şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
  • petek bal yerken zorlananlar ekran başına!
    yıllardır petek bal yemek eziyet olmuştur, bicak veya catala tutunan şekli olmayan bal, sürümü zorlaştırmıştır.
    artik buna son veriyorum.

    bıçağımızı, petek balımızın üst yüzeyinden düşey olarak degil yatay olarak( masa zeminine paralel) sürüyoruz. kolaylığa bakın.
    sürün sürün sürün...
    harika değil mi?
    artik petek bal yemek eziyet degil, afiyet olsun.
  • yazıldı mı bilmiyorum ama “günah keçisi” deyiminin nereden geldiğinin bir hikayesi var.

    eski ahit'deki kefaret günü ayinlerinde yahudi kavminin günahları simgesel olarak bir erkek keçiye yüklenirdi. bu keçi kurayla seçilir ve azazel adlı kötü ruhu yatıştırmak ve yahudi kavmini günahlarından arındırmak için kudüs dışında bir uçurumdan aşağıya atılırdı. işte günah keçisi deyimi de buradan gelmektedir.

    ekşi şeylerde de paylaşılmış. ekşi şeyler-günah keçisi
  • 2003 senesinde sarah brosnan ve frans de waal isimli iki zeka fışkıran bilim insanı acayip bir deney yaptı.

    buna göre iki tane dişi kapuçin maymunu ayrı kafeslere kondu.

    kapuçin maymunu denen bu şirin arkadaşlara üzüm ve salatalık dilimleri vermeye başladılar.

    ilk senaryoda maymunlar birbirlerini göremeden kafeste kös kös otururken uzatılan üzüm ve salatalık dilimlerini afiyetle yediler. bir problem çıkmadı.

    ikinci senaryoda bilim insanları maymunların birbirlerini görebilmelerini sağladılar. bu vaziyette maymunun birine salatalık ve üzüm verilmeye devam edilirken diğerine sadece salatalık dilimi verildi. sadece salatalık dilimini alan maymun yan kafesteki diğer maymuna üzüm de verildiğini görünce kıyameti kopardı. hakkını alabilmek için kafesi yumruklamaya ve bağırmaya başladı.

    bu ilginç deney ınternette var biraz araştırırsanız bulursunuz linki özellikle vermiyorum çünkü armut piş ağzıma düş kitlesini beslemekten sıkıldım.

    hocam bunlar maymun ne olmuş yani derseniz.

    bir örnek daha

    psikologlar peter blake ve katherine mcauliffe tarafından yedi farklı ülkede yapılan başka bir deney de ilginçtir.

    bunlar yaşları dörtle on beş yaş arasında değişen farklı ülkelerden yüzlerce çocuğa bu deneyi uyguladılar. buna göre iki çocuk bir masaya karşılıklı oturtuldu. önlerinde tavandan iple asılmış birer tabak kondu. deneyciler başladılar tabaklara şeker koymaya. ancak dağıtım hep adaletsizdi.

    bir çocuğun önündeki tabağa dört şeker konurken diğerine on şeker kondu. çocuklar da bunu gördü.

    bundan sonra çocuklara eğer şekerleri kabul ediyorlarsa tabağa bağlı yeşil ipi çekmeleri ve şekerleri önlerine düşürüp afiyetle yemeleri, yok eğer kabul etmiyorlarsa tabağa bağlı olmayan ve boşta duran kırmızı ipi çekmeleri söylendi.

    işte size sonuç. her ülkeden yüzlerce sabi sübyan. yaşları dört de olsa yaşları on beşte olsa kendilerine daha az şeker verildiğini gördükleri zaman kırmızı ipe sarılıp teklifi reddettiler.

    şekersiz kalırım gene de istemem dediler.

    yani sevgili dostum ister maymun olsun ister minicik çocuk adaletsizlik ve torpil hemen algılanarak buna tepki veriliyor.

    maymunlar ve çocuklar bunlara tepki veriyor da koca koca insanlar salak değil ya.

    dünyadaki herhangi bir ortamda, bu ortam ister amazon ormanları olsun ister himalaya dağlarının tepesi, yolsuzluk ve torpili gören insanlar buna tepki verir. tepki veremezse gitmenin yollarını arar. gitme imkanı yoksa kendini salar ve uyuşturur. bir şeyler yapıyormuş gözükür ama hareketsiz kalır.

    o yüzden demişlerdir ki atalarımız "adalet mülkün temelidir"

    bir ailede, bir mahallede , bir işyerinde ve bir ülkede mutluluk ve gelişmenin kaynağı ne bilimdir ne sanat. ne çok çalışmaktır ne akıllı olmak. medeniyet ve gelişmenin temel sırrı adalettir.

    adalet direği yıkıldı mı geri kalan her şey de çökmeye başlar. tüm kutsal kitapların ana fikri ve tek cümlelik özeti de adalettir. kutsal kitaba göre yaşamak için otuz beş cilt tefsir okumanıza gerek yoktur adil olun yeterlidir. adalet nedir hocam derseniz o da basittir.

    sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma yeter.

    bu anlattıklarıma inanmıyorsanız gidin kapuçin maymunlarına sorun.

    onlar daha iyi bilir.

    sevgilerimle

    not : peki hocam madem öylede bizler maymundan daha akıllıyız ne yapacağız derseniz önce sizi sürekli kandıran algı yönetim tekniklerine karşı kendinizi korumayı öğreneceksiniz. maymundan farkın olacak.

    bunun yolu da bilgi.

    bilgi istiyorsan iki tane kitap yazdım tanesi bir karışık tost parası değil işte linki

    kitaplar

    okumak güzelde izlemek de harika olur diyorsan al sana saatlerce bu konularda konuştuğum you tube kanalı hem de bedava. bir tuşa bas abone ol.

    beleş videolar

    yok ben bunları yapmam diyorsan buna kapuçin maymunları bile güler.
  • tarihe bir not: 'rejim değiştirmek' çok uzun, yorucu, yıpratıcı ve çok pahalı bir iştir. dünyanın askeri, ekonomik süper gücü abd; afganistan'a 15 yıl, 9800 asker, 1.2 trilyon dolar ve ırak'a 13 yıl, 4900 asker ve 2.2 trilyon dolar gömerek bunu öğrendi.
  • monster notebook kullanıyorsanız mousepadin sol üst köşesindeki küçük nokta işaretine iki defa bas çek yapın mousepadi kitliyor aynı şekilde iki defa daha yaparsanız mousepadin kilidini açıyor.
  • ajda pekkan'ın ilber ortaylı'dan 1 yıl 3 ay 9 gün daha büyük olduğunu öğrenmem estetik cerrahinin yapabilecekleri konusunda ufkumu iki katına çıkardı.

    ajda pekkan 12 şubat 1946 doğumlu 75 yaşında
    ilber ortaylı 21 mayıs 1947 doğumlu yani bugün doğum günü* bugün 74 yaşına girdi.
    ajda pekkan nasıl olur ilber ortaylı dan daha yaşlı olur aklım almıyor. tıp çok ilerledi hakikatten.
  • tanım: perinatal yas bakımı: bir bebek öldüğünde yapılması/ yapılmaması gerekenler

    annesi ölene öksüz, babası ölene yetim, kocası ölene dul denir. evladı ölene ise hiç bir şey denmez, çünkü bu acının tarifi yoktur.

    allah başa vermesin. ama verir. sizin olmaz, kardeşinizin olur, yeğeninizin, kuzeninizin, en yakın arkadaşınızın, karşı komşunuzun, mutlaka olur. doğum yapmak için gittikleri hastanede çocuğunu kucağına alamadan gelen bir yakınınız mutlaka hayatınızın bir anında olur. bazen cennet annelerin ayakları altından kayıp gider. anne tarifi olmaz adı konulmaz bir acının cehenemine düşer.
    ben mesleğim gereği çok görüyorum. ama sizde mutlaka göreceksiniz. bu yüzden başa gelmeden önce bu konuda bilinçlenmek gerekli. burada yazdıklarımı unutsanız bile burada böyle bir yazı olduğunu hatırlarsınız. allah vermesin ama başa geldiğinde açıp okursunuz.
    çünkü ulus olarak bu konuda çok yanlış yapıyoruz.

    kısa bir tanım ve tarihçe.

    bir bebek hamilelik sırasında , doğum sırasında veya kısa bir süre sonra öldüğünde doğum ve ölüm çakışır. bu özellikle annenin dünyasında korkunç bir karmaşa yaratır. bu karmaşaya perinatal yas denilir. ve bu yas ile başa çıkmak için yapılması gerekenlere ise prenatal yas bakımı denir.

    1900'lerin ortalarına doğru, doğum ve ölüm evden hastaneye geçerken, geleneksel bilgelik ve yas ritüelleri bir kenara bırakıldı. buna karşılık bu ritüellerin yerine ne konulacağı belirlenemedi. yetişkin cenazelerinde bu karmaşa morgdan teslim alma, ölünün yıkanması cenaze namazı falan derken belirli ölçüde bir norm geliştirilmiş olsa da yenidoğan cenazelerine yaklaşım konusu açıkçası üzerinde pek düşünülmemesinden kaynaklı ne yapacağını bilmezlik hakim.

    perinatal ölen bir çocuğa ne yapılacak?
    anne onu kucağına almalı mı?
    öpmeli mi?
    ne kadar süreyle onu kucağında tutabilir?
    evine götürebilir mi?
    onun için aldığı beşiğine yatırmayı istemesi abes midir?
    onun için hazırlanan odaya bebeğin götürülmesi sınırların aşılması anlamına mı gelir?
    el kadar yavrusunu kucağında tutmak onu delirtebilir mi?
    ölen çocuğa defin merasimi düzenlenmeden önce bir isim vermek lazım mı?
    ölen bebeği anne kucağındayken bir şeylere sarmalı mı?
    ölen bebek üşümez. o yüzden kefenlenene kadar çıplak mı kalmalı?
    ölen bebeğin üzerindeki plasenta ve doğum kalıntısı kanlar cenaze amaçlı yıkama yapılmadan önce annenin kucağında dururken ya da durmazdan önce yıkamak gerekli mi?
    çok fazla soru var?
    ve inanın bu soruların yanıtları yok?
    ülkemizde bu konuda ne yapılacağını kimse bilmiyor. aslında bu konuda dünya genelinde de yaygın bir bilinçsizlik var. batı dünyasında son 30 yılda bu konuda kısmi ilerlemeler sağlandı. ama ülkemizde ve dünyanın büyük kısmında bu konuda nereden geldiği bilinmeyen garip bir tutum doğru olanmış gibi doktorlar hemşireler ve aile büyükleri tarafından uygulanıyor.
    nedir bu yanlış tutum?

    ebeveynler, gerçekten tanımadıkları bir bebek için üzülmemeli."
    " görmek bağlarını derinleştirip yoğun veya uzun bir yas dönemine yol açacağı için bebeği görmekten kaçınmalıdırlar"
    "doktorlar ve hemşireler bebekleri mümkün olduğunca kısa sürede ortamdan uzaklaştırmalıdır."
    "aile büyükleri ebeveynleri yaşamaya devam edip yeni bir bebek sahip olmaya teşvik edici sözler söylemeli. yaşlarının genç olmasından, her işte bir hayır olduğundan bahsetmelidir."
    "bu olay hiç yaşanmamış, o bebek hiç olmamış gibi davranılmalı, adı bile olmayan bu bebek hızla unutulup yerine bir yenisi yapılmalı ve bu ölen bebek akıllardan yeni bebeğin doğmasıyla birlikte bir daha hiç gelmemek üzere çıkarılmalıdır."

    benim gözlemimde, (yüzlerce ölmüş bebek ve bebek ailesi görmüşümdür) uygulanan klasik davranış kalıbı bu.

    ve bilim bunun yanlış olduğunu söylüyor.

    bu yanlışı ilk fark edenler pediarist marshall klaus ve john kennel oldu. 1960'lı yıllardan itibaren yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin gelişmesi ve çok fazla sayıda çocuğun doğum sonrasında ailesinden ayrılarak küvözde tedavi altına alınmaya başlamasıyla, yoğun bakımda bebekleri kalan ailelerde oluşan ebeveyn sıkıntısı ve bozukluklarının ilk bulguları yaşanmaya başlandı. bu bozukluğu ilk gören marshall klaus ve john kennel oldu. ve konuyla ilgili araştırmalar yaptılar. sahiden ezber bozan araştırmalar.

    bu araştırmalarda klaus ve kennel, bebekle bağ kurmanın, büyük ölçüde hormonlardan kaynaklanan, besleyici davranışlar ve bağlılık duygularından oluşan doğal, biyolojik bir süreç olduğunu tespit edildi.
    bu biyolojik süreç, ebeveynleri fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak kendilerini yeni bebeklerinin bakımına adamaya hazırlar. ve bu bağın kurulmaya başlanma anı çocuğun doğumu değil anne babalar gebe kalmaya çalıştıkları anda start alır. aileler hamile olduklarını ilk keşfettiklerinde çocuğa yönelik kuvvetle yatırım yapmaya başlarlar. bağlılıkları kalp atışını duymak, ultrason görüntülerini izlemek ve intrauterin hareketi hissetmek gibi sevinçle beklenen deneyimlerle derinleşmeye devam eder. ebeveyn bağları hamilelik boyunca büyür ve özellikle anneler için doğumdan önce oldukça güçlü ve koparılması çok zor bir hale gelir.

    klaus ve kennel böyle diyor. yani bilim bize şunu söylüyor.

    yeni doğmuş bir bebek, kayın valide için üzülünecek ama takdiri ilahi olarak görülüp geçiştirilebilecek bir konu iken anne için gerçek ve sahici bir kayıptır. dış dünya tanımadıkları, görmedikleri, dokunmadıkları, işitmedikleri kısaca var olduğunu deneyimlemedikleri bu bebeğin ölümüne yaklaşımı ile annenin yaklaşımı aynı olamaz. bu yüzden anneye ne hissetmesi gerektiğini empoze etmeye çalışmayın. çünkü siz onun o an ne yaşadığını anlayamazsınız.

    kennell ve klaus şu kesin diyor.

    geleneksel düşüncenin aksine, bebekleri fırlatıp atmak ebeveynleri acıdan korumaz. bunun yerine ebeveynlerin kayıp duygusunu derinleştirerek gereksiz keder ve ıstırap yaratır .

    bebek kaybı ile ilgili öğrenilmiş yanlış düşünceleri bir kenara bırakmak, çocuğunun acısını yaşamak zorunda kalan yakınlarınıza gerçekten yardım etmek istiyorsanız lütfen yerleşik düşüncelerinizi ve alışılagelmiş davranış kalıplarını bir kenara bırakın. sizlerle doğru düşünceleri paylaşacağım.

    10 maddelik perinatal yas bakımı rehberi

    1- ebeveynler, bebekleriyle vakit geçirdikleri için değil, bebekleri öldüğü için acı çekiyor. bu yüzden ölen bebekleri hemen kucaklarından almaya çalışmayın.

    2- bebeklerine olan bağlılıklarını ifade etmek, ebeveynleri daha kötü hissettirmez. bağlarını doğrulamaya yarar, seni bırakmayacağım diye ağlayan bir anneye günah işliyormuş gibi davranmayın. onu öpmesi, onu okşaması, onu temizlemek istemesi, son derece normaldir. anne ölmüş de olsa bebeği ile bir bağa sahiptir. ölüm bu bağı evet koparacak. ama bu zaman ister. sizde olduğu gibi o an hemen gerçekleşmez. o bağ kopana kadar anne bebeği ölmemiş gibi davranacaktır. onu asla bırakmak istemediğini söyleyecektir. tekrar ediyorum. bu bir günah değildir. bu bir delilik bulgusu değildir. anne delirdiği için seni bırakmayacağım diye ağlamıyor. o henüz bebeği ile bağı kopmadığı için o şekilde ağlıyor. lütfen ona bağının kopması için zaman verin.

    3- ebeveynlerin ölen bebekleri ile edinecekleri anılar onlar için yük değildir. anılar, bağlarını ve sevgi dolu anne ya da baba rollerinde yetkinliklerini onaylar. kendilerini sonradan suçlu hissetmelerinin, bebeklerini kucağına bile almadan bırakmalarının acısından korur. ölen bebeğinin yüzünü bile hatırlamıyor olmak anne ve baba için bir nimet değil bir vicdan azabı nedenidir. lütfen bebeği ile anı edinmesine izin verin. bu anılar tekrar ediyorum. onlar için yük olmayacak.

    4- acı, kederin kaçınılmaz bir parçasıdır, acı sevdiklerimize duygusal olarak bağlı hissetmek için ödediğimiz bedeldir. anne ve baba hamilelik süreci boyunca hissettikleri bağlılığın gücü nispetinde kopma acısı yaşaması normaldir. bu acıyı yok saymak bir şey kazandırmaz.

    5- keder, isteğe bağlı olmaktan ziyade gereklidir, çünkü ebeveynler, bebeklerinin ölümüyle bu şekilde uzlaşabilir. yas tutma, olabilecek olanı yavaş yavaş bırakma, olana uyum sağlama ve anlam ve barış bulma sürecidir. kişiden kişiye farklılık gösterir. hiç bir yas abartılmış bir yas değildir.

    6- her şeyden önce büyük acılar karşısında kendi empati ve çaresizlik duygularınızın farkında olun . empati kurduğumuzda ve çaresiz hissettiğimizde, siz de acı çekeriz, bu yüzden kendinizi istemsizce korumaya çalışacaksınız. acıdan uzaklaşmak için anneyi yaşanması gereken acıdan korumaya ve uzaklaşmaya yönlendirme yönelik dürtüleriniz olacak. bu dürtüleri görün. bu dürtüler anneyi korumak için değil kendinizi acıdan korumak için var.
    sizi korumaya çalışan dürdülerinize;
    "evet şuan empati kurduğum ve acı çektiğim için beni bu acıdan uzaklaştırmaya çalışıyorsun. ama buna yapmana gerek yok. ben kardeşimin acısını onunla birlikte paylaşmak ve yaşamak istiyorum. buna gönüllüyüm. beni koruma çalışma. buna ihtiyacım yok" diyebilirsiniz.

    7- her ebeveyni kendi yolunu bulabilen yetkin, esnek bir yetişkin olarak görün. ebeveynler duygusal karmaşa içine girmiş hatta bir parça delirmiş gibi görünebilir, ancak bu geçicidir ve sadece büyük acı içinde oldukları için böyle davranıyorlar. parçalandıklarında ve bir ölçüde çılgınca hareket ettiklerinde bile, hala yetkin, dirençli yetişkinlerdir. onlar sadece içlerinde çağlayan acıyı dışarı vuruyorlar. onlar işin sonunda delirmeyecekler. acı içlerinden çıkacak ve yetişkin oldukları için bir noktada sakinleşecekler.

    8- yavaşlamak. bakın lütfen acele etmeyin. cenazenin öğle namazına yetişmesi şart değil. bir bebek hemen çürümez. anne ve babanın başında beklemeyin.
    acele etmeyin.
    acele etmeyin.
    acele etmeyin.
    anne-babalara, bir karar vermek için ihtiyaç duydukları zamanı alabilecekleri ya da bebeklerini istedikleri kadar tutabilecekleri (hatta bebeklerini eve götürebilecekleri) konusunda güvence verin.

    9- onların işi ve sizin işinizin ne olduğu konusunda kafanız net olsun. unutmayın, onlara ne yapacaklarını, nasıl kederleneceklerini ya da bu ölümden nasıl anlam bulacaklarını söylemek sizin işiniz değil. anlamı belirlemek, nasıl kederleneceğine karar vermek onların işidir. siz onların yanında sadece bir gözlemcisiniz. onları anlayan gören bir gözlemci.

    10- son olarak, ebeveynlerin kendi yolculuklarının kahramanları olması için onlara yer açın. sen kahramanın olmayacaksın. bebeği morgdan alma, tabuta yerleştirme, gömmek gibi işlemleri halledip her işi senin çözdüğüm onları hiç bir işe bulaştırmadığın senaryo iyi bir senaryo değil. sen kahraman olmayacaksın. bırak bu işleri onlar yapsın. sen sadece onları bu işleri yapmasında yardımcı ol. eşlik et.

    bu onların çocuğu, bu acı onların acısı, bu acıyla ne yapacaklarına onlar karar verecek. senin tek görevin güvenli biçimde acılarını yaşamaları için onlara alan açmak. dışarıdan gelen müdahaleleri durdurmak.
    kendinin ve aile büyüklerinin müdahalesini durdurmak. senin görevin bu.

    lütfen sınırını aşma, sınırını aşanlara müsade etme

    allah kimsenin başına bu acıyı vermesin. ama verirse umarım yanında senin gibi bir arkadaşı kardeşi varken versin.

    çünkü benim gözlemime göre bizim ülkemizde bu söylediklerimi yapan kimse yok.
  • (bkz: maymun orkidesi)
    maymunu anımsatan bir çiçek ve insanı ürpertiyor. tohumları internetten satılıyor bahçenizde dikebilirsiniz.

    doğa çok garip. insanlar maymundan geldi derken bunu mu kastetmişlerdi acaba. sonuçta insanoğlu doğadan çok sonra varoldu. :) (bkz: ironi)

    görsel

    görsel

    sizi bilmiyorum ama benim ufkumu açmıştır.

    wiki (ing)
  • - 1978 yapımı meşhur korku filmi halloween'de kullanılan maske, uzay yolu dizisinde kaptan kirk karakterini canlandıran william shatner'in suratının maskesidir. tabi spreyle beyaza boyanmış ve michael myers karakteri ortaya çıkmıştır. buyurun

    - abd'nin 50 eyaletinin hiçbirinin adında geçmeyen tek harf "q" harfidir.

    - bilgisayarda internet sayfasını açtınız ve internetiniz yok. ve şu şu sayfa geliyor karşımızabeklerken klavyede yukarı yön tuşuna basarak dinazor oyunumuzu oynayabiliriz.

    - selvi boylu al yazmalım filminde oynayan küçük samet'i aslında elif inci diyen bir kız oynamıştır.

    - britanya adaları, büyük britanya, birleşik krallık kavram kargaşası yaşayanlar için güzel bir çalışma.
  • içerisinde binlerce pdf, e-kitap* ve sesli kitap bulunan dev arşiv

    (bkz: #123559361)

hesabın var mı? giriş yap