şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
  • aspirinin söğüt ağacından yapıldığı.
  • joshua slocumdur. bilenler bilir kendisi dünyayı tek başına dolaşan ilk insandır. kaptan slocum 1895 yılında atlantiğe yelken açar. horn burnu ümit burnu gibi dünya üzerinde var olan en tehlikeli seyir noktalarını motoru bile olmayan teknesiyle tek başına geçer ve dünya turunu tamamlar. en ilginci ise şu, kaptan slocum yüzme bilememektedir ve hayatı boyunca da öğrenememiştir. ilk öğrendiğimde ufkumu iki katına çıkarmıştı. (bkz: sailing alone around the world)
  • new horizons aracının 9,5 yılda plüton'a gitme maliyeti: 750.000.000 $ (yazıyla 750 milyon dolar)

    diyanet işleri başkanlığı'nın 2014 senesine ait yıllık gideri: 2.050.545.600 $ (yazıyla 2 milyar 50 milyon 545 bin dolar)

    kaynak için;

    new horizons

    ödenek teklifi burada
    2014 yılının ilk yarısı burada (ikinci yarısını bulamadım, hard copy olarak okumuştum.)
  • insan ruhunu kırmaya çalışmak için kullanılan içinde korku, acı, şekil bozma, güçten düşürme ve aşağılama yöntemlerini içeren sünnetin faydası aksine tıbben kanıtlanmış çok fazla zararının olması.
  • eski zamanlarda korsan kaptanların taktıkları tek gözlü bandın amacı kaybettikleri tek gözü saklamak değilmiş ya.
    sebebi; aydınlık bir ortamdan karanlık bir ortama ani bir şekilde geçtiğiniz zaman gözünüzün karanlık ortama alışması için belli bir süre gerektiğini, gözün karanlık ortama hemen adapte olamadığını hepiniz tecrübe etmişsinizdir mutlaka. işte korsan gemilerindeki kaptan korsanlar sürekli olarak güverte ile depo ya da kamara arasında gidip geldikleri için, gözün karanlığa alışma süresini yok etmek amacıyla bu göz bandını kullanıyorlarmış. güverteden içeri (aydınlıktan karanlığa) geçtiklerinde göz bandını çıkarıp gün boyu göz bandının altında karanlıkta kalan gözü kullanıyorlarmış. bu şekilde göz bandı tarafındaki göz, zaten gün boyu karanlıkta kaldığı için karanlığa hazır bir şekilde bekliyormuş, karanlığa alışma süresi yaşamıyor ve hemen net görmeye başlıyormuş. özellikle savaş gibi saniyelerin hayatınıza mal olabileceği kritik anlarda gözün karanlığa alışma süresini göz bandı sayesinde yok etmek çok büyük önem taşıyormuş.
  • windows 8.1'de (daha önceki sürümlerde var mı bilmiyorum ama) taskbar'da herhangi açık bir uygulamanın üstünde farenizin tekerlek tuşuyla tıklayınca o uygulamanın yenisini açması.

    word ile çalışıyosanız yeni word dosyası açıyor tertemiz veya browsera tıklarsanız sıfırdan browser açıyor.

    p.s. tıklandığında taskbarın ilgili bölümü şekilli ışıklı parlıyor filan. super lan ufkum tavana vurdu :d bunu kendim keşfettim bu arada az önce.
  • seneler once yazilmis seyler kopyalandigi icin genelde ufku iki katina cikartmayan ama "aa ben bunu daha once okumustum lan sanki" hissini cok iyi veren bilgiler.

    2013'de "sweet child o mine" adli yazarin korsan kaptanlar hakkinda yazisi : (bkz: #38991333)

    bugun biraz once "yine tek mactan yatan adam" adli yazarin korsanlar hakkinda birebir kopyasi: (bkz: #53251470)
  • fransızların uçaklardan metal oklar atması. bu oklar yere düşerken hızlanarak gücü artıyordu. hatta öyle güçlü saplanıyorlardı ki ağaçları delip geçiyordu.

    http://i.imgur.com/syxcjeb.jpg
  • hem portakal hem de turuncu anlamına gelen "orange" kelimesi, ingilizce konuşan insanlar için türkçe'deki kahverengi gibi bir soruyu beraberinde getiriyor; portakallar turuncu oldukları için mi orange adını aldılar yoksa turuncu renk mi adını portakallardan aldı? cevap ikisi de değil.

    bu ikisi arasında orange kelimesiyle tanımlanmaya başlayan ilk kavram portakal. portakalın orange olarak adlandırılması 1300'lü yıllara rastlıyor. ingilizceye ise bu kelime eski fransızcadaki orenge kelimesinden geçmiş. fransızcaya da arapçadan(naranj) , arapçaya persçeden (narang) ve persçeye de sanskritçe'den geçmiş. sanskritçe kök olan naranga'nın karşıladığı şey ise ilginçtir ki portakal ağacı.

    yani olay tarihsel bir süreç gibi işlemiş denebilir. kelime önce portakal ağacını, sonra portakal ağacının meyvesini, en son olarak da bu meyvenin rengini tanımlamak için kullanılmaya başlanmış. ilginç kısmı şu ki kelimenin turuncu rengi betimlemek için kullanılmaya başlaması 1500'lü yıllara rastlıyor (yamulmuyorsam bilinen ilk örneği 1512 yılına ait.) bundan önce ise ingilizce dilinde turuncuyu karşılayan kelime ise geoluread imiş, bu kelimenin kökeni ise yellow-red (ki bana soracak olursanız portakaldan çok daha tutarlı bir tanımmış)
  • ayaklari ile ilgili;
    kasinti, mantar, deri kurulugu yasayan ve cozum bulamayan arkadaslar..
    cozum icinizde sakli.!

    gun boyunca idrara cikmayin,
    aksam evde bir legene iseyip ayaklari 30 dakika icinde beklettikten sonra iyice yikayin.
    gecmis olsun probleminiz cozuldu.

    sahsi onerim 4-5 bira icip kopuklu ve daha yogun isemenizdir.