmişti. ikinci öneri olarak da farklı iki lokomotif arasında kollarından ve bacaklarından çekiştirilerek ikiye ayrılması sunuldu.
    sonuç olarak 100 tonluk bir vinçle tüm kasaba halkının gözü önünde asılmasına karar verildi mary’nin. boynuna dolanan zincirlerle havaya kaldırılırken çıkardığı korkunç gürültü tüm kasabayı inletmişti zavallı filin. ancak 1,5 metre yükseldikten sonra zincir kırılarak kalçası üzerine düştü mary, kalçası kırıklar içinde kalan fil halen ölmemişti. daha kalın bir zincirle ikinci kez asıldı ve çığlıklar içinde yarım saat can çekiştiği vinç kancasında son nefesini verdi.

    aynı gece sirkteki diğer 4 filden mary ile birlikte amerika’ya getirilen ve birlikte büyüyen bir diğer fil kaçmıştı. uzun süren aramalar sonucu mary’nin asıldığı tren raylarının üzerinde diz çökmüş halde ağlarken bulundu.

    p.s. : bir başka katledilen fil ise topsy'dir. topsy 4 ocak 1903’de edison’un alternatif akımı eleştiren bir reklamının maşası olarak bir ac kaynağından 6600 volt elektrik verilerek idam edildi. edison dc elektrik akımını destekliyordu. o yıllarda rakibi olan tesla’nın alternatif akımı savunmasını fırsat bilerek bu akımın ne kadar zararlı olduğunu göstermek adına topsy’e ac elektrik verilmesini önerdi. ve bu öneri de kabul edildi. kısaca topsy, edison’un rekabet ve reklam hırsının kurbanı oldu.

    görsel
  • evet adamın ufkunu 2 katına çıkarıyorsa yazdığı şey, yazılan şey ne kadar basit olursa olsun doğru yere yazmıştır. 100 iq'den düşükler başka yere yazsın diye bi yön tabelası da yok. birden bu adamları savunasım geldi. çünkü siz 1 yazana 10 yazıyorsunuz aq. ben de sizden bıktım nolucak şimdi. adam yanlış bilgi veriyorsa düzelt, yok benzin deposundaki ok doğruysa siktir et.
  • 70 kg bir insanın burnunda koku için ayırdığı alan 10 cm2 iken, 3 kg’lık bir kedide ilgili alan 20 cm2’dir. köpeklerde ise bu bölge 170 cm2’dir. bir insanda ortalama 12 milyon koku reseptör nöronu varken bu sayı köpekte 1 milyardır. o yüzden bir köpek bir yerden saatler önce geçen birisinin kokusunu alır.
  • izmirdeki cami olayının bir inside job olma ihtimali
  • macbook ve airpods sahibiyseniz macbook’un ekran üst kısmına airpods ları yapıştırabilirsiniz.
41 entry daha