şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
  • twitter profilinizde en eski tweetlerinize eğer ulaşamıyorsanız site içerisinde bulunan arama kutucuğuna şunları yazmanız yeterlidir.

    from:kullanıcı adınız (@ işareti olmadan yazılacak)
    since:yyyy-mm-dd
    until:yyyy-mm-dd

    örnek olarak

    from:kullanıcıadı since:yyyy-mm-dd until:yyyy-mm-dd

    görsel
  • elm street filminin son filminde gözden kaçanlar(göndermeler ve psikolojik süreç):
    (bkz: freddy's dead the final nightmare/@karanlikruya)

    kadınlar gerçekten sevmiyor mu?
    (bkz: kadınların gerçekten sevmemesi/@karanlikruya)

    varoluşçu psikolog rollo may'e göre yaratıcılık nelere bağlıdır?
    (bkz: yaratıcılık/#117870825)

    sosyolojinin kurucusu olarak kabul edilen auguste comte'un görüşleri hakkında düşünceler
    (bkz: auguste comte/@karanlikruya)
  • yakın zamanda öğrendiğim ve vay anasını dediğim bilgi: proteinli bisküvinin kısaltmasının probis olması.. hala şoktayım.
  • kelime oyununu izlerken denk geldim.
    “ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın.” atasözünü yanlış ifade ediyormuşuz. atasözünün orijinali “ateş olsan cirmin kadar yer yakarsın.” imiş.
    cürüm: suç
    cirim: hacim demekmiş.
    ayrıca araştırırken mevzubahis iki kelimeyi de içeren şöyle güzel bir atasözüne denk geldim,
    “dilin cirmi küçük, cürmü büyüktür.”
  • "gamzedeyim devam bulmam” şarkısındaki “gamzedeyim” ifadesi, yüzdeki çukur anlamına gelen “gamze” vurgusunu değil, “tasalıyım/hüzünlüyüm/kederliyim” anlamına gelen “gamzede”yi içermektedir.
  • alliturna diye bahsedilen hayvanin flamingo olmadı ilk duyduğumda şaşırmıştım hala değişik geliyor.
  • papa'nın isa mesih'den çok daha nüfuzlu ve dokunulmaz olmasıdır.

    dün çıkan asparagas baskın ve tutuklama haberi için "papa pedofili olabilir, katil olabilir ancak tutuklanamaz" dememe şaşırıp mesaj atan suserlar için açıklama gereği hissettiğim gerçektir. (bkz: #118073140)

    hz. isa'nın yaşadığı dönemi kapsayan 1-33 yılında dünya nüfusunun 150 ila 330 milyon olduğu düşünülmektedir. 30-33 yılında isa çarmıha gerildiğinde inanan sayısı bilinmese de 350 yılında (ölümünden 320 yıl sonra) inananların sayısı 350 milyon olarak tahmin edilmektedir. 320 yıl öncesinde bu sayının sadece 1000'lerle ifade edildiğini tahmin edebilirsiniz.

    bugün katolik kilisesi'nin başında olan papa ise (2018 verilerine göre) 1.3 milyar vaftiz edilmiş katoliğin dini lideridir. 2011 yılındaki çalışmaya göre tüm hristiyanların %50'si katoliktir. bu oranı baz alarak hesapladığımızda doğrudan katolik kilisesi'ne bağlı olmasa da papa'ya en azından hristiyanlık nedeni ile bağlı ya da arkasında duracak 1.3 milyar insan daha var diyebiliriz.

    toplamda 2.6 milyar insan için dini bir temsilci olarak görülen papa, isa mesih'den çok daha nüfuzludur.

    tekrar etmek gerekirse (bir dini lider için bunu demek hoş olmasa da onlar da insan ve insan için her şey mümkün) papa, katil olabilir, pedofili olabilir, herhangi bir suç işlemiş olabilir ancak tutuklanamaz, dokunulmazdır.

    (katildir ya da pedofilidir demiyorum tabii, varsayım üzerine konuşuyoruz)

    kaynak: 1 - 2 - 3 - 4 - 5

    not: ayrı bir başlık açmak istedim ancak sol frame'de gözükmemekte başlık. bu nedenle buraya yazma gereği doğdu.
  • 'oysa herkes öldürür sevdiğini' şiirini özdemir asaf değil de oscar wilde'ın yazdığını öğrenmektir.

    vay anasını be!

    yalnız orijinalini okuduktan sonra özdemir asaf'ın çevirisinin(!) daha güzel olduğunu görmek ufkumda gökkuşağı açtırdı, o da ayrı bir mevzu.
  • "yangından mal kaçırır gibi" deyimiyle alakalı daha önce bir şeyler yazılmış mı diye baktım fakat bulamadım. ufkunuzu iki katına çıkarır mı bilmem ama basit bir bilgi olsa da bu sözün lügatımıza asli manasıyla nasıl yerleştiğini bilmek insana tuhaf hissettirebiliyor.

    söz, osmanlı'dan kalma bir deyim. osmanlı sosyal yapısı içinde genelde evler birbirine çok yakın, adeta bitişik şekilde inşa ediliyordu ve bu evlerin büyük bir kısmı ahşaptan müteşekkil idi. en fazla iki katlı olacak şekilde inşa edilen evlerin alt katı beton-taştan ibaret olurken üst katlar istisnalar dışında ahşap yapılıyordu.

    evlerin bitişik olmasıyla alakalı dersine girdiğim bir akademisyen "evler birbirine o derece yakındı ki karşı evin penceresinden farz-ı muhal sizin içinde bulunduğunuz evin penceresine yemek dahi uzatılabilirdi" anekdotunu paylaşmıştı.

    evler hem ahşap, hem de bu kadar birbirine yakın olunca, bunun yaratmış olduğu en dezavantajlı durum da olası yangınlarda kendini gösteriyordu. çıkan yangın biraz kuvvetlenecek gibi olursa, önünü almak mümkün değildi. alevler çok kısa süre içerisinde bir evden diğer eve çok çabuk sıçrayabiliyordu. osmanlı tarihiyle alakalı bu konuda çalışma yapanlar, osmanlı'da depremden çok yangından aşırı derecede korkulduğuna defaatle vurgu yaparlar ki, zaten iki katlı evler olası bir depremde ne kadar hasar görüp yıkıma uğrayabilirdi? fakat yangın çıktı mı gerçekten de önü alınamıyordu.

    işte, yazımıza konu olan "yangından mal kaçırmak" deyimi de böyle bir toplumda dile yerleşmişti. kaderciliğin zirve yaptığı bu coğrafyada tulumbacılık/itfaiyecilik faaliyetlerine dair en küçük bir gelişmenin 19. yüzyıla kadar kendini göstermemesi yüzünden (gerçekten de konuyla ilgili çalışma yapanlar hiçbir kayda değer tedbirin alınmadığını tespit etmiştir), çıkan yangınlarda alevleri söndürmek de mümkün olmuyordu ve insanlar son çare olarak yangından zayiat almadan mallarını kaçırmaya çalışıyordu. yangından mal kaçırmak deyimi de bu şekilde sözlü geleneğimizdeki yerini almış oldu.
hesabın var mı? giriş yap