şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
  • (bkz: os x'teki özet geç butonu) http://i.imgur.com/fpwkfu5.jpg

    bu adamlar nasıl yapmış bilmiyorum ama oldukça tuhaf bir sistem özelliği bunu etkinleştirmek için
    sistem tercihleri>klavye>kestirmeler>servisler>özet'e bir kısa yol atıyoruz ve metini seçip (bkz: özet geç) diyoruz misal: http://imgur.com/hp4p5mk
  • bebeklerin dünyaya malak gibi bomboş bir beyinle gelmemesi, aksine birkaç aylık bebeklerin dahi 1+1, 2-1 gibi temel matematiksel işlemlerin sonucu hakkında bir öngörüde bulunma yeteneğine sahip olması. işlemin sonucu örneğin 1+1=1, 2-1=0 şeklinde bilerek yanlış çıkarıldığı zaman bu öngörüleri boşa çıkan bebeklerin bu duruma tepki vermeleri, şaşırmaları; kısaca daha doğuştan matematiğin doğasını kavrıyor oluşumuz. kaynak
  • bu başlığın en beğenilen 3 sayfa entarisinin 2013 ve 2014 yıllarında girilmesi. yani sözlük suserlarının ufkunun en çok bu bir yılda açıldığını öğrenmek.
  • osmanlıca bunlardan biridir. fuzuli'nin şiirlerini orjinal diliyle okuduğunuzda gördüğünüz pek çok dil inceliği ufkunuzu şaşırtır, hayran bırakır.
  • cep telefonunun* insanlarla 1928'de tanıştığı gerçeği.
    hem de charlie chaplin sayesinde.

    şaka değil. 1928'de the circus adlı filmde bir karede cep telefonuyla konuşan biri kadraja giriyor.*

    aha bu da linki:
    http://m.youtube.com/watch?v=e6rjpd1vwh8

    (bkz: the circus)
    (bkz: 1928'deki cep telefonu) başlığı da var imiş.

    en mantıklı fikir ise şu:
    http://forgetomori.com/…r-in-charlie-chaplin-movie/
    dirty laundry'e teşekkürler.
  • .
  • uzaydayken olan şeyler. aslında şimdi yazacaklarımı akıl etmek için dahi olmaya falan gerek yok. azıcık üstünde düşünmek yeterli olacaktır zaten. sadece bu yazıda birazcık detaya iniyoruz.

    örneğin uzaydayken ağlayamazsınız. hayır ağlarsınız tabii, ama ağladığınızda bütün gözyaşlarınız yüzünüze yapışıp kalır. aşağı doğru akamazlar.
    şöyle

    uzayda saç sakal traşı olamazsınız. çünkü olduğunuzda kıllar oraya buraya uçup dururlar. aynı şekilde tırnaklarınızı da kesemezsiniz. bu iş için vakumlu ortamlar var. etrafta uçuşan kıl tüy meseleleriniz için de onları bir arada tutan kremler.
    mesela

    uzayda dişlerinizi fırçaladıktan sonra macundan asla kurtulamazsınız. nereye tükürebilirsiniz ki zaten? tek yapabileceğiniz şey tüm macunu yutmak.

    uzayda ekmek de yiyemezsiniz. daha doğrusu somun ekmek yiyemezsiniz. astronotlar lavaş yiyorlar mesela. somunun kırıntılarıyla başa çıkmanız mümkün değil zaten. niye türkler uzaya çıkamadı sanıyorsunuz?
    misal

    (bkz: ekmek yemeyince karnı doymayan türk)

    uzaydaki tatlılar da genelde puding ya da supangle* formunda. böylece dağılmayı rahatça önlemiş oluyorsunuz.
    böyle

    son olarak, uzayda ıslak bezi de sıkamazsınız. neden mi?
  • kaplica kelimesinin aslinin "kapali ilica" olmasi.
  • financial domination adlı bir porno kategorisi olduğu (yani böyle bir "kadına para yollama fetişi" olduğunu, pay pig terimini falan biliyordum da sırf bu tema üzerine videolar olması dudak uçuklatıcı).
  • yıl m.ö. 1000. grönland’ın kuzey kıyılarında kar yağışı başlar. aylar geçtikçe bu kar giderek daha yoğun bir forma dönüşür. takip eden yıllarda üzerine yağan yeni karların ağırlığı ile iyice sıkışarak buz haline dönüşür. üzerinden yüz yıllar geçtikçe buzul hareketleri ile bu buz yavaşça batıya, denize doğru kaymaya başlar. kayarak grönland’ın kuzey buz denizi kıyısına ulaşır ve üstüne vuran dalgalar bu buzuldan parçalar koparmaya başlar. sonunda o kar yağışından yaklaşık 3000 yıl sonra, 1910’da, bu buz kütlesi çarpan dalgalara dayanamaz ve 30 metre yüksekliğinde 80 metre uzunluğunda bir parça kopup suya düşer.

    suya düşen buz kütlesi, yeni adıyla buz dağı, akıntılarla birlikte güneye doğru yol almaya başlar. grönland kıyılarında yolculuğuna başlayan bu buz dağı, akıntılarla birlikte önce baffin körfezi'ne oradan labrador denizi’ne ve tarih 1912’yi gösterirken nihayet atlas okyanusu'na ulaşır. buraya kadar tam 8000 km yol kat etmiştir. tüm bunlar olduktan sonra bu buz dağının kısa bir ömrü kalmıştır. zira geldiği yerdeki suyun sıcaklığı yaklaşık - 2 santigrat derecedir. ve buz kütlesi bu sıcaklıkta kendini ancak iki ya da üç sene muhafaza edebilir. ilk suya düşüşünün 1910’da olduğunu düşünürsek bu buz dağı en geç 1913’te tamamen eriyip okyanusa karışacaktır.

    ama ne var ki 3000 senelik ömrünün son senesinde bu buz dağı dünyaca ünlü olur. çünkü 15 nisan 1912'nin gecesinde, kuzey atlantik'ten geçerek amerika'ya gitmekte olan devasa bir gemiye çarpar ve onu birkaç saatte atlas okyanusu’nun derinliklerine gönderir. geminin adı titanik'tir.

    titanik’in batması o dönem birinci dünya savaşı ile boğuşan dünyada büyük yankı uyandırmaz. ama o sıralar istanbul'a dönmekte olan bir türk bilim adamını fena halde sarsar. besim ömer akalın, zamanın tıp profesörü, new york'taki bir sağlık kongresine gitmek için titanik’te kendisine bir ay öncesinden yer ayırtmıştı. trenle paris'e gelecek, oradan normandiya’ya ve oradan ingiltere’ye geçerek titanik'e binecekti. besim ömer paşa normandiya’ya kadar gelir fakat manş denizi’ni sis nedeniyle geçemez. gemiyi kaçırır. evet bileti olduğu halde titanik’i kaçıran tek insan bir türk'tür, besim ömer paşa:

    "titanik'ten kurtulan tek türk benim... onun için artık hiç bir kazadan korkmuyorum. 1513 ölü... elimi bir az daha çabuk tutsaydım bu rakamı 1514 yapabilirdim. hayatımı, bir vapur kaçırmama borçluyum!"

    bir diğer ilginçlik ise titanik batmadan 14 sene önce amerika’da yayınlanan bir kitap. morgan robertson’un yazdığı ve 1898 basılan bu kitabın adı futility, or the wreck of the titan. içeriğinde ise 3000 yolcu taşıyan titan isimli batmaz denen devasa bir geminin nisan ayında kuzey atlantik’te bir buz dağına çarparak batmasını ve flikaların yetersiz olmasından ötürü 1500 kişinin öldüğünü anlatıyor. bunları anlattıktan 14 sene sonra yazdıklarının neredeyse harfiyen yaşanması nasıl bir his vermiştir kim bilir.

    ek: bu fotoğraf bir alman tarafından titanik’in battığı geceden sonraki gün çekilmiştir. buz dağının üzerinde görünen çizik titanik çarptığında oluşmuştur.
  • yıl m.ö. 1000. grönland’ın kuzey kıyılarında kar yağışı başlar. aylar geçtikçe bu kar giderek daha yoğun bir forma dönüşür. takip eden yıllarda üzerine yağan yeni karların ağırlığı ile iyice sıkışarak buz haline dönüşür. üzerinden yüz yıllar geçtikçe buzul hareketleri ile bu buz yavaşça batıya, denize doğru kaymaya başlar. kayarak grönland’ın kuzey buz denizi kıyısına ulaşır ve üstüne vuran dalgalar bu buzuldan parçalar koparmaya başlar. sonunda o kar yağışından yaklaşık 3000 yıl sonra, 1910’da, bu buz kütlesi çarpan dalgalara dayanamaz ve 30 metre yüksekliğinde 80 metre uzunluğunda bir parça kopup suya düşer.

    suya düşen buz kütlesi, yeni adıyla buz dağı, akıntılarla birlikte güneye doğru yol almaya başlar. grönland kıyılarında yolculuğuna başlayan bu buz dağı, akıntılarla birlikte önce baffin körfezi'ne oradan labrador denizi’ne ve tarih 1912’yi gösterirken nihayet atlas okyanusu'na ulaşır. buraya kadar tam 8000 km yol kat etmiştir. tüm bunlar olduktan sonra bu buz dağının kısa bir ömrü kalmıştır. zira geldiği yerdeki suyun sıcaklığı yaklaşık - 2 santigrat derecedir. ve buz kütlesi bu sıcaklıkta kendini ancak iki ya da üç sene muhafaza edebilir. ilk suya düşüşünün 1910’da olduğunu düşünürsek bu buz dağı en geç 1913’te tamamen eriyip okyanusa karışacaktır.

    ama ne var ki 3000 senelik ömrünün son senesinde bu buz dağı dünyaca ünlü olur. çünkü 15 nisan 1912'nin gecesinde, kuzey atlantik'ten geçerek amerika'ya gitmekte olan devasa bir gemiye çarpar ve onu birkaç saatte atlas okyanusu’nun derinliklerine gönderir. geminin adı titanik'tir.

    titanik’in batması o dönem birinci dünya savaşı ile boğuşan dünyada büyük yankı uyandırmaz. ama o sıralar istanbul'a dönmekte olan bir türk bilim adamını fena halde sarsar. besim ömer akalın, zamanın tıp profesörü, new york'taki bir sağlık kongresine gitmek için titanik’te kendisine bir ay öncesinden yer ayırtmıştı. trenle paris'e gelecek, oradan normandiya’ya ve oradan ingiltere’ye geçerek titanik'e binecekti. besim ömer paşa normandiya’ya kadar gelir fakat manş denizi’ni sis nedeniyle geçemez. gemiyi kaçırır. evet bileti olduğu halde titanik’i kaçıran tek insan bir türk'tür, besim ömer paşa:

    "titanik'ten kurtulan tek türk benim... onun için artık hiç bir kazadan korkmuyorum. 1513 ölü... elimi bir az daha çabuk tutsaydım bu rakamı 1514 yapabilirdim. hayatımı, bir vapur kaçırmama borçluyum!"

    bir diğer ilginçlik ise titanik batmadan 14 sene önce amerika’da yayınlanan bir kitap. morgan robertson’un yazdığı ve 1898 basılan bu kitabın adı futility, or the wreck of the titan. içeriğinde ise 3000 yolcu taşıyan titan isimli batmaz denen devasa bir geminin nisan ayında kuzey atlantik’te bir buz dağına çarparak batmasını ve flikaların yetersiz olmasından ötürü 1500 kişinin öldüğünü anlatıyor. bunları anlattıktan 14 sene sonra yazdıklarının neredeyse harfiyen yaşanması nasıl bir his vermiştir kim bilir.

    ek: bu fotoğraf bir alman tarafından titanik’in battığı geceden sonraki gün çekilmiştir. buz dağının üzerinde görünen çizik titanik çarptığında oluşmuştur.